Portal
Geri git   Yenidendogus > İslam > Dini Içerikli Yazılar
Portal Forum Kayıt ol [Yardım Masası] Kuran-ı Kerim Dinleme Üye Listesi Konularım Cevaplarım Arama Son 24 Saatteki Konular Forumları Okundu Olarak İşaretle

İsra ve Mirac Olayı

Yüce Allah şöyle buyuruyor: "Kulunu, kendisine birtakım ayetlerimizi göstermek için bir gece Mescidi Haram'dan çevresini mübarek kıldı ımız Mescidi Aksa'ya yürütenin şanı pek yücedir. Şüphesiz o duyandır, görendir." (İsra, 17/1) Kâsımi (rh. a.) şöyle demiştir:

Cevapla
 
Paylaş Seçenekler Stil
Alt 27.09.2005, 19:37   #1
DeViLSoN
Çırak
 
Üyelik tarihi: 01.09.2005
İletiler: 58
Teşekkürler: 0
Thanked 1 Time in 1 Post
Standart İsra ve Mirac Olayı

Yüce Allah şöyle buyuruyor: "Kulunu, kendisine birtakım ayetlerimizi göstermek için bir gece Mescidi Haram'dan çevresini mübarek kıldı ımız Mescidi Aksa'ya yürütenin şanı pek yücedir. Şüphesiz o duyandır, görendir." (İsra, 17/1)
Kâsımi (rh. a.) şöyle demiştir: "Bu âyet isrâ olayının kesin oldu una delâlet etmektedir. Bu ise, Resulullah (s.a.s)'ın gece vakti Mescidi Aksa'ya kadar yürütülmesidir. Göklere yükseltilmesi olayına ise bu âyet delâlet etmemektedir. Ancak bazıları Necm suresinin ilk âyetlerini bu olaya delil saymaktadırlar." Yüce Allah, Necm suresinde şöyle buyuruyor: "Şimdi siz onun gördü ü üzerinde kendisiyle tartışıyor musunuz? Andolsun ki, o onu bir başka kez daha inişte gördü. Sidretu'l-Munteha'nın yanında. Barınma (Me'va) cenneti onun yanındadır. O zaman (o gördü ünde) Sidre'yi kaplayan kaplıyordu. Göz kaymadı ve (sınırı) aşmadı da. Andolsun ki o Rabbinin en büyük âyetlerinden bir kısmını gördü." (Necm, 53/12-1 Müfessirlerin bildirdi ine göre bu âyetlerde sözü edilen olay da mirac olayıdır.

Kadı Iyaz da şöyle demiştir: "Selefin ve genelde Müslümanların ço unlu u isrâ olayının bedenle birlikte ve uyanıklık halinde oldu u görüşünü tercih etmişlerdir. Gerçek olan da budur." Kadı Iyaz yine şöyle diyor: "Allah'ın izniyle isrâ, bütün olay boyunca hem beden hem de ruhla olmuştur. Ayet, sahih rivayetler ve muteber görüşler buna delalet etmektedir. Zâhir ve gerçek anlamın alınması imkânsız olmadı ı sürece bu anlam bırakılarak te'vil yoluna gidilmez. Burada da e er olay uyku halinde gerçekleşmiş olsaydı (Yüce Allah): "Kulunu" demez, bunun yerine: "Kulunun ruhunu" derdi. Ayrıca Yüce Allah bir âyetinde de şöyle buyuruyor: "Göz kaymadı ve (sınırı) aşmadı da." (Necm, 53/17) Üstelik e er olay uyku halinde gerçekleşmiş olsaydı bir mucize ve ilâhi bir âyet olmazdı. Çünkü böyle bir şeyi kâfirler inkâr etmez ve yalanlamazlardı. İslâm'a girmiş olanlardan da inançları zayıf olanlar bundan dolayı tereddüde düşmez ve dinden dönmezlerdi. Çünkü bu tür olayların rüyada gerçekleşmesi inkâr edilmez. Bütün bu sayılanlar onların, söz konusu olayın Resulullah (s.a.s)'ın bedeniyle birlikte ve uyanıklık halinde gerçekleşti i haberini almaları üzerine olmuştur."

İbnu'l-Kayyim (rh. a.) şöyle demiştir: "Sahabiler, Resulullah (s.a.s)'ın o gece Rabbini görüp görmedi i konusunda ihtilaf etmişlerdir. İbnu Abbas (r.a.)'tan sahih olarak nakledilen bir rivayete göre Rabbini görmüştür. Yine ondan sahih olarak nakledilen bir başka rivayete göre ise kalben görmüştür."

Hz. Aişe (r.a.) ve Abdullah ibnu Mes'ud (r.a.)'dan sahih olarak nakledilen rivayetlere göre ise onlar bunu kabul etmemişlerdir. (Onların dedi ine göre) Yüce Allah'ın: "And olsun ki, o onu bir başka kez daha inişte gördü. Sidretu'l-Munteha'nın yanında." (Necm, 53/13) sözünde kastedilen Cibril'dir.

Ebu Zer (r.a.)'den sahih olarak rivayet edildi ine göre o, Resulullah (s.a.s)'a: "Rabbini gördün mü?" diye sordu. O da şöyle buyurdu: "Nur vardı. O'nu nasıl görürdüm." Yani benim O'nu görmemi nur engelledi. Nitekim bir hadis metninde de: "Bir nur gördüm" denmektedir. Osman ibnu Sa'id ed-Darimi'nin rivayet etti ine göre de sahabiler Resulullah (s.a.s)'ın O'nu görmedi i konusunda görüş birli ine varmışlardır.

İbnu'l-Kayyim şöyle demiştir: "Sabah olunca Resulullah (s.a.s), olanları, Rabbinin büyük âyetlerinden gördüklerini kavmine anlattı. Bunun üzerine onlar kendisini daha çok yalanlamaya, daha çok eziyet etmeye ve daha fazla sıkıştırmaya başladılar. Kendilerine Mescidi Aksa'yı anlatmasını istediler. Allah da onun görüntüsünü karşısına getirdi ve açıktan görmeye başladı. Böylece Resulullah (s.a.s) onun üzerindeki işâretleri kendilerine haber vermeye başladı. Dolayısıyla onun bildirdi i hiçbir şeyi inkâr edemediler. İsrâ olayında gidiş ve dönüş esnasında karşılaştı ı durumları, varış vaktini, o sırada gelen devenin durumunu kendilerine haber verdi. Gerçekten de olaylar aynen onun anlattı ı gibi gerçekleşmişti. Ama bu durum sadece onların nefretlerini artırdı ve zâlimler küfürden başka bir şeyi kabul etmeye yanaşmadılar."

İsrâ ve mirac olayı Yüce Allah'ın sevgili peygamberine bir mükâfatı ve ilâhi bir mucizesidir. Resulullah (s.a.s.) Mekke'de insanlara hakkı tebli etmesinden dolayı müşrikler tarafından çeşitli eziyetlere maruz bırakılmış, Ebu Tâlib Vadisi'nde ablukaya alınmış, üç yıl süren bu abluka dolayısıyla açlık ve mahrumiyet içinde kalmış, ardından amcası Ebu Tâlib'i, kısa süre sonra da de erli hanımı, mü'minlerin annesi Hz. Hatice (r.anha)'yı kaybetmiş ve birbiri ardından gelen bu olaylar dolayısıyla çok üzülmüştü. İşte bütün bu sıkıntılardan sonra dost dostunu mükâfatlandırdı ve onu kendi katına yükseltti. Onu kendisine yaklaştırdı. Üzerine, çekti i bütün sıkıntıları, içine düştü ü üzüntüleri, zorlukları ve yorgunlukları, hatta kendisine vahyedilenleri tebli ederken ve davetini yayarken karşılaşabilece i zorlukları unutturacak hoşnutluk hulleleri giydirdi.

Son peygamber Hz. Muhammed (s.a.s.)'in isrâ ve mirac gecesinde karşılaştı ı manzaralar, gördü ü âyetler ve kendisine karşı yapılan muamele onun Allah katında ne büyük bir de ere sahip oldu unu ortaya koydu. Bu itibarla isrâ ve mirac olayı çok de işik boyutları olan büyük bir mucizedir ve bu mucize peygamberler içinde sadece son peygamber Hz. Muhammed (s.a.s.)'e özeldir.

Bütün her şeyi maddi alemin kanunlarına göre izah etmeye kalkışan ve Yüce Yaratıcı'nın her şeyin üstündeki ilâhi gücünü anlayamayan bazı kimseler mirac olayını kavramakta güçlük çekebilirler. Ama iman ferasetiyle ve hakka teslimiyetin kazandırdı ı geniş görüşlülükle düşünebilenler için bu büyük mucizeyi kabul etmek zor de ildir.

DeViLSoN isimli üye şu anda çevrimdışı  
Alıntı ile Cevapla

Reklamsız bir forum için sitemize destek olun...
Alt 27.09.2005, 19:38   #2
DeViLSoN
Çırak
 
Üyelik tarihi: 01.09.2005
İletiler: 58
Teşekkürler: 0
Thanked 1 Time in 1 Post
Standart

İsra ve Mirac Ruhu
Büyük düşünür ve ilim adamı Seyyid Kutub mirac olayı hakkında şunları söylüyor: "İlâhi gücün ve peygamberlik mertebesinin ne demek oldu unu biraz idrâk edebilenler bu olayda bir gariplik görmezler. İnsano lunun sahip oldu u güç sınırlıdır... Ama insano lu için zor, kolay veya imkânsız görünen şeylerin hepsi ilâhi gücün önünde eşittir. Hepsi aynı kolaylıkla gerçekleştirilir."
İnsanın miracı anlayabilmesi için önce kendi nefsinde imâni bir yükselişi gerçekleştirmesi gerekir. Bunu gerçekleştirdi i zaman elde edece i feraset ve basiret onun kâinata bakarak ilâhi gücü anlamasına ve bu güce sahip olan yüce yaratıcının vahiyle destekledi i bir insanın asla yalan söyleyemeyece ini kavramasına yardımcı olur. Bakın Hz. Ebu Bekir (r.a.) kendisine Resulullah (s.a.s.)'ın bir önceki gece göklere yükseltildi ini söyledi i haber verilince ne diyor: "Bunu e er o haber veriyorsa elbette do rudur. Sizin hayret etti iniz de bir şey mi? Gündüzün veya gecenin bir anı içinde tâ göklerden kendisine vahiy geldi ini bana haber veriyor da ben yine inanıyorum. Tereddüt etmiyorum."

Evet. Hz. Ebu Bekir (r.a.) Resulullah (s.a.s.)'in vahiy ve mirac konusunda bildirdiklerinin do rulu undan şüphe etmiyordu. Çünkü o kendi nefsinde imân miracını gerçekleştirmişti. Kendi nefsinde iman miracı gerçekleştirenin önünden artık şüphe ve tereddüt engeli kalkıyor. Ama nefsinde bu miracı gerçekleştiremeyen kimsenin zihni madde dünyasına takılı kalaca ından aynı teslimiyeti, aynı feraseti gösteremeyecektir.

Müslümanın isra ve mirac olayından çıkaraca ı pek çok ibret vardır. Her şeyden önce Allah Resulü (s.a.s.) kendisine gösterilen gerçekleri: "Acaba insanlar akla yatkın bulurlar mı? Kabul ederler mi?" gibi tereddütlere kapılarak insanlara açıklamazlık etmemiştir. Miraca yükseltildi i gecenin sabahında başından geçenleri insanlara anlatmıştır. İnsanlar akla yatkın bulsalar da bulmasalar da gerçek her zaman gerçektir. E er bilinmesi gerekiyorsa, bir sır de ilse ve açıklanması maslahata aykırı de ilse mutlaka açıklanmalıdır.

Mirac kelime olarak "yükselme, yücelme" anlamına gelir. Mü'minin de imanıyla yücelmesi, yüksek mertebelere ulaşması onun için bir miracdır. İslâm'ın insana kazandırdı ı ahlâki ve imâni de erlerle donanmak, İslâm'ın güzelliklerini kendinde toplayabilmek mü'min için bir miracdır.

Miracla ilgili hadisi şerifte Cebrail (a.s.)'ın Resulullah (s.a.s.)'a gelerek yolculuk öncesinde onun gö sünü yarıp kalbini çıkardı ı ve onu iman ve hikmetle yıkadı ı bildirilmektedir. Demek ki miraca önce kalple hazırlanmak gerekiyor. Yüce makamlara ulaşmak isteyen bir mü'minin de kalbini iman ve hikmet sırlarına aykırı kirlerden arındırması, temizlemesi gerekir. Özellikle de işik sapık ideolojilerin her tarafı kuşattı ı günümüzde kalbimizi bu sapık ideolojilerin ve fikri saplantıların kirlerinden temizlemeden gerçek anlamda bir yükseliş gerçekleştirmemiz mümkün de ildir.

O halde hayatımızda bir mirac yolculu una başlamak istiyorsak önce gö sümüzü yarıp kalbimizi çıkarmalı ve onu iman ve hikmet nurlarıyla yıkamalıyız. Ama iş bununla bitmiyor. Çünkü yolculuk bundan sonra başlıyor. Mü'min İslâm'ın güzelliklerinden birini hayatına geçirdi inde bu kutlu mirac yolculu unda bir adım atmış, bir derece yükselmiş olur. Bu yolculukta "iki günü birbirine eşit olan zarardadır" ilkesine göre hareket ederek sürekli yücelmek, sürekli ilerlemek gerekiyor.

Allah Resulü (s.a.s.) bir hadisi şerifinde: "Namaz mü'minin miracıdır" diye buyuruyor. Ancak namazın gerçekten bir mirac olabilmesi için mü'minin adeta Allah'ı görüyormuşçasına O'na ibadet etmesi gerekir. Nitekim Resulullah (s.a.s.) bu hususa da bir başka hadisi şerifinde şöyle işaret ediyor: "İhsân, Allah'a adeta O'nu görüyormuşçasına ibadet etmendir. Sen her ne kadar O'nu görmüyorsan da O seni görüyor." İşte bu ruh ve hisle kılınan namaz gerçekten mü'min için bir mirac olur. O zaman mü'min günde beş kere miraca yani Allah'ın katına yükselme mutlulu una erişir. Günde beş kere miraca yükselebilen mü'minden de iyilikten başka bir şey beklenmez.

Kendi hayatlarında mirac gerçekleştirebilenler, isra ve mirac ruhunu bir hayat şuuru edinebilenler "iman kardeşli i"nin getirdi i sorumlulu un da farkındadırlar. Çünkü onlar hayatlarındaki mirac yolculu u esnasında Allah Resulü (s.a.s.)'in: "Mü'minlerin, birbirlerini sevmede, birbirlerine merhamet etmede ve birbirlerine acımadaki örnekleri adeta bir beden örne idir. Onun bir organı rahatsız oldu unda di er organları da uykusuzluk ve ateşle ona katılır" meâlindeki hadisi şerifinde ortaya konan prensibi de gönüllerine nakşetmişlerdir.

DeViLSoN isimli üye şu anda çevrimdışı  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil



Konu Etiketleri
, , , , , , , , , ,


Saat : 09:43 |

Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Tesettür
Yandex.Metrica