- Üyelik Tarihi
- 12 Haz 2013
- Mesajlar
- 423
- Aldığı Beğeniler
- 46
Aile kurumunu yıkan hususlar 1
Aile, öncelikle hayat içinde bir alandir ve hayatin bütün alanlarinda koruyucu olan, ilahi emirleri yerine getirmektir; yikici olan ise Rabbim muhafaza eylesin, ilahi emirlere isyan etmek, günaha bulasmaktir.
Ilahi emirler, bir bütün hâlinde Müslüman için bir kaledir. Günahlar ise, bir yangin. Ilahi emirleri hakkiyla yerine getirmek aileyi saadet bahçesi kilar; ilahi emirlere isyan ise büyük ve küçüklügüne göre birer kivilcim… O kivilcimlarin yaktigi yer söndürülmezse, onlara göz yumulursa, onlar küçük bile olsa yol alir ve aile bahçesini bir yangin yerine çevirir.
Ilahi emirlere isyanin pek çok kismi vardir. Bu sayimizda bu kisimlardan aile mahremiyetini ihlal üzerinde duracagiz.
Aile Mahrem Bir Alandir
“Kadinlar sizin için örtü, siz de onlar için örtüsünüz.” (Bakara: 187)
"Süphesiz ki kiyamet günü, Allah'in en çok ehemmiyet verecegi emanet, kari-koca arasindaki emanettir. Kari ile koca birbiriyle içli disli olduktan sonra, haniminin sirlarini erkegin etrafa yaymasi o gün en büyük ihanettir." (Müslim; Nikâh 123–124)
"Bir kul bu dünyada baska bir kulun ayibini örterse, kiyamet gününde Allah da onun ayibini örter.” (Müslim, Birr, 1/72 )
Aile, hem mekân hem sir baglaminda disariya kapali bir alandir. Ailenin bulundugu mekân, ister bir çadir olsun ister bir magara, “aile yasam alani”dir. Aile yasam alanina kimlerin hangi sartla girebilecegi, ayet ve hadislerde ayrintili olarak açiklanmis. Rabbimiz, Islam dönemi aile hayatini, disariya açik olan cahili dönem aile hayatindan kesin olarak ayirmistir.
"Ey mü'minler! Ellerinizin altinda bulunan (köle ve cariyeleriniz) ve içinden henüz ergenlik çagina girmemis olanlar, sabah namazindan önce, ögleyin (sicak memleketler de öglen uykusu için) soyundugunuz vakit ve yatsi namazindan sonra (yaniniza gireceklerinde) sizden üç defa izin istesinler. Bunlar, mahrem halde bulunacaginiz üç vakittir. Bu vakitlerin disinda ne sizin için ne de onlar için bir mahzur yoktur. Birbirinizin yanina girip çikabilirsiniz. Iste Allah (c.c.) ayetleri size böyle açiklar. Allah, (her seyi) bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” Nur ;58
“Çocuklar ergenlik çagina girdiklerinde, kendilerinden öncekiler izin istedikleri gibi onlar da izin istesinler. Iste Allah, size ayetlerini böyle açiklar. Allah (c.c.) alimdir, hakimdir." (Nur: 59)
“Bir kimse Peygamber Efendimize gelerek:
– Ya Resûlallâh, içeriye girmek için annemden de izin alacak miyim? diye sorunca Efendimiz:
– Evet, buyurdu.
Adam:
– Ancak ben onunla beraber ikamet etmekteyim, dedi.
Resûlullâh (s.a):
– Yine de izin almalisin, diye buyurdu.” (Muvatta, Isti'zân 1)
Mekân mahremiyeti, bu ve benzeri ayet-i kerimeler ve hadis-i serifler isiginda fikih kitaplarinin “Adap” basligi altinda uzun uzun açiklanmistir.
Suur ehli Müslümanlarin genelde mekân baglaminda aile mahremiyetini koruma konusunda bir sorunlari yoktur. Suur ehli bir Müslüman, baskalarinin mahrem mekânina girmez ve baskalarini kendi mahrem mekânina sokmaz. Asil sorun, “sohbet mahremiyeti”dir. Mekâna göre sohbetin sinirlari belirsizdir. Pek çogumuz, o mahrem alani asariz veya farkinda olmadan baskalarini kendi mahrem alanimiza tasiriz.
Günümüzde, büyük ailenin biraktigi boslugu, arkadaslik ve dostluk iliskileri doldurmustur. Özellikle sehir ortaminda arkadaslik ve dostluk iliskileri, büyük bir insanî ihtiyaçtir. Insanlarin birbirleriyle samimiyet kurmalari, beraberinde pek çok güzellik de getirir ve neredeyse büyük ailenin açigini kapatir. Insan hasta olur, arkadasi onun yardimina yetisir; insan kavgali olur, arkadaslari onu baristirir. Ancak ne olursa olsun, büyük aile hukuku, arkadaslik ve dostluk hukuku olarak uygulanamaz.
Insanlarin, kendilerini anlatma ihtiyaçlari vardir. Anlatilacak kisi, insanin bir akrabasi olur, derdine çare olacak bir ilim ve mesuliyet erbabi olur, bir doktor olur ama ailevi konularin konusulacagi yer ulu orta arkadaslik sohbetleri olamaz.
Nasil ki insanin arkadas veya dost olmasi, onlarin mallarini paylasmalarina dair bir hukuk olusturmuyorsa, aile hayatlarini da bir aileymis gibi birbirlerine açamazlar. Babalarina, annelerine, halalarina, teyzelerine söylemek durumunda kaldiklari sirlari herhangi bir arkadaslarina anlatamazlar. Bu noktadaki hassasiyeti de hep kadin erkek meyli seklinde de almamak gerekir. Ailenin sohbet ortaminin disariya açilmasinin, bunun ötesinde çok büyük sakincalari vardir ve günümüzde ailelerin dagilmasinin ana etkenleri arasindadir.
Ailenin sohbet ortami, ailevi iliskiler yönünden ailevi iliskilerin mekâni gibi mahremdir; daha dügün öncesinde kiyilan nikâhtan (günümüzde nisan döneminde kiyilan nikâh) itibaren bu alanin disariya karsi süzgeçlenmesi gerekir.
Ailevi sohbetlerin bir kapisi olmali; ne eslerin durumu disariya tasinmali ne de baskalarinin durumu o ortama getirilmelidir. Aile, çok özel bir alandir ve saadet için yogunlasmayi gerektirir. O alana disaridan getirilen her mevzu, o yogunlasmaya zarar verir; dikkatleri dagitir, yanlis karsilastirmalara yol açar. Kiskançliga, özentiye neden olur ve nihayetinde “ailevi sorun” teskil eder.
Islam, ailenin sohbet ortamini giybet, sir ifsa etme, dedikodu, sayia, gereksiz konusma gibi hususlarla ilgili getirdigi hükümlerle koruma altina almistir. Ailenin sohbet ortaminda bu hükümlerden birini bile ihlal, aile saadet bahçesine tutusturulan bir kivilcimdir; tedbir alinmazsa bir yanginin baslangicidir.
Sohbet mahremiyetinin ihlali birkaç asamali olur:
I. Asama:
Eslerden biri, arkadaslik ortamlarinda, sohbet dalginligi içinde ailevi ortamini anlatir. Esinin olumlu veya olumsuz davranislarindan söz eder:
“Dün kavga ettik.”…
“Bugüne kadar birbirimize hiç kötü bir söz söylemedik.”…
“Bir gün olsun, bensiz disari çikmamistir.”…
“Izin isteme aliskanligini bir türlü edinemedi.”…
“Kocam çok sinirli!”, “Kocam cimri!”, “Kocam, hep bos konusur.”…
“Kocam, halim selimdir!”, “Kocam, ne kadar harcasam karismaz”, “Kocamin agzindan bir bos söz çikmaz!” …
Böylece ailevi hayat disari tasinmis olur. Bunun övgü olmasi da olayin sakincalarini azaltmiyor. Çünkü övgü, hem disarida sikintilar dogurabiliyor hem de esler genellikle övgüyü takip ediyor. Eger, onlardan biri, bir gün övdügünden farkli davranirsa kendisinin yalanci konumuna düsürüldügünü düsünüyor ve buna daha büyük bir tepki duyuyor.
II. Asama:
O sohbet ortaminda bulunanlar, duyduklarini evlerinde ya oldugu gibi ya abartarak ya da yanlis anlasilmaya yol açacak kadar eksik anlatirlar.
Böylece,
1. Disaridaki hayat, ailevi sohbet ortamina gelir.
2. Eslerden biri veya ikisi, kiyaslamalara gider. Çok az veri üzerine kurulu bu kiyaslamanin yanlis neticeler dogurmasi, her zaman muhtemeldir:
“Onlar her gün kavga ediyormus; biz, bir gün olsun kavga ettik mi? Bunun kiymetini bil.”
“Bak, ne iyi kadinmis, bir de kendine bak!”
“Onu örnek al! Yoksa sana kötü davranirim!”
“Tipki sen, o nasil soruna yol açiyorsa sen de öyle soruna yol açiyorsun! Ama ben sana tahammül ediyorum.”
Derken söz sözü açar. Böylece ailevi sohbet ortaminin mahremiyeti ortadan kalkar. Baskalarinin hayati, gelip bizim hayatimizin ortasina girer. Hâlbuki aile, özel bir ortamdir. O ortam, ortak kabul etmez.
III. Asama:
Eslerden biri veya ikisi, aile mahremiyetini ortadan kaldiran bu fitne baslangicini disarida anlatir. Böylece hem ilk anlaticinin hem de onun üzerinde kendi ortamlarinda konusanlarin ailevi iliskileri üçüncü bir kisiye aktarilir.
Artik dedikodunun kapisi açilmistir. Esler, disarida kendilerinden olumsuz yönde söz edildigine dair bir duyum alir ve bu, aile saadet bahçesinde yanginin kendisi olur.
Velhasil, men oldugumuz islerde iyilik yoktur. Onlardan bütün kuvvetimizle sakinmak durumundayiz.
Aile, öncelikle hayat içinde bir alandir ve hayatin bütün alanlarinda koruyucu olan, ilahi emirleri yerine getirmektir; yikici olan ise Rabbim muhafaza eylesin, ilahi emirlere isyan etmek, günaha bulasmaktir.
Ilahi emirler, bir bütün hâlinde Müslüman için bir kaledir. Günahlar ise, bir yangin. Ilahi emirleri hakkiyla yerine getirmek aileyi saadet bahçesi kilar; ilahi emirlere isyan ise büyük ve küçüklügüne göre birer kivilcim… O kivilcimlarin yaktigi yer söndürülmezse, onlara göz yumulursa, onlar küçük bile olsa yol alir ve aile bahçesini bir yangin yerine çevirir.
Ilahi emirlere isyanin pek çok kismi vardir. Bu sayimizda bu kisimlardan aile mahremiyetini ihlal üzerinde duracagiz.
Aile Mahrem Bir Alandir
“Kadinlar sizin için örtü, siz de onlar için örtüsünüz.” (Bakara: 187)
"Süphesiz ki kiyamet günü, Allah'in en çok ehemmiyet verecegi emanet, kari-koca arasindaki emanettir. Kari ile koca birbiriyle içli disli olduktan sonra, haniminin sirlarini erkegin etrafa yaymasi o gün en büyük ihanettir." (Müslim; Nikâh 123–124)
"Bir kul bu dünyada baska bir kulun ayibini örterse, kiyamet gününde Allah da onun ayibini örter.” (Müslim, Birr, 1/72 )
Aile, hem mekân hem sir baglaminda disariya kapali bir alandir. Ailenin bulundugu mekân, ister bir çadir olsun ister bir magara, “aile yasam alani”dir. Aile yasam alanina kimlerin hangi sartla girebilecegi, ayet ve hadislerde ayrintili olarak açiklanmis. Rabbimiz, Islam dönemi aile hayatini, disariya açik olan cahili dönem aile hayatindan kesin olarak ayirmistir.
"Ey mü'minler! Ellerinizin altinda bulunan (köle ve cariyeleriniz) ve içinden henüz ergenlik çagina girmemis olanlar, sabah namazindan önce, ögleyin (sicak memleketler de öglen uykusu için) soyundugunuz vakit ve yatsi namazindan sonra (yaniniza gireceklerinde) sizden üç defa izin istesinler. Bunlar, mahrem halde bulunacaginiz üç vakittir. Bu vakitlerin disinda ne sizin için ne de onlar için bir mahzur yoktur. Birbirinizin yanina girip çikabilirsiniz. Iste Allah (c.c.) ayetleri size böyle açiklar. Allah, (her seyi) bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.” Nur ;58
“Çocuklar ergenlik çagina girdiklerinde, kendilerinden öncekiler izin istedikleri gibi onlar da izin istesinler. Iste Allah, size ayetlerini böyle açiklar. Allah (c.c.) alimdir, hakimdir." (Nur: 59)
“Bir kimse Peygamber Efendimize gelerek:
– Ya Resûlallâh, içeriye girmek için annemden de izin alacak miyim? diye sorunca Efendimiz:
– Evet, buyurdu.
Adam:
– Ancak ben onunla beraber ikamet etmekteyim, dedi.
Resûlullâh (s.a):
– Yine de izin almalisin, diye buyurdu.” (Muvatta, Isti'zân 1)
Mekân mahremiyeti, bu ve benzeri ayet-i kerimeler ve hadis-i serifler isiginda fikih kitaplarinin “Adap” basligi altinda uzun uzun açiklanmistir.
Suur ehli Müslümanlarin genelde mekân baglaminda aile mahremiyetini koruma konusunda bir sorunlari yoktur. Suur ehli bir Müslüman, baskalarinin mahrem mekânina girmez ve baskalarini kendi mahrem mekânina sokmaz. Asil sorun, “sohbet mahremiyeti”dir. Mekâna göre sohbetin sinirlari belirsizdir. Pek çogumuz, o mahrem alani asariz veya farkinda olmadan baskalarini kendi mahrem alanimiza tasiriz.
Günümüzde, büyük ailenin biraktigi boslugu, arkadaslik ve dostluk iliskileri doldurmustur. Özellikle sehir ortaminda arkadaslik ve dostluk iliskileri, büyük bir insanî ihtiyaçtir. Insanlarin birbirleriyle samimiyet kurmalari, beraberinde pek çok güzellik de getirir ve neredeyse büyük ailenin açigini kapatir. Insan hasta olur, arkadasi onun yardimina yetisir; insan kavgali olur, arkadaslari onu baristirir. Ancak ne olursa olsun, büyük aile hukuku, arkadaslik ve dostluk hukuku olarak uygulanamaz.
Insanlarin, kendilerini anlatma ihtiyaçlari vardir. Anlatilacak kisi, insanin bir akrabasi olur, derdine çare olacak bir ilim ve mesuliyet erbabi olur, bir doktor olur ama ailevi konularin konusulacagi yer ulu orta arkadaslik sohbetleri olamaz.
Nasil ki insanin arkadas veya dost olmasi, onlarin mallarini paylasmalarina dair bir hukuk olusturmuyorsa, aile hayatlarini da bir aileymis gibi birbirlerine açamazlar. Babalarina, annelerine, halalarina, teyzelerine söylemek durumunda kaldiklari sirlari herhangi bir arkadaslarina anlatamazlar. Bu noktadaki hassasiyeti de hep kadin erkek meyli seklinde de almamak gerekir. Ailenin sohbet ortaminin disariya açilmasinin, bunun ötesinde çok büyük sakincalari vardir ve günümüzde ailelerin dagilmasinin ana etkenleri arasindadir.
Ailenin sohbet ortami, ailevi iliskiler yönünden ailevi iliskilerin mekâni gibi mahremdir; daha dügün öncesinde kiyilan nikâhtan (günümüzde nisan döneminde kiyilan nikâh) itibaren bu alanin disariya karsi süzgeçlenmesi gerekir.
Ailevi sohbetlerin bir kapisi olmali; ne eslerin durumu disariya tasinmali ne de baskalarinin durumu o ortama getirilmelidir. Aile, çok özel bir alandir ve saadet için yogunlasmayi gerektirir. O alana disaridan getirilen her mevzu, o yogunlasmaya zarar verir; dikkatleri dagitir, yanlis karsilastirmalara yol açar. Kiskançliga, özentiye neden olur ve nihayetinde “ailevi sorun” teskil eder.
Islam, ailenin sohbet ortamini giybet, sir ifsa etme, dedikodu, sayia, gereksiz konusma gibi hususlarla ilgili getirdigi hükümlerle koruma altina almistir. Ailenin sohbet ortaminda bu hükümlerden birini bile ihlal, aile saadet bahçesine tutusturulan bir kivilcimdir; tedbir alinmazsa bir yanginin baslangicidir.
Sohbet mahremiyetinin ihlali birkaç asamali olur:
I. Asama:
Eslerden biri, arkadaslik ortamlarinda, sohbet dalginligi içinde ailevi ortamini anlatir. Esinin olumlu veya olumsuz davranislarindan söz eder:
“Dün kavga ettik.”…
“Bugüne kadar birbirimize hiç kötü bir söz söylemedik.”…
“Bir gün olsun, bensiz disari çikmamistir.”…
“Izin isteme aliskanligini bir türlü edinemedi.”…
“Kocam çok sinirli!”, “Kocam cimri!”, “Kocam, hep bos konusur.”…
“Kocam, halim selimdir!”, “Kocam, ne kadar harcasam karismaz”, “Kocamin agzindan bir bos söz çikmaz!” …
Böylece ailevi hayat disari tasinmis olur. Bunun övgü olmasi da olayin sakincalarini azaltmiyor. Çünkü övgü, hem disarida sikintilar dogurabiliyor hem de esler genellikle övgüyü takip ediyor. Eger, onlardan biri, bir gün övdügünden farkli davranirsa kendisinin yalanci konumuna düsürüldügünü düsünüyor ve buna daha büyük bir tepki duyuyor.
II. Asama:
O sohbet ortaminda bulunanlar, duyduklarini evlerinde ya oldugu gibi ya abartarak ya da yanlis anlasilmaya yol açacak kadar eksik anlatirlar.
Böylece,
1. Disaridaki hayat, ailevi sohbet ortamina gelir.
2. Eslerden biri veya ikisi, kiyaslamalara gider. Çok az veri üzerine kurulu bu kiyaslamanin yanlis neticeler dogurmasi, her zaman muhtemeldir:
“Onlar her gün kavga ediyormus; biz, bir gün olsun kavga ettik mi? Bunun kiymetini bil.”
“Bak, ne iyi kadinmis, bir de kendine bak!”
“Onu örnek al! Yoksa sana kötü davranirim!”
“Tipki sen, o nasil soruna yol açiyorsa sen de öyle soruna yol açiyorsun! Ama ben sana tahammül ediyorum.”
Derken söz sözü açar. Böylece ailevi sohbet ortaminin mahremiyeti ortadan kalkar. Baskalarinin hayati, gelip bizim hayatimizin ortasina girer. Hâlbuki aile, özel bir ortamdir. O ortam, ortak kabul etmez.
III. Asama:
Eslerden biri veya ikisi, aile mahremiyetini ortadan kaldiran bu fitne baslangicini disarida anlatir. Böylece hem ilk anlaticinin hem de onun üzerinde kendi ortamlarinda konusanlarin ailevi iliskileri üçüncü bir kisiye aktarilir.
Artik dedikodunun kapisi açilmistir. Esler, disarida kendilerinden olumsuz yönde söz edildigine dair bir duyum alir ve bu, aile saadet bahçesinde yanginin kendisi olur.
Velhasil, men oldugumuz islerde iyilik yoktur. Onlardan bütün kuvvetimizle sakinmak durumundayiz.