Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
Durup dinlediğim sessizliğindi önce...

İncinmiş yanlarından tanımıştım seni.

İç?im yanmıştı kapının arkasına çömelip ellerini başının arasına aldığında

Sözcüklerine bağladım tebessümü Yâr...

Yürünesi yollar kapanası olduğunda kanadı yitik turnalar gördüm rüyamda...

Korkular sobeledi ömrümü çıkmazlarda...
Akordu bozuldu ömrümün...

Sustun.... zayii oldum...

Ellerimi cebime koydum, hüzün bulaştı parmaklarıma...

Poyrazın zulmune takıldı uçurtmalarım...

Yüreğime takıldı ayaklarım. Düş?tüm; dizleri kanadı kısa pantolonlu çocukluğumun... Cân?ımı yaktı masallar...

İltica ettiği ülkeden sınırdışı edilmiş olmanın hüznü ile açtım ellerimi Yıldızların Sahibine...

Bir yaş düştü iç?ime...


Ardından bir kelam dilime....

La Tâknatu ... La Tâknatu minAllah...

Düş?tüm kuyuların dibine... ama hiç düşmedim zifiri karanlık ümitsizliğe Yâr ...

Hayat bile grilere büründü... ben düşmedim ümitsizliğe...

Mavinin yankısı vardı yüreğimde...

Malumun olsun Yâr... bir düş değdi çocuk yüreğime...

Âşkı sobeliyorum iç?imde...

Kafesini açtım bunca zaman korumaya çalıştığımın...

"Git gayri... Ben senden geçtim" dedim.. "Git o Yârin ellerine..."

Titredi küçük kuş...

Çırpındı ... uçtu...

Hicreti ellerine...

Aç pencereni... Sokaklar ayaz...

Güneş ısıtmaz avuçların kadar...

Mülteciyim...


Aç ellerini Yâr...

Aç ellerini



Tamer Aktan
 

Yusufça

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
6 Ocak 2012
Mesajlar
9,323
Aldığı Beğeniler
30,359
Konum
Bitlis
Takım
Beşiktaş
Sana Gelirken

Sana gelmeliyim
geçip ayrılığın gül bahçesinden
ateş kesilmeli damarlarımdaki kan
gecenin en koyu karanlığında gelmeliyim sana
göz gözü görmemeli
dilimde şiirlerim olmalı bir de
yüreğim papatya dolu kırlar
öyle gelmeliyim sana..

Avuçlarımda umut dolu yarınlarla gelmeliyim sana
başımda temmuz akşamları
sonra bir yıldız kaymalı
yüreğimin kuytu bir köşesinden
bakılmaya doyum olmayan gözlerin olmalı bir de
dolunay olmalı yüzün
öyle gelmeliyim sana..

Hasretin dağ gibi oturmalı yüreğime
öyle gelmeliyim sana
kimseler görmemeli yüzümü
kimseler bilmemeli
hafiften bir rüzgâr esmeli sana gelirken
gözlerimde yalnızlık
saçlarımda yıldızlar olmalı bir de
inceden bir yağmur yağmalı sonra
ve kavuştuğum gün sana
yüreğimi avuçlarının tam ortasına koymalıyım
kuru bir gül misâli
öyle gelmeliyim sana..

Acılarım elpençe divan durmalı karşımda
uykuya dalmalı aşkı bilmeyenler
dalıp gitmeliyim bir zaman
mushaf gibi duvarlara astığım sûretlerine
utanmalı geceler sonra
gözlerinin karasından
işte öyle gelmeliyim sana..

Yangın panayırları kurmalıyım bir de
yaşadığın şehrin meydanlarına
âhımdan tutuşmalı yarasaların kanatları
ardına bakmadan kaçmalı benden
aşkı tanımayanlar
bir sen kalmalısın yanımda, bir de hayâlin
öyle gelmeliyim sana..

Sana geldiğimde sesimden değil
gözlerimden değil
gözlerimin altından tanımalısın beni
boynumdaki ip izlerinden bir de
biliyorum yakışmazdı bana
darağaçlarını süsleyemeden gelmek kapına
ama öylece gelmeliyim
gelmeliyim ve sesinden öpmeliyim seni sonra
işte öyle gelmeliyim sana..

Kıpkızıl güller getirmeliyim sana
adı şiir olan
aşkın kerbelâsı olmalı yüreğim
kan olmalı sokaklar seni gördüğümde
görür görmez
bir âh" koymalıyım kaşlarının arasına
cennetim olmalı gözlerin
öyle gelmeliyim sana..

Sol yanından ne haber deme bana sakın
bir aynadır şimdi yokluğun cebimde
bakıp bakıp delirdiğim
hergün
bir bilinmeyene gitmek hazırlığı yüreğimde
rüyalarımda yağmur yüzlü dervişler
boynumda sensizlik yaftası
ellerimde gül ve karanfil kokuları
kessem şiir akacak bileklerimden
kesmesem sen
kalmadı yanacak yerim gayrı
sana mâlumdur elbet
dokunsalar değil
artık dokunmasalar da ağlıyorum yâr

İşte böyle gelmeliyim
gelirsem sana
ve ciğer kanım olmalı sana sunduğum güller
bir sen kalmalısın
sevdâ nöbetlerimden geriye
bir sen
sonra cennet kokuları gelmeli uzaklardan
kokun gelmeli bir de
yeşil kanatlı yağmur kuşları olmalı omuzlarımda
ellerimde yokluğun
hasretin heybemde
bir de şiirlerim yüreğimde
öyle gelmeliyim sana...
 

YaRêN

GüIefşaN
 
Üyelik Tarihi
16 May 2012
Mesajlar
5,191
Aldığı Beğeniler
11,197
Konum
Olduğum Yerden
Takım
Galatasaray
Allah razı olsun hepside birbirindne güzeldi emeklerinize sağlık ablam ve abi teşekkürler..
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
Sükûtumun baş-harfi,
Elemlerimin cümle hecesi!
Adın dokununca içime,
Yüreğim cevap/sızlanıyor...

Sancılı g(s)öz/yaşı vardiyalarımda,
Kirpiğime takılan hüzünler,
Ovaladıkça g(s)özyaşlarıma batıyor...

Hergün kaçak bindiğim seferlerde,
Senden bana dönemiyorum!
Omuzladığım can kırıklarım, ellerimde sızlıyor...

An be an yeni bir acıya doğrulup,
Çöküyorum dizüstü ölümlere!.


Virgülü kayıp,
Noktası kalın puntolu bir sevda taşıyor ceplerinden..

Bense kefenle(ye)miyorum heceleri!
Recmettiğin seslerinin,
Ardı sıra sus-a-mıyorum!
Ağız dolusu çığlık biriktiriyorum!...

Her satır başı hüzünlerdesin,
Silkelesemde dökülmüyorsun, satırlarımdan!

Düşlerimi giyotine kurban ettiğinden beri,
Iraksak bir vuslatın provasındayım hala!

Gökyüzünün kirpiklerimden kaydığını hissediyorum..
Ve üstüne düştüğümü devrik bir hayatın..
Yitik ömrümün ücra köşelerinde,
Adım başı hep sen varsın!


Acıya bulanmıs hüznümüzü
Hep senle yuğuyorum yâr!
Düş/tü, kırıldı zaman ellerimizde!
Dağıldı, toplayamıyorum!
Çıkmış rayından ömrümün sevinci,
Neresinden çekersem çekeyim,
Bu acıya bir sevinç yamayamıyorum!

Yine bir leyl sükûtunda yâr,
Kuşan sevda sözlerini!
Ellerinde güneşlerle,
Eskisi gibi,
Karanfil rengi düşlerinle gel!
Söndür elemin nârını!!
Ve topla cümle sözlerini,


İmlâsı bozuk düşüme,
Değdir harflerini!
Ver elini!
Kan revan olsun gidişler!.
Ver elini!
...............................

Tut artık düşlerimin ellerinden!
Ya da azat et!!
Azat et beni kendinden!!......

İkibinsekizi yılın,
Onbeşi Nisanın,
geceydi,
Şehirde yağmur...


Elem Nâr...
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
Elif

ıhlamur ağacının altında hafîf bir rüzgâr
......................../ birimiz zikir hâlinde
......................../ birimiz seyir âleminde
salınıp duruyoruz aşkın medcezirinde
sonsuzluğun eşiğinde
........................bize eşlik eden bir şarkı:
‘çok geç kalmışız canım
vakit bu vakit değil
eski radyolar gibi
çatıya saklanmış aşk’

izbe yerlerin zulmet kokan hafakanları
gelip tahtını kurar ellerin boşluğunda
ömrü uzayan ölümler filizlenir Heybeli’de
ah! ne eyleyeyim ben, şimdi şiirler mensûr
şimdi kırgınsın bize, yangınsın içimizde
sâhiplenmedik seni
......................../ teyakkuzda ekâbir

dargınsın ey içime kümbetlenen azîze
vakit çok geçmiş değil soylu hânedan için
dâim ağlamaklıdır Leylâ, perçemi nemli
hiçbir diken, süs diye takılmamıştı güle
......................../ yine de yakışıyordu
büyük aşkın virandır akıttığı gözyaşı

gizem saklı surlarda, durur hâlâ ab-ı sevda
hâlâ sana sevdâlı ezelden güneş ve ay
ah! ne saâdet dünyâ gözüyle Hüdâî yol;
......................................./ ateşe serinliği
...................../ suya dinginliği öğretiyordu

çizdiğim resm-i yârdır Gerdan’ından akseden
sâkî! bana bir bâde sun aşkın şarabından
........../ kendinden geçsin bu dingin dudaklar
şâirin sesine ses katsın renkli Alfâbe’m
say ki unutmuşum kelâmı
................./ unutmuşum kırılan her kalemi
/ beni de alfâbende bir elif say


Be

adım adım elleri çıkar, öpmek içindir
...................................Koca Sinan’ı
çizgi çizgi elleri değiyordu Hattat’ın
........................…öperek Bâb-ı Âli’yi
/ harfler secde ediyordu
sînelerde kaldırım yalnızlığında Hırka
Cihangir’deki hüzün kuşatırdı göğümü
ve bir anne duâsı kadar içten olurdu
.......................................Sadâbâd

kutlu bir şehzâdenin yangın suskunu dili
‘ya o beni alır, ya ben onu’ der Beyzâde’m
ensar niyetlenmişti de gelin olunan Fâtih
..........................yüzgörümlüğü fetih
hem ne yakışıyordu sancağım Ulubatlı’ya
sancılı bir yağmurun dokunduğu intizâr
saçlarında günlerin yorgunluğunda duran
...........................bir şehrâyin muştusu

Beyoğlu nâr, Üsküdar yâr, revnak Çamlıca’da
gülüşün kadar sıcak olurdu her münâcât
........................ - Yûşâ Tepesinde duâ -
sonsuzluğa kayan aşk Sirkeci’de vedâya
........................................dönüşüyord u

evvel şaşkınlık, sonra savurduğun telâşım
görmeden denedimse de kâtil özlemlerini
...........................................diriltm emeyi
büyüdü şol sevdalar, kelimeler bendegân
bir tezyin, bir tezhip, bir nakıştır kalpte Vefâ
alıp götürür beni, okşar ruhumu neyzen


Te

saraylara kâh kumru, kâh güvercin konardı
leylak halkalar zarîf, zerrîn, nârin olurdu
nâzenin işlemeli, cumbalı evler virân
........................Ayasofya mahkûm
........................Topkapı serâzâd
tiran istilâsında yıkılmıştı pâyitaht
fayton kıvrımlarında uzayıp giden yollar
......................../ kuytudan kalabalığa
......................../ kesretten duldalığa
bendenin zebânı mı Hak, zebûnu mu beşerin
........................bir dirhem iz’ân ya Rab!

sağ yanın şark, sol yanın garp; gece ile gündüz
Mihmandâr’da her adım maverâ sohbetleri
unutturup dünyayı öteyi ifşâsıdır
haberler uçuran her güvercin, şâhit olup
.................döker en mahrem sırrını Harem’in
................ ve sırra kadem aşkını Hürrem’in

şâir susarsa eğer kim anlar ki dilinden
hiç bu kadar âşikar değildi ağlayan ney
ikindi yağmurunda ıslanır münbit heyben
ellerimle yıkarım, iki yakanı senin
......................../ okşasın parmak uçlarım
bana mısın demeden ışırsın sabah akşam
köprülerin altına hoyratça düşen çocuk:
.................................seni biz düşürdük

…….


Sin

kaç bin yıldır görünen cemâlin Yûsuf’a ayna
‘su uyur’ surlar nöbette gizemli nazarıyla
/ açılsan on asırlık bir buz dağı çözülür
/ açılsan çağ sökülür, yaprak yaprak çan sesi
................................................dö külür

içini bir Fâtih’e açabilmiştin ancak
.........gece gündüz, elli üç gün / bilâ-fâsıla
...........................sabrı öğretiyordun
kızıl renge boyanmayı suya, toprağa aşkı
hercaî hayâllerin son şaşkın bakışında
bir dev/in, hayâlinin ırağındaydı fetih
başladı mı, bitti mi suskunluğu şâirin
ve kana kana biter susuzluğu Fâtih’in

Kız Kulesi şaz, Eyüp niyâz, naz Emirgan’da
Yedi Tepe’nde işte en havadar Kanlıca
nefesler susturulmuş Prensler Adası’nda
koyu gölgesinde her Çınar’ın saklıdır keder
sükûnet lügatlerde, devinirken çığlıklar
................./ el ele tutuşur nârâ ve nidâ

ses veriyorum suyun hayat kokan sesine
acılardan sevince, erinçlerden kedere
yırtınan gelgitlerde, dinginleş artık n’olur
hangi sırra gark olur tende süveydâ-yı kalp
arzuhâlimi mâzur görsün divân-ı hümâyûn
hece hece yitirdim, harflerde arıyorum
....................................kaybettiğim izleri

sen gelirsen naz biter, sen gidersen haz biter
karşılıksız sevda yok, biter nihâyetinde
kâim olduğunu her dîl/de, görebilseydi
lâl olurdu Aslı… ve Şirin’de başka ahval
ve ezelden masalmış Leyla’yla Mecnun aşkı

…….


Nûn

elvan elvan lezzetler resmeder ressâm
hayat yeniden başlar mehtaplı gecelerde
her vapur kalkışında eller askıda durur
....................biraz daha / yutkunur deniz
kalpler beraber gider, gidemese de beden
uzaktan uzağa bir akşam selâmı kalır
yummadan gözlerimi dinlemeliyim seni

zülfünü suya çalan tek dilberdir martılar
kimine göre hüzün, kimine göre efsûn
.........umuttur beyaz sayfalardan taşıdıkları
.................kendi rengine benzer her şey
neden uçtuklarını su üstünde, sormayın
kaybettikleri bir şey mi var bulamadılar
haberler uçuruyor, havâdis alıyorlar
............................................./ hülâsâ

Haydarpaşa Garı’nda ne çok anlamsız bakış
pususunda bekleyen inkisâr-ı hayâller
anbeân gelip çarpar mahzun bir yığın yüze
Hisar’lar kırgın, yılgın Beylerbeyi, utangaç
............yaz akşamlarında muzdarip Kadıköy
daha ‘küçüktüm, çocuk değildim... aşıktım’ ben
intiharlara şâhit olunca Boğaziçi
siliverir dalgalar… ve ölüm çığlıkları
........................yankılanır dilimde:
........................‘keşke toprak olsaydım’


Vav

bir hattatın elinden çıkar gibi işveli
ölümsüz bir çiçeğin kokusu yayılmakta
eksiğim biliyorum, tamamlıyorsun dâim
sende ağlamıyorum karanlığa, leyl başka
...............nehâr oluyorsun bana / mâsivâ

mavi gözlü sevgili, ey rüyaların kızı
nereye baksam, senin ikliminden bir rüzgâr
sevginin gül kokusu, âhuzarı çiçeğin
şehadet ederim ki güneşin ışığı ve
dolunayı gecenin senden yanadır, inan.

burçlarında hâlâ bir Akşemseddin duâsı
erbabına bıraktık; Itri başlar nağmeye
Haliç’te martılarla her sabah kahvaltı var
........................kim der Yalnız Servi’ler
her şey revândır sana, sen kalender süedâ
sen yine el değmemiş Meryem bakireliği
........................lâkin doğurgan billur belde
en güzîde kelâmın ıtır neşîdesiyle:
........................‘beldetün tayyibetün’
........................kutlu zafer müjdesi

sıcak yürümeleri bir çınar serinletir
görürsün, bütün yollar birleşir Galata’da
orada bir Hezarfen alıp götürür sizi
gökyüzünden temâşâ mâziyi ve bugünü
......................../ sonra nesl-i âtiyi

…….


Lam-elif

kalabalığı teskîn eden sandallar yüzer
........................denizin orta yerinde
yüzlerinde yorgunluk, ellerinde bir umut
........................kaptanların, balıkçıkların
hangi tarafa baksam, senden kalan buhurdân
bir hıçkırık yayılır çılgınca dizelerden
kim tutar bir şâirin şuh yadsımalarını

mahzundur Ayasofya, âteş-i aşkında gam
uzaktan uzağa bir ezan, bazen Bilâl’dir
........................kulaklarda tutunan ses
bazen Dâvût sesinde oturur her yüreğe
devr-i sâbıkta huşû, bize mi kaldı özlem

Karacaahamet; kutsal ma’bedi ölülerin
geceyi konuşturan şimdi kırık iskele
Nef’î’nin susturulan sesinde Sihâm-ı Kazâ
bana kaldı anlatmak aşkın derinliğini

kıskanıyordu Bâbil küçülen her adımı
.........-Sahaf’larda, Mısır Çarşısı’nda-
yer ve gök arasında hummâlı yolculuklar
ne kelâm ki karşımda evrenin sonsuzluğu
gülüşünde bin bir renk, takılmak için durur
........................yığınla insan gürûhuna

meydanda arz-ı endâm, şâiran artık susar
sana sınırlı, sende sınırsız rûz-i yeldâ
........../ ismiyle müsemmâ Der/saâdet

ıhlamur çiçek açar, sonra hafîf bir rüzgâr
......................../ birimiz salınmaktan
......................../ birimiz korkar yutkunmaktan
öylece duruyoruz aldırmadan zamana

işte ‘okudum harf harf alfabem İstanbul’u’
........................‘doymadan tekrar tekrar
........................biz sevdiceğim yeniden’

susunca şâir, susuz kalır buyurgan kadın
‘ben derim utanma iftihar et
sevmeyenler utansın
aşksızlığa mahkum edildiysek
bu dünya yansın’

...
..
.

Zafer ŞIK...
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
/ardımda bana yaslanan yürek!
artık kime yaslana…/​
yaslandım kendime,
k/arlanan gecede, üşürken ellerim
muhasebemin ağırlığında terledim;
ne de yalnızmışım meğer,
ağlamak ne de çok yakışırmış sîmama,
sevmek yüreğime.

yaslandım kendime,
adımlarım geri sayarken fütursuzca
korkularımı bağladım içimdeki zindana,
cesaretimin yaralarını sarıp yola sevdalandım.
ağzımda aşk’ın acımsı tadı,
zihnimin kuyularında Yusuf’un sevme sanatı,
terliyorum ayazda; ateşim içimde…

yaslandım kendime,
tâ derûnumu vuran notaların söze dokunan tınısında,
söze dokunan her yüreğin içimde bıraktığı izle,
kendime teselliler verdim, omuz oldum kendime
belimi bükmesin diye hazan,
süpürdüğüm yapraklar yüreğimin meyveleri olmasın diye.
yaslandım kendime,
içimin yakarışını dinleyeyim diye.

yasladım kelimelerimi can evime
dualarıma,
sustum…
ve
öldü(m) kelimeler(imle)!
/ölmek yakıştı bana/
nokta!


Sare Nokta...
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
Gün gelir
Biz de güneşin doğduğu iklimlerde doğarız
Yine kalabalıklaşırız ıssızlığın bağrında
Boynumuzun borcunu öderiz de kurumuş dudaklarımıza
Gözlerimizden dökülür düşlerimiz
Satır satır düğümlenirken şiirimize
Öykümüz ahsar olur…

//Say ki;
Damıtılmış bir sevda bizimkisi
Alabildiğine nihan
Bir gece yarısı sessizliğinde
Ölümün içinden çekilmiş yaşama dair
Şiir gibi yazılan…//

Gün gelir
Yüreğimiz düşünce avuçlarımıza
Bir tohum çatlatır çelikten kabuğunu
Bin vuslat yeşerir bir ihtimalin rahminde
Gecenin yüzüne vurdukça ışığımız
Yaralarımızda bin renkli çiçekler açar
Ki; gün gelir, sen gelirsin
Gelirsin, yine toprak kokar bu kent
Yağmur sonrasında.
Yaşamaya başlarız yeniden
Okunmadan yırtılır vasiyetimiz
Kelepçelerimiz ahrâr olur

//Bil ki;
Zemheri ayazına düşmüş cemre gibiyiz
Alabildiğine yanan
Şifrelerini kimsenin çözemediği
Nurdan süzülmüş hüsn-ü hatız
Simsiyah mermerlere kazınan//

Gün gelir
Diner -bülbüle meftun- gülün figanı
Yeşerir de kırılmış dallarımız
Tırnak içinden çıkar -vuslata dair- mısralarımız
Gülücük gamzesi düşer satırlarımıza
Bir rüzgâr alır türkülerimizin harını
Anamın sardunyalarını ekeriz bahçemize
Her eylül bahar olur…

IRFAN OZCAN...
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe


Ey siz!
Siz ve hüznün sekrinde ki âhvâliniz
Mâverâ türkülere yâr k/âleminizle
Vaktin gül açmaz çöllerine,
Hicret günlerinden kalma kelâmlar dökmektesiniz.

Siz ey!
Geçmiş zamanın en aşk yanından sızan zamana,
Leyl’in en mâi ân’ında vakad olan aşka…

Ey mavi şiirler seyyahı,
ve âşkın bibâht kahramanı.
Kırık bir âyinede süren saltanata tezat,
Sayıkla âşkı ve duayı…

Ey, bu kahramanlık savaşında,
Şiirleri sürgün edilmiş şairin son satırı…
Ve yalnız;
göğsünüzde kanamakta baharın zambakları.

Yaralı hüzünler tütüyor şiirlerinizden,
Elleriniz bir yalnızlığın rotası,
Ve limansız denizlerin son kaptanı…

Kırık hüzzamların kifâyetine adanmış satırlarda,
Unutulmuş kahkahalarınız saklı,
En tebessüm yerinde ânın,
Kör bir bıcak yarası.
Ve yüreğiniz bir mahşer telaşı!

Sevgilinin kapısına kelepçeli alfabeniz…
Yâr(a)dan söktüğünüz tüm hüzünleri yüreğinize nakşetmektesiniz. Bir yusuf sûresi hüznünüzle,
züleyhâlara kuyular biriktirmektesiniz yüreğinizde.

Bir sükûta bin şiir bestelerken siz,
Ve düşlerinizde tavaf ederken yâr otağını,
Bildiğiniz bütün renkler maviye adandı,
Âşkın âlı her dem maviye kandı!



KAHRAMAN ARAZ...
 

Yusufça

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
6 Ocak 2012
Mesajlar
9,323
Aldığı Beğeniler
30,359
Konum
Bitlis
Takım
Beşiktaş

Anlatacaktım ölümlerini bir sonbahar eşliğinde
Bir kış güneşliğinde
Fakat baktım bu ölüm değil diriliştir
Tabiatı aşan bir bildiriştir
Ne güz ne sarı renk bu göçü anlatır
Bu kan rengi bu kıpkızıl öçü anlatır
Görünüşte kırmızı gerçekte yeşil
Görünüşte öç hakikatte değil
Faninin sonsuzla barışması
Affın mağfiretle yarışması
Yaprağın düşüşü değil bu toprağa
Bir yıldırım çarpışıdır dağa
Sonbahar değil ilkbahardır
Ölümden sonra ölümsüz hayat vardır
Bulutlar açılır güneş çıkar
Yağmur taneleri inci tanelerine dönüşür
Deniz çalkanır saçar ortaya hazinesini

Anladım onlar ölmediler
Ölüm adına
Ölüm maskesini takınarak
Dönüştüler bir ışığa


| Sezai Karakoç
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
&..Aşk dedim?
.......Es Sukut dedi !
Lafızların manaya sukut ettiği andır Aşk....
Yüreğin dağlanması dağlandıkça şahlanmasıdır Aşk...
Kalbin oyulurken içindeki ince sızıdır Aşk.
Gazzede ağlayan gözlerden akan bir damlada, sen olmaktır Aşk../.
Kaf Sin'in sırrını düşünüp gecelerini secdede geçirmektir Aşk...
Aşk dedim ? Sus dedi! Aşk sukutun çağlamasıdır ,
sus ki çağlasın Aşk.
Çağlamanın rengi olsun Aşk..
Sus ki yüreğindeki fırtına mucizelerle doğsun...
Kapat gözlerini gözyaşlarıyla !.
Damlayan her damla Leyladan Mevlaya varan yol olsun../...
Aşk buselerin döküldüğü yerde değil...
Sukutun yüreklerde ses olduğu yerdedir...
Aşk imkansızın sınır ötesinde sebatla kaldığın sürecedir..
Bazen bir gülüşun içindeki gizemde....
Bazende gönüllere sevgi ektiğin yerdedir..
Aşk Haktan geLir....Aşk Haktır...
KemaLe ermek için bir araçtır....
KeLamlar KemaL bulsun diye Bekası vardır...
Aşk-ı hissetmeyen gönül taştır...
Sus ! Sus ki taşlaşmasın GönLün.....
Yüreğinin latifeleriyle yükselen ebedileşen ömrün....
Hz.Sümeyyenin çığlıklarını yıldızlardan topladığın gün....
Aşkın gizeminin ;
Güneşi sağıma verseler ayı soluma verseler hadisinin
içinde saklı olduğunu ,ruhunda duyduğunda çözdün..
Sus ! Sus ki ruhun maya çalsın sevdalara....
Sus ! Susuşun zemheri ayazında yanan yüreklere aydınlık..
Dağların kar çiçeklerini göremeyen gözlere ışık ...
Sevdanın ebediyete uzanışı gökkubede akışın olsun..
Aşk dedim !..Es Sukut dedi...
Aşkın sukutun olsun nice ruhlarda ses bulsun...



Nur Hayat Şuara...​
 
Üst Alt