Portal
Geri git   Yenidendogus > İslam > Risale-i Nur > Sorularla Risale-i Nur
Portal Forum Kayıt ol [Yardım Masası] Kuran-ı Kerim Dinleme Arapça Dersleri Konularım Cevaplarım Arama Son 24 Saatteki Konular Forumları Okundu Olarak İşaretle

Sorularla Risale-i Nur Risale-i Nurlar hakkında merak ettikleriniz..

Tarikat nedir? Tasavvuf nedir?Tarikatin gaye-i maksadı nedir?

Üye Etiketleri


Like Tree2Beğeni
  • 1 Mesaj Yazan Bir_Katre
  • 1 Mesaj Yazan sürmeli
Cevapla
 
Paylaş Seçenekler Stil
Alt 22.09.2006, 08:08   #1
Bir_Katre
RAHMETLE ANIYORUZ DEĞERLİ KARDEŞİM
 
Bir_Katre - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 04.08.2006
Nereden: Ağrı
İletiler: 5.650
Aldığı Beğeniler : 725
Beğendiği Mesajlar : 0
Standart Tarikat nedir? Tasavvuf nedir?Tarikatin gaye-i maksadı nedir?

Sual: Tarikat nedir?

Elcevap: Tarikatin gaye-i maksadı, marifet ve inkişaf-ı hakaik-i imaniye olarak, Mirac-ı Ahmedînin (a.s.m.) gölgesinde ve sâyesi altında kalp ayağıyla bir seyr ü sülûk-i ruhanî neticesinde, zevkî, hÂlî ve bir derece şuhudî hakaik-i imaniye ve Kur'âniyeye mazhariyet; 'tarikat,' 'tasavvuf' namıyla ulvî bir sırr-ı insanî ve bir kemÂl-i beşerîdir.
Evet, şu kâinatta insan bir fihriste-i câmia olduğundan, insanın kalbi binler Âlemin harita-i mâneviyesi hükmündedir. Evet, insanın kafasındaki dimağı, hadsiz telsiz telgraf ve telefonların santral denilen merkezi misilli, kâinatın bir nevi merkez-i mânevîsi olduğunu gösteren hadsiz fünun ve ulûm-u beşeriye olduğu gibi, insanmahiyetindeki kalbi dahi, hadsiz hakaik-i kâinatın mazharı, medarı, çekirdeği olduğunu, had ve hesaba gelmeyen ehl-i velâyetin yazdıkları milyonlarla nuranî kitaplar gösteriyorlar.
İşte, madem kalp ve dimağ-ı insanî bu merkezdedir; çekirdek hÂletinde bir şecere-i azîmenin cihazatını tazammun eder ve ebedî, uhrevî, haşmetli bir makinenin Âletleri ve çarkları içinde derc edilmiştir. Elbette ve herhÂlde, o kalbin Fâtırı, o kalbi işlettirmesini ve bilkuvve tavırdan bilfiil vaziyetine çıkarmasını ve inkişafını ve hareketini irade etmiş ki, öyle yapmış. Madem irade etmiş; elbette o kalp dahi akıl gibi işleyecek. Ve kalbi işlettirmek için en büyük vasıta, velâyet merâtibinde zikr-i İlâhî ile tarikat yolunda hakaik-i imaniyeye teveccüh etmektir.


İkinci Telvih
Bu seyr ü sülûk-i kalbînin ve hareket-i ruhaniyenin miftahları ve vesileleri, zikr-i İlâhî ve tefekkürdür. Bu zikir ve fikrin mehâsini tâdâd ile bitmez. Hadsiz fevâid-i uhreviyeden ve kemÂlât-ı insaniyeden kat-ı nazar, yalnız şu dağdağalı hayat-ı dünyeviyeye ait cüz'î bir faydası şudur ki:
Her insan, hayatın dağdağasından ve ağır tekÂlifinden bir derece kurtulmak ve teneffüs etmek için, herhÂlde bir teselli ister, bir zevki arar ve vahşeti izale edecek bir ünsiyeti taharri eder. Medeniyet-i insaniye neticesindeki içtimâât-ı ünsiyetkârâne, on insanda bir ikisine muvakkat olarak, belki gafletkârâne ve sarhoşçasına bir ünsiyet ve bir ülfet ve bir teselli verir. Fakat yüzde sekseni ya dağlarda, derelerde münferit yaşıyor, ya derd-i maişet onu ücrâ köşelere sevk ediyor, ya musibetler ve ihtiyarlık gibi âhireti düşündüren vasıtalar cihetiyle insanların cemaatlerinden gelen ünsiyetten mahrumdurlar. O hÂl onlara ünsiyet verip teselli etmez.
İşte böylelerin hakikî tesellisi ve ciddî ünsiyeti ve tatlı zevki, zikir ve fikir vasıtasıyla kalbi işletmek, o ücrâ köşelerde, o vahşetli dağ ve sıkıntılı derelerde kalbine müteveccih olup Allah diyerek kalbiyle ünsiyet edip, o ünsiyetle, etrafında vahşetle ona bakan eşyayı ünsiyetkârâne tebessüm vaziyetinde düşünüp, 'Zikrettiğim HÂlıkımın hadsiz ibâdı her tarafta bulunduğu gibi, bu vahşetgâhımda da çokturlar. Ben yalnız değilim; tevahhuş mânâsızdır' diyerek, imanlı bir hayattan ünsiyetli bir zevk alır. Saadet-i hayatiye mânâsını anlar, Allah'a şükreder.

Üçüncü Telvih
Velâyet bir hüccet-i risalettir; tarikat bir bürhan-ı şeriattır. Çünkü risaletin tebliğ ettiği hakaik-i imaniyeyi, velâyet bir nevi şuhud-u kalbî ve zevk-i ruhanî ile aynelyakin derecesinde görür, tasdik eder. Onun tasdiki, risaletin hakkaniyetine katî bir hüccettir. Şeriat ders verdiği ahkâmın hakaikini, tarikat zevkiyle, keşfiyle ve ondan istifadesiyle ve istifazasıyla o ahkâm-ı şeriatın hak olduğuna ve haktan geldiğine bir bürhan-ı bâhirdir. Evet, nasıl ki velâyet ve tarikat, risalet ve şeriatın hücceti ve delilidir; öyle de, İslâmiyetin bir sırr-ı kemÂli ve medar-ı envârı ve insaniyetin, İslâmiyet sırrıyla bir maden-i terakkiyâtı ve bir menba-ı tefeyyüzâtıdır.

Mektubat, 428
üyk24 isimli üye bu mesajı beğendi.
__________________
YENİDENDOĞUŞ AİLESİ OLARAK SENİ RAHMETLE ANIYORUZ DEĞERLİ KARDEŞİM

MEKANIN CENNET OLSUN

http://www.yenidendogus.net/vb/duyurular/21725-selamun-aleykum-kardeslerym-11.html#post183264



"Milletimin imanını selamette görürsem,
Cehennem'in alevleri arasında yanmaya razıyım."

Bediüzzaman Said-i Nursi

Bir_Katre isimli üye şu anda çevrimdışı  
Alıntı ile Cevapla

Reklamsız bir forum için sitemize destek olun...
Alt 22.09.2006, 10:21   #2
fzehra
Onursal Üye
 
fzehra - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 25.08.2005
Nereden: İstanbul
İletiler: 9.551
Aldığı Beğeniler : 1432
Beğendiği Mesajlar : 2619
Standart

RABBİM amil olmayı nasip eylesin

güzel ve faydalı bilgiler

ALLAH cc razi olsun
__________________


fzehra.blogcu.com

fzehra isimli üye şu anda çevrimdışı  
Alıntı ile Cevapla
Alt 22.09.2006, 10:37   #3
HACI BORAN
Portal Yerlisi
 
Üyelik tarihi: 04.09.2005
İletiler: 2.204
Aldığı Beğeniler : 5
Beğendiği Mesajlar : 0
Standart

hakikat sadakat tarikat


Allah razı olsun bu güzel bilgiler icin rabim bizleride tarikat bayragı altında aylesin....

HACI BORAN isimli üye şu anda çevrimdışı  
Alıntı ile Cevapla
Alt 22.09.2006, 11:52   #4
FurkanCan
Portal Yerlisi
 
Üyelik tarihi: 30.03.2006
İletiler: 1.778
Aldığı Beğeniler : 23
Beğendiği Mesajlar : 0
Standart

Tasavvuf, kainatın her zerresinde Cenab-ı Hakkın (CC) kudretinin tecellisini görmektir. Sofi güneş gibidir. Herkes onun irfanından istifade eder. Tasavvuf, herkesin halini anlayabilmek, ferasetli olmaktır. Tasavvuf, içten inanarak ölünceye kadar o imanı muhafaza etmektir. Tasavvuf, Kur'an-ı Kerimin ahkamını amelen tatbik etmek, emir ve yasakları bihakkın yerine getirmektir.

Tarîkat, hakîkate giden bir yol olmakla beraber, tek yol değildir. Bütün hak tarikatlar, esaslarını Kur ândan almışlardır.
Tarîkatı kabul etmek istemeyen bazı kimselerin, Hz. Peygamber devrinde tarikat mı vardı? şeklindeki soruları, bir cerbezeden ibarettir.

Zira, tarîkatın bütün esasları, zaten Resulullahın tatbikatına dayanmaktadır. Yani, uygulama vardır, fakat adı tarikat değildir.

FurkanCan isimli üye şu anda çevrimdışı  
Alıntı ile Cevapla
Alt 22.09.2006, 14:43   #5
sürmeli
Bir_Katre
 
sürmeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 20.08.2006
İletiler: 3.331
Aldığı Beğeniler : 121
Beğendiği Mesajlar : 15
Standart

Sağolmuhurlu_kalp kardeşim çok güzel bir konuyu ele almışsın furkancan kardeşim sende çok güzel özetlemişsin
Tarikat = Allah'a giden yol demektir.................
üyk24 isimli üye bu mesajı beğendi.
__________________
BiR_KaTRe
yürekte acın hep taze, diyecek söz yok tek söz buna 'ne çare'

sürmeli isimli üye şu anda çevrimdışı  
Alıntı ile Cevapla

Reklamsız bir forum için sitemize destek olun...
Alt 22.09.2006, 14:59   #6
sürmeli
Bir_Katre
 
sürmeli - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 20.08.2006
İletiler: 3.331
Aldığı Beğeniler : 121
Beğendiği Mesajlar : 15
Standart

Tarikat, tasavvufun sistemleşmiş şeklidir. Tarîkatlar, hakikatlerin yollarıdır. (1)
Tarîkatlar, şeriatın birer delili, ab-ı hayat dağıtan bir kevser kaynağıdırlar. (2) Asırlardır nice ehl-i iman, bu menbadan içmiş, bu muazzam hazineden istifade etmiştir.

Tarîkat, Resulullahın miracının gölgesinde kalb ayağıyla ruhanî bir seyr ü sülûktur. (3)

Tarîkat, hakîkate giden bir yol olmakla beraber, tek yol değildir. Bütün hak tarikatlar, esaslarını Kurândan almışlardır.
Tarîkatı kabul etmek istemeyen bazı kimselerin, Hz. Peygamber devrinde tarikat mı vardı? şeklindeki soruları, bir cerbezeden ibarettir.

Zira, tarîkatın bütün esasları, zaten Resulullahın tatbikatına dayanmaktadır. Yani, uygulama vardır, fakat adı tarikat değildir. Tarikatın belli bir sistem içinde ortaya çıkması , hicri 3. asra dayanır. Cüneyd-i Bağdadî, Bayezid-i Bistami gibi zatlar, tarîkatın ilk önderlerindendir. Daha sonraki dönemlerde gelen Şah-ı Nakşibend, Abdülkadir-i Geylanî, Mevlâna Celaleddin-i Rûmi, İmam-ı Rabbani gibi zatlar ise, tarîkatın en meşhur kahramanlarıdırlar
__________________
BiR_KaTRe
yürekte acın hep taze, diyecek söz yok tek söz buna 'ne çare'

sürmeli isimli üye şu anda çevrimdışı  
Alıntı ile Cevapla
Alt 22.09.2006, 15:02   #7
MuhacirEnsar
Onursal Üye
 
MuhacirEnsar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
 
Üyelik tarihi: 31.10.2005
Nereden: MEDİNE
İletiler: 6.537
Aldığı Beğeniler : 469
Beğendiği Mesajlar : 163
Standart

allah razi olsun......

MuhacirEnsar isimli üye şu anda çevrimdışı  
Alıntı ile Cevapla
Cevapla

Seçenekler
Stil



Konu Etiketleri
tarikat nedir , tarikatlar nedir , , , , tasavvuf nedir , hak tarikatlar , tarikat ve tasavvuf nedir , , tasavvufta tarikat nedir ,


Saat : 21:43 |

Powered by vBulletin® Version 3.8.9 Beta 1
Copyright ©2000 - 2019, Jelsoft Enterprises Ltd.
Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.1
Yandex.Metrica