- Üyelik Tarihi
- 16 Şub 2012
- Mesajlar
- 131
- Aldığı Beğeniler
- 5
- Takım
- Fenerbahçe
Kimdir şu üstü örtülmek istenen Fuzûlî? Fuzûlî, şiirin kaynağını Allah’ın yaratıcılık sanatında gören ve iyi bir şâirin İlâhi bir yardıma erişmeden kusursuz şiir söyleyemeyeceğine inanan adamdır. Bu bir aşktır ki,sözün değerini yükseltmekle vuslata erişilebilir.Ona göre söz candır,ruhtur. İnsan bir sözü güzel söylemeyecekse neden söylemelidir ki?!.. Madem ki kağıt kutsaldır, o halde onun üzerine yazılacak söz de kutsal sayılmalı, yazmaya değecek her söz güzelleştirilmelidir. İlâhi sözler (ayetler) ve peygamberin öğüt veren güzel sözleri(hadis) dışında en güzel sözler sevgiye ve aşka dair olanlardır. Aşk ki varlığın özü,yaratılışın gayesidir,ister İlâhi olsun ister mecâzi,ister platonik olsun ister beşerî,onu anlatan sözler şiirin tam merkezinde dururlar. Şiiri bilimle birleştirdikten sonra sanatın en zirve noktasına varılabilir ve orada şâir anlar ki, gerçek şiir, aşk heyecanlarını olgun ve bilge bir ruhun ürperişleri halinde anlattığı ölçüde şiirdir.
Puşkin,Dante,Şekspir… Pek çok isim sayabiliriz. Hepsi tarihi, millî,ve edebi birer misyona sahip idiler ve Allah onları milletlerine birer hediye olsun diye yaratmıştır.Türk milleti için Fuzûlî işte o hediyedir. Bugün Türkiye dışındaki bütün Türk yurtlarında,Taşkent’ten Kazan’a,Kırım’dan Macaristan hudutlarına,Bağdat’tan Kahire’ye ,Tebriz’den Buhara’ya,şüphesiz Fuzûlî adı en belirleyici sanat,felsefe ve estetik kaynağa açılan kapılarda okunuyor.Bütün bu yurtlarda istisnasız her nesil ona yeniden dönüyor ve bu manevi serveti anlamak ,onda yeni zenginlikler keşfetmek için yeniden okuyor,seviyor,taklit ediyor.Bunun temelinde ,has bahçede yetişmiş bilgenin,üstat Fuzûlî’nin idealleriyle örtüşen bir kültür birliğinin sabit ve ayrıcalıklı rolü ile Türkçe dehası yatar.Türkiye’mizde henüz onun şu feryâdı derinden hissedilmektedir:Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge
Ne açar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayrı
(Ne gönül ateşinden gayrı yananım,ne saba yelinden gayri kapıma uğrayanım var!)
Yazık,çok yazık!..
Düşte Kalan, İskender Pala
Puşkin,Dante,Şekspir… Pek çok isim sayabiliriz. Hepsi tarihi, millî,ve edebi birer misyona sahip idiler ve Allah onları milletlerine birer hediye olsun diye yaratmıştır.Türk milleti için Fuzûlî işte o hediyedir. Bugün Türkiye dışındaki bütün Türk yurtlarında,Taşkent’ten Kazan’a,Kırım’dan Macaristan hudutlarına,Bağdat’tan Kahire’ye ,Tebriz’den Buhara’ya,şüphesiz Fuzûlî adı en belirleyici sanat,felsefe ve estetik kaynağa açılan kapılarda okunuyor.Bütün bu yurtlarda istisnasız her nesil ona yeniden dönüyor ve bu manevi serveti anlamak ,onda yeni zenginlikler keşfetmek için yeniden okuyor,seviyor,taklit ediyor.Bunun temelinde ,has bahçede yetişmiş bilgenin,üstat Fuzûlî’nin idealleriyle örtüşen bir kültür birliğinin sabit ve ayrıcalıklı rolü ile Türkçe dehası yatar.Türkiye’mizde henüz onun şu feryâdı derinden hissedilmektedir:Ne yanar kimse bana âteş-i dilden özge
Ne açar kimse kapım bâd-ı sabâdan gayrı
(Ne gönül ateşinden gayrı yananım,ne saba yelinden gayri kapıma uğrayanım var!)
Yazık,çok yazık!..
Düşte Kalan, İskender Pala