Gavs Hz. lerine bir vesile ile sorduk;
"Sultanım cemaat çok kalabalık olduğu halde yapılan sohbetlerden bir feyiz ve muhabbet alamıyoruz. Bazen de üç beş kişilik bir ortamda yapılan sohbette çok daha fazla feyz ve muhabbet olduğunu müşahede ediyoruz. Acaba bunun nedenleri nelerdir?"
Gavs Hz. leri buyurdular ki;
"Bunun üç sebebi vardır, bu üç sebepten biri ya da bir kaçı zuhredince o ortamdan feyiz ve muhabbet kesilir."
"1-Ya sohbet eden kendi nefsinden konuşuyordur...Yani gafildir. Varlık duygusu ile konuşuyordur. Allah ın rahmetine, Sadatların himmetine yönelmemiştir."
"2-Ya da cemaat aynı şekilde gaflet içindedir ve adabı gözetmeksizin mecliste bulunmaktadırlar. Yani kalpler dağınık beklentiler farklıdır. Allahın rahmetine, Sadatların feyzine yönelmemişlerdir."
"3-Veyahut cemaat sohbette geçen konularda birbirlerinin eksiklerini görme gayreti içindedir. Yani şu şunun eksiği, bu da bunun eksiği gibi düşünerek herkesin topu birbirlerine atmasıdır."
Sonra Gavs Hz. leri durdular ve üçüncü maddeyi işaretle buyurdular ki;
"Vallahi biz bundan nefret ediyoruz...."
GAVSI SANİ KS HZ LERİNİN BİR SOHBETİ 1.
Bu tarikat-ı aliye Kur’anın özüdür, Kur’anı Kerimin hikmeti, takvasıdır. Bu tarikat-ı aliye çok değerlidir, çok hassastır, ktir. Bu tarikatı aliye bembeyazdır, en ufak bir leke olursa hemen gösterir, leke değmemesi için çok dikkatli olmak lazım. Bu ebedi olarak insanın hayatını kurtarır. İnsan bütün kuvvetiyle 50-60 senelik dünya hayatı için çalışıyor. Ama belli olmuyor, belki bir gün, belki bir dakika sonra ölebilir. Kendim için çalışıyorum sanıyor, halbuki millet için (başkası için) çalışıyor. Öldükten sonra her şeyi bırakıyor, malı başkalarına kalıyor.
Dünya böyle, ama ahiret böyle değil. Yüz bin değil beşyüz bin trilyon sene değil, ebedi olarak devam edecek olan ahiret hayatımız için çok çalışmamız lazım. Allah için çalışmak, ebedi hayat için çalışmak, aslında insanın kendisi için çalışmaktır. Peygamber (A.S.) bir hadisi şeriflerinde “Dünya ve içindekiler melundur, Allah lanet etmiştir. Allah rızası için yapılan işler bunun dışındadır.” Bunun için, niyet çok mühimdir. Niyet sağlam olursa, hem dünyayı kazandırır, hem ahiret’i kazandırır.
Gavs (K.S.A.) bu hadise binaen sabah kalktığında elbiseyi giyerken, abdest alırken işe gitmeden önce; “Ya Rabbi sizin için çalışıyoruz, siz Rezzak-ı mutlaksınız, çalışmasak da rızkımızı verirsin. Sen çalışmayı vacip kılmışsın. Ailem için çoluk çocuğum içi çalışmayı vacip kılmışsın, bu vacip görevimi yerine getirmek için çalışıyorum.” böyle niyet etse akşama kadar camide ibadet etmiş, vaktini secdede geçirmiş gibi sevap alır. İslam güzel ahlaktır. İbadet yalnız namaz değildir. Namaz kılmak çok mühim, her müslümanın yerine getirmesi gerekmektedir. Yoksa Allah teala azap eder. Güzel huylu olmak, yalan konuşmamak, sağlam çalışmak, bunlar ameli salihtir.
GAVSI SANİ KS HZ LERİNİN BİR SOHBETİ 2.
Gavs Hz. yemin etti, bizim evimize haram girmemiş, Seyda Hz. de bizim evimize haram girmemiş dedi, biz de diyoruz ki, bizim evimize haram girmemiştir. Sizler de bizim işimizde çalışıyorsunuz, dikkat edin. Bu mala haram karıştırmayın. Dikkat etmezseniz siz vebaldesiniz. Helal kazanmak başlı başına bir ibadettir.
Biz bu dergiyi (Semerkand yayınlarını) dini İslam için, insanların eğitimi için, hem de tekkenin ihtiyaçlarını karşılamak için çıkarıyoruz. Sofiler geliyor çorba lazım, ekmek lazım, yatak lazım, bunlar için para lazım. Parasız olmuyor, dünya için de çalışmak gerek, hizmetin devamı içinde paraya ihtiyaç vardır, bunun gibi dünya için çalışmak ameli salihtir.
Yoksa bize para lazım değil.
Biz malımızı, canımızı, devletimizi (malımızı mülkümüzü), elbisemizi sofilerin ayaklarının altına atmışız. Bu tarikatı aliyenin gayesi hizmettir.
Peygamber (A.S.)’ın yolunda çalışıyoruz, siz bizim dergimiz için çalışıyorsunuz. Biz sizden memnunuz. Gavs (K.S.A.) buyuruyor, onun zamanında bir hırsız varmış, çevre köylerden bal çalarmış, sen bu balı nerden alıyorsun demesinler diye içinde arı olan bir kovan da çalıp getirmiş. Arılara demiş ki siz vız vız yapın ben balı bulup getiririm. Sizde vız vız yapın, sadatlar size himmet eder, sadatlar da himmet çoktur. Siz ne kadar gayret ederseniz o kadar himmet gelir.
GAVSI SANİ KS HZ LERİNİN BİR SOHBETİ 3.
Bu sadatlar Allah’ın dostudur, bu sadatların nazarı dağları yerinden kaldırır. Sizin bir dostunuz olsa ondan bir şey isteseniz yapmaz mı. Onlar ne isterse Allah verir. İsteklerini geri çevirmez. Biz bu hizmetlerde ortağız. Bu ortaklıkta ticaret ölünce bitmez. Yüz sene, beşyüz sene de değil, kıyamete kadardır. Amel defteri kıyamete kadar kapanmaz. Çünkü bu tarikat kıyamete kadar devam edecektir. Onun hayrı hem size, hem bize, hem de sadatlaradır.
Gavs (K.S.A.) bu hadise binaen sabah kalktığında elbiseyi giyerken, abdest alırken işe gitmeden önce; “Ya Rabbi sizin için çalışıyoruz, siz Rezzak-ı mutlaksınız, çalışmasak da rızkımızı verirsin. Sen çalışmayı vacip kılmışsın. Ailem için çoluk çocuğum içi çalışmayı vacip kılmışsın, bu vacip görevimi yerine getirmek için çalışıyorum.” böyle niyet etse akşama kadar camide ibadet etmiş, vaktini secdede geçirmiş gibi sevap alır. İslam güzel ahlaktır. İbadet yalnız namaz değildir. Namaz kılmak çok mühim, her müslümanın yerine getirmesi gerekmektedir. Yoksa Allah teala azap eder. Güzel huylu olmak, yalan konuşmamak, sağlam çalışmak, bunlar ameli salihtir.
Biz sizden razıyız, Allah’ta sizden razı olsun.
Allah yardımcınız olsun.
(Bizim misafirimiz var, bize müsaade ederseniz)
Allah bizleri ve sizleri sadatlardan ayırmasın. (Amin)
GAVSI SANİ KS HZ LERİNİN BİR SOHBETİ 4.
Bu dünya bir han gibidir; ahiret yolcusu bütün hazırlığını bu handa yapmalıdır.Yolda tedarik görülmez. Zira kervan yola çıkmıştır. Ölümle başlayan bir yolculuğun geri dönüşü yoktur. Yola çıkan kimsenin,hedefine ulaşması için belli bir yol ve usul takip etmesi gerekir.Başı boş ve hedefsiz yol giden kimsenin hedefine varması mümkün değildir. Onun nereye varacağı da belli olmaz.Allah yolu da böyledir.
O yol da Hz. Rasulullah (s.a.v) ın izinden başka Allah'a giden bir yol ve kapı yoktur. Hz. Rasulullah'ın (s.a.v) hayatını yaşamak için de ulu Sadatlara uymak gerekir. Hz. Peygamber'e (s.a.v) hakkıyla uymanın en güzel yolu,sünnet üzere yaşayan sadatları takip etmektir. Sadatlar, sünnet-i seniyyeyi kal olarak değil,hal olarak yaşar ve yayarlar. Onlara uymakla iman selameti ile ölmek nasib olur. Böylece ebedi ahiret yolculuğu iman ile başlamış olur. En büyük saadet te budur.
Gavs Hz. 1998 afyon sohbeti
Ne iş yaparsanız yapın niyetinizde Allah (c.c)rızası olsun.
Kalbinizde Allah'ın (c.c)rızasını yerleştirin, yaptığınız her işde bu olsun.
Sizleri tenkit edenlerin ellerini öpün, onları anlamaya çalışın.
Size gelenlerin anlattıklarına karşı tarafı dinlemeden hüküm vermeyin.
Dinleyin, Kızmayın, üstünlük taslamayın.
Her iki tarafı dinleyin öyle karar verin.
Sabırlı mantıklı olun.
Hepberaber istişare yaparak karar verin..
Yaptığınızı Allah (c.c) rızası için ,sevdiğiniz zatın hatırı için yapın.
Nakşibendi beyazdır, leke kabul etmez.
GAVSI SANİ SULTAN SEYYİD ABDULBAKİ KS HZ'LERİNİN SON SOHBETLERİNDEN....
Menzil´de iken gavsimiz ks buyurmus´ki ;
"Zikr cekmeyen sofi avamdir.
Naksi listesine sadece zikir ceken sofiler yazilir.
Nefis nefy isbat ile müslüman olur.
Sofiler bize dünya sikayeti ediyorlar.
Ama bir sofi gelip zikr ile soru sormuyor.
Dünya dertleri hep gafletten geliyor.
Zikri sürekli cekin, günahlara meyl etmeyin.
Yoksa zikr uzar gider."
KURBANLAR, RABBE KURB, KURBİYET İDDİASINDA OLAN GÜZELLER, YİĞİTLER ÖNEMLİ BİR HADİSE
Gavs hz.lerine bir sofi gelip "Zikrimi cekemiyorum " deyince, mübarek celalleniyor.
Mübarek yok hastayim, yok yapamiyorum gibi dertlerin zikre mani olmadigini buyurmus ve her türlüsünün gafletten meydana geldigini buyurmus.
Illaki zikri cekmek gerektigini buyurmustur.
Ve yine zikr cekmeyen rabita yapmayan kisiyi tanimadiklarini buyurmustur.
BİR KURBAN'IN DİLİNDEN, GÖNLÜNDEN, RUHUNDAN DÖKÜLENLER...
Sofinin gavs hz.lerine kalben yakin olmasi icin en az 15 dakika rabita etmesi gerekiyor.
Mübarek sofilerine edebi sart kosuyor ve sofilerinden edebi bekliyor
Mübarek kendisi geçişi, yürüyüşü ile o kadar cok seyi anlatiyor ki saymak ile bitmez.
edeb, sukut, zikr, rabita, rahmet ne saysam az gelir.
Menzil´de öyle hizmetler varki herseyi sofi icin ayarlanmis.
Görevlilere "Sofilerimi incitmeyin " diye talimat vermis.
Sofi tevbe aliyor,yikaniyor,adabi yapiyor günahlardan kurtuluyor.
Seyda hz.leri cok seviniyor o zaman.
Corba iciliyor sifa niyetine. zemzem gibi suyu bedene sifa...
Öyle bir hizmet ediyorlarki orada basta gavsimiz dilinizi yutarsiniz
O zamanin gavsi. Ingiltere, bosna, almanya, konya´dan 5 kafile,
ankara saysam bitmez.
masallah.
Seyyid Abdulhalim buyurmus; Afrikadan daha gelecekler diye, böyle hizmet görmedim ben aglasak yeridir,herseyi ümmet-i Muhammed icin.
Kiymet bilelim böyle Sultan bize hizmet ediyor,onun bizden bekledikleri var "Gayret" misal.
Rabbim Sultanimiza uzun hayirli ömür versin.
Iki cihanda ayirmasin,
Ya Rabb! Sultanimiza karsi utandirma, layik sofi eyle.
Yeterki üzmeyelim onu. Hakkini ödeyemeyiz ana babandan cok hakki var üzerimizde
Selametle kalin simdilik bu kadar Menzil´den konustuk..Anlayana ne hos
GAVSI SANİ KS HZ LERİNİN ABİSİ VE MÜRŞİDİ SULTAN SEYYİD MUHAMMED RAŞİD KS HAZRETLERİNDEN...
Letaif virdi:
iyi kulak veriniz!
Her cesedde bir kalb vardır,o kalbde bir gönül vardır.
O gönülde bir sır vardır, O sırda bir hafi vardır.
O hafide bir ahfa vardır,işte Ben bu ahfadayım.(hadisi kutsi)
Letaifler insan vücudunda yer alırlar.
Alemi emirdendirler.
Bunlar görülmezler ,hissedilmezler.
Yerleri Allah(c.c)'ın arşının üstündedir.
İnsan nefsinin arzularına uyunca letaifler hakiki vazifelerini unuturlar
Letaifler ancak Lafza-ı Celal çekildikten sonra hakiki görevlerine dönebilirler.
(Seyyid Muhammed Raşid Erol k.s. 'un hayatı adlı kitaptan alıntıdır menzil yayınları sayfa 131)
HATMECİ AŞIKLAR BAKIN HELE
Evet kardeşlerim hatmeyi hacegan halkasına girenler bilir ki; hatme duasının son kısmında gavsımız seyyid abdulbaki ks hz lerinin ismi okunur vasıfları ile beraber...
işte onun vasıfları:
arabçası:
-mecmai amalil müslimin, kutbil faizin, sikatil müttekın, vesiletil mütevekkilin , sahibis sehaveti vel kerameti lil alemin, kesiril muhabbeti lil mütevadiin, sahibiş şeriati vettarikatinnakşibendiye,mevlayi, şeyhi, seyyidi, senedi , ve men bihi temessüki ve aleyhi itimadi ve bihi iftarihi ve minhü istimdadi ve kurrati aynı, mevlana şeyhinel kamilil mükemmil el bilvanisi mevlana hazreti şeyh esseyyid abdulbaki el-hüseyni )
türkçe:
Müslümanların emellerini (maksadlarını) kendisinde toplayan,
kurtulmuş olanların kutbu,
müttakilerin tutanağı,
tevekkül edicilerin vesilesi,
müslümanlara cömertlik ve keramet sahibi,
mütevazilere muhabbeti çok olan,
şeriatın ve nakşibendi tarikatının sahibi,
efendim,
şeyhim,
dayanağım,
bağlandığım,
güvencim üzerine olan ve sebebi iftiharım,
her türlü yardımı kendisinden aldığım,
iki göz bebeğim,
efendimiz şeyhi kamil ve mükemmil serverimiz,
Bilvanisli Hazreti Şeyh Esseyyid Gavsı Sani ... Elhüseyni (k.s)
Gavs-ı Sani Hazretleri (ks) şöyle buyurdu:
“Bu kapıda kişinin ne kadar hizmet ettiğine değil nefsinin ne durumda olduğuna bakılır.”
Yaptığınızı Allah rızası için, sevdiğiniz zatın hatırı için yapın
(Gavsı Sani )
GAVSI SANİ KS HZ LERİNDEN....
Bu kapıda biz en yakınlarımıza, evlatlarımıza ve kardeşlerimize bile bize gelin tabi olun demedik. Herkes serbesttir. Ben hiçbir kimseye dememişim ki benim yanıma gelin. Amma bu kapı öyle bir kapıdır ki bir sofra düşünün. Amma her şey mevcuddur bu sofrada. Hani derler ya bir kuş sütü eksik. Vallahi bu sofrada o kuş sütü de var amma hakiki sadık ve hakiki talip olana nasip olur.
Sadakat ve teslimiyyet Allah namına hakiki olmazsa insanı kırkların içine girmekten de cepteki mücevherattan da o sofradaki kuş sütünü içmekten de mahrum eder. Şah-ı Hazne k.s.a. mektubatında buyurmuşar ki; "Emre imtisal edebten üstündür" Yani mürşidin muradını yerine getirmek edebten üstündür.
GAVS KS HZ LERİNİN BİR SOHBETİ ( BİR ŞEYHİ ZİYARET HAKKINDA)
1996 senesinde Gavs-ı Sani Hz.leri (k.e.) köyde hane-i saadetin avlusunda bazı kardeşlerimizin başka bir şeyhi ziyaret hususunda ve tabi olmak hakkında müsade varmı diye sual sordular.
Öğrenmek kastıyle sordukları bu sual karşılığında Gavs-ı Sani (k.s.) Hz.leri bu arkadaşlara şöyle bir sohbette bulundu;
"Seyyid Taha-i Hakkari Hz.leri k.s.a. Şeyh Mevlana Halid-i Bağdadi Hz.
nin (k.s.a.) halifesi idi. Seyyid Taha-i Hakkari Hz.lerinin (k.s.a.) de iki halifesi vardı. Seyyid Abdullah (k.s.a) ve Seyyid Sıbgatullahil Arvasi Hz.leri (k.s.a.) Onlar o zaman Seyyid Taha (k.s.a.)nın yanında Amel yapıyorlardı. Bir zaman sonra Bağdat tan Mevlana Halidi Bağdadi Hz.leri (k.s.a.)Hakkariye halifesi Seyyid Taha (k.s.a.) nın yanına geldi.
Bir sabah namazından sonra sofilere teveccüh yapmak istedi. Bütün
alimler bütün sofiler bundan çok memnun kaldılar. Hepsi teveccüh için
hazırlandılar.
Seyyid Taha (k.s.a.) Hz.leri; ilerde halifeleri olacak ve o anda dergahta amel yapan Seyyid Sıbgatullahil Arvasi (k.s.a.)ve Seyyid Abdullah a (k.s.a.) abdest tazeleyip onların da teveccühe girmelerini istedi. O ikisi şeyhlerine dedi ki;
Efendim Mevlan Halid (k.s.a.) sizin şeyhinizdir. Siz ise bizim şeyhimizsiniz. Biz teveccühe girmiyoruz. Mevlana Halid (k.s.a.) ne kadar da büyük olsa biz size teslim olmuşuz. Biz başka bir şeyhin teveccühüne girmeyiz dediler.
Bu söz üzerine Seyyid Taha (k.s.a.) çok memnun oldu ve dedi ki;
"Hakiki sofi sizin gibi olmalı"
Ve Gavs-ı Sani (k.e.) Hz.leri devam etti;
"Vallahi sofiler biz gidin/gitmeyin demiyoruz. Sadatları gördünüz. Siz bilirsiniz. Herkes serbesttir."
_________________
"Bazan dünyanın işleri o kadar ağırlaşır ki, insan altından kalkamaz. Bunun için insan, Allah'ın dostlarıyla irtibat kurmalı, devamlı onlara yönelmelidir. Gönüldeki imanın feryadını yükseltmeli ki, evliyaların ve dolayısıyla peygamberlerin ondan haberi olsun".
Gavs-ı Sani (k.s)
GAVSIMIZA KS VERİLEN MÜJDE
Gavsi Hizani (k.s.) vefat ederken halifesi Şeyh Abdurrahman et-Tahi (k.s.) cagirdi ve ona bir vasiyette bulundu dedi ki: Ben gidiyorum Ahmet Berive isminde birine rastlarsan benden selam soyle bize dua etsin buyurdu. Şeyh Abdurrahman et-Tahi (k.s.) hayatı boyunca Şeyhinin bu vasiyetini yerine getirmek icin gözünü açtı fakat Berive isimli bir zatı bulamadı. O da vefat ederken halifesi Şeyh Fethullah (k.s.) yı yanına cagırdı bu emanetı ona devretti.Dedi ki: Şeyhimin bana bir vasiyeti vardi ben onu yerine getiremedim o vasiyeti sana devrediyorum Ahmet BErive isimli bir zatı gorursen ona soyle Seyhımın ve benım selamımı soyle bizlere dua etsın dedı.Şeyh Fethullah (k.s.) bu emaneti yerine getirmek icin ugrasti ama oyle bir zata o da rastlayamadı.O da vefat ederken halifesi Şeyhinin oğlu,Şeyh Muhammed Diyaüddin (k.s.) a aynı emaneti devretti.Dedi ki: Ğavsin selami var,Seyda Tahi’nin selamı var,Seyh Fetullah olarak benımde selamım var,Ahmet Berive’yi bulursan bu selamları ona ilet ve bizlere dua etmesini talep et dedi.Bir gun atının ustunde giderken,karsıdan gelen iki tane genc gordu.Genclere selam verdi onlarda selamı aldı,tanısalım dedıler.Genclerin birsi adını soyledi,sıra dıgerıne gelınce bende Ahmet Beriveyim dedi
Hazret atından indi seni arıyoruz genc dedi. Dedi Ey genc, Ğavsı Hizani’nin selamı var,Seyda Tahi’nin sana selamı var,Şeyhim Fethullah’ın sana selamı var.Onlar senden dua istiyor ama onların yanında bana da dua et dedi.Genc o dediğin zatlar kim ben kim,onlara dua etmek ben kim dedi.Sen orasını karıstırma selamları al ve dua et. Genc Veaykumselam dedı ve ellerini actı emri yerini getirdi. Ondan sonra hazret tut elimi dedi Yarabbi! Ben pişmanın… diye Sadat-ı Nakşibendiyye’nin tevbesini verdi onu kendine mürit kabul etti.Terbiyesine aldı ve yetiştirdi.Ve daha sonra Hazretin halifesi olarak Sadatin nisbetini Hazne şehrine götürdü ve irsada orda devam etti.Gün geldi Ğavsı Bilvanisi Abdülhakım el-huseyni Sadatın dergahında terbiyesini tamamladı irşadını,seyrü sülükünü tamamlamak üzere rüyadaki bir işaretle onun (Şahı Hazne’nin) kapısına gitti.Çalıştı gayret etti,yıllarca sefer (Turkıye’den İran’a) etti neticede Ğavsı Bilvanisi bu gorevi aldı tekrar bu şuheda vatana Türkiye ye getirdi.Ğavsı Bilvanisi ile birlikte o seferleri yapan bir Seyyid,daha sonra Şahı Haznenin huzruna vardiğinda Şahı Hazne “Şeyh Abdülhakim ne yapıyor?” diye sordu Seyyid halini anlattı.
Şahı Hazne bana Abdülhakım’ın cocuklarından haber ver dedi. O ailenin ve Ğavsı Bilvanisi’nin yakını olan
Seyyid: Şeyh Abdülhakim’in üç oğlu var,
birinci oğlunun ismi Seyyid Muhammed dedi,Şahı Hazne: Şeyh olur buyurdu
Seyyid : İkinci oğlunun ismi Seyyid Muhammed Raşid dedi, Şahı Hazne: Onun cok buyuk cemaatı olur buyurdu.
Seyyid: üçüncü oğlunun ismi Seyydi Abdülbaki dedi,Şahı Hazne: Alem onun zamanında irşadı bir gorsun dedi…
Sadatlar Ahmet Berive’ye selam soylemıs o da Şeyh Abdülhakim el-huseynın üçünçü oğlunu işaret etmiş ondan haber vermiş.Alem onun zamanında irşadı gorsun diye daha cocuklugunda (Ğavs-ı Sani Seyyid Abdülbaki’nin) haber vermiş.
Akıllı insan iki yarış arabası gibidir.
Dünyası da, ahireti de dengeli bir şekilde ilerler.
Gavs-ı Sani (KS)
GAVSIMIZA KS VERİLEN MÜJDE....(devami)
Şeyh Abdülhakim el-huseyni, Şahı Hazne’nin müjdelediği bu kucuk Seyyid hasta iken,hastahanede yatarken ziyarete bir sofi geliyor.Elinde bir çiçek hasta ziyaretine geliyor ve o Sofi anlatıyor “Şeyh Abdülhakim (k.s.), Seyyid Abdülbakinin basında duruyordu Ğavs-ı Sani yatakta yatıyordu.Ben çiçeklerle girince hosuna gitti ve dedi ki: Sofi sen Seyyid Abdülbaki’yi seviyor musun?
Sofi evet kurban cok seviyorum. Şeyh Abdülhakim dedi ki: Ah keske onun zamanına erişsekte üç gun murridi olsaydık…
İşte kardeslerim butun Sadat bu mübareği Ğavs-ı Sani (k.s.) yi haber vermiş,bütün Sadat bu müjdeyi vermiş. Neden vermiş? Ümmeti Muhammed gaflete düşmesin zamanına yetişirse elinden tutsun,eteğine yapışsın,imanını kurtarsın diye. Hepsi bizim için… Bu mübarek nasıl ırsad edıyor kı butun sadat bu mubaregı haber vermıs. Haber verdiki irşadının altıncı senesınde Elhamdülillah sofilerinden suana kadar vefat edipte imanını kurtaramayan hic kimse olmadı buyurdu Ğavs hazretleri.Bu Ğavs iman kurtarıyor… Bu Ğavs cehennemden kurtarıyor… Allah (c.c.) rahmet ipidir yapısanı kurtarıyor… Bu asırda ımanı kurtarmak kadar kıymetlı bırsey yoktur.
O zat buyurdu ki:şu asırda musluman kimliği tasıyıp vefat edenlerin yüzde 15-20 si imanla kabıre ınıyor.Ekseriyeti imanını muhafaza edemıyor.Obur taraftan Sadatın elinden tutan,corbasını ıcen hıc kımsenın ımansız gıtmedgını soyluyor.Bu tamamen bir rahmet tecellisidir.Bu Allah’ın rahmetidir.Bu Rasulluha’ın mucızesidir.Bu ahir zamanın şiddetli,agır,fitnelerin yaygınlastıgı donemde Cenabı Hakkın Ümmeti Muhammede bir rahmetidir,bir rahmet tecellisidir.Bir meczup zaat var, ona dedim benim Şeyhim artık elden tevbe vermiyor,sarıklarla altmıs-yetmiş kişiye birden tevbe veriyor ne dersin bu işe diye sordum.Meczup dedi ki: abi o iplerle cehnnemden sizleri cıkarıyor dedi…
Kuyuya dusene ip atılır,cehnnem cukuruna dusmekte olan Müslümanlara da bu Sadatlar ip atıyor… Kim tutarsa Allah (c.c.) izniyle kurtulur…
Bir kac hukuk adamı Menzil’e gelmiş Ğavs-ı Sani (k.s.) demiş ki: tevbe etmek şartmıdır,sizin elinizi tutmak şartmıdır? Onsuz olmaz mı ?
Ğavs: şart değil amma siz hukuk admısınız,bir insan mahkemeye düşse,davası olsa o insan tek başına mı davasını görmesi guzeldır yoksa bir avukat tutup avukat marıfetıyle mi kendini savunması daha guzeldır.
Adamlar demiş: Avukatı olsa daha rahat işini gorur.avukat onu daha guzel mudafa eder.
Ğavs: Aynen ahıret işi de böyledir.Kim o Sadatların elini tutarsa,sekiz sartı yaparsa İlahi noterde bunlara, vekalet vermiş oluyor,İlahi noterde o Sadata vekaletname veriyor.Son nefeste ölürken imanla ölme vekaletnamesi, şeytana karsı yardım vekaletnamesı,kabirde sual melekleri gelince yardım vekaletnamesı,mahserde hesap verirken şefaat vekaletnamesı,sırattan gecerken yardım vekaletnamesi. O vekaletnameyle o zaat gelir şeytan kacar,melekler neden geldin dediğinde de Allah (c.c.) onun vekaletı var,Ben kabul ettım ona karısmayın der.O şekilde gerek son nefeste,gerek kabirde,gerek mahserde,gerek sıratta o vekaletnameyle gelirler Mümmeti Muhammede yardım ederler.Şart değil amma bu kadar da faydası var ne dersiniz buyurmus.
O hukukcularda insaflı ınsanlarmıs o vekaletnameyı bızde verelim demişler…
Kim bun zatların izinden giderse Allah’ın izniyle Peygamberimziin ve ashabının izinden gitmiş olur….
GAVSI SANİ S ABDULBAKİ KS HZ LERİNİN BABASI GAVSUL AZAM S ABDULHAKİM E DAİR BİR MENKIBE...
Gavs (k.s.) hazretlerinin zamanında bir sofi eşeği ile bir yere giderken sofinin eşeği çamura batıyor. Git gide batıyordu hayvan. Sofi hemen “Himmet Yâ Gavs (k.s.)” diyor, bakıyor birşey yok. Sonra “Himmet Yâ Gavsı Geylâni (k.s.)” diyor, duruyor duruyor birşey olmuyor. Sofi kızıyor.
Aradan zaman geçiyor. Gavs (k.s.) hazretleri tabi durumdan haberdar.
Gavs (k.s.) diyorki: “Geçen sofinin birinin eceği çamura batıyordu, bizden himmet istedi bizde oraya gittik. Sonra Gavsı Geylâni (k.s.) hazretlerinden himmet istedi, Gavsı Geylâni (k.s.) hazretleri geldi ben ona edep tuttum oda bana edep tuttu. Sofinin eşeğide çamura battı.”
Not: Gavs (k.s) diye anılan mübarek Gavsı Kasrevî Sultan Seyyid Abdulhakim el-Hüseyni (k.s.) hazretleri oluyor.
Güzel Niyetin Karşılığı
" Bir insan sabah kalkınca , güzelce abdestini alsa , evinden işine giderken:
" Ya Rabbi Sen Rezzak-ı mutlaksın , bütün yarattıklarının rızkını verensin.
Biz çalışsakta çalışmasak da Sen bizim rızkımızı verirsin.
Lakin rızık için çalışmayı bize Sen emrettin.Biz Senin emrine uyup rızkımızı aramaya , kazanmaya gidiyoruz.Diyerek niyet etse ve bu niyetle işe başlasa , bütün gün boyunca başını secceden kaldırmayıp nafile namaz kılan kimse gibi
sevap kazanır.
Bu sevabı kazanmak için güzel niyet yeterlidir.
( S.Abdulbaki el-Hüseyni hz.(k.s))
sözler...
Halife Hazretleri Buyuruyor ki; Bu mal bu kapıya çok zor geldi.
Gavs Hazretleri, bir sohbetinde, "Bu manevi malı aldık,
inşallah kıyamete kadar bu ocakta bu irşad devam edecek,
onu kıyamete kadar bırakmayacağız" buyurmuş
BİR RÜYA...
Bunu Babam nakletti. Babam (Gavs-ı Sani Hazretleri) şöyle anlattı.
"Ben bu göreve gelince, bir rüya gördüm. Rüyamda, başımın
üzerinde bir taht yapılıyordu. Tahtı yapanlara, Bunu kim için
yapıyorsunuz? diye sordum.
Hz. Resulullah (s.a.v) için yapıyoruz,
o gelip oturacak dediler. Ben, Ne kadar oturacak? diye sordum.
Bana, Bu kapıda sünnet-i seniyyeye uyulduğu sürece, Hz. Peygamber
orada oturacak denildi. Biz de bütün gücümüzle sünnet-i seniyyeye
uyarak Resulullah Efendimiz (s.a.v) devamlı başımız üstünde oturmasına
çalışacağız inşallah."
Gavs-ı Sani Hz.leri buyurdular ki;
Hızlı giden takla atar...
Yavaş giden geri kalır...
İtidal olmalıdır..