Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

ı^ı

Her Nefes Son Nefes
 
Üyelik Tarihi
19 Mar 2013
Mesajlar
15
Aldığı Beğeniler
1
Takım
Fenerbahçe
HZ. ÖMER’İN (r.a.) VEFATI


Amr b. Meymün (rah) anlatıyor:

‘’Hz. Ömer’e (r.a.) suikast yapıldığı sabah ben de oradaydım. Aramızda sadece Abdullah b. Abbas (r.a.) vardı. Hz. Ömer (r.a.) namaz kıldırmak üzere mihraba doğru ilerlerken her iki safın arasına geldiğinde, ‘Safları düzeltin’ der, ondan sonra diğer safa geçerdi. En sonunda mihraba ulaşır ve tekbir getirerek namaza başlardı.

Çoğu kere, özellikle sabah namazlarında cemaat namaza yetişsin diye ilk rek’atlarda Yusuf yahut Nahl surelerini okurdu.

O sabah da yine aynen yapmış ve mihraba geldiğinde niyetini ederek tekbir almıştı ki onun, ‘Köpek beni yaraladı’ dediğini işittim. Mugire b. Şu’be’nin kölesi Ebü’l-Lü’lü (Ebü’l-Lü’lü bir mecüsi idi) onu yaralamıştı. Kafir adam ne olacak! Kullandığı bıçeğın her iki tarafı da keskindi.

Bu esnada, tam mescidden çıkarken Irak hacılarından biri onu gördü. Hemen üstündeki cübbeyi çıkarıp üzerine attı. Ebü’l-Lü’lü de herkesin üzerine çullandığını ve yakalandığını zannederek kendini bıçakladı.

Hz. Ömer (r.a.) Abdurrahman b. Avf’ı (r.a.) yerine, namazı kıldırması için geçirdi, çünkü ona en yakın o idi. Hz. Ömer’in (r.a.) arkasındaki herkes benim gördüklerimi gördüler. Arka saflarda mescidin ücra köşelerinde olanlar, olan bitenden habersizdiler. Hz. Ömer’in (r.a.) sesi kesilince yanıldığını düşünerek, ‘SübhanEllah, SübhanEllah’ demeye başladılar. Abdurrahman b. Avf (r.a.) kısa bir namaz kıldırdı. Namaz bitince Ömer (r.a.):

‘Ey Abbas! Bak bakalım beni bıçaklayan kimmiş?’ dedi.
İbn Abbas (r.a.), bu işi kimin yaptığını öğrenmek için yanından ayrıldı. Bir müddet sonra geldi ve:

‘Ey Ömer! Seni bıçaklayan Mugire b. Şu’be’nin kölesi imiş.’ Hz. Ömer (r.a.):

‘Allah kahretsin! Ben ona daima iyiliği tavsiye edip doğruyu göstermiştim. Ama Allah’ıma şükürler olsun ki, benim ölümümü bir müslümanın elinden yapmadı. Medine’de gayri Müslimlerin çoğalmasını isteyen sen ve babandı. Onlara en çok acıyan ve şefkat gösteren de Abbas idi.’ İbn. Abbas (r.a.):

‘İstersen onların hepsini öldürelim!’ dedi. Hz. Ömer (r.a.):

‘Dilimizi konuştuktan, kıblemize yöneldikten ve haclarını yaptıktan sonra, artık böyle bir şey olmaz’ dedi.

Sonra evine götürüldü, biz de beraberinde gittik. İnsanlar şaşkındı. Sanki böyle bir felaket başlarına hiç gelmemiş gibiydiler. Kimi ‘Yarası ciddi, hayati tehlikesi var’ derken, kimi de ‘Zannımca önemli bir şeyi yok’ diye konuşuyorlardı.
Sonra bir doktor getirildi. Doktor hurma şırası içmesini söyledi. Biraz içirdiler, fakat bağırsaklarından dışarı akıyordu. Süt içirdiler, yine aynı şekilde oldu.
Bunu görenler Hz. Ömer’in (r.a.) öleceğini anladılar, çünkü bıçağın darbesi iç organlarına kadar sirayet etmişti.

Ben de ziyaretine gittim. İnsanlar ona övgülerde bulunuyorlardı. Sonra bir genç geldi ve:

‘Ey müminlerin emiri! Allah azze ve celleden sana müjdeler var! Zira sen RasulUllah’ın (s.a.v.) sohbetinde bulunup onunla arkadaşlık ettin. Bildiğim kadarıyla da ilk müslümanlardansın. Sonra onların başına önder oldun ve adaletle yönettin. Şimdi de şehid oluyorsun.’ dedi. Hz. Ömer (r.a.):

‘Bu işler ne faydama ne zararıma! Ben sadece bunların, ahretim için yetecek kadar olmasını isterdim.’ dedi. Bu konuşmalardan sonra delikanlı ayrılmak üzere arkasını döndü. Entarisi uzunluğundan dolayı yerlerde sürünüyordu. Hz. Ömer (r.a.):

‘O genci buraya çağırın’ dedi. Onu bulup getirdiler.
‘Yeğenim elbiseni biraz yukarı kaldır! Böylelikle hem daha temiz kalmış hem de Rabb’ine karşı daha takvalı davranmış olursun.’ diye nasihatte bulundu.’’

Ravi anlatmaya şöyle devam ediyor:

‘’Hz. Ömer (r.a.) oğlu Abdullah’tan ne kadar borcu olduğunun tespit edilmesini istedi. Hesabın sonunda yaklaşık 86.000 dirhem borcunun olduğu ortaya çıktı. Hz. Ömer (r.a.):

‘Eğer ailemizin malı bu borçları ödemeye yeterse onlarla öde, yetmezse git Ka’b b. Adioğulları’ndan iste. Onların ki de yetmezse Kureyş kabilesinden iste, başka bir yere de gitme. Bunlar yeterlidir. Borcumu ödedikten sonra müminlerin annesi Aişe’nin (r.ah) yanına git ve Ömer’in sana selamı var de. Sakın müminlerin emiri ifadesini kullanma, çünkü artık müminlerin emiri değilim. Sonra ona, Ömer sizden, iki arkadaşının (RasulUllah s.a.v ve Ebu Bekir r.a.) yanına defnedilmek için izin istiyor de’ dedi.

Abdullah, Hz Aişe’nin (r.ah) yanına gitti. İzin alarak içeri girdi. Selam verdi. Hz. Aişe (r.ah) oturmuş ağlıyordu. Abdullah:

‘Ömer b. Hattab size selam gönderiyor ve iki arkadaşının yanına defnedilmek için sizden müsaade istiyor.’ dedi. Hz. Aişe (r.ah):

‘Ben orayı kendim için düşünüyordum, fakat bu gün Ömer’i kendime tercih ediyorum.’ dedi.

Abdullah babasının yanına döndü. Oradakiler Ömer’e (r.a.):

‘Bu oğlunuz Abdullah, geri döndü’ dediler. Hz. Ömer (r.a.):

‘Beni kaldırın’ dedi. Oradakilerden biri onu kendine yaslayarak kaldırdı. Hz. Ömer (r.a.):

‘Ne haberler getirdin?’ diye sordu. Abdullah:

‘Sevineceğiniz bir şey! Ey müminlerin emiri, Hz. Aişe (r.ah) izin verdi.’ dedi. Hz. Ömer:

‘Allah’a hamdolsun! Benim için bundan daha önemli bir şey yoktu. Öldüğüm zaman beni Hz. Aişe’nin odasına götürün (Hz.Peygamber’in s.a.v. kabri orada bulunduğu için). Abdullah oraya varınca Aişe’ye selam ver ve Ömer buraya defnedilmek için sizden izin istiyor de. Eğer izin verirse beni oraya gömün, yok vermezse müslüğmanların umumi kabristanlığına götürürsünüz.’ dedi.

Biraz sonra müminlerin annesi (Hz. Ömer’in kızı) Hafsa (r.ah) geldi. Kadınlar onu örtüyorlardı. Onu görünce hepimiz ayağa kalktık. Babasının yanında kalıp bir müddet ağladı. Erkekler de içeri girmek isteyince onlara izin verildi. Ben de onlarla beraber girdim. İçeriden Hafsa’nın (r.ah) ağlama seslerini işitiyorduk.
Erkekler:

‘Ey müminlerin emiri! Bizlere vasiyetini et ve yerine halife bırak.’ dediler. Hz. Ömer (r.a.):

‘Ben bu göreve RasulUllah’ın (s.a.v.) kendilerinden razı olarak vefat ettiği şu altı kişiden başkasını layık görmüyorum.’ dedi ve onları saydı: ‘Ali, Osman, Zübeyr, Talha, Sa’d b. Ebu Vakkas ve Abdurrahman b. Avf.’

Bu iş için oğlum Abdullah da sizlere şahitlik eder. Onun bu işte hiçbir hakkı yoktur yani o halife olamaz. Onun orada bulunması taziyeleri kabul etmek gibi bir şeydir. Eğer Sa’d halife olursa ne güzel! Yok, başkasını seçerlerse mutlaka Sa’d’dan istifade etsin. Ben onu Küfe valiliğinden, bu göreve yetersizliği ya da hainliği nedeniyle azletmedim.

Benden sonra halife olacak kişiye vasiyetim, ilk hicret edenlerin faziletlerini bilmesi ve onlara saygı duymasıdır vee yine ona vasiyetim şudur ki, kendilerinden önce Medine’yi yurt edinip kendilerinden önce iman etmiş ensara karşı iyilikle muamelede bulunmasıdır. Onlardan iyi işler yapanlara ihsanda bulunsun, kusuru bulunanları da affetsin.

Diğer şehirlerin insanlarına da iyi davransın. Çünkü onlar İslam’ın dayanağı, devlet hazinesinin kaynağı ve düşmanlarımızın korkusudur. Zekat ve sadaka gibi hususlarda onları fazla zora sokmasın ve ancak rızaları ile kendilerinden arta kalan kısmı alsın.

Göçebelere yani köylülere de iyi davranmasını vasiyet ediyorum, zira onlar Araplar’ın aslı, İslam’ın asli maddesidir. Onlardan aldığı sadaka ve zekatları tekrar fakirlerine dağıtsın.

Allah’ın ve Rasulü’nün koruma altına aldığı zimmilere, kendilerine vaad edilen hususlara riayet etmesini, onları korumasını ve altlarından kalkamayacakları yükü onlara yüklememesini tavsiye ediyorum.’ dedi.

Sonra Hz. Ömer (r.a.) vefat etti. Hazırlanıp kefenlendikten sonra Hz. Aişe’nin (r.ah) yanına (evine) götürdük. Abdullah b. Ömer selam verdi ve:

‘Ömer b. Hattab buyara defnedilmek için izin istiyor’ dedi. Hz. Aişe (r.ah):

‘Onu içeri getirin’ buyurdular. Böylelikle Hz Ömer’in cenazesi iki arkadaşının yanına defnedilmiş oldu.’’

RasulUllah (s.a.v.) buyuruyorlar ki: ‘’Cebrail bana, İslamiyet Ömer’in ölümüne ağlasın dedi.’’(İbn Asakir, Tarihu Medineti Dımaşk, 44/138; İbnü’l-Cevzi, a.g.e., nr.597.)

Abdullah b. Abbas (r.a.) anlatıyor:

‘’Hz. Ömer’in cenazesi evinde bir divanın üzerine konulmuştu. İnsanlar etrafını kuşatmışlar, rahmet ve merhamet dualarında bulunuyorlardı. Ben de aralarında idim. Birden bir el omzuma ilişti, korktum, arkamı döndüğümde gördüm ki Ali b. Ebu Talib (r.a.)! Ömer’e rahmet dualarında bulundu ve ona şöyle dedi:
‘Kendin gibi amel işleyen birini arkanda bırakmadın. Gerçekten senin ameline benzer bir amelle Allah’a vasıl olmak isterdim. Yemin ederim ki, Allah (c.c.) seni iki arkadaşınla beraber edecektir. Çünkü ben çok kereler RasulUllah’ın (s.a.v.) şöyle dediğini işittim:

‘Ben, Ebu Bekir ve Ömer beraberce ….. gittik. Ben, Ebu Bekir ve Ömer beraberce …… çıktık. Ben Ebu Bekir ve Ömer beraberce ……. girdik.’’(Buhari, Fezail, nr. 4, 6; Müslim, Fezailü’s-Sahabe, 14; Nesai, es-Sünenü’l-Kübra, nr. 8115; Ahmed b. Hanbel, el-Müsned, 1/112)



Alıntı: Hüccetü'l-İslam İmam Gazali Hz.nin (rah) Ahiret Hayatı adlı eserinden alınmıştır.
 

derviş2

فَأَيْن&
 
Üyelik Tarihi
12 Haz 2013
Mesajlar
423
Aldığı Beğeniler
46
Allah (cc) razı olsun inşâallah.
 

Beste

Dert etme Duâ et..
 
Üyelik Tarihi
13 Eki 2009
Mesajlar
11,177
Aldığı Beğeniler
18,751
Konum
Sessiz
Takım
Galatasaray

Avcı.

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
1 Mar 2012
Mesajlar
2,801
Aldığı Beğeniler
5,762
Konum
Yâr'alı
Allah raız olsun kardes..

Rabbim yolundan gidenlerden eylesi..
 

fadikhatun

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
13 Haz 2013
Mesajlar
1,424
Aldığı Beğeniler
2,870
Konum
adana kozan
Takım
Beşiktaş
:esselam:Allahu teala razı olsun kardeşim çok güzeldi
allahu teala sevsin sevdirsin sizleri:esselam:
Allahu tealaya emanet olun
 
Üst Alt