Portal
Geri git   Yenidendogus > İslam > Ashab-ı Güzin Efendilerimiz
Portal Forum Kayıt ol [Yardım Masası] Kuran-ı Kerim Dinleme Arapça Dersleri Konularım Cevaplarım Arama Son 24 Saatteki Konular Forumları Okundu Olarak İşaretle

Hanım Sahabeler

Üye Etiketleri


Cevapla
 
Paylaş Seçenekler Stil
Alt 11.10.2005, 01:34   #1
hayrunisa
Misafir
 
İletiler: n/a
Aldığı Beğeniler :
Beğendiği Mesajlar :
Standart Hanım Sahabeler

Ümmü Seleme (?- 667)

İslâmiyeti kabul edenlerin ilklerindendir. Kocası ile birlikte Habeşistan'a hicret eden Müslümanlar arasında yer almış ve bir süre burada yaşamıştır. Eşi Ebu Seleme Uhud Savaşında aldı ı yaranın etkisiyle şehit olup, dört çocu uyla birlikte kimsesiz kalınca, Peygamber Efendimiz Ümmü Seleme'yi nikâhına, çocuklarını da korumasına almıştır. Asıl adı Hind olmakla beraber Ümmü Seleme künyesiyle meşhur olmuş, Peygamber Efendimizle evlendikten sonra da Ümmü'l-Mü'minin unvanını almıştır. Hazreti Aişe'den (ra) sonra en fazla hadis rivayet eden hanım sahabedir. Risâle-i Nur'da ismi Ümmü'l-Mü'minin Ümmü Seleme olarak geçmekte ve "meşâhir-i ulema-i Sahabe"den denilmek suretiyle, meşhur olan alim sahabelerden biri olarak vasıflandırılmaktadır (Mektubat, s. 130). Künyesi Ümmü Seleme Hind binti Ebu Umeyye Süheyl bin Mu ire bin Abdullah bin Ömer bin Mahzum şeklindedir.

Ümmü Seleme'nin do um tarihi ve ilk hayatı ile ilgili teferruatlı bilgi mevcut de ildir. Dolayısıyla do um tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Mekke'de dünyaya gelmiştir. Babası Ebu Umeyye Süheyl bin Mu ire, annesi ise Atike binti Amir'dir.

Ümmü Seleme evlilik yaşına geldikten sonra halasının o lu Ebu Seleme bin Abdülesed ile evlendi. Evlilikleri boyunca mutlu bir beraberlik yaşadılar. İslâmiyet'in zuhuru üzerine kocası ile birlikte Müslüman oldu ve ilklerin arasına katılma şerefine nail oldu. Bu arada Müslümanlara müşrikler tarafından yapılan zulümden onlar da nasiplerini aldılar. İşkencelerin çekilmez bir hal almasından sonra kocası ile birlikte Habeşistan'a hicret ettiler.

Gurbette oldu u sıralarda Zeynep, Seleme, Ömer ve Düre isminde dört çocu u dünyaya geldi. O ulları Seleme'nin ismine izafeten kendisi "Ümmü Seleme" ve kocası da "Ebu Seleme" künyesini aldı. Asıl adı Hind olmasına ra men gerçek adı unutuldu ve Ümmü Seleme künyesiyle meşhur oldu. Hicret ettikleri Habeşistan'da uzun bir süre kaldıktan sonra tekrar memleketleri olan Mekke'ye geri döndüler.

Ümmü Seleme, Mekke'ye geldikten sonra tekrar büyük zulüm ve işkencelere ailesi ile birlikte maruz kaldı. Bu sefer de Medine'ye hicret etmek zorunda kaldı. Ancak, yolda müşrikler tarafından yakalandı ve ailesinden koparılarak Mekke'deki evinde yalnız başına yaşamak zorunda bırakıldı. Böylece hem kocasından hem de çocuklarından ayrı ve çileli bir hayat yaşadı. Bu duruma daha fazla dayanamayan bir akrabasının yardımıyla kurtularak Medine'ye gitti. Eşi ve çocuklarına kavuştu.

Ümmü Seleme, mutlu ve huzur dolu bir hayat sürdürürken ve eşlerin de birbirinden çok memnun olmalarının da etkisiyle, herhangi birisinin vefatı durumunda di erinin evlenmemesi konusunu aralarında konuştular. Ümmü Seleme, kocasının vefat etmesi durumunda bir daha evlenmeme niyetindeydi. Cennetlik olan eşini kaybeden ve ondan sonra evlenmeyen eşlerin cennette Allah tarafından bir araya getirileceklerini duymuş ve buna nail olmak için de kocasına ölüm sonrası evlenmeme teklifini götürmüştü. Ebu Seleme ise bu teklife sıcak bakmadı. Kendisinin ölümünden sonra evlenmesini ve daha hayırlı birisini bulabilece i telkininde bulundu. Ayrıca, "Allah'ım, Ümmü Seleme'ye benden sonra daha hayırlı ve onu hor görmeyecek, incitmeyecek bir koca nasip et" meâlinde duâ etti.

Ümmü Seleme'nin kocası Ebu Seleme, Uhud Savaşında a ır şekilde yaralandı. Bir süre sonra da bu yaranın etkisiyle şehit oldu. Böylece kendisi dul ve dört çocu u da yetim kaldı. Peygamber Efendimiz (asm), Müslümanlara, bir musibetle karşılaştıklarında sabretmelerini ve Cenâb-ı Hakk'tan u ranılan musibetin mükafatını ihsan etmesi ve daha hayırlısına kavuşturması için niyazda bulunmalarını tembihlemişti. Bu mübarek Müslüman hanım da bu meâlde duâda bulundu.

Ümmü Seleme, dul kaldıktan ve dinen beklenilmesi gereken (iddet) sürecinin dolmasından sonra bir çok sahabe tarafından evlenme teklifi aldı. Ancak bunları kabul etmedi. Daha sonra Peygamber Efendimiz de (asm) aracılar vasıtasıyla evlenme teklifinde bulundu. Bu teklife de hemen olumlu cevap veremedi. Çünkü, hem yaşı ilerlemiş hem de dört yetim çocu u vardı. Kimseye yük olmak istemiyordu. Başta Peygamber Efendimiz olmak üzere sahabeler de bu yaşlı kadının çocuklarıyla beraber ortada kalmasına gönülleri razı de ildi.

Peygamber Efendimiz (asm), bizzat kendisiyle görüşmeye gitti. Ümmü Seleme, yaşlı oldu unu ve dört çocu u oldu unu ve aynı zamanda çok kıskanç oldu unu söyledi. Bu ifadeler karşısında Peygamber Efendimiz de yaşlı bir kadınla evlenmenin ayıp olmadı ını, yetimlerine bakaca ını, kıskançlı ının gitmesi için de Cenâb-ı Hakk'a duâ edece ini söyleyerek onu razı etti. 626 yılında nikâhları kıyıldı.

Ümmü Seleme, bu evlilikten sonra müminlerin annesi anlamına gelen "Ümmü'l-Mü'minin unvanıyla anılmaya başlandı. Peygamber Efendimizin vefatına kadar geçen yaklaşık 6 yıl boyunca en yakınında bulunma şerefine nail oldu. Bir çok mucizeye tanık oldu. Veda Haccı dahil olmak üzere sürekli bir biçimde Peygamber Efendimizin yanında bulundu. Bu yakınlı ın etkisiyle ilmi noktada Sahabelerin önde gelenleri arasında yer aldı. Hanım Sahabeler arasında Hazreti Aişe'den (ra) sonra en çok hadis rivayet eden ikinci hanım Sahabe oldu.

Ümmü Seleme, rivayet etti i hadisleriyle önemli bir konuma geldi. Risâle-i Nur'da da rivayet etti i bazı hadislere yer verilmektedir. Risâle-i Nur'da, Ümmü Seleme'nin adı, Ümmü'l-Mü'minin Ümmü Seleme olarak geçmekte ve "meşâhir-i ulema-i Sahabe" (Mektubat, s. 130) olarak zikredilmektedir. Yine, Peygamber Efendimizin bir ceylan ile konuşmasına şahitlik etti i (Mektubat, s. 155), hurma a acıyla ilgili mucizeyi aktaranlardan birisi oldu u (Mektubat, s. 130) ve Cebrail Aleyhisselâmı Dıhye suretinde birkaç kez gördü ü belirtilmektedir. (Mektubat, s. 157). Cebrail (as), Peygamber Efendimizin Sahabelerinden birisi olan Dıhye (ra) suretine girer ve bu haliyle Sahabelerin arasında görünürdü. Yine böyle bir seferde Peygamber Efendimizin yanına gelerek bir soru sordu. Peygamber Efendimizin cevabından sonra da ayrıldı ve ortadan kayboldu. Onun gidişinden sonra Peygamber Efendimiz, soruyu soran kişinin Cebrail oldu unu Sahabelerine bildirdi.

Ümmü Seleme, Peygamber Efendimizin iltifatına mazhar oldu u gibi yetim kalan çocukları da Yüce Peygamberin yakın ilgisine mazhar oldular. Peygamber Efendimiz bir seferinde abdest aldıktan sonra, Ümmü Seleme'nin kızı Zeyneb'in yüzüne biraz su atarak şakalaştı. "O suyun temasından sonra, Zeyneb'in hüsün ve cemâli acip suret almış, bedîülcemal (eşsiz güzellik) olmuş." (Mektubat, s. 151)

Hadis ilminde üstün bir mevkie ulaşan Ümmü Seleme, kadınlar arasında en çok fıkıh bilgisine sahip kişi oldu. Hayatı boyunca takva üzere yaşamaya azami gayret gösterdi. Zamanının önemli bir bölümünü ibadetle geçirdi. Cömertli i ile tanındı ı gibi insanları da cömert davranmaya teşvik etti. Namazın faziletlerine işaret ederek, özellikle zamanında kılınmasının ehemmiyeti üzerinde durdu.

Peygamber Efendimizin (asm) en son vefat eden hanımı olan Ümmü Seleme, 667 yılında Hakk'ın rahmetine kavuştu. Medine-i Münevverede Baki Kabristanı'na defnedildi.

 
Alıntı ile Cevapla

Reklamsız bir forum için sitemize destek olun...
Alt 11.10.2005, 01:37   #2
hayrunisa
Misafir
 
İletiler: n/a
Aldığı Beğeniler :
Beğendiği Mesajlar :
Standart

.:..:.. SAFİYYE BİNTİ HUYEY ..:..:..



Safiyye binti Huyey, Hayberde, soylulu u, güzelli i, iyi ahlâk ve namuslulu u ile herkesçe be enilirdi. Hayberde ilk önce meşhur bir şair ve kumandan olan yahûdi Sellam bin Mişkem ile nişanlandı. Bundan ayrılarak, Hayberin en meşhur kalesi olan Şemmus kalesinin, çok zengin kumandanı Kenane bin Hakik ile evlendi.

Gözü morardı

Hz. Safiyye, Kenane ile evliyken, rüyasında; Ayın, onun odasına düştü ünü görmüştü. Bu rüyasını kocasına anlatınca; Kenane, Sen ancak Hicazın meliki Muhammedi istiyorsun deyip, yüzüne bir tokat attı. Gözü morardı. Peygamber efendimiz, Hayberi 629 senesinde fethetti. Safiyyenin babası ve kocası öldürülüp, kendisi de esir edildi.

Esirler paylaşılınca, Safiyye de âlemlere rahmet olarak yaratılan Peygamber efendimizin hissesine düştü. Peygamber efendimiz, Safiyyeyi azat etti. Bunun üzerine Safiyye, seve seve iman edince, Resulullahın nikâhıyla şereflendi. Bütün müslümanların annesi oldu.

Sehba mevkiinde dü ünü yapılıp, kavun ve hurma velime [Dü ün yeme i] olarak verildi. Gözünün morarmasına, Resulullah efendimiz, "Nedir bu iz?" diye buyurunca, şöyle arz etti:

- Bir gece rüyamda sanki Ay gökten inip, koynuma girmiş görmüştüm. Kocam Kenaneye anlattım. Sen şu üzerimize gelen Arap melikinin hanımı olmaya göz dikmişsin diyerek yüzüme bir tokat vurdu. O tokatın izidir.

Hz. Safiyye İslâmiyetle şereflenince, çok samimi bir müslüman oldu. Vaktini ibadet ve zikir ile geçirdi. Zinet eşyası fazla oldu undan, bunu Peygamber efendimizin hanımları arasında paylaştırdı. Çok yardımsever olup, daima fedakârlıklarda bulunurdu.

Peygamberimize karşı çok büyük muhabbeti vardı. Peygamber efendimizin hastalı ında dedi ki:

- Ey Allahın Resulü! Keşke sizin bütün a rılarınızı, acılarınızı ben çekseydim.

Hz. Safiyye akıllı, halim, selim ve a ırbaşlı bir hanımdı. Hakkında şu hadise anlatılır:

Metanetini bozmadı

Müslümanlar Hayberi fethettiklerinde, Safiyye, akrabaları ve ahalisi esir edilmişti. Peygamberimizin yanına getirilirken, yahûdilerin cesetlerinin bulundu u yerden geçmek zorunda kalındı. Hz. Safiyyenin yanında bulunan kadın ba ırıp, ça ırarak, başına toprak attı. Fakat, o metanetini bozmadı. Hatta, geçerken kocasının cesedini de gördü. Fakat, istifini bile bozmadı.

Hz. Safiyye çok cömertti. Eline geçenleri da ıtırdı. Vefatında bir evi kalmıştı. Emlakının üçte birini ye enine, kalanı da fakirlere sadaka olarak verilmesini vasiyet etti.

Hz. Safiyye, Hz. Harunun neslindendir. Annesi Berre binti Semvan idi. Baba tarafından Benî Nudayr ve anne tarafından da yahûdilerin Benî Kureyza aşiretinin ileri gelenlerindendi. Babası Huyey bin Ahtab, Arabistandaki bütün yahûdilerin başı sayılırdı. Annesi Berrenin babası Semvan Arabistanda şecaat ve cesareti ile şöhretliydi.

Hz. Safiyyenin Hayberde 611 senesinde do du u tahmin edilmektedir. Medinede 671 senesinde, altmış yaşında vefat etti.

 
Alıntı ile Cevapla
Alt 11.10.2005, 01:41   #3
hayrunisa
Misafir
 
İletiler: n/a
Aldığı Beğeniler :
Beğendiği Mesajlar :
Standart

.:..:.. ÜMM-İ HÂNİ ..:..:..



Peygamber efendimiz hicretten bir yıl önce Tâife gidip, Tâif halkına bir ay nasîhat edip, onları îman etmeye dâvet etmişti. Tâif halkından hiç kimsenin îman etmemesi ve işkence yapmaları üzerine Mekkeye dönmüştü.

Misâfir geldim

Çok üzgündü ve her taraf düşman doluydu. Bir gece Mekkede Ümm-i Hânînin Ebû Tâlib mahallesinde bulunan evine geldi. Ümm-i Hânî, o zaman îman etmemişti. Peygamber efendimiz kapısını çaldı. İçeriden Ümm-i Hânînin sesi duyuldu:

- Kimdir o?

- Amcanın o lu Muhammedim, kabûl edersen, misâfir geldim.

- Senin gibi do ru sözlü, emin, asil, şerefli misâfire can fedâ olsun. Yalnız, tesrif edece inizi önceden bildirseydiniz bir şeyler hazırlardım. Şimdi yedirecek bir şeyim yok.

- Yiyecek, içecek istemem. Hiçbiri gözümde yok. Rabbime ibâdet etmek, yalvarmak için bir yer bana yetişir.

Ümm-i Hânî, Resûlullahı içeri alıp, bir hasır, bir le en, ibrik verdi. Gelen misâfire ikrâm etmek, onu düşmandan korumak, Araplar için en şerefli vazife sayılırdı. Bir evdeki misâfire zarar gelmesi, ev sahibi için büyük yüzkarası olurdu.

Ümm-i Hânî düşündü ki; Amcasının o lunun Mekkede düşmanları çok, hatta öldürmek isteyenler var. Şerefimi korumak için, sabaha kadar onu gözeteyim dedi. Babasının kılıcını alıp, evin etrafinda dolaşmaya başladı.

Resûlullah efendimiz, o gün çok incinmişti. Abdest alıp, yalvarmaya, af dilemeye, kulların îmana gelmesi, saadete kavuşmaları için duâya başladı. Çok yorgun, aç ve üzüntülüydü. Hasır üzerine uzanıp uyuyuverdi.

Sonra Cebrâil aleyhisselâm gelip, aya ının altından öperek uyandırdı. Bundan sonra Peygamberimiz sallallahü aleyhi ve sellem uyanıkken ruh ve bedeniyle Mîrâca çıkarıldı.

Ertesi sabah Peygamber efendimiz Ümm-i Hânîye, gece mîrâca çıktı ını anlattı. Ümm-i Hânî dedi ki:

- Ey amcamın o lu! Sakın bunu Kureyşlilere söyleme! Onlar seni yalanlarlar ve seni üzerler.

Peygamber efendimiz buyurdu ki:

- Vallahi ben bunu onlara söyleyece im.

Îman etti

Ümm-i Hânî, kocası Hübeyre bin Ebî Vehbin müşrik olması sebebiyle, hicret sırasında îman etmemiş olarak Mekkede kalmıştı. Bu durum Mekkenin fethine kadar devam etti. Mekkenin fethedildi i gün, kocası Necrâna kaçtı.

Ümm-i Hânî ise Kureyş kadınlarından on kişilik bir grupla Peygamberimizin yanına gelip, Müslüman oldu. Vefât tarihi kesin olarak bilinmemekte olup, Hz. Aliden sonra vefât etti i rivâyet edilmiştir.

Ebû Tâlibin kızı ve Hz. Alinin kızkardeşi olan Ümm-i Hânînin asıl adı Fakite idi.

 
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil



Konu Etiketleri
, , , , , , , http wwwyenidendogusnet forum ashab y guezin efendilerimiz 1686 hanym sahabelerhtml , , ,


Saat : 22:16 |

Powered by vBulletin® Version 3.8.9 Beta 1
Copyright ©2000 - 2020, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1
Yandex.Metrica