Evliyaullah'a Ait Eşyaya Hürmet
SORU :
Peygamberlerle velîlerin kendilerine has bir kisve olarak seçtikleri hırka, pabuç, tâc ve kavuk gibi eşyâlara, giyeni düşünerek ve sâhibine saygı ve hürmet hissi besleyerek ziyâret etmek, teberrüken ve teyemmünen ta'zîm etmek şer'an câiz midir?
CEVAP:
İbâdet ve kulluk niyyetiyle olmaksızın, feyz ve bereket almak gâyesiyle yapılan ziyâretler câiz ve güzel bir davranıştır. Zira yapılan bu ziyâret ve gösterilen bu hürmet, hissiz, duygusuz ve cansız olan eşyaya değil, onların şahsında giyenlere yöneliktir. Ancak gerek giyene, gerekse giyilen eşyaya, ibâdet ve kulluk kasdıyla yapılan ziyâret ve hürmet hem küfür, hem de büyük bir hatâdır. Halbuki bu tür ziyâret ve hürmetten maksad, bereket, himmet, feyz ve şefâ'at ummaktan başka bir şey değildir. Ayrıca peygamberlerin ve velilerin elbiselerinden kerâmetlerin zuhûr ettiği dikkatten uzak tutulmamalıdır. Nitekim Ca'- fer el-Hâlidî: «Başıma geçirdiğim derviş başlığı ile ormanlarda bana yırtıcı ve yabanî aslanlar tevâzû gösterdi. Bana itâ'at etti» diyerek buna işâret etmiştir. Hz. Yûsuf'un kanlı gömleği, Hz. Ya'kub aleyhisselâmın gözlerine sürüldüğü zaman âmâ olan gözleri aniden açılmıştır.
Ca'fer el-Hâlidi'den nakledilen bu hâdise bir başka şekilde şöyle anlatılmaktadır:
«Bir gün şeyhlerden birinin huzûruna girdim. Bana bir başlık hediyye etti ve onu giydim. Sonra o bölgeden uzaklaştım. Yolum ormanlık ve ağaçlık bir yerden geçerken yırtıcı hayvanlarla karşılaştım. Onlar bana yaklaşıyor ve itâ'at gösterisinde bulunuyorlardı. Hayretler içinde kaldım. Başlığı çıkardım. Bir de ne göreyim. Onlar aynı davranışlarını başlığa yapıyor ve bereketinden istifâde etmeye çalışıyordu. Dervişlerin elbiseleri, en güzel ve en temiz giyim-kuşam, en şerefli kisve, sevab ve ecir yönünden de Allah indinde en makbûl olanıdır. Başa konulmaya değer olan taç o taç, giyildiğinde her türlü belâyı defetmek için gerekli olan başlık yine o başlıktır. Bu sebeple sûfi ve dervişler, taç, hırka ve benzeri kıyafetleri giydirecekleri kimselerde bazı şartların bulunmasını istemiş, şeyhlerimiz de halifelerine ve ma'nevi mirasçılarına bunları intikal ettirerek günümüze kadar gelmesini te'min etmişlerdir. (Fetâvâ-yı Halîlî)