Portal
Geri git   Yenidendogus > Tarih > Osmanlı Imparatorluğu
Portal Forum Kayıt ol [Yardım Masası] Kuran-ı Kerim Dinleme Arapça Dersleri Konularım Cevaplarım Arama Son 24 Saatteki Konular Forumları Okundu Olarak İşaretle

Tarihi Bir Yanlış: Araplar Osmanlı'ya İhanet Etti

Üye Etiketleri


Cevapla
 
Paylaş Seçenekler Stil
Alt 17.10.2010, 20:10   #1
Sonosmanlı
Üye
 
Üyelik tarihi: 17.10.2010
İletiler: 23
Aldığı Beğeniler : 17
Beğendiği Mesajlar : 0
Standart Tarihi Bir Yanlış: Araplar Osmanlı'ya İhanet Etti

Bilindiği gibi Birinci Dünya Savaşı konusu ele alınırken çokça işlenen temalardan biri de ‘Arapların Osmanlı’ya İhaneti’ konusudur ve bu düşünce yıllarca, şekil değiştirerek de olsa, varlığını devam ettirmiştir.

Birinci Dünya Savaşı yıllarının canlı tanıklarının ve sonraki dönemlerde konuyla ilgilenen araştırmacıların azımsanmayacak bir kısmı, Cihan Harbi yıllarında Osmanlı Devleti’nin Cihad ilanının karşılık bulmadığını veya çok az karşılık bulduğunu belirtmektedir. Arapların Osmanlı Devleti’ne ihaneti olarak bilinen Şerif Hüseyin ve oğullarının isyanı ile Hintli Müslümanların Osmanlı Devleti’ne karşı İngiliz safında savaşmaları da bu görüşü destekleyen gelişmeler olarak ele alınmıştır.

Bir örnek olarak aşağıdaki ifade verilebilir:

“Cihad ilanına iki İslâm ülkesinin liderlerinden başka iştirak eden olmamıştır. Bunlar, Sunusî Şeyhi Seyyid Ahmet el Şerif ve Dafor Sultanı Ali Dinardı.’’

Ergün Aybars, I.Dünya Savaşı’nda Cihad-ı Ekber konusuyla ilgili olarak İngiltere’nin, çoğunluğu Hind Müslümanlarından oluşan 550 bin savaşçı ve 391 bini geri hizmetlerde olmak üzere 941 bin kişiyi seferber ettiğini ve bu kuvvetlerin 428 bin kişisi savaşçı ve 328 bin kişisi geri hizmetlerde olan 756 bin kişinin Türk cephelerinde savaştığını belirtmekte, bu durum göz önüne alındığında Halifenin İslâm dünyası üzerinde hiçbir nüfuzunun kalmadığının açıkça görüldüğünü söyleyerek bunun sebepleri üzerinde durmaktadır.

Meseleye ‘İhanet’ gözüyle bakan pek çok yazar bulunmasına rağmen, ana tema belli olduğu için bir iki örnekle temel mantığı aktardık. Bu mantığa göre, Cihad ilânı başarısız olmuştur. Hindistanlı Müslümanların ve Arapların faaliyetleri bunun göstergesidir. Ancak konuyla ilgili kaynaklar çok yönlü olarak incelendiğinde bu yaklaşımın sadece iddia olarak kaldığı hakikati ortaya çıkacaktır. Çünkü Osmanlı’nın Cihad ilanı azımsanmayacak derecede başarılı olmuştur. Bu bağlamda, Tüm olumsuzluklara rağmen Cihad çağrısının karşılık bulmadığı söylenemez. Bu doğrultudan gelişmeler olarak, Suriye halkının, savaşın Osmanlı Devleti’nin aleyhine dönmesinden sonra bile Osmanlı aleyhine dönmemesi gibi olaylar gösterilebilir. Nitekim Lawrence, Londra’ya gönderdiği gizli bir raporda, Suriye’de Osmanlı karşıtı bir isyanın kendiliğinden ortaya çıkmasının imkânsız olduğunu belirtmiştir. Bu durum, Milliyetçi hareketin halk nezdindeki yerini göstermesi bakımından kayda değerdir. Şerif Hüseyin dahi isyan ettikten sonra yaklaşık on ay Mekke’de Hutbenin Sultan Reşad adına okunması da bu gerçeğin ispatıdır.

Yine İttihatçıların Cihad ilanına karşı İbnür Reşid, “Tekmil maiyetimle birlikte hükümetin belirlediği yönde hareket edeceğim ve harekete hazırım!’’ cevabını vermiştir. Ayrıca İmam Yahya ve çeşitli aşiret liderleri de bağlılık mektupları göndermişlerdir. Dahası, Kanal Harekâtı sırasında Sina Çölü’nde bulunan bedevi kabileler Osmanlı safında yer alıp İngilizlerin durumunun Osmanlı ordusuna bildirilmesinde büyük yararlılıklar göstermişlerdir.

Öte yandan Cihad Fetvası, okunduğu yerlerde halkın hissî desteğine mazhar olmuş ve Almanları da ümitlendirmiştir. Bu konuda Beyrut Valisi Bekir Sami Bey’in Dâhiliye Nezâretine 21 Kasım 1914 tarihli ve 34745 numaralı telgrafı, ‘Trablus’da Fetva-i Şerife’nin kıraat olunduğu gün ahali tarafından izhar olunan hissiyat-ı vatanperverâneden dolayı Almanya ve Avusturya konsolosları hükümete gelerek tebrikât ve teşekküratta iş’ar-ı mahalli üzerine maruzdur.’ ifadeleriyle durumu izah ederken Şam ahalisine Padişahın memnuniyetiyle ilgili olarak gönderilen telgrafta da Cihad ilanıyla birlikte gösterilen ilgi için teşekkür mahiyetinde ifadeler kullanılmıştır.

Fahri Belen’in de belirttiği gibi, İtilaf Devletlerinin en iyi adamlarını büyük miktarda Malî kaynaklarla İslâm âlemi üzerinde Cihad-ı Mukaddes ilânının etkilerinin ortaya çıkışını engellemek için seferber etmeleri ve yıpratıcı bir tarzda beklentiye girmeleri de Cihad-ı Ekber İlânının kısmen de olsa faydalı olduğu kanaatine varmamızı sağlamaktadır. Osmanlı egemenliğinde yaşayan Arapların büyük bir çoğunluğu, Osmanlı’dan ayrılarak bağımsız bir Arap devleti kurmak fikrinden uzaktı. Şam ve Beyrut’taki Arap Milliyetçisi bazı cemiyetlerin ise ayrılıkçı bir karaktere sahip olduklarını söylemek için yeterli belge ve bilgilere sahip değiliz. Zira hayata geçirilmemiş Şam protokolüne göre isyan ettirilmesi düşünülen Milliyetçi Arap askerler, savaş sonuna kadar Cemal Paşa ile birlikte İngilizlere karşı savaşmışlardır.

Şerif Hüseyin’in hareketinin Arapları temsil etmediğine dair ikinci bir misal de Sati el Husri’nin bahsettiği üzere Mısır’daki Osmanlı yanlısı hareketlerdir. El Husri’ye göre Mısırlılar kendilerini Arap bile görmüyorlardı. Ayrıca Mısır’da çıkan el Ahram gazetesinde isyan hakkında çıkan haber de düşmancaydı. Gazete, Şerif Hüseyin isyanının Milliyetçi bir hareket olup olmadığı sorusundan hareketle ‘Hayır’ cevabını verir. Çünkü ‘Türk halkı, egemenliği altında bulunan diğer halkların doğuştan sahip olduğu hakları ellerinden almamıştı.

Arap Milliyetçiliğinin başlangıcı ve gelişimi hakkında yapılan son çalışmalar, bu hareketin toplumsal desteği hususunda önemli bilgiler içermektedir. Dawn’ın tespitine göre 1914 Ekim’ine kadar Doğu vilayetlerinde Arap Milliyetçiliğinin açık savunucusu ve Arap Milliyetçisi Cemaatlerin üyesi olanların sayısı sadece 126’dır. Bu, o dönemde Suriye’de her 100 bin kişiye 3,5 Arap Milliyetçisi, Filistin’de 3,1, Lübnan’da ise 24 Arap Milliyetçisi düştüğünü göstermektedir. Daha sonraki bir çalışmada Tauber bu sayıyı 180 olarak belirlemektedir. Bu rakamlar, Osmanlı Devleti’nde Arapçı düşüncelerin yaygınlaştığını düşünmemiz için oldukça yetersiz bir orandır.

Dahası bunların bağımsızlık talep edip etmedikleri belli değildir. Ayrıca Efraim ve İnari Karsh’ın çalışmaları o dönemin Suriye, Lübnan ve Irak’ın da bölgesel otonomi talep edenlerin varlığını ortaya çıkarır.

Erol Güngör’ün konuyla ilgili tespiti, konunun anlaşılmasına katkıda bulunacaktır. Güngör’e göre Cihad Fetvası doğurduğu sonuçlar itibariyle çok defa yanlış anlaşılmıştır. Ona göre, İslâm dünyasının bu çağrıya hiç aldırmadığı, hatta Müslümanların Osmanlı ordularına karşı İngilizler safında çarpıştıkları ve onlar hesabına Türklere ihanet ettiği yönündeki söylentiler yanlış yorumlara dayanmaktadır ve meseleyi biraz derinliğine araştıranlar bu gerçeği görmekte zorlanmayacaklardır. Cihad Fetvasının istenen etkiyi gösterememesinin başlıca nedeni, o çağda İslâm dünyasının bir mihrak etrafında savaş için organize olabilmesi şöyle dursun, bizzat savaş çağrısını gereği gibi duyuracak iletişim imkânlarından bile mahrum durumda olmasıdır. Öte yandan İngiliz propagandası, Cihad propagandasından daha tesirlidir. Çanakkale Savaşı’nda Türklere karşı İngiliz saflarında savaşan Müslüman sömürge askerleri arasından alınan esirlerin sorgularından, bu askerlerin, ‘Dinsiz İttihatçıların’ Halifeyi hapsettikleri ve İngilizlerin de onu kurtarmak için İttihatçılara savaş açtığı propagandası yaptığı anlaşılmaktadır.

Cihan Harbi esnasında Arap vilayetlerinde ve özellikle meydana gelen olayların temelinde İttihad ve Terakki yönetimi ile Âdem-i Merkeziyet talebiyle vilayetlerde reform talep eden Araplar arasında çıkan çatışmanın büyük tesiri vardır. Arapların büyük çoğunluğu, savaşın sonuna kadar devlete sadık kalmışlar, hatta savaş bittikten sonra da Türk yönetimi ile Manda idaresine karşı mücadele etmek için işbirliği içinde olmuşlardır. Şerif Hüseyin isyanı ise Arapçı ve Araplar nezdinde temsil edilmekten uzaktır. İngiliz askerleri ve birkaç bedevi kabilenin yardımıyla ortaya çıkmış ve İngiliz ordusuyla birlikte Şam’a girmiş bir harekettir.

Cengiz Çandar ise konuyla ilgili olarak, Filistin’de tek bir Arabın Osmanlı Devleti’ne ihanet etmediğini, Suriye, Irak ve Lübnan’da Türk kuvvetlerini arkadan vuran bir olay olmadığını, Arabistan Yarımadası’nın Hicaz bölümünden Akabe’ye kadar olan ‘Cephe Gerisi’ dışında Arapların Türkleri vurduğuna dair Tarihte bir kayıt olmadığını, Şerif Hüseyin ve oğullarının münferit hareketinin Askerî açıdan tayin edici olmadığını ifade etmektedir.

Yukarıda da görüldüğü gibi Cihad ilanının karşılıksız kaldığı iddiaları Tarihin akışı içerisinde dayanaksızdır. Cihadın yönünün tüm ‘Kafir’lere değil de yalnız düşman devletlere bakması, İtilaf Devletlerin karşı propagandası, Şerif Hüseyin gibi Arapların İngilizlerle işbirliğine girmesi gibi etkenler ile o dönemde Müslümanlar arasındaki iletişimin oldukça zayıf olması, Lawrence’nin oldukça etkili ve kapsamlı çalışmaları, Cihad İlânının beklenen etkiyi göstermesini önlemişse de tüm bu olumsuzluklara rağmen Cihad ilânı karşılıksız kalmamıştır. Hintli Müslümanların İngilizler tarafından seferber edilip Osmanlı’ya karşı kullanılmasının ‘Halifeyi kurtarmak’ yalanıyla gerçekleştirilmesi ve sonrasında gerçeği gören Hintlilerin itirafları İngiliz propagandasının etki alanını göstermektedir.

Filistin’de Arap ihanetinin olmaması, Suriyeli Müslümanların savaş bittikten sonra bile Osmanlı’ya ihanet etmemesi, pek çok Müslüman Âlimin Cihad fetvasına olumlu tepki vermesi gibi olaylar ‘Arapların Osmanlıya ihaneti’ iddiasının aksini kanıtlayan gelişmelerdir. Ancak şu da bir gerçek ki, İttihatçıların, özellikle Cemal Paşa’nın, Şam’daki bazı uygulamaları, Arap Milliyetçiliğini beslemiştir. Durum bu yöndeyken Milliyetçi Arapların önemli kısmının Hıristiyan Arap oluşu, çok sayıda Şiî ve Sünnî Müslümanın Halifeye bağlılık bildirmesi ihanetin aksini söylemektedir.

Yine Cihad çağrısının etkisinin azaltılmasına kadar önemli sayıda İtilaf kuvvetinin meşgul edilmesi, çağrının işlevini göstermektedir. Ayrıca Müttefiklerin konuyla bağlantılı olarak Osmanlı Devletine teşekkür etmesi, beklenen düzeyde olmasa da, bir karşılık bulmanın doğal sonucudur. Özetlersek Cihad ilanı karşılıksız kalmamıştır, hatta azımsanmayacak ölçüde karşılık bulmuştur; ancak İtilaf Devletlerinin çalışmaları ile çeşitli etkenler bu etkiyi kırmıştır.

Kısaca özetlersek; Hintli Müslümanlarla Arapların Osmanlı’ya ihaneti söz konusu değildir; söz konusu olan aldatılmışlıkla doğru orantılı olarak şahsî hareketlerdir.

19 Haziran 2009.

SEÇME KAYNAKÇA:

-Ahmet Varol, Filistin Hakkında Yanılgılar, İst: Platin Ajans, Nisan 2005.
-Cengiz Çandar, ‘Sharoncu Vicdansızlar’ Yeni Şafak, 5 Nisan 2002.

-Kurtulussavasi.org. Erişim Tarihi: Haziran 2009.

-Mustafa Akyol, ‘Büyüklere Masallar I: Araplar Osmanlı’ya İhanet Etti’, Mustafaakyol.org. [Erişim Tarihi: Haziran 2009]

-Philip H.Stoddard, Teşkilât-ı Mahsusa, Çev: Tansel Demirel, İst: Arba Yay. 1994.

-Süleyman Kocabaş, Türkler ve Almanlar, İst: Vatan Yay. Eylül 1988.

-Şevket Süreyya Aydemir, Enver Paşa, Cild: III, İst: Remzi Kitabevi, 1992.

-Talha Çiçek, I.Dünya Savaşı’nda Osmanlı Devleti’nde Araplar, Kültür Birinci Dünya Savaşı Özel Sayısı, X.

-Tarık Suat Dermen, Hatıralarla Kanal ve Filistin Cephesi, Kültür Birinci Dünya Savaşı Özel Sayısı, X.

-Vahdet Keleşyılmaz, Teşkilâtı Mahsusâ’nın Hindistan Misyonu, Ankara: Atatürk Araştırma Merkezi, 1999.

Sonosmanlı isimli üye şu anda çevrimdışı  
Alıntı ile Cevapla

Reklamsız bir forum için sitemize destek olun...
Alt 17.10.2010, 22:03   #2
makbergülü
~~makbergülü~~
 
makbergülü - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 01.09.2010
İletiler: 772
Aldığı Beğeniler : 631
Beğendiği Mesajlar : 412
Standart

Önyargilari ortadan kaldirdiĞin İÇİn rabbİm razi olsun senden...
__________________







Cânım diyeceğim...
Canımdan geçerek cânânıma ereceğim...
Bu can cânânındır zaten
Can içinde bileceğim...
Hz. Mevlana

makbergülü isimli üye şu anda çevrimdışı  
Alıntı ile Cevapla
Alt 28.11.2010, 15:59   #3
Sonosmanlı
Üye
 
Üyelik tarihi: 17.10.2010
İletiler: 23
Aldığı Beğeniler : 17
Beğendiği Mesajlar : 0
Standart

Amin. Sizden de......

Sonosmanlı isimli üye şu anda çevrimdışı  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevap Var Son İleti
İhanet Hiç Bu Kadar Arsız Olmamıştı Katre-i Matem Serbest Kürsü 1 07.09.2010 01:10
Yanlış zaman yanlış insan azerin Hakikat Incileri 3 24.05.2010 20:08
Osmanlı'ya ihanet edenler ve 28 şubat.. 2murat Merak Ettikleriniz 0 17.01.2010 22:27
Millete İhanet Belgesinin Aslı Bulundu hazan mevsimi Türkiye'de Gündem 12 26.12.2009 08:56
Araplar Hain mi? Bayram Osmanlı Imparatorluğu 14 25.03.2009 11:35


Saat : 05:03 |

Powered by vBulletin® Version 3.8.9 Beta 1
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1
Yandex.Metrica