Hatm-i Hàcegân'ın Tarifi
Evvelâ 25 kere istiğfar olunur. Bu 5 veya 15 de olur. Sonra gözlerini yumar, rabıta-i şerifle beraber kalbine nazar eder. Sağdan 7 kişi Fâtiha-i Şerife okur. 100 salevât-ı şerife, 79 Elem neşrah leke Sûresini okuduktan sonra, 1001 İhlâs-ı Şerif okunup, bu kere soldan 7 kişi Fâtiha-i Şerife okur. 100 salevât-ı şerife ile bir de aşr-ı şerif okunarak duası yapılır.
Vukûf-u kalbîye her zaman dikkat etmek lâzımdır. Zîrâ avâmın kıraati lafızdadır. Havâssınki ise, kıraat-i elfâz ile tedebbür-ü mânâdır; yâni mânâsını düşünmektir. Havâssül-havâssınki ise, intizâr-ı feyz-i ilâhî ve hatim bitinceye kadar feyzin kalbine nüzûlünü itikad ile beraber, Zât-ı Akdes Celle ve A'lâ'ya teveccüh-ü tam ile teveccühtür.
Hatmin sonunda ruhàniyyet-i meşâyih-ı mezkûrînden teveccüh ve feyz iltimas edip, hatimde onların da ruhàniyetlerinin bulunduğunu itikad etmek, hatmin âdâbındandır.
Gerek Hayatta Olan ve Gerek Ahirete Göçen Meşâyihın Ziyareti Âdâbı
Evvelâ niyeti hàlis ede; şöyle ki, "O zât evliyâullahtan bir velîdir." diye itikad eyleye. Müridlerin ziyaretinde ise, yalnız Hakk'ın rızasını kasdedip, dünyevî ve uhrevî başka bir kasd ve niyeti olmaya... Gezme veya imtihan için de bir niyeti olmaya... Kerâmet görmek gibi bir kasdı da olmaya... Zîrâ imtihan kasd edenlerin mel'unluğu beyan olunmuştur. Ve bu gibilerin netice itibarıyla helâke uğradıkları, İbn-i Hàcer-i Mekkî'nin Fetevâ hàtimesinde mezkûrdur
Keramet ise velâyet ve efdaliyette şart değildir. Lâzım olan kuvvet-i irfâniyye ve yakîniyyedir. Bazan da meşâyih müridini imtihan için câhilâne ve bilmez görünür. Belki müridleri, şeyhlerin imtihanından hiçbir an hàlî kalmazlar, dâimâ imtihan içindedirler.
İkincisi, abdestli ve gusüllü olmak lâzımdır. Üçüncüsü, mürşidine râbıtayla bir Fâtiha, üç İhlâs ile yürümeğe başlaya... Asîlere de şefî olmasını mülâhaza eyleye. Bütün günahlardan, amellerinden ve zühd ü takvâsından bir kaç kere istiğfar ile, nefsini àsî bilip, amellerden de müflis bile... Ve bir şey bilmeyen cahil addede... Huzur-u ilâhîde imiş gibi, kendisinden bir şey demeye.
Mürşidin müridleri imtihanı için, Hazret-i Mûsâ AS ve Hazret-i Hızır AS arasında vâkî olan kıssayı hatırlaya. Yol esnasında yorgunluk ve meşakkatten ezâlanmayıp, belki Hak Celle ve A'lâ'nın fazl, in'** ve ihsânı bile... Zîrâ mürşidini kasdeden kimse, Hak Celle ve A'lâ'yı kasdeder. Sıdk u muhabbetin alâmeti ise, dostu tarafına vüsûl için gittiği yolda müteezzî olmamaktır.
Ve dahi mürşidinden feyz ve inâyet-i bâtıniyyeden başka bir şey taleb etmeye. Muamele-i zâhirede kendi ile mükâleme ve konuşma ummaya... Zîrâ ehlullah, muhabbet ettiği kimse ile zâhir muamelesi yapmazlar. Ve ziyaret ettiği kimsenin ilim ve ameline, bâtınına kemâliyle itikad edip, gördüğü hareketleri hikmet ve maslahata te'vil ede. Ve hakkında olan havâtırdan istiğfar eyleye.
Dördüncüsü; ziyaret kasdettiği zât ister hayatta ve ister ahirette olsun, hizmetine giderken feyz almak için kalbini onun kalbine, vukûf-u kalbî üzere rabt edip, hizmetine eriştikte dahi aynı minval üzere dura. Bu dört şartta diri ve ölü birdir.
Beşincisi; kapılarından her bir kapıdan geçtikçe, (Esselâmü aleyküm, tahiyyeten minnî ileyküm) deyip, Fâtiha ve İhlâs okuya.
Altıncısı; ziyaret ettiği ölü ise, arkasını kıbleye çevirip, yüzünü ölüye karşı ve ayağı ucuna yakın dura... Ayakta selâm verip, Fâtiha ve İhlâs-ı Şerif okuya ve sonra oturup aşr-ı şerif kıraat eyleye. Sonra ol velînin kalbini kendi kalbine yapıştırdığı halde, kalbinden istifâza eyleye ve kendi kalbini ölünün kalbinden bir miktar aşağıda bulundura. Vukuftan gaflet etmeye. Gàyet tazarru ve inkisâr ile istifâzaya ve kesret-i feyze ve ondan kalbine feyz vusûlüne hüsnüzan eyleye... Zîrâ feyzin vusûlüne medâr olan, vusûle itikad ve ona hüsn-ü zandır; rü'yet ve idrak değildir.
Dikkat; sonra dua eyleye. Mürşidini eğer başka ise, mezardakine şefî ve vesîle edip, mürşidine de o mezardaki velîyi şefî kılıp mürşidiyle ona tevessül eyleye. Tâ ki, ol velînin lütfu kendi ile beraber ve hakkında nazarı ziyâde ola...
Yedincisi; Fâtiha ve İhlâs veya aşr-ı şerif okuyup, (Esselâmü aleyküm tahiyyeten minnî ileyküm etevesselü biküm fî teshîl-i umûrid-dünyeviyyeti vel-uhreviyye) diye... Okuyarak girdiği gibi, yine okuyarak çıka... Münasebetsiz hallerden son derece sakına... İki tarafına bakmaya.
Ziyaret usûlünün en güzeli budur.
Evvelâ 25 kere istiğfar olunur. Bu 5 veya 15 de olur. Sonra gözlerini yumar, rabıta-i şerifle beraber kalbine nazar eder. Sağdan 7 kişi Fâtiha-i Şerife okur. 100 salevât-ı şerife, 79 Elem neşrah leke Sûresini okuduktan sonra, 1001 İhlâs-ı Şerif okunup, bu kere soldan 7 kişi Fâtiha-i Şerife okur. 100 salevât-ı şerife ile bir de aşr-ı şerif okunarak duası yapılır.
Vukûf-u kalbîye her zaman dikkat etmek lâzımdır. Zîrâ avâmın kıraati lafızdadır. Havâssınki ise, kıraat-i elfâz ile tedebbür-ü mânâdır; yâni mânâsını düşünmektir. Havâssül-havâssınki ise, intizâr-ı feyz-i ilâhî ve hatim bitinceye kadar feyzin kalbine nüzûlünü itikad ile beraber, Zât-ı Akdes Celle ve A'lâ'ya teveccüh-ü tam ile teveccühtür.
Hatmin sonunda ruhàniyyet-i meşâyih-ı mezkûrînden teveccüh ve feyz iltimas edip, hatimde onların da ruhàniyetlerinin bulunduğunu itikad etmek, hatmin âdâbındandır.
Gerek Hayatta Olan ve Gerek Ahirete Göçen Meşâyihın Ziyareti Âdâbı
Evvelâ niyeti hàlis ede; şöyle ki, "O zât evliyâullahtan bir velîdir." diye itikad eyleye. Müridlerin ziyaretinde ise, yalnız Hakk'ın rızasını kasdedip, dünyevî ve uhrevî başka bir kasd ve niyeti olmaya... Gezme veya imtihan için de bir niyeti olmaya... Kerâmet görmek gibi bir kasdı da olmaya... Zîrâ imtihan kasd edenlerin mel'unluğu beyan olunmuştur. Ve bu gibilerin netice itibarıyla helâke uğradıkları, İbn-i Hàcer-i Mekkî'nin Fetevâ hàtimesinde mezkûrdur
Keramet ise velâyet ve efdaliyette şart değildir. Lâzım olan kuvvet-i irfâniyye ve yakîniyyedir. Bazan da meşâyih müridini imtihan için câhilâne ve bilmez görünür. Belki müridleri, şeyhlerin imtihanından hiçbir an hàlî kalmazlar, dâimâ imtihan içindedirler.
İkincisi, abdestli ve gusüllü olmak lâzımdır. Üçüncüsü, mürşidine râbıtayla bir Fâtiha, üç İhlâs ile yürümeğe başlaya... Asîlere de şefî olmasını mülâhaza eyleye. Bütün günahlardan, amellerinden ve zühd ü takvâsından bir kaç kere istiğfar ile, nefsini àsî bilip, amellerden de müflis bile... Ve bir şey bilmeyen cahil addede... Huzur-u ilâhîde imiş gibi, kendisinden bir şey demeye.
Mürşidin müridleri imtihanı için, Hazret-i Mûsâ AS ve Hazret-i Hızır AS arasında vâkî olan kıssayı hatırlaya. Yol esnasında yorgunluk ve meşakkatten ezâlanmayıp, belki Hak Celle ve A'lâ'nın fazl, in'** ve ihsânı bile... Zîrâ mürşidini kasdeden kimse, Hak Celle ve A'lâ'yı kasdeder. Sıdk u muhabbetin alâmeti ise, dostu tarafına vüsûl için gittiği yolda müteezzî olmamaktır.
Ve dahi mürşidinden feyz ve inâyet-i bâtıniyyeden başka bir şey taleb etmeye. Muamele-i zâhirede kendi ile mükâleme ve konuşma ummaya... Zîrâ ehlullah, muhabbet ettiği kimse ile zâhir muamelesi yapmazlar. Ve ziyaret ettiği kimsenin ilim ve ameline, bâtınına kemâliyle itikad edip, gördüğü hareketleri hikmet ve maslahata te'vil ede. Ve hakkında olan havâtırdan istiğfar eyleye.
Dördüncüsü; ziyaret kasdettiği zât ister hayatta ve ister ahirette olsun, hizmetine giderken feyz almak için kalbini onun kalbine, vukûf-u kalbî üzere rabt edip, hizmetine eriştikte dahi aynı minval üzere dura. Bu dört şartta diri ve ölü birdir.
Beşincisi; kapılarından her bir kapıdan geçtikçe, (Esselâmü aleyküm, tahiyyeten minnî ileyküm) deyip, Fâtiha ve İhlâs okuya.
Altıncısı; ziyaret ettiği ölü ise, arkasını kıbleye çevirip, yüzünü ölüye karşı ve ayağı ucuna yakın dura... Ayakta selâm verip, Fâtiha ve İhlâs-ı Şerif okuya ve sonra oturup aşr-ı şerif kıraat eyleye. Sonra ol velînin kalbini kendi kalbine yapıştırdığı halde, kalbinden istifâza eyleye ve kendi kalbini ölünün kalbinden bir miktar aşağıda bulundura. Vukuftan gaflet etmeye. Gàyet tazarru ve inkisâr ile istifâzaya ve kesret-i feyze ve ondan kalbine feyz vusûlüne hüsnüzan eyleye... Zîrâ feyzin vusûlüne medâr olan, vusûle itikad ve ona hüsn-ü zandır; rü'yet ve idrak değildir.
Dikkat; sonra dua eyleye. Mürşidini eğer başka ise, mezardakine şefî ve vesîle edip, mürşidine de o mezardaki velîyi şefî kılıp mürşidiyle ona tevessül eyleye. Tâ ki, ol velînin lütfu kendi ile beraber ve hakkında nazarı ziyâde ola...
Yedincisi; Fâtiha ve İhlâs veya aşr-ı şerif okuyup, (Esselâmü aleyküm tahiyyeten minnî ileyküm etevesselü biküm fî teshîl-i umûrid-dünyeviyyeti vel-uhreviyye) diye... Okuyarak girdiği gibi, yine okuyarak çıka... Münasebetsiz hallerden son derece sakına... İki tarafına bakmaya.
Ziyaret usûlünün en güzeli budur.