Portal
Geri git   Yenidendogus > İslam > Tasavvuf
Portal Forum Kayıt ol [Yardım Masası] Kuran-ı Kerim Dinleme Üye Listesi Konularım Cevaplarım Arama Son 24 Saatteki Konular Forumları Okundu Olarak İşaretle

İkı Dünya Mutluluğunun Anahtari: Zıkır

Bütün ibadetler bir tür zikirdir. Ancak asıl zikir, kalbin derinliklerine inen ve onu fetheden zikirdir. Bu zikrin sonucunda, kalp Yüce Allah'ı tanır, O'na bağlanır ve O'ndan başkasını aramaz. İşte bu hal, gerçek hürriyyettir. Bütün korku

Cevapla
 
Paylaş Seçenekler Stil
Alt 28.06.2006, 13:29   #1
HACI BORAN
Portal Yerlisi
 
Üyelik tarihi: 04.09.2005
İletiler: 2.204
Teşekkürler: 0
5 Mesajına 5 kez Teşekkür Edildi
Standart İkı Dünya Mutluluğunun Anahtari: Zıkır

Bütün ibadetler bir tür zikirdir. Ancak asıl zikir, kalbin derinliklerine inen ve onu fetheden zikirdir. Bu zikrin sonucunda, kalp Yüce Allah'ı tanır, O'na bağlanır ve O'ndan başkasını aramaz. İşte bu hal, gerçek hürriyyettir. Bütün korku ve endişelerden kurtulmak, bu dünyada huzura, ebedi alemde de sonduz mutluluğa ulaşmaktır.
Her insanın farklı beklenti ve endişeleri vardır. Herkes beklentilerine ulaşmak ve endişelerinden kurtulmak ister, bunun için her yolu dener.


Sonu ölüm ve son durağı ahiret olan insan için en büyük hedef, Yüce Yaratıcısının hoşnutluğuna ulaşmaktır. Böylece ebedi saadet yurdu cennete girmek ve Yüce Allah'ın cemalini görmektir. Yüce Allah'ın bir kulundan razı olması en büyük saadettir. Bu nimet, cennetten daha büyüktür.
İnsanın gerçekten endişelenmesi gereken en büyük tehlike, ilâhî sevgi ve rahmetten mahrum kalıp, ebediyyen Yüce Allah'ın gazabı altında bulunmak ve Onun cemalini hiç görememektir. Bu azap, cehennemden daha şiddetlidir. Dünyadaki bütün korkular ve sıkıntılar bunun yanında hiç kalır. Kim Yüce Allah'ın rahmetiyle bu azaptan kurtulup ilâhî himayeye girerse, o kimse hedefine ulaşmış ve gerçek zaferi ele geçirmiş olur.


İLAHİ KAPILARIN ANAHTARI

İşte bu büyük hedefe ulaşmanın ve gerçek zafere kavuşmanın yolu zikirdir. Kur'an ve Sünnet, kurtuluş kapısı olarak zikri göstermiştir. Kalbin bitmeyen huzuru zikre bağlanmıştır. Zikir bütün hayır kapılarının anahtarı yapılmıştır.

Zikirsiz Allah dostluğu mümkün değildir. Bütün ibadet çeşitleri bir tür zikirdir. Ancak asıl zikir, kalbin derinliklerine inen ve onu fetheden zikirdir. Bu zikrin sonucu kalbin Yüce Allah'ı tanıması, O'na bağlanması ve O'ndan başkasını aramamasıdır. Arifler bu hali gerçek hürriyyet olarak tarif etmişler, bütün şerefi onda görmüşler ve bir ömür boyu onu ele geçirmek için çalışmışlardır.

Kuran ve Sünnet bizlere ısrarla zikri emretmektedir. Rasulullah A.S. Efendimiz zikir meclislerini cennet bahçelerine benzetmiş ve herkesi bu bahçenin meyvelerini toplamaya davet etmiştir. (Tirmizî, Ahmed)

Zikir bahçesinin meyveleri çoktur. Zikirle gelen ilâhî hediyeleri arifler saymakla bitirememişlerdir. Biz, burada bunların bir kısmına değineceğiz. Böylece Allahı bilmenin yolu olan zikrin ne kadar şerefli, faziletli, tatlı, faydalı ve gerekli olduğunu bir nebze anlama imkanımız olacak.

Konumuzla ilgili bütün ayetler, hadisler ve tecrübeler, zikrin marifetleri ve meyveleri hakkında özetle şunları söylüyor:

Zikir vuslat yoludur. Zikir kulu Yüce Rabbine yaklaştırır. Zikir insanın marifetini ve muhabbetini artırır, manevi derecesini yükseltir. İhlâsla yapılan zikir, kul ile Rabbi arasındaki bütün perdeleri kaldırır, engelleri aştırır. Rasulullah A.S. Efendimizin belirttiği gibi, zikirdeki bu özellik hiçbir amelde yoktur. (Tirmizî, İbnu Mace, Ahmed)

Zikir, kulu Yüce Rabbi ile beraber eder. Kul Yüce Rabbini zikrettiği sürece, O da kulunu zikreder. Siz beni anın ki, ben de sizi anayım. (Bakara/152) ayeti bunu ifade eder. Arifler, Allah'ı zikretmenin bundan başka faydası olmasaydı bile, bu müjde zikrin şeref ve faziletini anlatmaya, insanı zikre koşturmaya yeterdi demişlerdir.

Bir kulu Yüce Allah'ın özel olarak zikretmesinden daha büyük hangi şeref vardır? Bundan öte ne istenir? Bütün mesele o yüce huzurda kabul görmektir.

Zikir kalbin cilasıdır, onu manevi kirlerden temizler, içindeki gafleti yok eder. Kalp, zikrin nurları ile aydınlanır ve parlar. Bu nur insanın bütün vücuduna yayılır, her organ ondan bir pay alır ve nurlanır. Böylece hayat Allah sevgisiyle tatlanır.

Zikrin nurlarıyla aydınlanan kimsenin yüzü güzel, sözü tatlı olur. Bakışı feyiz akıtır, gülüşü huzur verir. Her hali hayrı yansıtır. Bu kimse yeryüzünde Allahu Tealâ'nın canlı şahididir. Kendisine bakana Allah'ı hatırlatır, hayrı sevdirir.

Zikir manevi zevk kapılarını açar. Zikir sayesinde kul Allahu Tealâ ile özel sohbet ve muhabbet eder. Allahu Tealâ zikredenin en yakın dostu ve sohbet arkadaşı olur, kalbini şenlendirir, onu doyumsuz ve benzersiz zevklere ulaştırır. Büyük ariflerden İbrahim b. Ethem K.S. bu zevki şöyle tarif eder:

Yüce Rabbim kendisini seven ve çokça zikreden dostlarının kalbine öyle bir zevk koymuştur ki, eğer dünya sultanları bunun ne kadar tatlı olduğunu bilselerdi, onu ele geçirmek için bütün ordularıyla ariflerin kalbine hücum ederlerdi. Ancak Allah dostları onu gizlerler, sultanlar da ondan habersizdirler.

Zikir kalbi şenlendirir, kalpten gamı, kederi, stresi giderir. Alemlerin Rabbi ile huzur bulmuş kalpten boş sıkıntılar ve yersiz korkular çeker gider. Kalbi zikir ile şenlenmiş bir kul, hiçbir zaman yalnızlık korkusu yaşamaz, ne olacağım sıkıntısı çekmez, rızık endişesine düşmez. Zindana atılsa saraydaki gibi rahat eder.

Zikir kalpteki imanı kuvvetlendirir, kalbe manevi hayat ve neşe verir, kalpten şek ve şüpheyi giderir, böylece insanın Allah'a teslimiyeti tam olur. Yakini artar, ihlâsı elde eder. O zaman ibadetler tatlı ve kolay olur. Kul taklitten kurtulur, tahkike ulaşır.

HACI BORAN isimli üye şu anda çevrimdışı  
Alıntı ile Cevapla

Reklamsız bir forum için sitemize destek olun...
Alt 28.06.2006, 13:31   #2
HACI BORAN
Portal Yerlisi
 
Üyelik tarihi: 04.09.2005
İletiler: 2.204
Teşekkürler: 0
5 Mesajına 5 kez Teşekkür Edildi
Standart

KALBİN DİRİLİŞİ İÇİN ZİKİR

[COLOR=blue][SIZE=12][FONT=arial][B]Balık için su ne ise, kalp için de zikir odur. Zikirsiz kalp ölür. Kalbi ölü bir insandan hayırlı ve tatlı işler çıkmaz.

Zikir kalbi şeytanın vesvesesinden ve hakimiyetinden kurtarır. Allahu Tealâ şeytanı, hannâs sıfatıyla tanıtmıştır (Nas/4). Hannâs, sinsi, korkak, boş bulunca dalan, karşı durunca kaçan demektir. Şeytan kalbi boş bulunca dalar, kalp zikre geçince hemen kaçar. Zikir devam ettiği sürece şeytan kalbe yol bulamaz. Kalbe girmek ister fakat zikrin nuru onu yakar. Böylece insan en büyük düşmanından kurtulmuş olur.

Şeytanı yakan zikir, ihlâsla, edep üzere yapılan ve gafletten uzak olan zikirdir. Şeytanı kalbimizden, işimizden, evimizden, ailemizden, çocuklarımızdan, soframızdan uzaklaştırmanın tek yolu, ihlâsla yapılan zikirdir.

Zikir kötülüklere karşı en sağlam kaledir, insanı haramlardan kurtarır. Zikirle meşgul olan bir kalp ve dil, gıybet, yalan, laf taşıma, fitne yayma gibi haram ve boş işlere vakit bulamaz. Bir çeşit ibadet, hizmet ve zikir ile meşgul olmayan kimsenin boş işlerden korunması mümkün değildir. Kalbe gelen günah arzularını zikirle söndürme ve hayra yönlendirme imkanı vardır. Zikir ile desteklenen kalp, iyiyi kötüyü fark eder.

Zikir bütün zamanlarda ve mekânlarda yapılabilir. Zikrin dışındaki her ibadetin belirlenmiş bir zamanı ve şekli varken, zikir için herhangi bir zaman ve mekân sınırlaması yoktur. Bazı yer ve zamanlarda dil ile zikir yapılamaz ise de, kalple zikre hiçbir mani yoktur.

Zikir kalbin kapılarını açar. Allahu Tealâ'yı çokça zikreden kul, zikrin nuru ile kendisini tanır; kalbini, ruhunu ve diğer manevi cevherlerini keşfeder. Onları çalıştırır, geliştirir ve kullanır. Onlarla yepyeni ilimler elde eder, kalp gözü açılır, dünyanın ve ahiretin gerçek yönünü görür. Allahu Tealâ'nın kainattaki tecellilerini ve sanatını seyreder. Böylece Yüce Allah'a imanı ve muhabbeti artar. Ona hayran olur, sevgi ve tazimle teslim olur.

ZİKREDENİ ALLAH DA ANAR

Zikir insana rahmet kapılarını açar. Kul Yüce Rabbini zikrettiği sürece O'nun nazarı ve rahmeti altında bulunur. Allahu Tealâ kendisini genişlik anında çokça zikreden kullarını dar ve zor anında yalnız bırakmaz, dua ve isteğini boş çevirmez. Onu özel olarak destekler.

Zikir kula semanın kapılarını açar. Zikir meclislerine ilâhî rahmet, nur ve feyiz iner. Melekler zikredenlerin meclisine gelir, onların affı için Allah'a yalvarır. Zikreden kimseyi, Allahu Tealâ kendi katındaki melekler arasında zikreder, melekler onu tanır ve kendisiyle dost olurlar. Böylece kulun göklerde ismi anılır, cismi tanınır, hatırı sayılır.

Zikir insana cennet kapılarını açar. Allahı çokça zikreden mümin erkek ve kadınlara Yüce Rabbimiz mağfiret ve büyük bir mükafat hazırlamıştır (Ahzap/35). Bu mükafat cennet ve Cemalullahtır.

Zikir mahşer günü zafer biletidir. Dünyada çok zikredenler ahirette çok gülerler. Allahu Tealâ mahşerde zikir ehlini özel himayesine alır, rahmet gölgesinde gölgelendirir. Rasulullah A.S. Efendimizin müjdelediği gibi, Allahu Tealâ'yı çokça zikreden erkek ve kadınların hesabı kolay olur. (Müslim, Tirmizî, Ahmed)

Zikir insanı en büyük felaket olan cehennem ateşinden korur. Rasulullah A.S. Efendimiz, insanı ateşten kurtaracak en güzel amelin zikir olduğunu beyan etmiştir (Tirmizî, Ibnu Mace). Allahu Tealâ, müminleri kalplerine yerleşen Kelime-i Tevhid ve zikir üzere dünyada ve ahirette sabit tutacağını müjdelemiştir (İbrahim/27). Kulun Yüce Rabbini zikretmesi öyle büyük bir sermayedir ki, ömründe bir kere olsun samimi olarak lâ ilâhe illallah diyen kimse, bu zikrin bereketiyle ebedi ateşte kalmayıp cennete girecektir.

Zikre ait bu müjdeler herkes içindir. Erkek-kadın, genç-ihtiyar, fakir-zengin herkes bu nimetlere davet edilmiştir. Kul kalbi ve dili ile ne kadar zikir çeker ve buna devam ederse, o derece ilâhî ikram ve müjdelere ulaşır.

Allah dostları iman ve namazdan sonra en fazla zikrin üzerinde durmuşlardır. Çünkü onlar zikirle elde edilecek nimetleri bizzat tatmışlar, onun kalbin manevi hastalıklarına kesin ilaç olduğunu görmüşler ve zikri herkese tavsiye etmişlerdir.

Kısaca, Allahu Tealâ'yı zikir kalbin hayatıdır, tadıdır, ilacıdır, gıdasıdır. Zikirsiz kalp zayıflar, hastalanır, kararır, katılaşır ve sonunda ölür. Bu halden Allah'a sığınırız.

HACI BORAN isimli üye şu anda çevrimdışı  
Alıntı ile Cevapla
Alt 28.06.2006, 14:40   #3
MuhacirEnsar
Onursal Üye
 
MuhacirEnsar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 31.10.2005
Nereden: MEDİNE
İletiler: 6.522
Teşekkürler: 161
292 Mesajına 452 kez Teşekkür Edildi
Standart

ellerine sağlık......

MuhacirEnsar isimli üye şu anda çevrimdışı  
Alıntı ile Cevapla
Alt 29.06.2006, 02:32   #4
Necmeddin
Onursal Üye
 
Necmeddin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 24.01.2006
Nereden: Batman
İletiler: 10.533
Teşekkürler: 120
2.609 Mesajına 5.143 kez Teşekkür Edildi
Standart


ALLAH razı olsun bu güzel bilgiler için.
Anma, anımsama, ezberleme, hatırlama. Söylenmesi tavsiye edilen hamd, sena ve dua için kullanılan sözler. Bazı alimler zikri, insana sevap kazandıran her türlü hareket olarak tarif etmişlerdir.

Zikir, daha çok tasavvufi anlamda kullanılır. Tasavvufta da, Allah´ın yüceliğini dile getirmek ve manevî yetkinliğe ulaşmak amacıyla belli bir söz ya da cümleyi yinelemektir. Yüce Allah´ın bilinen güzel isimleri ve tevhid kelimesi (Lâ ilâhe illallah) ile yapılır.

Zikir, "zekere" fiilinin masdarıdır. Aslı "zikr"dir. Türkçe´de zikir diye kullanılır. Zükr kelimesi ile aynı anlamdadır. Çoğulu ezkâr ve zükûr olarak gelir. Zikrâ kelimesi de, zikr´in mübalağası olup çok zikretmek demektir.

Zikir, aynı kökten gelen kelimelerle birlikte, Kur´ân´da üç yüz´e yakın yerde geçmektedir.

Yüce Allah Kur´ân´ın çeşitli âyetlerinde Allah´ı zikretmeyi emretmiştir. Bu âyetlerden birinin meâli şöyledir: "Öyle ise beni anın ki, ben de sizi anayım. Bana şükredin, nankörlük etmeyin" (el-Bakara, 2/152).

Yüce Allah bu âyette zikir ile şükrü bir arada anmıştır. Zikir de şükür gibi üç çeşittir. Bunlar, dil, kalb ve beden ile yapılan zikirlerdir. Dil ile zikir, Yüce Allah´ı güzel isimleri ile anmak, O´na hamdetmek, tesbihte bulunmak, Kur´ân´ı okumak ve dua etmektir. Bu çeşit zikri dile getiren birçok âyet vardır. Bu âyetlerden bazılarının meâli şöyledir:

"İşte bu (Kur´ân) da, bizim indirdiğimiz bir zilkirdir (öğültür). Şimdi onu inkâr mı ediyorsunuz?" (el-Enbiyâ, 21/50).

Kalb ile zikir de, Yüce Allah´ı gönülden anmaktır. Bu bir nevi tefekkürdür. (bk. "Tefekkür mad.")

Beden ile zikir ise, vücudun bütün organlarının Allah´ın emirlerini yerine getirmeleri ve yasaklarından sakınmaları ile olur. Bu da kişinin kendi vücudunun organlarını Allah´ın yolunda bulundurması ile mümkündür (el-İsfahânî, el-Müfredât, İstanbul,1986 259 vd.,; Mehmet Zeki Pakalın, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, İstanbul 1971, 659).

Yukarıda meâli sunulan âyette geçen, "Siz beni anın ki ben de sizi anayım" ifadesi, alimler tarafından çeşitli manalar için yorumlanmıştır. Bu yorumların şöyle özetlenmesi mümkündür:

"Siz beni ibâdet ve itâatla zikredin ki, ben de sizi rahmetimle zikredeyim. Beni dua ederek zikredin, ben de sizin dualarınızı kabul edeyim. Benim verdiğim nimetleri hamd ve senâ ile zikredin, ben de size nimetlerimi artırayım. Siz beni dünyada zikredin, ben de sizi ahirette zikredeyim... Beni, varlık ve refah içinde olduğunuzda zikredin ki, ben de sizi belâ, musibet ve sıkıntılarınız zamanında zikredeyim... Beni, benim yolumda cihâd ederek zikredin ki, ben de sizi hidâyetimle zikredeyim. Beni sıdk, samimiyet ve ihlas ile zikredin, ben de sizi sıkıntılardan kurtarmak ve bilgi ile ihtisasınızı artırmakla zikredeyim. Beni Rabbiniz olarak bilip kulluğunuzla zikredin ki, ben de sizi sevdiğim kullarımdan kabul edip sonunda bağışlamakla zikredeyim" (er-Râzî, Mefâtihu´l-Gayb, Mısır 1937, IV,143 vd).

Zikrin önemini bildiren ve zikir hakkında emir ve tavsiyelerde bulunan diğer bazı âyetlerin meâli şöyledir:

"Onlar ayakta, oturarak ve yanları üzerine yatarken Allah´ı zikrederler (anarlar). Göklerin ve yerin yaratılışı üzerinde düşünürler: "Rabb´imiz (derler), bunu boş yere yaratmadın, sen yücesin, bizi ateş azabından koru!..." (Alu İmrân, 3/191).

"Onlar ki, inanmışlardır ve kalbleri Allah´ı zikretmekle (anmakla) yatışır. İyi bilin ki ancak Allah´ı zikretmek (anmak)la kalbler yatışır" (er-Ra´d, 13/28

Âllah´ın emrine uyan müslüman erkekler ve müslüman kadınlar, mü´min erkekler ve mü´min kadınlar, tâata devam eden erkekler ve taata devam eden kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, mütevâzi erkekler ve mütevâzi kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve ırzlarını koruyan kadınlar, Allah´ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar; işte Allah, bunlar için bir mağrifet ve büyük mükâfat hazırlamıştır" (el-Ahzâb, 33/35).

"Ey inananlar, Allah´ı çokça zikredin ve O´nu sabah akşam tesbih edin" (el-Ahzâb, 33/41, 42).

Meâlleri verilen âyetlerde görüldüğü gibi, Yüce Allah zikir ehli olan kadın ve erkekleri, müslüman, mü´min, tâat ehli, doğru, sabırlı, oruç tutan, hayır ve sevap ehli, iffetli ve namuslu kişilerle beraber anmıştır.

Hz. Muhammed (s.a.s) de, "Zikrin en faziletlisi, Lâ ilâhe illallah ve duanın en faziletlisi de elhamdu lillah´dır" (İbn Mâce, Edeb, 25) diyerek, tevhid kelimesi ile zikirde bulunmanın islâm dinindeki önemini ifade etmiştir. Bilindiği gibi zikirde esas unsur, diğer varlıkları unutarak, hatta yok sayarak Allah´ı anmaktır. Onun için Allah´ın varlığını ve birliğini ifade eden tevhid kelimesi, en güzel zikir olarak kabul edilmiştir. Tevhid kelimesi bir bütün halinde, "La ilâhe illallâh Muhammedürrasûlüllah" şeklindedir. Zikirde söylenen la ilâhe illallah, tevhid kelimesinin ilk yarısıdır. O da iki kısmıdır. Birinci kısmı, cümlenin ilk yarısı olan "La ilâhe"dir. Manası, "hiç bir ilâh yoktur" demektir. Bu olumsuz kısma "nefy" adı verilir. İkinci kısmı ise, "illallah"dır. Manası,"ancak Allah vardır" demektir. Bu kısmın adı ise, "isbat"tır. Tevhidin bu kısmına tehlil de denir (Necmüddin Kübra, Tasavvufi Hayat, trc. Mustafa Kara, İstanbul 1980, 59 vd).

Tasâvvuf ehline göre, Hz. Muhammed (s.a.s) dört halifeye ayrı ayrı zikri öğretip tavsiye etmiştir. Hz. Ebu Bekir (r.a)´a hafî (gizli) zikri, Hz. Ömer ve Hz. Ali´ye´cehrî (sesli) zikri ve Hz. Osman´a da kalbî zikri öğretmiştir (Mehmet Ali Aynî, Tasavvuf Tarihi, 1340,198 vd). Ancak sahih hadis kaynaklarında böyle bir rivayet bulunmamaktadır.

Tasavvufî tarikatların kendilerine göre değişik zikir çeşitleri ve usûlleri vardır (Bu hususta geniş bilgi için bk. Mustafa Kara, Tasavvuf ve Tarikatlar Tarihi, İstanbul 1985, 200 vd).

Hz. Muhammed (s.a.s) başka bir hadiste de zikir hakkında şöyle buyurmuştur:

"İnsanlar bir araya gelip Allah´ı zikrettikleri zaman, melekler onları kuşatır, rahmet onları kaplar ve Allah onları kendisine yakın olan kişilerden kaydeder. "

Ebu Hüreyre (r.a) bir gün çarşıya gider ve oradakilere şöyle seslenir: "Hz. Muhammed (s.a.s)´in mirası camide taksim edildiği halde, siz buralardasınız!.." Çarşıdaki insanlar hemen camiye giderler. Fakat miras diye bir şey göremezler. Ebu Hüreyre´ye gidip şöyle söylerler: "Yâ Ebu Hüreyre, camide taksim edilen herhangi bir miras görmedik." Ebu Hüreyre onlara; "Neyi gördünüz?" diye sorar. Onlar; "Allah´ı zikreden ve Kur´ân okuyan insanları gördük" derler. O zaman Ebû Hüreyre "İşte peygamberin mirası odur" der (el-Gazzalî, el-İhyâ, Beyrut t.y., I, 296).

Hz. Muhammed (s.a.s)´in zikrin fazileti ve onun çeşitli günahların affına vesile olduğuna dair söylemiş olduğu daha hayli hadisler vardır (bk. Muhammed b. Allan, Delilu´l-Fâlihîn, Mısır 1971, IV, 210 vd.).

Meâl ve açıklamaları sunulan bütün bu ayet ve hadislerden anlaşıldığı gibi zikir, insanı Allah´ın dışındaki varlıkların her türlü kötülüklerinin tesirinden muhafaza eder, Allah´a bağlılığını sağlar ve her nevi tevhidi muhafaza eder. Bununla beraber, insanın gönlüne huzur verir, dünya ve ahiretin mutluluğuna kavuşturur
__________________

Necmeddin isimli üye şu anda çevrimdışı  
Alıntı ile Cevapla
Alt 30.06.2006, 08:40   #5
HACI BORAN
Portal Yerlisi
 
Üyelik tarihi: 04.09.2005
İletiler: 2.204
Teşekkürler: 0
5 Mesajına 5 kez Teşekkür Edildi
Standart

Rabim cümlemizden razı olsun

HACI BORAN isimli üye şu anda çevrimdışı  
Alıntı ile Cevapla

Reklamsız bir forum için sitemize destek olun...
Cevapla

Seçenekler
Stil



Konu Etiketleri
, , , , , , , , , ,


Saat : 11:50 |

Powered by vBulletin® Version 3.8.6
Copyright ©2000 - 2014, Jelsoft Enterprises Ltd.
Tesettür
Yandex.Metrica