Portal
Geri git   Yenidendogus > İslam > Allah (c.c)
Portal Forum Kayıt ol [Yardım Masası] Kuran-ı Kerim Dinleme Arapça Dersleri Konularım Cevaplarım Arama Son 24 Saatteki Konular Forumları Okundu Olarak İşaretle

Dünyada Allah’ı Görmek mi Allah’a İnanmak mı Daha Yararlı?

Üye Etiketleri


Like Tree2Beğeni
  • 2 Mesaj Yazan muhsin iyi
Cevapla
 
Paylaş Seçenekler Stil
Alt 15.08.2011, 10:37   #1
muhsin iyi
Tam Üye
 
Üyelik tarihi: 21.07.2011
İletiler: 121
Aldığı Beğeniler : 138
Beğendiği Mesajlar : 0
Standart Dünyada Allah’ı Görmek mi Allah’a İnanmak mı Daha Yararlı?

Allah’ı duyu organları ile algılayamayınca ateistler ortalığı boş görüp ‘Allah yok’ dediler, teistler bazen ona işimiz düşebilir kaygısından ‘Allah var’ dediler. Deistlerin biraz daha burunları yukarıda olduğu için onlar ‘Allah var ama benim pek işime yaramaz’ kabilinden konuştular. Agnostikler genç bir kızın saflığı ile ‘bilmem’ dediler. Müslümanlar ise kalp gözü ile varlığına tanıklık ettiler.
İnsan için Allah’ı (c.c.) duyu organları ile algılamak daha yararlı olsaydı, Allah (c.c.) duyu organlarımız tarafından algılanırdı. O zaman Allah (c.c.) Kendi zatını gizlemek istemezdi. Gözler önünde olurdu. Ama Allah (c.c.) böyle bir yolu seçmemiştir. Kendi zatını duyu organlarından saklamış, ama varlığının ve birliğinin kanıtlarını, ayrıca sıfat ve güzel isimlerini yaratmış olduğu varlıkların üzerinde göstermiştir. Allah’ın (c.c.) zatının duyu organlarından gizli olmasının elbette pek çok hikmeti vardır. Burada bunlardan sadece birkaç tanesine değineceğiz:
1.İnsan bebekken anne ve babasına bağımlıdır. Anne-babası bebeğin her türlü bakımını üstlenir. Karnını doyurur, altını temizler. Duygusal ihtiyaçlarını giderir. Bebeğin büyümesi ile anne-babasına bağımlığı yavaş yavaş azalmaya başlar. Çocukken bu bağımlılık bebekliğe göre hayli azalır. Yetişkinlikte ise artık bunun ortadan kalkması beklenir. Yine de bazı insanlar bu bağımlılığı yetişkinlikte de devam ettirirler. Öyleleri adeta büyük birer bebektirler. Onların düşünsel yetileri zayıftır. Anne-babaları kendileri adına kararlar alırlar. Bu yüzden iradeleri de gelişmemiştir. İşte şayet Allah (c.c.) duyu organları yolu ile algılanacak olsaydı, her insan da böyle büyük bir bebek gibi kalacaktı. Düşünsel yetileri gelişmeyecekti. İrade ile gelen özgürlük, bağımsız karar alma gibi insani özellikler dumura uğrayacaktı. Güdük kalacaktı. Oysa insan olmamızı sağlayan nedenler, gelişmiş düşünme yetimiz ile özgür irademizdir.

2. Allah (c.c.), Kendi zatını gözlerden saklamak suretiyle insanların varlıklar üzerinde düşünerek marifete (bilgiye, irfana) ulaşmalarını amaçlamıştır. Eğer Allah (c.c.) duyu organları tarafından algılanabilir özellikte olsaydı hiç kimse yaratılmış olan şeylere iltifat etmez, onlar üzerinde düşünmez, bilgi ve becerisini geliştirmezdi. Tıpkı ormanların bir anne-baba şefkatiyle ilkel kabileleri insanlık tarihi boyunca besleyip büyütmesi; barındırıp koruması gibi bir durum yaşanırdı. Bilindiği üzere Afrika ve Avustralya gibi kıtalarda ilkel kabilelerde medeniyetin ortaya çıkmaması, onların doğa tarafından fazla bir iş gücü gerektirmeden beslenilip korunması olgusuna dayanır. Oysa medeniyetin ortaya çıktığı Asya ve Avrupa gibi kıtalarda doğa insanı çalışmadan besleyecek, barındıracak iklim ve bitki örtüsüne sahip değildir. İnsanın beslenebilmesi ve barınabilmesi için doğa ile mücadele etmesi, toprağı ekip biçmesi ve kendisine bir barınak yapması gerekmektedir. İşte şayet Allah (c.c.) duyu organları tarafından algılanacak olsaydı, her bir insan da tıpkı bu ilkeller gibi her şeyi Allah’tan (c.c.) isteyecek, bekleyecek, bir iş için kılını bile kıpırdatmayacaktı. Medeniyet diye bir kavram oluşmayacak, hatta bilgi, irfan için bir neden bulunmayacaktı. Ama Allah (c.c.) Kendi zatını gizleyerek, sıfat ve güzel isimlerini varlık âlemine yansıtarak insanın bir arayış içerisinde olmasını sağlamıştır. Bu sayede Allah’ı (c.c.) aramak, tanımak, anlamak konusunda bir alan meydana getirilmiştir. Bu alan da insana farkına varmadan marifet kazandırmaktadır.

Kuran-ı Kerim doğa olgu, olay ve yasalarından söz ederken bunları ayet diye isimlendirir. Çünkü her bir doğa olay, olgu ve yasası Allah’ın (c.c.) sıfatlarına ve güzel isimlerine dayanır. Allah’ı (c.c.) bize tanıtır. Örneğin gökten yağmurun insanların temel ihtiyaçlarını gidermesi için yağması Allah’ın (c.c.) er-Rahmân (acıyan, merhamet eden), er-Rezzâk (rızık veren) güzel isimlerini düşündürür. İnsanların yağmuru görünce Allah’ı (c.c.) anması, O’na minnet duyması el-Hamîd (kendisine hamd edilip şükredilen), eş-Şekûr (kendisine teşekkür edilen) güzel isimlerini hatıra getirir. Yağmurun sel suyu gibi boşalmayıp da gökten tane tane yere düşmesi insanı el-Halık (yoktan var eden), el-Bâri’(var ettiğini bir türe sokan), el-Hakîm (hükmeden, hakim), el-Muhsî (her şeyin sayısını bilen) olan Allah’ın (c.c.) kudretine hayran bırakır. Yağmurun hayat kaynağı olması, ölümünden sonra toprağı diriltmesi el-Hayy (diri), el-Muhyi (ölüleri dirilten) olan Allah’ın (c.c.) güzel isimlerine ayna olur. İşte tüm bunlar bir doğa olay, olgu ve yasası olan yağmurun altındaki hikmetleri teşkil eder. Bu sayede yağmur Allah’ı (c.c.) bize sıfatları ve güzel isimleri ile tanıtmada bir vesile olur.
3. Şayet Allah (c.c.) duyu organları yolu ile algılanacak olsaydı, her insan O’na karşı küstahlaşabilecekti. Şöyle ki: Başımıza gelen bela ve musibetler de aslında Allah’ın (c.c.) birer ayetleridir. Onlarda da Allah’ın (c.c.) güzel isimleri saklıdır. Örneğin günahlarımızın bela ve musibet olarak başımıza dönmesi Allah’ın (c.c.) el-Hakîm (hükmeden, hakim), el-Hasîb (her şeyi hesap eden), el-Adl (mutlak adalet sahibi) güzel isimlerini düşündürür. Yine hastalandığımızda O’nun eş-Şâfi (hastalığa şifa veren) güzel ismine sığınırız. Böyle anlarda göstereceğimiz iyi hallerle Allah’ın (c.c.) er-Raûf (çok şefkatli), es-Sabûr (çok sabırlı) güzel isimlerini kavrayabiliriz. İşte öyle anlarda, insanlar pek geniş düşünemezler. Başlarına gelen bela ve musibetin hikmetini gereği gibi kavrayamazlar. Aceleci olurlar. Düşünmeden konuşurlar. Mantığa uymayan davranışlar gösterebilirler. Kızma, isyan etme gibi olumsuz tepkiler kendiliğinden ortaya çıkar. Şayet Allah (c.c.) duyu organları ile algılanabilseydi, öyle bir anda pek çok insan, O’na karşı büyük bir saygısızlık yapabilirdi. Hatta bu yüzden dinden, imandan olabilirdi. Yüce Allah (c.c.) Kendi zatını duyu organlarından gizleyerek insanın bu zaafının önüne geçmiştir. Hastalıkların iyileştirilmesine doktorları, ilaçları perde yapmış; ölüme kaza, hastalık, ihtiyarlık gibi nedenler koymakla kalmamış, Azrail isimli meleği de bunun için yaratmıştır. Çünkü bir yakının kaybı sırasında insan her türlü terbiyesizliği yapabilecek, ağır sözü söyleyebilecek bir durumdadır. Oysa Allah’a (c.c.) karşı ufacık bir haddini bilmezlik insanın ayağını kaydırabilir, onu ebedi pişmanlığa sürükleyebilir. Allah (c.c.) Kendi zatını duyu organlarından gizlemek yolu ile bize bu konuda merhamet etmiştir.

4. Mecazi aşklarda bir kanun vardır: Sevgililer birbirlerine kavuşmadıkları sürece aşkları artar. Bu sayede birbirlerini gözlerinde büyütürler. Taraflar birbirlerini tanımak yolunda büyük mesafeler alırlar. Çünkü hep birbirlerini düşünürler. Gerçi kusurlu yanlarını görmezler, ama hiçbir olumlu taraf da gözden kaçmaz. Onun için aşkı “kavuşma coşkusu”, “ayrılıkta yaşanan duygu” diye tanımlayanlar da olmuştur. Ne zaman ki vuslat gerçekleşir, o zaman da aşkta yavaş yavaş bir soğuma gözlenir. Birbirine âşık olup da evlenen çiftlerin hemen ertesi günü hayal kırıklığına uğrayıp da boşanmak istemelerinin altında da bu gerçek yatar. Allah (c.c.) da Kendi zatını duyu organlarından gizlemek suretiyle bu tür bir aşkı veya sevgiyi sürekli kılmıştır. Her ne kadar aynı nedenden ötürü pek çok kişi Allah’ı (c.c.) inkar etse de bu sayede pek çok kişi de Allah’a (c.c.) olan aşkını ve sevgisini geliştirmektedir. Hak âşıkı, ârifi bu sayede yetişmektedir. Kuşkusuz her şeyin bir bedeli vardır. Allah (c.c.) aşkının ve sevgisinin de bedeli, cehennemi insan ve cinlerle doldurmak olsa da, buna değer. Çünkü maden ocaklarında bir parça kıymetli taş elde etmek için dağlar büyüklüğünde toprak çıkarılır.
Fahl_ ve Beste bu mesajı beğendi.

muhsin iyi isimli üye şu anda çevrimdışı  
Alıntı ile Cevapla

Reklamsız bir forum için sitemize destek olun...
Alt 15.08.2011, 11:23   #2
Fahl_
Özel Üye
 
Fahl_ - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 18.06.2011
Nereden: Antalya
İletiler: 1.823
Aldığı Beğeniler : 1426
Beğendiği Mesajlar : 1702
Standart

Allah (c.c.) da Kendi zatını duyu organlarından gizlemek suretiyle bu tür bir aşkı veya sevgiyi sürekli kılmıştır. Her ne kadar aynı nedenden ötürü pek çok kişi Allah’ı (c.c.) inkar etse de bu sayede pek çok kişi de Allah’a (c.c.) olan aşkını ve sevgisini geliştirmektedir. Hak âşıkı, ârifi bu sayede yetişmektedir. Kuşkusuz her şeyin bir bedeli vardır. Allah (c.c.) aşkının ve sevgisinin de bedeli, cehennemi insan ve cinlerle doldurmak olsa da, buna değer. Çünkü maden ocaklarında bir parça kıymetli taş elde etmek için dağlar büyüklüğünde toprak çıkarılır.

Allah razı olsun kardeşim..
Çok güzel bir paylaşımdı..

Yunus Emre'nin dediği gibi:
Evren Allah'ı gizleyen bir perdedir..
Sır olmasaydı ne aşk kalırdı ,ne hakikat
__________________
Hayatın kalbine yürüyenler için,her netice bir zaferdir..

Fahl_ isimli üye şu anda çevrimdışı  
Alıntı ile Cevapla
Alt 15.08.2011, 12:38   #3
Beste
Doğuş
 
Beste - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 13.10.2009
Nereden: Sessiz
İletiler: 8.338
Aldığı Beğeniler : 8387
Beğendiği Mesajlar : 10317
Standart

Hay.. Paylasimin icin Allah razi olsun kardesim
__________________
الله


Küllü men aleyhâ fân

Beste isimli üye şu anda  çevrimiçi.  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Var Son İleti
Allah’ın Kulunu Sevmesi (Allah filanı seviyor, onu sen de sev) LeyL Efendimiz (S.A.V) 12 28.07.2011 23:26
Euzü billahi mine’ş-şeytani’r-racîm Bismillahi’r-rahmani’r-rahîm *zehra* Dua Ufku 5 25.06.2011 22:57
Allah’ın görünmeyen erleri -rical’ul gayb Necmeddin Tasavvuf 4 05.03.2010 10:19
‘BiZ, Allah’tan Başka Sahibi OlmayanlarıZ...’ dilsitan Yürek Esintileri 13 23.10.2009 18:34
‘Başörtüsü Allah’ın emridir!’ .... Gölge Başörtü 1 10.06.2008 12:42


Konu Etiketleri
muhsin iyi ateizm teizm , ,


Saat : 14:45 |

Powered by vBulletin® Version 3.8.9 Beta 1
Copyright ©2000 - 2018, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1
Yandex.Metrica