|
|||||||
| Portal | Forum | Kayıt ol | [Yardım Masası] | Üye Listesi | Konularım | Cevaplarım | Arama | Son 24 Saatteki Konular | Forumları Okundu Olarak İşaretle |
![]() |
|
|
Seçenekler | Stil |
|
|
#1 |
|
Tam Üye
![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 21.08.2006
İletiler: 221
Takım :
Teşekkürler: 0
4 Mesajına 6 kez Teşekkür Edildi
|
Padişahın işi ne!
Murat Han (III. Murat) o gün bir hoştur. Telaşeli görünür. Sanki bir şeyler söylemek ister, sonra vazgeçer. Neşeli deseniz değil, üzüntülü deseniz hiç değil. Veziriazam Siyavuş Paşa sorar: - Hayrola efendim, canınızı sıkan bir şey mi var? - Akşam garip bir rüya gördüm. - Hayırdır inşallah. - Hayır mı, şer mi öğreneceğiz. - Nasıl yani? - Hazırlan dışarı çıkıyoruz. Ve iki molla kılığında çıkarlar yola. Görünen o ki padişah hâlâ gördüğü rüyanın tesirindedir ve gideceği yeri iyi bilir. Seri ve kararlı adımlarla Beyazıda çıkar, döner Vefaya. Zeyrekten aşağılara sallanır. Unkapanı civarlarında soluklanır. Etrafına daha bir dikkatli bakınır. İşte tam o sıra, orta yerde yatan bir ceset gözlerine batar. Sorarlar Kimdir bu? Ahali Aman hocam hiç bulaşma. derler, Ayyaşın, meyhurun biri işte! - Nereden biliyorsunuz? - Müsaade et de bilelim yani. Kırk yıllık komşumuz. Komşular öfkelidir Bir başkası tafsilata girer. Biliyor musunuz? der, Aslında iyi sanatkârdır. Azaplar Çarşısında çalışır, nalının hasını yapar. Ancak kazandıklarını içkiye, fuhşa harcar. Hem şişe şişe şarap taşır evine, hem nerede namlı mimli kadın varsa takar peşine. Hele yaşlının biri çok öfkelidir: İsterseniz komşulara sorun. der, Sorun bakalım, onu bir kere olsun cemaatte gören olmuş mu? Hasılı mahalleli döner ardını gider. Bizim tebdil-i kıyafet mollalar kalırlar mı ortada. Tam vezir de toparlanıyordur ki padişah önünü keser. - Nereye? - Bilmem. Bu adamdan uzak durmayı yeğlersiniz sanırım. - Millet bu, çeker gider. Kimseye bir şey diyemem. Ama biz gidemeyiz. Öyle veya böyle tebaamızdır. Defnini tamamlasak gerek. - İyi ya, saraydan birkaç hoca yollar, kurtuluruz vebalden. - Olmaz. Rüyadaki hikmeti çözemedik daha. - Peki ne yapmamı emir buyurursunuz? - Mollalığa devam. Naaşı kaldırmalıyız en azından. - Aman efendim. Nasıl kaldırırız? - Basbayağı kaldırırız işte. - Yapmayın etmeyin sultanım, bunun yıkanması paklanması var. Tekfini, telkini... - Merak etme ben beceririm. Ama önce bir gasılhane bulmalıyız. - Şurada bir mahalle mescidi var ama... - Olmaz. Vefat eden sen olaydın nereden kalkmak isterdin? - Ne bileyim Ayasofyadan, Süleymaniyeden. En azından Fatih Camiinden. - Ayasofya ile Süleymaniyede devlet erkanı çoktur. Tanınmak istemem. Ama Fatih Camiini iyi dedin. Haydi yüklenelim. Ve gelirler camiye. Siyavuş Paşa sağa sola koşturur kefen, tabut bulur. Padişah bakır kazanları vurur ocağa. Usulü erkanınca bir güzel yıkarlar ki naaş ayan beyan güzelleşir sanki. Bir nurdur aydınlanır alnında. Yüzü şakilere benzemez. Hem mânâlı bir tebessüm okunur dudaklarında. Padişahın kanı ısınmıştır bu adama, vezirin ona keza. Meçhul nalıncıyı kefenler, tabutlar, musalla taşına yatırırlar. Ama namaz vaktine hayli vardır daha. Bir ara vezir sıkıntılı sıkıntılı yaklaşır Sultanım der, Yanlış yapıyoruz galiba. - Nasıl yani? - Heyecana kapıldık, cenazeyi sorup araştırmadan getirdik buraya, Kimbilir hanımı vardı belki, belki de yetimleri? - Doğru. Öyle ya. Neyse, sen başını bekle, ben mahalleyi dolanıp geleyim. Vezir cüzüne, tesbihine döner, padişah garip maceranın başladığı noktaya koşar. Nitekim sorar soruşturur, nalıncının evini bulur. Kapıyı yaşlı bir kadın açar. Hadiseyi metanetle dinler, sanki bu vefatı bekler gibidir. Hakkını helal et evladım. der, Belli ki çok yorulmuşsun. Sonra eşiğe çöker, ellerini yumruk yapar, şakaklarına dayar. Ağlar mı? Hayır. Ama gözleri kısılır, belki hatıralara dalar. Neden sonra silkinip çıkar hayal dünyasından. Biliyor musun oğlum? diye dertli dertli söylenir, Bizim efendi bir âlemdi vesselâm. Akşamlara kadar nalın yapar, ama birinin elinde şarap şişesi görmesin, elindekini avucundakini verir satın alırdı. Sonra getirip dökerdi helaya. - Niye? - Ümmet-i Muhammed içmesin, diye. - Hayret. Sizin zamanınızı satın almadım mı? Sonra malum kadınların ücretini öder eve getirirdi. Ben sizin zamanınızı satın aldım mı, aldım. derdi. Öyleyse şimdi dinleseniz gerek... O çeker gider, ben menkıbeler anlatırdım onlara. Mızraklı İlmihal, Hüccet-ül İslâm okurdum. - Bak sen! Millet ne sanıyor halbuki. - Milletin ne sandığı umurunda değildi. Hoş, o hep uzak mescidlere giderdi. Öyle bir imamın arkasında durmalı ki... derdi, Tekbir alırken Kâbeyi görmeli. - Öyle imam kaç tane kaldı şimdi. - İşte bu yüzden Nişancaya, Sofulara uzanırdı ya. Hatta bir gün Bakasın Efendi! dedim, Sen böyle böyle yapıyorsun; ama komşular kötü belleyecek. İnan cenazen kalacak ortada. - Doğru öyle ya? - Kimseye zahmetim olmasın! deyip mezarını kazdı bahçeye. Ama ben üsteledim. İş mezarla bitiyor mu? dedim. Seni kim yıkasın, kim kaldırsın? - Peki o ne dedi? - Önce uzun uzun güldü, sonra Allah büyüktür hatun. dedi, Hem padişahın işi ne? Türbesi Unkapanında Nalıncı Babanın asıl adı, Muhammed Mimi Efendidir. Bergamalıdır. 1592de vefat etti. Cenaze hizmetlerini bizzat padişah gördü ve onu evine defnetti. Kabri üzerine bir kubbe, önüne bir çeşme koydurdu. Bir tekke ile adını yaşattı. Türbesi Unkapanında, eski Cibali Tütün Fabrikasının arkasında, Haraçzade Camii karşısındadır. Sultan Murad da 3 sene sonra rahmet-i Rahmana kavuştu. Ruhlarına el-fatiha. |
|
|
|
| Reklamsız bir forum için sitemize destek olun... |
|
|
#2 |
|
Benim aşkım askı Verene!
![]() Üyelik tarihi: 29.11.2005
Nereden: DuA taşan YüreK
İletiler: 5.575
Takım :
Teşekkürler: 477
515 Mesajına 958 kez Teşekkür Edildi
|
bunu aılem dergısınde okumustum daha once
ve cıdden paylasılmaya deger ıyıkı paylasmıssın cancagzım okumayanlar okumalı yuregıne emegıne saglıkkk |
|
|
|
|
|
#3 |
|
Özel Üye
![]() Üyelik tarihi: 24.01.2006
Nereden: Batman
İletiler: 10.350
Takım :
Teşekkürler: 120
2.479 Mesajına 4.874 kez Teşekkür Edildi
|
harika bir paylaşım...adamdaki şuura bakarmısınız..
MEVLAM bizleride bu şuurda olan muminlerden eylesin.. yüreğine sağlık...ALLAH ebeden razı olsun.....
__________________
|
|
|
|
|
|
#4 |
|
Yenidendogus Üyesi
![]() ![]() ![]() ![]() ![]() Üyelik tarihi: 05.09.2005
İletiler: 317
Takım :
Teşekkürler: 0
4 Mesajına 5 kez Teşekkür Edildi
|
Allah(c.c.) razı olsun..
|
|
|
|
|
|
#5 |
|
Portal Yerlisi
![]() Üyelik tarihi: 09.09.2005
İletiler: 1.967
Takım :
Teşekkürler: 0
11 Mesajına 16 kez Teşekkür Edildi
|
Keşke bütün yürekler imanla dolu olsa ve bu iman dolu yüreklerle doğru işler yapsa.......
Böylece kimse kimsenin kusurlarını araştırmaz yada yapılan iyilikler başa kakar gibi ortalıklarda dolaşmaz.... |
|
|
|
| Reklamsız bir forum için sitemize destek olun... |
|
|
#6 |
|
Özel Üye
![]() Üyelik tarihi: 02.10.2005
İletiler: 925
Takım :
Teşekkürler: 0
105 Mesajına 115 kez Teşekkür Edildi
|
ALLAH RAZI OLSUN DAHA ÖNCE DUYDUĞUM ÇOK İBRETLİK BİR HİKAYE.
|
|
|
|
|
|
#7 |
|
RAHMETLE ANIYORUZ DEĞERLİ KARDEŞİM
![]() Üyelik tarihi: 04.08.2006
Nereden: Ağrı
İletiler: 5.651
Takım :
Teşekkürler: 0
492 Mesajına 713 kez Teşekkür Edildi
|
Allah razı olsun kardeşim güzel bir paylaşımdı yüreğine sağlık...
__________________
YENİDENDOĞUŞ AİLESİ OLARAK SENİ RAHMETLE ANIYORUZ DEĞERLİ KARDEŞİM MEKANIN CENNET OLSUN http://www.yenidendogus.net/vb/duyurular/21725-selamun-aleykum-kardeslerym-11.html#post183264 ![]() "Milletimin imanını selamette görürsem, Cehennem'in alevleri arasında yanmaya razıyım." Bediüzzaman Said-i Nursi |
|
|
|
![]() |
| Seçenekler | |
| Stil | |
| Konu Etiketleri | |
| unkapanındaki türbeler , nalcılık , nalcı baba , nalcı dede , nalci baba , nalcı baba hikayesi , nalcı babanın hikayesi , nalcı , unkapanındaki türbe , unkapanında turbeler , |