Portal
Geri git   Yenidendogus > İslam > Dini Içerikli Yazılar
Portal Forum Kayıt ol [Yardım Masası] Kuran-ı Kerim Dinleme Arapça Dersleri Konularım Cevaplarım Arama Son 24 Saatteki Konular Forumları Okundu Olarak İşaretle

Aşkmı istiyorsunuz,Alın size gerçek aşk...

Üye Etiketleri


Like Tree1Beğeni
  • 1 Mesaj Yazan fadikhatun
Cevapla
 
Paylaş Seçenekler Stil
Alt 29.10.2005, 10:47   #1
keremm
Bilgili Üye
 
keremm - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 07.09.2005
Nereden: AĞRI ( İSTANBUL - İstinye)
İletiler: 1.243
Aldığı Beğeniler : 35
Beğendiği Mesajlar : 0
Standart Aşkmı istiyorsunuz,Alın size gerçek aşk...

Osmanlı devrinde yaşamış arif ve meşhur şâir Yusuf Nâbî (rah.), 1678 yılında bir kafile ile hacc yolculuğuna çıkmıştı. Kafilede devletin ileri gelen paşaları da bulunuyordu. Kafile hicaz bölgesine girince Hz. Peygamberi ziyaret aşkı Nâbîyi iyice sardı. Öyle ki, vücudu bir hoş oldu, uykusu kaçtı, hiç uyumadı. Bir gece yarısı kafile Peygamber şehri Medine-i Münevvereye yaklaştı. Kafilede bulunan Eyüplu Râmi Mehmed Paşa o esnada kıble tarafına doğru ayaklarını uzatmış uyuyordu. Rasul-i Kibriyanın beldesine girerken arkadaşlarında gördüğü bu manzara Nâbîye hiç de hoş gelmedi. Paşayı uyandıracak bir şekilde şu meşhur beyitleri söylemeye başladı:

Sakın terk-i edepten, kûy-i mahbûb-ı Hüdâdır bu!
Nazargah-i ilahîdir, Makam-ı Mustafadır bu.
Mürâât-ı edep şartıyla gir Nabî bu dergaha,
Metâf-ı kudsiyadır, bûsegâh-ı enbiyadır bu.

Açıklaması şöyledir:

Edebi terketmekten sakın! Zira burası Allahu Tealanın Habibinin beldesidir. Burası, Hak Tealanın devamlı nazar kıldığı bir yerdir; Muhammed Mustafanın makamıdır. Ey Nâbî, bu dergaha edebin şartlarına dikkat ederek gir. Sakın edebi basite alma. Burası, büyük meleklerin etrafında pervane gibi döndüğü, peygamberlerin eğilip eşiğini öptüğü bir yerdir.

Bu beyitleri işiten paşa, gözünü açtı, hemen kendine geldi, ikazın sebebini anladı, ayaklarını topladı, doğruldu. Nâbîye dönerek:

-Ne zaman yazdın bunları? Senden başka duyan oldu mu onları? diye sordu. Yusuf Nâbî:

-Bunları daha önce herhangi bir yerde söylemiş
değilim. Şimdi, sizi bu halde görünce elimde olmadan yüksek sese söylemeye başladım. İkimizden başka bilen yok! dedi. Paşa:

-Öyleyse bu aramızda kalsın, diye ikaz etti. Nâbî sustu, yola devam ettiler.

Kafile, sabah ezanına yakın Hz. Rasulullahın mescidine yaklaştı. Bir de baktılar ki, mescidin minârelerinden müezzinler, ezandan önce, Nâbînin:

Sakın terk-i edepden...

beytiyle başlayan nâtını okuyorlar. Nâbî ve paşa hayret ettiler. Mescide girdiler, namazı kıldıktan sonra, hemen müezzinin yanına koştular. Nâbî, heyacanla:

-Allah adına, peygamber aşkına söyle, sen ezandan önce okuduğun o beyitleri kimden, nereden ve nasıl öğrendin? diye sordu. Müezzin önce cevap vermek istemedi, Nâbî ısrar ve rica etti. Bunun üzerine müezzin:

-Resûl-i Kibriya (s.a.v) Efendimiz, bu gece bütün müezzinlerin rüyasını şereflendirerek:

Ümmetimden Nâbî isimli birisi beni ziyarete geliyor. Bana olan aşkı her şeyin üzerindedir. Kalkın, ezandan önce, onun benim için yazdığı beyitleri okuyarak kendisini karşılayın, mescidime girişini kutlayın! buyurdu. Biz de Efendimizin emirlerini yerine getirdik, dedi. Nâbî, hepten şaşırdı ve heyecanlandı, dayanamayıp ağladı. Göz yaşları içinde müezzine tekrar:

-O iki cihanın Efendisi, gerçekten Nâbî mi dedi, o benim ümmetimdendir mi buyurdu? diye sordu.

Müezzin :

-Evet, Nâbî dedi, o benim ümmetimdendir buyurdu, deyince, Nâbî bu iltifata daha fazla dayanamadı, sevincinden düşüp bayıldı. Bir zaman sonra ayıldığında paşayı ve müezzini yanında ağlarken buldu.

ARİFLER YOLUNUN EDEPLERİ...
SEMERKAND
__________________
Yokuşlar kaybolur çıkarız düze
Kavuşuruz sonu gelmez gündüze
Sapan taşlarının yanında füze
Başka alemlerle farkımız bizim

NFK.

keremm isimli üye şu anda çevrimdışı  
Alıntı ile Cevapla

Reklamsız bir forum için sitemize destek olun...
Alt 29.10.2005, 11:04   #2
fzehra
Onursal Üye
 
fzehra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.08.2005
Nereden: İstanbul
İletiler: 9.551
Aldığı Beğeniler : 1432
Beğendiği Mesajlar : 2619
Standart

evet ALLAH CC razi olsun kardeşim

RABBİM bizlerde öyle sevgiler aşklar inam ve ihsan etsin inşallah..

Mevlana ;
"Anam aşk, babam aşk,
Peygamberim aşk, Allahım aşk,
Ben bir aşk çocuğuyum,
Bu aleme aşkı ve sevgiyi söylemeye geldim."

sözleriyle aşkın dört hak mezhebin özü olduğunu belirtir. Buradan anlaşılan şudur ki , yalnızca dinin kurallarına uymakla yetinenler, dinin özünü tanımayıp , kabukta kalanlardır. Asil olan insanin ibadetlerine Allah aşkını katması, tam bir ihlas ve samimiyetle kulluk etmesidir.

Hazret-i Mevlana, Allah aşkının dışındaki sevgilere aşk denemez ;

"Aşk , renge ve kokuya bağlı olursa, o aşk değildir, kişiye bir utançtır." (Mesnevi,I/224)

"Faniye olan aşk ebedi değildir. Çünkü insan bu düzenin hükmüne , ebediliğe müsait değildir.

Her an gönüle feyizler veren , goncadan daha taze olan , gözün ve ruhun safası olan İlahi aşk bakidir.

Daima diri ve ebedi olana aşık ol, Sırrını o nura kavuştur.

Onun aşkını iste, Çünkü bütün peygamberler, veliler bu aşkı , iksirin ta kendisi bildiler.

"Bu aşka bende kabiliyet yok' deme. Kerem sahibinin ihsan etmediği bir nesne yoktur. (Mesnevi I /226-230)

"Külle aşık olanlar , cüz' e itibar etmez. Cüz' e meyleden , küllün isteyicisi değildir" (Mesnevi,I/ 2903) beytiyle Mevlana , Allah aşıklarının Cenab-ı Hak dışında , başka hiçbir şeye değer vermediğini, sevgisini fani unsurlara yöneltenin ise Allah aşkından yoksun olduğunu belirtir. Ancak bazen istisnai durumlar olabilir. İnsan faniye duyduğu aşkta kararlı, vefalı ve sadık ise , bu mecazi aşk onu gerçek sevgiye, ilahi aşka götürebilir :
Daima diri ve ebedi olana aşık ol, Sırrını o nura kavuştur.

Onun aşkını iste, Çünkü bütün peygamberler, veliler bu aşkı , iksirin ta kendisi bildiler.

"Bu aşka bende kabiliyet yok' deme. Kerem sahibinin ihsan etmediği bir nesne yoktur. (Mesnevi I /226-230)

"Külle aşık olanlar , cüz' e itibar etmez. Cüz' e meyleden , küllün isteyicisi değildir" (Mesnevi,I/ 2903) beytiyle Mevlana , Allah aşıklarının Cenab-ı Hak dışında , başka hiçbir şeye değer vermediğini, sevgisini fani unsurlara yöneltenin ise Allah aşkından yoksun olduğunu belirtir. Ancak bazen istisnai durumlar olabilir. İnsan faniye duyduğu aşkta kararlı, vefalı ve sadık ise , bu mecazi aşk onu gerçek sevgiye, ilahi aşka götürebilir :


"Her kim aşk ile yanıp tutuşmamışsa; o, uçmayan, kanatsız kuş gibidir." (Mesnevi,I/31)

Yaradılışın özünü ve insanın fani benliğinden yükselişini aşkta bulan Mevlana; aşksız geçen ömrü, ömür saymaz:

"Baht sana yar olur, yaver kesilirse;
Aşk, seninle işe güce girişir.
Aşksız ömrü hesaba sayma;
O sayıdan dışarda kalacaktır çünkü..."

(Mecali-i Saba 43)
__________________


fzehra.blogcu.com

fzehra isimli üye şu anda çevrimdışı  
Alıntı ile Cevapla
Alt 14.11.2005, 13:53   #3
DuaM
cici anne :)
 
DuaM - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01.09.2005
İletiler: 1.567
Aldığı Beğeniler : 32
Beğendiği Mesajlar : 15
Standart

"Her kim aşk ile yanıp tutuşmamışsa; o, uçmayan, kanatsız kuş gibidir."


DuaM isimli üye şu anda çevrimdışı  
Alıntı ile Cevapla
Alt 05.08.2016, 13:19   #4
fadikhatun
Özel Üye
 
fadikhatun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 13.06.2013
Nereden: adana kozan
İletiler: 564
Aldığı Beğeniler : 860
Beğendiği Mesajlar : 514
Standart

yüreğim yanar pare pare, oluşum aşkından divane,
ne sensiz dünya dar bana,dilim gönlün sel olmuş coşmakta,
Ah yarim yar gönlüm sen olmazsan huzur bulmaz..
Allahu Allah...............Allahu Allah......Allahu Allah.......
senin adın ile kalpler mütmain olur..Allahu Allah............
Uhibbu isimli üye bu mesajı beğendi.

fadikhatun isimli üye şu anda çevrimdışı  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil



Konu Etiketleri
, , , , , , , , , ,


Saat : 08:40 |

Powered by vBulletin® Version 3.8.9 Beta 1
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1
Yandex.Metrica