- Üyelik Tarihi
- 19 Mar 2013
- Mesajlar
- 15
- Aldığı Beğeniler
- 1
- Takım
- Fenerbahçe
Hz. Ebu Bekir-i Sıddik R.A. Vefatı
Hz. Ebu Bekir (r.a.) ölüm döşeğine düştüğü vakit kızı Hz. Aişe (r.ah.) yanına geldi ve onun halini anlatmak için şu beyiti okudu:
Hayatıma yemin olsun ki servet vermez fayda,
Ölüm gelip çatıp artık göğüs daraldığında.
Ebu Bekir (r.a.) bunları işitince biraz kendine gelir gibi oldu ve kızına ''öyle değil, bilakis şu ayeti oku:
Ölüm sarhoşluğu gerçekten gelir ve işte (ey insan) bu, senin öteden beri kaçtığın şeydir denir (Kaf 50/19) Sonra kızına şu vasiyette bulundu:
''Şu iki elbisem var ya, onları güzelce yıkayın ve beni onlarla kefenleyin. Çünkü hayattakiler yeni elbiselere daha muhtaçtırlar.''
Hz. Aişe (r.ah.) babasının vefatı sırasında onun halini temsil etmek için şu beyiti okudu:
''Yağmurlar istenirdi onun hürmetine, nur gibiydi;
Yetimlerin baharı, dul kadınların sığınağıydı.''
Ebu Bekir (r.a.) bunu işitince:
''Bu söylediklerin Rasulullah'a (s.a.v.) ait vasıflardır.'' dedi.
Hastalığının fazlalaştığı sıralardı. Bir çok kimse ziyaretine geldi ve ''Sana bir doktor çağırsak da bir baksa olmaz mı?'' dediler. Hz. Ebu Bekir (r.a.) şu cevabı verdi:
''Doktorum bana baktı ve 'Ben dilediğimi yaparım.' dedi.''
Bir ara Selman-ı Farisi (r.a.) Ebu Bekir Sıddik'ı (r.a.) hastalığı sırasında ziyarete geldi. Ona:
''Ey Ebu Bekir, bana tavsiyelerde bulun.'' dedi. Ebu Bekir (r.a.):
''Allah Teala sizlere dünyanın kapılarını açacaktır. Ondan sadece ihtiyacınız olduğu kadar alın. Sabah namazını kılan kimse Allah'ın himayesindedir. Sakın Allah'a olan ahdinizi bozmayın, yoksa sizi yüzüstü cehenneme sürer.''
Hz. Ebu Bekir (r.a.) artık iyice ağırlaşmış, iyileşme ümidi kesilmişti. İnsanlar kendisinden yerine geçecek birini tayin etmesini istediler. O da; ''Ömeri bırakıyorum'' dedi. Bunun üzerine insanlar:
''Ey Ebu Bekir! Bize çok sert ve kaba birini bıraktın. Rabb'inin huzurunda ne cevap vereceksin?'' diye sordular. O da:
''Rabb'ime 'Senin kullarının en hayırlısını halife bıraktım' derim'' diye cevap verdi. Sonra birini göndererek Ömeri (r.a.) çağırttı, ona:
''Sana bir vasiyetim var iyi dinle! Allah Teala'nın, gündüz yapılmasını istediği bir takım hakları (ibadet ve vazifeler) vardır ki bunların geceleyin yapılmasını kabul etmez. Aynı şekilde gece yerine getirilmesini istediği bir takım hakları da vardır ki onlarında gündüz yapılmasını kabul etmez. Allah (C.C.) kul farz ibadetleri yerine getirmedikçe nafileleri kabul etmez. (fayda vermez olarak anlaşılmalıdır)'' dedi.
Kişinin kıyamet günü hayır ve sevap kefelerinin ağır gelmesi ancak dünyadayken hakka tabi olması ve hakka önem vermesiyle mümkün olur. Terazisine doğruluktan başka bir şey koymayana sevap kefesinin ağır gelmesi elbette haktır. İnsanların kıyamet günü terazilerinin hayır kefelerinin hafif gelmesinin sebebi, batıla tabi olmaları ve yaptıkları kötülükleri hafife almalarındandır. İçinde batıl bulunan bir kefenin hafif gelmesi elbette haktır.
Allah cennet ehlini yaptıkları güzel amellerle zikretmiş ve onların hatalarını affetmiştir. Sonra onlardan biri, 'Benim derecem daha düşüktü ben onların derecelerine ulaşamam ki' der. Allah Teala cehennem ehlini ise kötü amelleri ile anar ve yaptıkları bazı iyi amelleri de geri çevirir. Halbuki onlardan biri, 'Ben bunların en faziletlisiyim' der.
Allah (c.c.), kitabında rahmetini ve azabını anlatan ayetler zikretmiştir ki mü'minler rahmetine rağbet edip ona ulaşmaya çalışsın, azabından korkup ondan sakınsın, eli ile (farzları terkedip günahlara dalarak) kendisini tehlikeye atmasın ve hak olmayan bir şekilde Allah hakkında temennilerde bulunmasın.
Eğer vasiyetimi tutarsan, sana şu anda gaip olan ölümden daha sevimli bir şey olmaz. Şayet vasiyetimi yerine getirmeyip zayi edersen, sana görünmeyen ölümden daha çok buğzettiğin bir şey olmaz, halbuki o muhakkak başına gelecek ve sen buna engel olamayacaksın.''
Said b. Müseyyeb (rah.) şöyle anlatmıştır: ''Hz. Ebu Bekir (r.a.) ölüm döşeyinde son anlarını yaşarken sahabeden bazıları yanına gelerek, ''Ey Allah'ın halifesi, bize ahiretimize faydası dokunacak bir şeyler söyle, zira bizler seni hiç iyi görmüyoruz'' derler. Hz. Ebu Bekir (r.a.): ''Kim ölmezden evvel söyleyeceğim şu kelimeleri söyleyerek ruhunu teslim ederse, Allah (c.c.) onun ruhunu ufuki'l-mübine yüceltir'' dedi. Sahabe:''Ya Ebu Bekir, ufuki'l-mübin nedir?'' diye sordular. Şöyle dedi : ''Arşın önünde genişçe bir meydandır. İçinde bağ-bahçeler, nehirler ve ağaçlar mevcuttur. Orayı her gün yüz rahmet kuşatır. Kim bu sözleri söyler de ruhunu teslim ederse Allah (c.c.) onun ruhunu buraya çıkarır. Bu sözler şunlardır:
Allah'ım! Hiç bir ihtiyacın olmamasına rağmen mahlukatı yarattın. Sonra onları iki gruba ayırdın; cennetlikler ve cehennemlikler. Beni cennetliklerden eyle.
Allah'ım! İnsanları yaratmadan önce farklı farklı gruplara ayırdın; kimini şaki, kimini bahtiyar, kimini azgın, kiminide kamil yaptın. Sana isyan ile beni azdırma.
Allah'ım! Sen her canlının ne kazanıp ne yiyeceğini onu yaratmadan önce biliyorsun. Hiçbir şey senin ilminden uzak kalamaz.Beni itaatin için yarattığın kullarından eyle.
Allah'ım! sen dilemedikçe kimse dileyemez. O halde benim dilememi (irademi) kudretinle sana yaklaştıracak şeylere yönelt.
Allah'ım! Kullarının fiillerini, hareketlerini sen yarattın, sen takdir ettin. Hiçbir şey senin iznin olmadan hareket edemez. Benim hareketlerimi de sana karşı takvalı olmaya yönelt.
Allah'ım! Hayrı ve şerri sen yarattın. Sonra ondan biriyle amel eden insanlar meydana getirdin. Beni hayır işleyenlerden kıl.
Allah'ım! Cenneti ve cehennemi sen yarattın, onlara girecekleri de. Beni cennetine girecek kimselerden eyle.
Allah'ım! Sen bazı toplulukların sapıklık içinde kalmasını istedin ve onların kalplerini daralttın; benim göğsümü imana aç, onunla kalbimi süsle.
Allah'ım! Bütün işleri idare eden, sonra akibetlerini belirleyen sensin. Ölümümden sonra beni güzel bir hayata kavuştur ve sana yaklaştır.
Allah'ım! Başkalarına güven ve ümit içinde sabahlayıp akşamlayanlar varsa bile benim güvenim ve itimadım ancak sanadır. Bütün güç, bütün kuvvet ve kudret senin elindedir.''
Hz. Ebu Bekir (r.a.) demiştir ki:''Bu söylediklerimin hepsi (mana olarak) Allah'ın kitabında yazılıdır.''
Alıntı: Hüccetü'l-İslam İmam Gazali Hz.nin (rah) Ahiret Hayatı adlı eserinden alınmıştır.
Hz. Ebu Bekir (r.a.) ölüm döşeğine düştüğü vakit kızı Hz. Aişe (r.ah.) yanına geldi ve onun halini anlatmak için şu beyiti okudu:
Hayatıma yemin olsun ki servet vermez fayda,
Ölüm gelip çatıp artık göğüs daraldığında.
Ebu Bekir (r.a.) bunları işitince biraz kendine gelir gibi oldu ve kızına ''öyle değil, bilakis şu ayeti oku:
Ölüm sarhoşluğu gerçekten gelir ve işte (ey insan) bu, senin öteden beri kaçtığın şeydir denir (Kaf 50/19) Sonra kızına şu vasiyette bulundu:
''Şu iki elbisem var ya, onları güzelce yıkayın ve beni onlarla kefenleyin. Çünkü hayattakiler yeni elbiselere daha muhtaçtırlar.''
Hz. Aişe (r.ah.) babasının vefatı sırasında onun halini temsil etmek için şu beyiti okudu:
''Yağmurlar istenirdi onun hürmetine, nur gibiydi;
Yetimlerin baharı, dul kadınların sığınağıydı.''
Ebu Bekir (r.a.) bunu işitince:
''Bu söylediklerin Rasulullah'a (s.a.v.) ait vasıflardır.'' dedi.
Hastalığının fazlalaştığı sıralardı. Bir çok kimse ziyaretine geldi ve ''Sana bir doktor çağırsak da bir baksa olmaz mı?'' dediler. Hz. Ebu Bekir (r.a.) şu cevabı verdi:
''Doktorum bana baktı ve 'Ben dilediğimi yaparım.' dedi.''
Bir ara Selman-ı Farisi (r.a.) Ebu Bekir Sıddik'ı (r.a.) hastalığı sırasında ziyarete geldi. Ona:
''Ey Ebu Bekir, bana tavsiyelerde bulun.'' dedi. Ebu Bekir (r.a.):
''Allah Teala sizlere dünyanın kapılarını açacaktır. Ondan sadece ihtiyacınız olduğu kadar alın. Sabah namazını kılan kimse Allah'ın himayesindedir. Sakın Allah'a olan ahdinizi bozmayın, yoksa sizi yüzüstü cehenneme sürer.''
Hz. Ebu Bekir (r.a.) artık iyice ağırlaşmış, iyileşme ümidi kesilmişti. İnsanlar kendisinden yerine geçecek birini tayin etmesini istediler. O da; ''Ömeri bırakıyorum'' dedi. Bunun üzerine insanlar:
''Ey Ebu Bekir! Bize çok sert ve kaba birini bıraktın. Rabb'inin huzurunda ne cevap vereceksin?'' diye sordular. O da:
''Rabb'ime 'Senin kullarının en hayırlısını halife bıraktım' derim'' diye cevap verdi. Sonra birini göndererek Ömeri (r.a.) çağırttı, ona:
''Sana bir vasiyetim var iyi dinle! Allah Teala'nın, gündüz yapılmasını istediği bir takım hakları (ibadet ve vazifeler) vardır ki bunların geceleyin yapılmasını kabul etmez. Aynı şekilde gece yerine getirilmesini istediği bir takım hakları da vardır ki onlarında gündüz yapılmasını kabul etmez. Allah (C.C.) kul farz ibadetleri yerine getirmedikçe nafileleri kabul etmez. (fayda vermez olarak anlaşılmalıdır)'' dedi.
Kişinin kıyamet günü hayır ve sevap kefelerinin ağır gelmesi ancak dünyadayken hakka tabi olması ve hakka önem vermesiyle mümkün olur. Terazisine doğruluktan başka bir şey koymayana sevap kefesinin ağır gelmesi elbette haktır. İnsanların kıyamet günü terazilerinin hayır kefelerinin hafif gelmesinin sebebi, batıla tabi olmaları ve yaptıkları kötülükleri hafife almalarındandır. İçinde batıl bulunan bir kefenin hafif gelmesi elbette haktır.
Allah cennet ehlini yaptıkları güzel amellerle zikretmiş ve onların hatalarını affetmiştir. Sonra onlardan biri, 'Benim derecem daha düşüktü ben onların derecelerine ulaşamam ki' der. Allah Teala cehennem ehlini ise kötü amelleri ile anar ve yaptıkları bazı iyi amelleri de geri çevirir. Halbuki onlardan biri, 'Ben bunların en faziletlisiyim' der.
Allah (c.c.), kitabında rahmetini ve azabını anlatan ayetler zikretmiştir ki mü'minler rahmetine rağbet edip ona ulaşmaya çalışsın, azabından korkup ondan sakınsın, eli ile (farzları terkedip günahlara dalarak) kendisini tehlikeye atmasın ve hak olmayan bir şekilde Allah hakkında temennilerde bulunmasın.
Eğer vasiyetimi tutarsan, sana şu anda gaip olan ölümden daha sevimli bir şey olmaz. Şayet vasiyetimi yerine getirmeyip zayi edersen, sana görünmeyen ölümden daha çok buğzettiğin bir şey olmaz, halbuki o muhakkak başına gelecek ve sen buna engel olamayacaksın.''
Said b. Müseyyeb (rah.) şöyle anlatmıştır: ''Hz. Ebu Bekir (r.a.) ölüm döşeyinde son anlarını yaşarken sahabeden bazıları yanına gelerek, ''Ey Allah'ın halifesi, bize ahiretimize faydası dokunacak bir şeyler söyle, zira bizler seni hiç iyi görmüyoruz'' derler. Hz. Ebu Bekir (r.a.): ''Kim ölmezden evvel söyleyeceğim şu kelimeleri söyleyerek ruhunu teslim ederse, Allah (c.c.) onun ruhunu ufuki'l-mübine yüceltir'' dedi. Sahabe:''Ya Ebu Bekir, ufuki'l-mübin nedir?'' diye sordular. Şöyle dedi : ''Arşın önünde genişçe bir meydandır. İçinde bağ-bahçeler, nehirler ve ağaçlar mevcuttur. Orayı her gün yüz rahmet kuşatır. Kim bu sözleri söyler de ruhunu teslim ederse Allah (c.c.) onun ruhunu buraya çıkarır. Bu sözler şunlardır:
Allah'ım! Hiç bir ihtiyacın olmamasına rağmen mahlukatı yarattın. Sonra onları iki gruba ayırdın; cennetlikler ve cehennemlikler. Beni cennetliklerden eyle.
Allah'ım! İnsanları yaratmadan önce farklı farklı gruplara ayırdın; kimini şaki, kimini bahtiyar, kimini azgın, kiminide kamil yaptın. Sana isyan ile beni azdırma.
Allah'ım! Sen her canlının ne kazanıp ne yiyeceğini onu yaratmadan önce biliyorsun. Hiçbir şey senin ilminden uzak kalamaz.Beni itaatin için yarattığın kullarından eyle.
Allah'ım! sen dilemedikçe kimse dileyemez. O halde benim dilememi (irademi) kudretinle sana yaklaştıracak şeylere yönelt.
Allah'ım! Kullarının fiillerini, hareketlerini sen yarattın, sen takdir ettin. Hiçbir şey senin iznin olmadan hareket edemez. Benim hareketlerimi de sana karşı takvalı olmaya yönelt.
Allah'ım! Hayrı ve şerri sen yarattın. Sonra ondan biriyle amel eden insanlar meydana getirdin. Beni hayır işleyenlerden kıl.
Allah'ım! Cenneti ve cehennemi sen yarattın, onlara girecekleri de. Beni cennetine girecek kimselerden eyle.
Allah'ım! Sen bazı toplulukların sapıklık içinde kalmasını istedin ve onların kalplerini daralttın; benim göğsümü imana aç, onunla kalbimi süsle.
Allah'ım! Bütün işleri idare eden, sonra akibetlerini belirleyen sensin. Ölümümden sonra beni güzel bir hayata kavuştur ve sana yaklaştır.
Allah'ım! Başkalarına güven ve ümit içinde sabahlayıp akşamlayanlar varsa bile benim güvenim ve itimadım ancak sanadır. Bütün güç, bütün kuvvet ve kudret senin elindedir.''
Hz. Ebu Bekir (r.a.) demiştir ki:''Bu söylediklerimin hepsi (mana olarak) Allah'ın kitabında yazılıdır.''
Alıntı: Hüccetü'l-İslam İmam Gazali Hz.nin (rah) Ahiret Hayatı adlı eserinden alınmıştır.
