Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Bayram

LA İLAHE İLALLAH
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
7,283
Aldığı Beğeniler
51
Konum
Ankara
Takım
Galatasaray
Kadınların İntisâbı


SORU :


Bi'at etmek ve söz vermek erkekler için olduğu gibi kadınlar için de meşrû ve sünnet midir?


CEVAP :


Meşrû ve oldukça da iyi karşılanan bir durumdur. Zira kadınlar, ilâhî emir ve yasaklar karşısında mükellefiyet bakımından erkeklerle aynı durumdadır. Mekke-i Mükerreme'nin fethi günü:



«Ey peygamber! İnanmış kadınlar sana gelip Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamaları, hırsızlık etmemeleri, zina yapmamaları, çocuklarını ödürmemeleri, elleri ile ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemeleri (başkasının doğurduğu veya başka erkekten gayr-ı meşrû kazandığı bir çocuğu kocalarına âitmiş gibi göstermemeleri), iyi bir işte sana karşı elmemeleri husûsunda sana bî'at ederlerse, onların bî'atlarını al ve onlar için Allah'tan mağfiret dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayan ve pek esirgeyendir.»
(el Mümtahıne (60), 12) manâsına gelen âyeti celile nâzil olmuştur.

İçtimâi hayâtın idâmesi bakımından birbirlerinin tamamlayıcısı olan kadınlarla erkekler, Allah'ın erkeklere has kıldığı içtimâi ve idâri mevkiler, cihâd, miras ve benzeri husûslar dışında şer'i emir ve yasaklar karşısında müşterek bulunmaktadır.

İlâhi emirlere sımsıkı sarılan ve yasaklarından şiddetle sakınan kimsenin erkek olsun kadın olsun cennet ehlinden olacağı Cenâb-ı Hakk'ın va'd-i ilâhisi olduğu gibi, bunlara karşı gelip mükellefiyetlerden yüz çeviren kimsenin de erkek olsun, kadın olsun cehenneme gireceği aynı şekilde ilâhî bir tehdiddir.

Kadınlar arasında Meryem binti İmrân, Âsiye binti Mezâhim. Hadice binti Huveylid, Fâtımatü'z-Zehrâ ve Râbi'atü'l-Adviye (Allah hepsinden râzı olsun) gibi kadınlar arasında biri bin erkeğe bedel olan nice kadınlar vardır. Aynı şekilde gelmiş-geçmiş bütün kadınların seviyesinin kendisi ile mukâyese edilemeyeceği Hz. Muhammed sallâllahü aleyhi ve sellem gibi nice erkekler bulunmaktadır. Bu ma'nerî yüceliklere erebilmek ancak ilâhî bir inâyet ve lûtufla mümkündür. (Fetâvâ-yı Halîlî)

Cenâb-ı Hakk bu konuyu me'âlini yukarıda verdiğimiz âyet-i celilede şöyle açıklamaktadır:

«Allah'tan başka hiçbir şeyi ilâh kabûl etmemek, amellerini yalnız O'nun rızâsı için ve ihlâslı olarak yapmak, bir başkasının malını haksız yere ve helâl olmayan bir yoldan almamak, nikâhsız olarak hiçbir erkekle cinsi münâsebette bulunmamak, kız çocuklarını diri diri toprağa gömmemek ve öldürmemek, nâmuslu ve iffetli kadınlara zina ve benzeri lekeleyici suçlar isnâd ederek iftirâda bulunmamak, emrettiğin konularda sana muhâlefet etmemek üzere söz vermek
için imanlı kadınlar sana bi'at etmeğe geldiğinde onların bi'atlarını kabul et ve onlar için Allah'- tan af ve mağfiret dile. Muhakkak ki Allah Te'âlâ kullarını çok bağışlayan ve çok esirgeyendir.» Bu âyeti kerime, Keremli Mekke'nin fethi günü nâzil olmuştur. Rasûlâllah sallâllahü aleyhi ve sellem erkeklerin bi'atlarını kabul ettikten sonra, kadınların bî'atiarını almaya başladı.



 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
Emegine saglik Bayram bey kardesim tesekkürler
Cenab-i Hak razi olsun
Selam ve Dua ile.......
 

armada

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
4 Ağu 2008
Mesajlar
86
Aldığı Beğeniler
1
Hanımların her türlü maddî ve manevî işte kocalarıyla istişare ederek hareket etmeleri en güzel yoldur. Tasavvuf ve tarîkat bir gönül ve vicdan işi olduğundan kadınların kocalarının hizmetlerini ihmal etmeden, onların tecessüs ve kuşkusunu uyandıracak bir yanlışa düşmeden tarikata girmelerinde bir mahzur yoktur. Tarikat ve ruhî hayat,kalbî hayatı dolu dolu yaşamaktır. Bu da farzlardan ve kocasının hizmetinden artakalan zamanda olmalıdır. Bir hanım için birinci vazife evi, eşi ve çocuklarıdır. Bunlarla ilgili bir ihmale düşmeden bir hanımın evrad ve ezkarı ile uğraşması mahzurlu değildir. Atalanmız ne güzel söylemişler: "Eve lazım olan camie haramdır." Ancak bizler çoğu zaman ehem ile mühimi birbirine karıştırırız. Bu telakkîye göre öncelikleri birbirine karıştırmadan hareket etmek şartıyla bir mahzur olmaz. Değilse mahzurludur.
çok güzel bilgilendirici konular ele alıyosunuz bayram kardeşim allah razı olsun
 
Üst Alt