Portal
Geri git   Yenidendogus > İslam > Ashab-ı Güzin Efendilerimiz
Portal Forum Kayıt ol [Yardım Masası] Kuran-ı Kerim Dinleme Üye Listesi Konularım Cevaplarım Arama Son 24 Saatteki Konular Forumları Okundu Olarak İşaretle

Mus'ab Bin Umeyr

Musab bin Umeyri Musab bin Umeyr yapan özellikler nelerdir? Musab b. Umeyr Ashab-ı kiramın en büyü ü de ildi. Ancak, hayat-ı seniyyeleri itibariyle en büyük sahabilere denk bir misyon eda etti inde de şüphe yok.
User Tag List


Cevapla
Paylaş Seçenekler Stil
Okunmamış 26.08.2005, 10:34   #1
hayrunisa
Misafir
 
İletiler: n/a
Aldığı Beğeniler :
Beğendiği Mesajlar :
Standart Mus'ab Bin Umeyr


Musab bin Umeyri Musab bin Umeyr yapan özellikler nelerdir?



Musab b. Umeyr Ashab-ı kiramın en büyü ü de ildi. Ancak, hayat-ı seniyyeleri itibariyle en büyük sahabilere denk bir misyon eda etti inde de şüphe yok.

Bu konuda, öncelikle bir kere daha şu tesbiti hatırlamada yarar var: Allah belirli dönemler itibariyle, İslâma öyle insanlar lütfetmiştir ki, bunların ço unun eşi-menendi yoktur. E er onlar, bugün veya bir başka dönemde yaşasaydılar, eda ettikleri misyonları aynı enginlikle eda edemezlerdi.

İşte Musab b. Umeyr, bu ölçü içinde tarihî misyonu olan, Hz. Hamza, Hz. Abdullah bin Cahş gibilerinden hiç de geri olmayan çok büyük bir sahabiydi..



Evet o, Hz. Hamza, Abdullah bin Cahş gibi sahabilerin yanında, abideleşen, kahramanlık misali olan insan-üstü insanlardandı.

Sadece onlar mı? Elbette hayır.

O, kıyamete kadar arkasından gelecek olan dava erlerinin abideleşece i temelleri de belirlemiş ve bu yönüyle de duygu, düşünce ve sinelerimizde sonsuzlu a ermiş babayi itlerdendir. Onun için böylelerini de erlendirirken, onların tarihî misyonlarını hiç ama hiç unutmamak lazım.



Musab b. Umeyr, gözlerinin içine günah girmemiş, cahiliyye çarpıklıklarını tanımamış birisidir. Yani haramın Mekke sokaklarında ve Haremin etrafında, matafın içinde kol gezdi i bir dönemde bile o, hiç harama bulaşmadan, İnsanlı ın İftihar Tablosunun cazibe-i kudsiyesine kapılmış ve bir pervane gibi o ateşin etrafında dönmeye başlamıştı. Bununla beraber onu bekleyen birçok meşakkat, sıkıntı, ızdırap ve çile vardı.



Evet o, bir taraftan Mekkenin en çileli, sıkıntılı dönemlerini yaşarken, öte taraftan annesinin tehditlerine hiç mi hiç kulak asmıyor ve hep Hz. Muhammed'e (sav) yakınlı ını korumaya çalışıyordu. İşte bu yakınlık onu ahlâk-ı âliye ile ahlâklanmaya yükseltti ve zirve insan yaptı. Zira Allah Rasûlü (sav), onu her şey olabilecek bir balmumu seviyesinde iken ele almış, kendi kalıbına koyarak istedi i gibi şekillendirmişti.



Musab bin Umeyr, medenîlere galebe ikna iledir düsturunu kullanarak Kurânın elmas düsturunu anlatma işinin tam eriydi. Evet, güç dengesinin olmadı ı, dolayısıyla teknik ve stratejinin önem arz etti i bir yerde, tebli ve irşad işini tam anlamıyla yerine getirebilecek bir er. Tabir caizse o, âdetâ bu işe göre programlanmıştı.



Birdenbire tansiyonu yükselen, hissiyatına ma lup düşen, ba ırıp-ça ırmaya başlayan, iş sarpa sarınca ben artık yokum.. diyerek çekip giden asabî bir tip de ildi. Tam aksine, yüzüne tükürük atıldı ı yerde bile tavrını de iştirmeden en öfkeli insanların tansiyonlarını aşa ı çekmesini bilen, sa lam iradeli biriydi. Yani tam bir denge, düşünce ve irade insanıydı.



Bir dönemde Mekkede ailesinin güzide bir çocu u olarak debdebe içinde yaşama imkânına ra men, o bunların hepsini bir çırpıda terk etmiş ve Nebiler Serverinin çileli yolunu hem de iradî olarak seçmişti.

Demek ki onun en önemli vasfı, böyle bir iradeye sahip oluşuydu. A zına içki koymayan, kadınlara karşı zaaf göstermeyen, annesinin tüm menfî tavırlarına ra men onu kırmadan, rencide etmeden idare etmesini bilen ve hep Allah Rasûlü (sav) ile münasebetini kavi, sıcak ve canlı tutan biri. Görüldü ü gibi bunların hepsi irade isteyen davranışlar olmasına karşılık, o bunları başarmıştı.

İşte Kâinatın Fahri (sav) insanlara yükleyece i misyonları itibariyle çok iyi seçme ve de erlendirmesi yönüyle -ki Allah Rasûlünün bu özelli i bize Muhammedün Rasûlullah dedirtir- tebli ve irşad vazifesiyle başkasını de il, onu seçip, Medineye göndermişti. Hz. Ebu Bekire Hz. Ömere, Hz. Aliye ra men Musab b. Umeyr..



Ve o, Medinede hiç mi hiç panik yaşamadan, sergiledi i ciddi tavırla gönüllere itminan salmış, Useyd b. Hudayr, Sad b. Muaz, Sad b. Ubade gibi devâsa kametlerin İslâmla şereflenmelerine vesile olmuştu.



Evet, o, eşyanın perde arkasına gözlerini açmış, ölümü gülerek karşılamaya hazır tam bir dava eriydi. Zaten hayatını da hep bu çizgide sürdürdü, bu çizgide noktaladı. O Uhudda şehid olunca bedenini örtecek kefen bulunamamıştı.. bulunamamıştı da avret mahalli, üzerindeki peştemalle örtülmüş, sair yerlerine ızhır otu kapatılarak gömülmüştü.



İşte bu ruh haleti içinde yaşayan Musab b. Umeyr, Allah Rasûlünun önünde savaşırken bir kolu koparılınca, öbür kolunu, o da budanınca hiç diri etmeden kinle, nefretle kalkan kılıçlara boynunu uzatmıştı.



Görüldü ü gibi o hep irade yörüngeli, meşiet-i İlahiyyeye râm olan bir hayat yaşamıştı. Allah bana bu iradeyi verdiyse, ben de hayatım boyunca onun kavgasını vermeliyim şuuru içinde dolu dolu yaşanan bir hayat.



Hâsılı; Musab, çetin olma, zor olma ve aşılamayan tepe mânâsına gelen ismiyle, önüne çıkan her engeli Allahın inayetiyle aşmış ve rahmet-i Rahmana kavuşmuş, çoklarının her zaman hayâl hanesini dolduran şehadet ile hayatını noktalamıştı.






 
Alıntı ile Cevapla

Reklamsız bir forum için sitemize destek olun...
Okunmamış 08.09.2005, 19:07   #2
fzehra
Onursal Üye
 
fzehra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.08.2005
Nereden: İstanbul
İletiler: 9.549
Aldığı Beğeniler : 1426
Beğendiği Mesajlar : 2619
Standart

Peygamberimize benziyordu

Müşrik ordusundan İbn-i Kâmia adında biri Peygamberimize saldırırken, Mus'ab bin Umeyr onun karşısına çıktı. Bu müşrik, bir kılıç darbesiyle Mus'ab bin Umeyr'in sa kolunu kesti. Mus'ab bunun üzerine sanca ı derhâl sol eline aldı.

Mus'ab o esnâda; "Muhammed (aleyhisselâm) ancak resûldür. Ondan evvel daha nice peygamberler gelip geçmiştir" meâlindeki Al-i İmrân sûresinin 144. âyet-i kerîmesini okuyordu. İkinci bir darbe ile sol kolu da kesilince, sanca ı kesik kollarıyla tutup gö süne bastırdı ve yine aynı âyet-i kerîmeyi okudu. Bu hâliyle kendini Peygamberimize siper yapan Mus'ab bin Umeyr'in üzerine hücum eden İbn-i Kâmia, vücûduna bir mızrak sapladı ve Mus'ab bin Umeyr yere yıkılıp şehîd oldu.

Mus'ab bin Umeyr zırh giydi i zaman, Peygaberimize benzedi i için müşrikler onu şehîd edince Peygamberimizi ödürdüklerini zannetmişlerdi.

Hz. Mus'ab şehîd olunca; onun sûretinde bir melek, sanca ı aldı. Mus'ab'ın şehîd düştü ünden Resûlullahın henüz haberi olmamıştı. "İleri ey Mus'ab ileri!" diye sesleniyordu. Bunun üzerine bayra ı elinde tutan melek, geri dönüp Resûlullah efendimize; "Ben Mus'ab de ilim" diye cevap verince, Resûlullah sanca ı elinde tutanın melek oldu unu anladı. Bundan sonra Peygamberimiz sanca ı Hz. Ali'ye verdi.

Resûlullah efendimiz, Mus'ab bin Umeyr'i şehîd olmuş görünce, başı ucuna dikilerek Ahzâb sûresinden:

"Mü'minlerden öyle yi itler vardır ki, onlar Allah'a verdikleri sözde sadâkat gösterdiler. Onlardan bâzıları şehîd oluncaya kadar çarpışaca ına dâir yaptı ı ada ını yerine getirdi. Kimisi de şehîd olmayı bekliyor. Onlar verdikleri sözü aslâ de iştirmediler" meâlindeki âyet-i kerîmeyi okudu ve sonra şöyle buyurdu:

- Allah'ın Resûlü de şâhittir ki, siz kıyâmet günü Allah'ın huzûrunda şehîd olarak haşrolunacaksınız.

Selâm vereceklerdir

Daha sonra yanındakilere dönüp;

- Bunları ziyâret ediniz. Kendilerine selâm veriniz. Allahü teâlâya yemîn ederim ki, kim bunlara bu dünyâda selâm verirse, kıyâmette bu aziz şehîdler kendilerine mukâbil selâm vereceklerdir, buyurdu.

Daha sonra Mus'ab bin Umeyr'e kefen olarak bir şey bulunamamıştı. Mekke'nin en zengin iki ailesinden birinin çocu u olan Mus'ab bin Umeyr'in örtünecek kefeni yoktu. Vücûdu kaftanı ile ve ayak tarafı da otlarla örtülmek sûretiyle defnedildi.

Habbâb bin Eret der ki:

Mus'ab bin Umeyr, Uhud'da şehid edilince, kendisini saracak kısa bir hırkadan başka bir şey bulunamadı. Hırkayı baş tarafına çektik, ayakları açıldı. Ayaklarına çektik, baş tarafı açıldı. Resûlullah bize:

- Onu baş tarafına çekiniz! Ayaklarını otlarla kapatınız! buyurdu.
__________________


fzehra.blogcu.com

fzehra isimli üye şu anda çevrimdışı  
Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 08.09.2005, 19:19   #3
maussema
Misafir
 
İletiler: n/a
Aldığı Beğeniler :
Beğendiği Mesajlar :
Standart

MUS'AB B. UMEYR SANA BENZERDI
BU YUZDEN UHUD'DA SEHIT EDILDI
ASKINDAN YANDI YANDI ERIDI
NE GUZEL SAHABELRIN VAR SENIN

SENI GORMEYEN GOZU NEYLEYIM
SENI BILMEYEN AKLI NEYLEYIM
SENI OZLEMEYEN KALBI NEYLEYIM
YA RASULALLAH SELAMU ALEYK

YA RASULLAH BAGISLA BIZI
SANA LAYIK UMMET OLAMADIK KI .........

ALLAH RAZI OLSUN BACIM
MUSAB B. UMEYR COK OZELDIR BENIM ICIN VE YINE BENI ONA GOTURDUN ELLERINE SAGLIK

 
Alıntı ile Cevapla
Okunmamış 08.09.2005, 23:14   #4
Hekimoglu
Portal Yerlisi
 
Hekimoglu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 17.08.2005
Nereden: Amerika
İletiler: 1.968
Aldığı Beğeniler : 186
Beğendiği Mesajlar : 51
Standart

YA RASULLAH BAGISLA BIZI
SANA LAYIK UMMET OLAMADIK KI ....
__________________


Do not put Question(?) mark where Allah put a period(.)...

Hekimoglu isimli üye şu anda çevrimdışı  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil



Saat : 02:06 |

Powered by vBulletin® Version 3.8.9 Beta 1
Copyright ©2000 - 2017, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1
User Alert System provided by Advanced User Tagging v3.3.0 (Lite) - vBulletin Mods & Addons Copyright © 2017 DragonByte Technologies Ltd.
Yandex.Metrica