Portal
Geri git   Yenidendogus > İslam > Risale-i Nur > Risale-i Nur Külliyatı
Portal Forum Kayıt ol [Yardım Masası] Kuran-ı Kerim Dinleme Üye Listesi Konularım Cevaplarım Arama Son 24 Saatteki Konular Forumları Okundu Olarak İşaretle

Risale-i Nur Külliyatı Risale-i Nur Hakkında Merak Ettikleriniz....

Namazı Kabul Olmayanlar...

NAMAZI KABUL OLMAYANLAR... *Günümüzde mü'minler namazlarının edası hususunda çok gevşek davranmaktadırlar. Özellikle tâdili erkân hususuna hiç dikkat edilmemektedir. Bu sebepten konu ile alâkalı bir şeyler yazılması gere i hâsıl olmuştur. Bu yazacaklarım çok dikkatle okunmalı

Cevapla
 
Paylaş Seçenekler Stil
Alt 13.10.2005, 08:33   #1
buket
Tam Üye
 
Üyelik tarihi: 10.10.2005
İletiler: 104
Teşekkürler: 0
2 Mesajına 7 kez Teşekkür Edildi
Standart Namazı Kabul Olmayanlar...

NAMAZI KABUL OLMAYANLAR...

*Günümüzde mü'minler namazlarının edası hususunda çok gevşek davranmaktadırlar. Özellikle tâdili erkân hususuna hiç dikkat edilmemektedir. Bu sebepten konu ile alâkalı bir şeyler yazılması gere i hâsıl olmuştur. Bu yazacaklarım çok dikkatle okunmalı ve gere i yapılmalıdır. Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz şöyle buyurdular:
"Hırsızın kötüsü o kimsedir ki, kıldı ı namazdan çalar." Resûlullah'a sordular:
"Ya Resûlullah! Kişi kıldı ı namazdan nasıl çalar?" Resûlullah buyurdu ki:
"Rükûsunu ve secdelerini tam yapmayarak çalar."
Bu konu ile alâkalı olarak yine Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurdular ki:
"Rükû ile secdelerin arasında belini düzeltmeyen kimsenin namazına Allah nazar etmez." Bir vakit Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz namaz kılan birini gördü. Adam secdeleri ve rükûları tam olarak yapmıyordu. Bunun üzerine Efendimiz o adama şöyle buyurdu:
"Sen hiç korkmaz mısın? E er bu hâlinle ölecek olsan, Muhammed dininden başka bir din üzerine ölürsün."
Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz buyurdular ki:
"Şu anlataca ım hususu yapmadı ınız sürece hiçbirinizin namazı tamam olmaz; rükûdan kalktı ınızda belinizi tam olarak do rultup her uzvunuz yerli yerine gelinceye kadar." Yine Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz buyurdu ki:
"Bir kimse, iki secde arasında oturmadıkça, belini do rultup onu sabit tutmadıkça namazı tamam olmaz."
Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz yine bir gün namaz kılan bir mü'minin yanından geçiyordu. Gördü ki, namaz kılan zat rükûyu, secdeyi, oturmayı, kalkmayı velhâsıl namaz erkânını tam olarak yerine getirmiyordu. Adam namazı bitirince Efendimiz şöyle buyurdular:
"E er bu hâl üzerine ölecek olsan, kıyamet günü benim ümmetimden oldu un söylenemez." Bu konu ile ilgili olarak şöyle dedi i de rivayet edilmiştir:
"Bu hâl üzere ölecek olsan, Muhammed'in dininden başka bir din üzerine ölmüş olursun."
Ebû Hüreyre Radıyallahu Anh şöyle anlattı:
"Bir adam altmış sene namaz kılar; fakat bu kılınan namazlardan bir teki bile kabul olmaz. Namazları kabul olmayan bu adam, secdeleri ve rükûları tam olarak yapmadı ı için kabul olunmamıştır."
Rivayet edildi ine göre; Zeyd b. Vehb, bir gün namaz kılan adama rast gelir. Namaz kılan adam, namazın rükûsuna, secdesine dikkat etmiyor, tamamlamıyordu. Adam namazı bitirdi inde Zeyd b. Vehb onu yanına ça ırdı ve ona sordu:
"Kaç senedir bu şekilde namaz kılıyorsun?" Adam cevap verdi:
"Kırk senedir." Bunun üzerine Zeyd b. Vehb:
"Sen bu kırk sene içinde hiç namaz kılmamış gibisin. E er bu hâlinle ölecek olsan, Muhammed'in Sünnet'inden başka bir yol üzere ölmüş olursun."
Rivayet edilmiştir ki; mü'min bir kul namazını kıldı ı zaman e er namazında rükû ve secdelere dikkat eder, namazın hakkını verirse, bu namazdan bir nur meydana gelir. Melekler bu nuru alıp semaya çıkarır. Semaya çıkan namaz, sahibi için şöyle dua eder:
"Sen beni korudu un gibi Allah da seni korusun."
Namaz kılan kişi namazı do ru kılmaz, namazın hakkını vermezse, bu namaz bir zulümat olur. Melekler bu korkunç görünümlü zulümatı semaya çıkarmazlar. O namaz da sahibine şöyle beddua eder:
"Beni nasıl zayi edip bu hâle soktuysan, Allah da seni zayi etsin."
Namazın edasına çok dikkat edilmeli, tâdili erkâna uyulmalıdır. Kişi kendisi namazın tâdili erkânına tam uymakla yetinmemeli, başkalarını da bu hususta uyarmalıdır. Zira insanların ço unlu u bu büyük nimetten, devletten mahrum durumdadır. Namazın tâdili erkân ile kılınması ve bunu insanlara tavsiye etmek İslâm dininin önemli meselelerinden biri, Efendimizin en önemli sünnetlerindendir. Kâinatın Efendisi şöyle buyurdular:
"Her kim kaybolmuş ya da kaybolmaya yüz tuttuktan sonra bir sünnetimi canlandırırsa, onun için yüz şehid sevabı vardır."(1)

FİTNE ZAMANI
VE MEHDÎ'NİN
ZUHURU
Mehdî Aleyhisselâm'ın gelmesi yakındır. Onun zuhur edece i zaman yüzyılın başıdır, yüzyılın başlarında Mehdî Aleyhisselâm'ın zuhuru ile ilgili birçok alâmetler çıkacaktır. Mehdî'nin zuhuru anında meydana gelecek alâmetler, tıpkı Resûlullah'ın huzurundaki alâmetlere benzer olacak. Bu şöyle haber verilmiştir.
Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz anne rahmine düştü ü andan itibaren yeryüzünün de işik bölgelerinde hâdiseler meydana gelmiştir. Bu hâdiselerden biri de birçok putun yüz üstü yere devrilmesidir. Bütün şeytanlar görevlerinden alındı, onlara eziyet edildi, makamları da ıtıldı.
Efendimizin dünyaya teşrif buyurdu u gece de, Kisra'nın sarayında deprem oldu, sarayın burçlarından on dört tanesi yıkıldı. Mecusîlerin bin yıldır yanmakta olan ateşleri söndü. Bu ateş bin yıldır aralıksız yanmaktaydı.
Mehdî Aleyhisselâm önemli bir şahsiyettir. Onun gelmesi ile Müslümanlara çok büyük güç kazandıracak. Mehdî birçok harika hâllerin ve kerametlerin sahibi olacaktır. Mehdî'nin zamanında öyle hâller meydana gelecek ki, görenleri hayrete düşürecektir.
Onun zuhuru esnasında da ola anüstü hâller meydana gelecektir ki, bunlar Kâinatın Efendisi'nin zuhurunda meydana gelen hâdiselere benzeyecektir. Bunlar hadisi şeriflerde bildirilmiş hususlardır. Bir hadisi şerifte Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem buyurmuştur ki:
"Küfür her yanı istila edip, hükmü cemiyet içinde aşikare işlenmedikçe Mehdî zuhur etmez." Bu öyle bir zamandır ki, küfür cemiyetin her noktasını sarmıştır. Cemiyetin her noktasını sarmakla kalmamış, her bakımdan da güçlü ve kuvvetlidir de. Müslümanlar bu durumda hiçbir şey yapamamakta zaaf içinde bulunmaktadırlar.
İşte bu vakit gerçek mü'minlerin garip düştükleri bir zamandır. Resûlullah o zamanın mü'minlerinin garipli ini şu şekilde haber vermiştir:
"Ne mutlu o gariplere!"
Ayrıca Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem o zaman için şöyle buyurmuştur:
"Fitne zamanında ibadet etmek, bana hicret etmek gibidir."
Bir ordu savaşı kaybetmiştir de, kaybedilen savaş esnasında küçük müfrezeler, taarruzlarda zafer kazanır. Bu zaferlere çok önem verilir ve çok büyük görünürler. Fitne zamanında yapılan ibadetler, ameller çok önemlidir, zira bu vakitler amellerin, ibadetlerin kabule mazhar oldukları zamanlardır.(2)

TEVBE İSTİĞFAR
VE ÇEŞİTLERİ
Ey iman edenler mademki ömrümüzü, günahlar, kusurlar ve kabahatler ve isyanlarla geçirdik. Şimdi bize yakışan tevbeden, isti fardan, takvadan söz etmemizdir. Allah Teâlâ şöyle buyurdu:
"&Ey mü'minler! Hep birden Allah'a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz." (Nur, 24/31) Bir başka âyeti kerimede de şöyle buyruluyor:
"Ey iman edenler! Samimî bir tevbe ile Allah'a dönün. Umulur ki, Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter. Peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayaca ı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar&" (Tahrim, 66/
Allahu Teâlâ şöyle buyurdu:
"Günahın açı ını da gizlisini de bırakın&" (En'**, 6/120)
Buradan anlaşılıyor ki, günahlardan tevbe etmek her mü'mine vaciptir, farzdır. Beşer cinsinden hiçbir kimse tevbeden beri tutulmamıştır. Nasıl tevbeden uzak olunabilir ki, Kâinatın Efendisi bile kendini tevbeden beri tutmamıştır. Seyyidü'lmürselîn Resûlullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem Efendimiz şöyle buyurdular:
"Kalbime bazen bir a ırlık gelir de o gün Allah'a yetmiş defa isti far ederim."
E er işlenen günahlar, Allah Teâlâ'ya yönelik ise, kul hakkı dışında ise, meselâ zina etmek, içki içmek, çalgı dinlemek, mahremi olmayan kadınlara bakmak, bid'ata inanmak gibi. Bunların tevbesi şöyle olur: Yaptıklarından pişmanlık duyarak, isti farda bulunmak, yaptı ından vahlanarak, Allah'a özür beyanında bulunmak.
Şayet işlenen günah farzlardan birini terk ederek işlenmişse, yukarıdaki tevbe, isti far ve pişmanlıktan önce o farzın kazası eda edilir, sonra tevbe ve isti far yapılır.
Şayet işlenen günahlar kul hakkı sınıfına giriyorsa, önce bu hakların yerine verilmesi gerekir. Kul haklarına yönelik işler sahiplerine iade edildikten sonra helâllikler alınmalıdır. Bu şekilde yapıldıktan sonra tevbe isti far etmelidir.
Hakkını gasp etti i adam ölmüş ise, alınan malın ölen adamın çoluk çocu una verilmesi; çocukları yoksa varislerine, varisleri de yoksa gasp edilen mal kadar bir miktarın o adam adına fakir fukaraya da ıtılması gerekir. Bunu yaptıktan sonra da tevbe isti fara devam etmelidir.(3)

Dipnotlar:
1"Mektûbâtı Rabbânî", 382. Mektup
2"Mektûbâtı Rabbânî", 381. Mektup
3"Mektûbâtı Rabbânî", 379. Mektup


(Rabbim yaptı ımız ibadetleri kabul etsin) ...amin...

buket isimli üye şu anda çevrimdışı  
Alıntı ile Cevapla

Reklamsız bir forum için sitemize destek olun...
Cevapla

Seçenekler
Stil



Konu Etiketleri
namazı kabul olmayanlar , kimlerin namazı kabul olmaz , http wwwyenidendogusnet forum risale i nur kuelliyaty 1775 namazy kabul olmayanlarhtml , kul hakkı ile ilgili ayetler , namazın kabulü , kabul olmayan namazlar , namaz ne zaman kabul olmaz , kabul olmayan namaz , namazi kabul olmayanlar , namaz kabul olmaz ,


Saat : 08:32 |

Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Tesettür
Yandex.Metrica