|
|||||||
| Portal | Forum | Kayıt ol | [Yardım Masası] | Forum Kuralları | Üye Listesi | Konularım | Cevaplarım | Arama | Son 24 Saatteki Konular | Forumları Okundu Olarak İşaretle |
![]() |
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#21 |
|
BABAS!N!N_K!Z!..!
![]() Üyelik tarihi: 06.03.2009
İletiler: 3.447
Takım :
Teşekkürler: 4.111
1.289 Mesajına 2.194 kez Teşekkür Edildi
|
Paylaşım için teşekkürler
Allah c.c. razı olsun selam ve dua ile...
__________________
Sabır gerek... Yakup gibi tenhalarda gezip Yusuf diye inleyerek... zaman gerek Yusuf gibi kuyulardan mısır saraylarına yükselerek...azim gerek Muhammed(s.a.v) gibi Ebucehilin bile hidayeti için yetmiş kez yanına giderek... hasret gerek Mecnun gibi Leyla diye aklı ziyan ederek... edep gerek Hz.Osman gibi meleklerden bile hürmet görerek... işte böylesi vasıflara sahip yüreklerin katlanarak büyümesi duasıyla... ![]() ![]() ![]() ![]() |
|
|
|
| Bu Mesaj için *_NaZLı_*'a Teşekkür Edenler : | makes (11.03.2010) |
|
|
#22 |
|
Çırak
![]() ![]() Üyelik tarihi: 27.09.2009
İletiler: 47
Takım :
Teşekkürler: 32
26 Mesajına 48 kez Teşekkür Edildi
|
|
|
|
|
|
|
#23 |
|
Çırak
![]() ![]() Üyelik tarihi: 27.09.2009
İletiler: 47
Takım :
Teşekkürler: 32
26 Mesajına 48 kez Teşekkür Edildi
|
Muhammedi muhabbete mübtela olan bir aşığın hayatından kesitler
-devamı- Anavatana geldiğim ilk günün sabahına ezanlarla uyanmıştım. O an ezanların hiç bitmemesini istedim. Ruhuma öyle nüfuz ediyorduki, yıllardır minarelerden okunan ezan sesine hasrettim, bu duyduğum sabah ezanı yüreğime öyle dokunuyorduki, gözlerim doldu. Yarabbi bu ne büyük nimett ''Bu ezanlar ki şahadetleri dinin temeli Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli''... Demirci ateşten çıkardığı demire şekil vermek için nasıl dövüyorsa, belalar da üstüme üstüme öyle geliyordu. Demirci dövdükçe nasıl demir şekilleniyorsa, belalar geldikçe ben Rabbime daha da yakınlaşıyordum sanki!.. Bu dünyada müslümanca yaşamak yasakmıydı, bu dünyada müslümanın hakkını teslim edecek bir kanun ya da bir merci bulunmayacakmıydı. Heyhât Öz yurdunda garip, öz vatanında parya... Ben zaten uzun boylu düşünmekten uzaktım! Haykır! Kime lakin?... İçim kan ağlıyordu, hangi kanun benim hakkımı teslim eder, hangi merci beni haklı bulurduki. Şükür rahmet ayı ramazan geldi. Şükürki, bu defa ramazanı ülkemde ifa edecektim... Ve yine babamlarla beraberdik, oruç bana daha bir başka haz verecekti. Ramazan günlerinden bir günde, babamın tanıdığı emekli bir imam ziyaretine gelmişti. İslami konularda sohbet ediliyordu, ben onları büyük bir nezaketle dinliyordum. Bir ara hoca efendi bana yönelerek: -''Bak delikanlı sana Karadavut ismiyle meşhur Delâil-ül-Hayrât ve Meşârık-ul-Envâr kitabının müellifinin neden o kitabı yazdığı hakkındaki hayat hikayesini nalatacağım, iyi dinle'' dedi. Ben de buyurun hocam anlatın dedim. Bu kitabı ismen hatırlamıştım, çünkü ben bu kitabı almıştım ama okuma fırsatı bulamamıştım. Hoca efendi anlatmaya başladı: Talebelerinin sayısının on binleri bulduğu rivâyet edilen Muhammed Cezûlî, bir gün yolculuk esnasında vakit namazını kılmak için abdest alması gerekiyordu, etrafta su aramaya başladı. Nihayet bir kuyu gördü, kuyunun yanına vardığında kuyunun yanında su çekmek için kova ve ip yoktu. Ne yapacağını şaşırmıştı. Ne yapacağını şaşırmış bir şekilde etrafına bakınırken elinde bir su testisi bir kız geldi. İmam Cezulinin kuyuya şaşkın ve çaresiz bakışlarını farkedip ona şöyle dedi: -"Sen kimsin ve niye şaşırdın?" Muhammed Cezûlî, onun kova getireceği ümîdi ile kendisini tanıttı ve hâlini bildirdi. Kız bunun üzerine ona; -"İnsanlar sizi hayır ve kerâmetle överler. Siz ise kuyudan su çıkarmaktan âcizsiniz." dedi ve gelip kuyunun içine doğru bir şeyler okudu. Allahü teâlânın izni ile su, kuyudan taşıp dışarıya akmaya başladı. Muhammed Cezûlî abdest aldıktan sonra kıza: -"Sen bu kerâmete hangi amelin sebebi ile nâil oldun?" dedi. Kız da: -"Resûl-i ekreme salevât-ı şerîfeyi çok getirmekle ve salevât okumaya devâm ederek kavuştum." diye cevap verdi. Muhammed Cezûlî, bu duruma hayret ederek: -"Acabâ hangi salevât-ı şerîfeyi okumaya devâm etsem?" diye düşünmeye başladı. O gece, bu düşünceden dolayı uyuyamadı. Bu düşünce içerisinde yatakta yatarken, hanımı yatağından kalktı. En güzel elbisesini giyip, örtüsünü örtüp evden dışarı çıktı. Bunu görünce, hanımının bu saatte nereye gittiğini merak ederek arkasından dışarı çıktı ve onun deniz kıyısına doğru gittiğini gördü. Önünde ve ardında bir arslan ona bekçilik ediyordu. Merakı daha fazla arttı. Hanımı kıyıya varınca denize girdi ve yürümeye devâm etti, sonunda küçük bir adaya ulaştı. Arslanlar denizin kıyısında yattılar. Orada abdest alıp, namaz kılmaya başladı. İbâdetten sonra, yine su üzerinde yürüyerek kıyıya geldi. Arslanlar da kalkarak, biri önde, diğeri arkada yürümeye başladılar. Muhammed Cezûlî daha önce eve gelip, uyuyor göründü. Hanımı, eve gelip elbiselerini değiştirip, yattı. "Hanım bunu her gece mi yapıyor?" diye düşünerek, üç gece onu gözetledi. Hanımının her gece böyle yaptığını gördü.Üçüncü gecenin sabahında, bu durumu hanımına sordu. Hanımı ona: -"Siz, bu işe şimdi mi vâkıf oldunuz? Uzun senelerdir ben böyle yapıyorum." dedi. Bunun üzerine Muhammed Cezûlî: -"Acabâ, bu kerâmete ne sebeple kavuştunuz?" diye sorunca, hanımı: -"Resûl-i ekreme salevât-ı şerîfe okumayı hiç bırakmadım. Nîmete bu yüzden kavuştum." dedi. Muhammed Cezûlî: -"Devâm ettiğiniz bu salevât-ı şerîfe hangisidir?" diye suâl etti. Hanımı cevap vermedi. Isrâr edince: -"Bu gece istihâre edeyim, izin olursa, cevap veririm." dedi. Sabahleyin hanımı: -"Açıkça söyleyeyim, haber vermeye izin yoktur. Ancak salevât-ı şerîfeleri topla, onların içinde varsa, "Vardır" diye haber veririm." dedi. Bunun üzerine Muhammed Cezûlî, birçok kitaplarda bulunan salevât-ı şerîfeleri topladı ve bir kitap yazdı. Hanımına, yazdığı bu kitabı okuduğu zaman, hanımı: -"İçinde birkaç yerde vardır." dedikten sonra: -"Bu kitabı okumaya devâm edenin, Allahü teâlânın rahmetine kavuşacağında şüphe yoktur." dedi. Muhammed Cezûlî bu eserine; Hayırlara deliller ve nûrların doğuşu mânâsına gelen Delâil-ül-Hayrât ve Meşârık-ul-Envâr ismini verdi. devam edecek... .................................................. .................................................. ........ Selamün aleyküm Allah celle celalühu'ın Rahmeti, Bereketi ve Selamı üzerinize olsun kardeşlerim. Yukarıdaki ayet ve hadislerdeki önemine binaen Peygamberimiz -sallallahü aleyhi vesellem'e salavat okumak için her hafta pazartesi günleri akşam 20:00 -8- de salavat okumalarında aynı saatte buluşuyoruz. Dünyanın neresinde olursanız olun sizde bizimle aynı gün ve aynı saatte salavat okumaya davet ediyoruz. |
|
|
|
| Bu Mesaj için makes'a Teşekkür Edenler : | *_NaZLı_* (06.04.2010) |
|
|
#24 |
|
mihmandar-ı semerşah
![]() Üyelik tarihi: 23.04.2009
Nereden: İstanbul-Başakşehir
İletiler: 723
Takım :
Teşekkürler: 519
370 Mesajına 707 kez Teşekkür Edildi
|
[ı][sıze="5"]eline sağlık ne güzel olmuş[/sıze][/ı]
__________________
![]() ben nefsimi herkesten ziyade nasihate muhtaç görüyorum
|
|
|
|
| Bu Mesaj için ssofi'a Teşekkür Edenler : | makes (11.03.2010) |
|
|
#25 |
|
Çırak
![]() ![]() Üyelik tarihi: 27.09.2009
İletiler: 47
Takım :
Teşekkürler: 32
26 Mesajına 48 kez Teşekkür Edildi
|
Muhammedi muhabbete mübtela olan bir aşığın hayatından kesitler
-devamı- Karadavut ismiyle meşhur Delâil-ül-Hayrât ve Meşârık-ul-Envâr kitabının müellifi Muhammed Cezûlînin bu kitabı yazmaya karar vermesine neden olan yaşanmış hayat hikayesini dinledikten sonra, sanki içime bir ateş düşmüştü, yüreğimde bir sızı başladı. Hoca efendiyi duymuyordum artık. Kendi kendime hayıflanıyordum. Yıllar önce almış olduğum o kitabı neden okumadım diye söylenip durdum. Misafir hoca efendiyi uğurladık. Ben hemen o kitabı buldum ve incelemeye başladım. Bu gerçekten de o kitaptı. Aslında önemli olan, kalın tek cilt halinde, birkaç yüz sayfadan ibaret olan kağıt yığını değildi. Asıl önemli olan, içerisindeki kıymetli salavat-ı şerifelerdi. Ramazan ayı olması hasebiyle teravih namazını kıldıktan sonra salavat-ı şerifeleri okumaya başladım. Sahur vakti geldi, sahuru yaptıktan sonra da devam ettim, tâki sabah namazına kadar. Sabah namazını eda ettikten sonra, okumaya başlarken niyet duasında olduğu gibi Efendimizi görme niyetini tekrarladım ve yatağa yattım. Gözlerimi kapattıktan bir müddet sonra hayatımda hiç görmediğim bir şekilde gözlerime küçük bir nokta halinde bir ışık belirdi. Bu ışık büyümeye başladı. Öyle büyüdüki, bu ışık tamamen gözlerimin içini doldurdu. Ben b u durumu hayretle izliyordum. Daha sonra öyle bir nûr yansıdıki, ömrümde öyle canlı renkleri görmemiştim. Bu Efendimizin nûruydu. Bu nûrun yansımasıyla Efendimiz karşımdaydı. Ben o an hem şok olmuştum ve hemde Onun güzelliğine ve nûruna hayranlıkla bakıyordum. Bu hayranlıktan olsa gerekki ben ne yapacağımı şaşırmış bir vaziyetteydim. Efendimiz ise bana gülümsüyordu. Ben artık kendimi tutamadım birden ağlamaya başladım. Bu lütuf, bu ihsan, bu sa'âdet karşısında ağladım ağladım. Aynı zamanda şok içerisindeydim, çünkü böyle bir ânı hiç hesap etmemiştim. Benim o anki halimden olsa gerekki, gülümseyerek birden kayboldu. Ben kendimi firenleyemiyordum, gözlerimdeki yaşlar dinmiyordu. Kendimi sokağa attım, hem yürüyor hem ağlıyordum. Saatlarca bir mecnun gibi yürüdüm, nereye gittiğimi bilmeden... Bir geceyi sabahlarken Hem salât hem selâm okurken Sabah oldu kıldım namaz Yatarken Rabbime etmiştim niyaz Arzularım o sevdaya Kavuşmaktı Rasulullaha Bağrım uykuya dalıyorduki Birden bir nûr aksetti gözlerime Hem Rasulullah geldi tebessümle Ömrümde görmedim öyle nûr Hem içim oldu pürnur Ben şaşkına döndüm bir an Hem aşkınla sarhoş oldum o an Saygımdan dilim tutulmuştu Edemedim bir kaç kelam Güzelliğine hayranlığımdan Olmuştum Ona ram Ben seyrine dalmıştımki Bilmiyorum ne kadar geçti zaman Hayret hayran bakarken ben Gitti tebessümle yeniden Beni birden hüzün bastı Aktı yaşlar gözlerimden Ey Nebi ararım seni Bitab düştüm özleminden devam edecek... .................................................. .................................................. ........ Selamün aleyküm Allah celle celalühu'ın Rahmeti, Bereketi ve Selamı üzerinize olsun kardeşlerim. Peygamberimiz -sallallahü aleyhi vesellem'e salavat okumak için her hafta pazartesi günleri akşam 20:00 -8- de salavat okumalarında aynı saatte buluşuyoruz. Dünyanın neresinde olursanız olun sizleri de bizimle aynı gün ve aynı saatte salavat okumaya davet ediyoruz... |
|
|
|
| Bu Mesaj için makes'a Teşekkür Edenler : | *_NaZLı_* (13.03.2010) |
| Reklamsız bir forum için sitemize destek olun... | |
|
|
#26 |
|
Çırak
![]() ![]() Üyelik tarihi: 27.09.2009
İletiler: 47
Takım :
Teşekkürler: 32
26 Mesajına 48 kez Teşekkür Edildi
|
Muhammedi muhabbete mübtela olan bir aşığın hayatından kesitler
-devamı- Yüreğim çoraktı Dilik dilik Toprak misali... Sen geldin Ansızın iklim değişti Bir gül yeşerdi yüreğimde... Sen geldin Sevda okyanusunda Buldum kendimi... Sen geldin Bir gül yeşerdi yüreğimde Al sevdalı renge büründüm... Sen geldin Eşsiz güzelliğinde Hayat buldu ruhum... Sen geldin Lîme lîme doğranmış yüreğim Aşkınla şifaya erdi Efendim. Hoş geldin Ya Rasulallah Yaralı yüreğime nurun şifa oldu efendim YaRabbi benim gibi aciz, günahkar kulunu böyle bir şerefle şereflendirdiğin için Sana ne kadar hamd etsem azdır diyor hamdimi dilimden düşürmüyordum. Sanki yeniden doğmuş gibiydim. O kadar mutluydumki, içim içime sığmıyordu. İdrakim açıldı birden. Artık hayata çok farklı bakıyor, beni alakadar eden olayların nedenini/niçinini farklı yorumluyordum. Bende öyle şeyler değiştiki, musibet, bela, hüzün bana acı veremiyoru artık. Manevi yaralarım sarılmıştı, tüm yakarışlarım lahuti aleme ulaşmıştı, ''mazlumun duası süratle kabül olur'' tahakkuk etmişti. Demekki sevgi dilden kalbe indirilirse vuslat gerçekleşiyormuş... Ogünden sonra zaman zaman ilk defa gördüğüm nokta halindeki nur, genişleyerek büyüyor birden gizli alem açılıyor, arapça harflerle çeşitli şekiller/işaretler gösteriliyordu... Daha sonra sevindirici haberler peş peşe gelmeye başlamıştı. Benim mahkemdeki kazanacağıma ümidimi kestiğim davanın seyrinde ani bir gelişme yaşandı lehime seyri başladı... Allah'ü Zülcelal Hazretlerinin lütfu/yardımıyle, Rasulallah sallallahü aleyhi ve sellem Efendimizin teveccühüyle yaralarım sarılıyor, kaybettiğim tüm cepheleri tekrar kazanmaya başlıyordum. Şerlerden de şerlerin içine düştüğümü zannederken, o çetin şerlerin içinde ne müthiş hayırlar gizliymiş! Bunu görüyor, yaşıyor ve idrak ediyordum... devam edecek... .................................................. .................................................. ........ Selamün aleyküm Allah cc 'ın Rahmeti, Bereketi ve Selamı üzerinize olsun kardeşlerim. Peygamberimiz (s.a.v)'e salavat okumak için her hafta pazartesi günleri akşam 20:00 -8- de salavat okumalarında aynı saatte buluşuyoruz. Dünyanın neresinde olursanız olun sizleri de bizimle aynı gün ve aynı saatte salavat okumaya davet ediyoruz. |
|
|
|
|
|
#27 |
|
Çırak
![]() ![]() Üyelik tarihi: 27.09.2009
İletiler: 47
Takım :
Teşekkürler: 32
26 Mesajına 48 kez Teşekkür Edildi
|
Muhammedi muhabbete mübtela olan bir aşığın hayatından kesitler
-devamı- Benim bu hicretim zahiri boyutundaki anlamlarından ziyade, kendi ruh alemime olan batıni boyutundaki yolculuğummuş. Bu seyir için günah gömleklerimi çıkartıp, dünya süslerine yüz çevirip, benlik libasından sıyrılmam gerekiyormuş ki, benim iradem dışında bunlar gerçekleşmişti. O Yüce Rabb'ül Alemin nelere kadir değilki. Her şeyimi kaybettim derken, kendimi bulmuştum. Anlıyordum artık bendeki eksik olanı, takva yönünden o kadar eksiklerim varmışki, bunun idrakine varmıştım... Babamı gecenin hangi saatinde görsem o hep namaz kılıyor olurdu. Ben ise onu kendimce eleştirirdim, sabahlara kadar namaz kılmak yerine, aktif bir şekilde islama hizmet etmek gerekir derdim. Zaman içerisinde anladımki, onun sabahlara kadar Rabbine nafile ibadet etmesini gördükçe benim yaptığım hizmetleri küçümsemesemde yine de eksikmiş. Bu eksikliğimin idrakine vardıran Rabbime hamd olsun... Zaman akıp gidiyordu, benim davam hakkında duruşma üzerine duruşma yapılıyor artık bu davanın lehime sonuçlanacağı ihtimalı artıyordu. Ben ise o şehirden o şehire sürekli yer değiştiriyordum... Maddi ve manevi o kadar kayba uğramıştımki, deli olmam içten bile değildi, hatta bir keresinde babamın anneme bu gidişle kafayı bozacak dediğini duymuştum. Efendimizin gelişiyle her şey o kadar değişti ki, ben hayata yeniden dönmüştüm. Hayata direncim artmış ve yeniden güçlenmiştim. Artık hiçbir şey bana acı veremez, hiçbir çile beni yıkamazdı. Mahkemede hakkımdaki dava hakkında bir duruşma daha oldu. Evet nihayet dava lehime sonuçlanmıştı. Artık kaçak hayat benim için bitmiş ve normal hayata dönmüştüm... Bir mümin olarak ibadetlerimi yaparken nafilelere önem vermeye başladım. Bununla birlikte Efendimize salavat-ı şerifeleri kendime vir edinmiştim. Daha sonra İslamın ilk şartı ve Rasulullah Sallallahu Aleyhi Ve Sellem Efendimizin zikirlerin en üstünü diye belittiği iki özelliği bulunan birincisi: bütün harfleri ecvef olan. İkincisi: Bütün harfleri noktasız olan. Allah Teala’dan başka bütün mabudlardan tecerrüde işaret eden. Nefiy ve ispattan ibaret olan. “La ilahe” derken Allah Teala’dan başkasından ulûhiyeti nefyetme, “İllallah” derken de Allah Azze ve Celle’nin ulûhiyetini ispat etmek olan. Allah Subhanehu dışında ibadet edilen her şeyi reddetmeyi ve zatıyla ibadete layık olanın sadece Allah olduğunu ispat etmeyi ifade eden, ''hakkıyla mabud olan yalnız Allah’tır La ilahe illallah'' zikrini vird edindim. '' Bir ikaz: bunu söyleyen kimsenin, söylediğinin gereği olarak fiilen reddetmesi ve Allah Azze ve Celle’nin hakkını söz ile ispat ettiği gibi fiili ile de ispat etmesi gerekir. Zira amaç dil ile söylemek değil, bilakis bu mübarek kelimenin kapsadığı manayı gerçekleştirmektir. Bu kelimenin Müslümanların şuurunda bariz bir yeri vardır. Kul, bununla yaratıcısı Tebarek ve Teala’ya kulluğa layık hale gelir. Boyun eğiş ve Allah Azze ve Celle’yi yücelterek ikrar eder, nefsi bu kelime ile parlaklaşır, yaratıcısı Subhanehu ve Teala’ya bu kelimeyle bağlanır, kişi İslam’ını bununla ilan eder, âlemlerin rabbi olan Allah’a inanmaları bununla belirtilir, emrine itaat edenler, Allah’ın sağlam ipine sarılanlar, Allah’a itimad edenler ve işlerini Allah’a havale edenler bu kelimeyle ayrılır.'' Bu zikre devam ediyordum. Bir gün birden semada bir göz belirdi bana bakıyordu, o an kalbime bir ilham doğdu ''Bu alemde her şeyin kayıt altında olduğu'' idi. Daha sonra semada arapça olarak La ilahe illallah yazıldı. O an ben tüm zerrelerimde O azameti hissettim. Sübhanallah, sübhanallah, AllahuEkber diye haykırdım... devam edecek.. .................................................. .................................................. ........ Selamün aleyküm Allah celle celalühu'ın Rahmeti, Bereketi ve Selamı üzerinize olsun kardeşlerim. Peygamberimiz -sallallahü aleyhi vesellem'e salavat okumak için her hafta pazartesi günleri akşam 20:00 -8- de salavat okumalarında aynı saatte buluşuyoruz. Dünyanın neresinde olursanız olun sizde bizimle aynı gün ve aynı saatte salavat okumaya davet ediyoruz. |
|
|
|
| Bu Mesaj için makes'a Teşekkür Edenler : | *_NaZLı_* (13.03.2010) |
|
|
#28 |
|
hizmet..hicret..sehadet..
![]() Üyelik tarihi: 15.10.2007
Nereden: ankara
İletiler: 3.036
Takım :
Teşekkürler: 1.775
717 Mesajına 1.250 kez Teşekkür Edildi
|
|
|
|
|
| Bu Mesaj için Acizane'a Teşekkür Edenler : | makes (16.03.2010) |
|
|
#29 |
|
İstrm Bir Yari Baki İstrm
![]() Üyelik tarihi: 11.06.2007
Nereden: тÜяκİує/αитακуα
İletiler: 3.893
Takım :
Teşekkürler: 1.656
625 Mesajına 877 kez Teşekkür Edildi
|
Allahümme Salli Ala Seyyidina Muhammedin ve Ala Ali Seyyidina Muhammed
|
|
|
|
| Bu Mesaj için mehmetalisoker'a Teşekkür Edenler : | makes (16.03.2010) |
|
|
#30 |
|
Çırak
![]() ![]() Üyelik tarihi: 27.09.2009
İletiler: 47
Takım :
Teşekkürler: 32
26 Mesajına 48 kez Teşekkür Edildi
|
Muhammedi muhabbete mübtela olan bir aşığın hayatından kesitler -devamı- Hayatım adeta bir zındana dönmüşken, Efendimiz salallahü aleyhi ve sellem'in gelişiyle tüm ızdıraplarım dinmiş, adeta yeniden doğmuş gibiydim...Zaman zaman benim iradem dışında çeşitli ilhamlar geliyor, bazen bu kalbime doğarken, bazen de kendi iradem dışında dilimle söyletiliyordu. Ehlullah derki: ''İlahi ilhamlar; istemekle gelmez, bir sebepten dolayı da gitmezler, belirli bir zamanda ve belirli bir şekilde de gelmez...'' bende de böyle oluyordu. Günlük zikirlerime Lafza-i Celal'i, Efendimize salavat-ı şerifeleri ve La ilahe illallah'' zikrini kendime vird edinmiştim. Bir gece , katından ilim öğretmesi için Rabbime yalvardım. Sabah namazından sonra, yakaza halindeyken bana ''Alîm'' esmasının arapça ve latince rakamlarla 160 defa ve on artırarak zikretmem gösterildi. Bundan böyle günlük zikirlrrime ''Alîm'' esmasını da eklemiş oldum. ''İhlasla "Yâ Alim" diyen bir müslüman bu isme devam etse, maddi ve manevi ilim kapıları kendisi için açılır.'' Ya Alim Her şeyi ilminle en iyi bilen sensin Biz aciz kullarız, her şeyi bildiren de sensin Ezelden de ebede kadar da bilen sensin İlimler senden akar gelir bizlere Çünkü ilmin kaynağı sensin Bildiren de, gördüren de, işittiren de sensin Lafza-i Celal'e dilimi öyle alıştırmıştımki, ''Halk arasında dahi Hakk ile olmak'' sırrı gereği sokakta, çarşıda, pazarda hiç dilimden düşürmüyor, hep zikrediyordum. Birgün yine çarşıya çıkmıştım ve her zaman olduğu gibi sessizce zikrediyordum. Bir müddet sonra birden irkildim. Allah Allah sesini duyuyordum ama bu çok farklıydı. Biraz durdum ve dinledimki, kalbim aynı ritimde Allah Allah diye zikrediyordu. Hani derlerya tüylerim diken diken oldu diye, aynen öyle oldu. Ehil kimseler: ''Lâfza-i Celâl zikri, kalbde bir harâretin doğmasına sebep olur. Bu harâret, kalbi tasfiye eder ve orada zikrin nûrunun zuhûrunu sağlar.'' demişlerdir. “Dünyâya geliş ve gidiş” gibi iki muazzam ve dehşet verici gerçek arasında sıkışan beşerî idrâk, dünyâ ve ukbâya âid kâmil bir değer hükmüne ulaşıp hâl ve hareketler buna göre tanzîm edilmedikçe, çocukların oyuncakları gibi izâfî gölgeler âleminden kurtulup hakîkat yurduna doğru mânevî bir yolculuğa çıkamaz. ''Her neye noksan bakarsan ol sana noksan olur Eğer kemaliyle bakarsan ol kemalindir senin''. devam edecek... .................................................. .................................................. ....... Selamün aleyküm Allah celle celalühu'ın Rahmeti, Bereketi ve Selamı üzerinize olsun kardeşlerim. Peygamberimiz sallallahü alyhi ve sellem'e salavat okumak için her hafta pazartesi günleri akşam 20:00 -8- de salavat okumalarında aynı saatte buluşuyoruz. Dünyanın neresinde olursanız olun sizleri de bizlerle aynı gün ve aynı saatte salavat okumaya davet ediyoruz. |
|
|
|
| Bu Mesaj için makes'a Teşekkür Edenler : | *_NaZLı_* (16.03.2010) |
| Reklamsız bir forum için sitemize destek olun... | |
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
Benzer Konular
|
||||
| Konu | Konuyu Başlatan | Forum | Cevap Var | Son İleti |
| Gül-ü Muhammedi | vakkas | Şiir Penceresi | 4 | 09.05.2009 14:57 |
| Muhammedi Aşk... | Geceler | Efendimiz (S.A.V) | 4 | 27.11.2008 08:15 |
| Seviyorum canlar Muhammedi | Bayram | Efendimiz (S.A.V) | 7 | 12.11.2008 12:52 |
| Gül-ü Muhammedi... | Geceler | Efendimiz (S.A.V) | 5 | 29.07.2008 18:45 |
| Mevlid-i Nebi'de Muhammedî Nur | hakan_48 | Dini Içerikli Yazılar | 4 | 02.05.2006 15:00 |