Bediüzzaman Said Nursî üç farklı dönemi yaşadı:
Meşrutiyet dönemi,
Tek parti dönemi,
Çok partili dönem.
Yaşadığı her dönemde, çözümsüzlüğe düşen insanlara çözümler üretti. Çareler sundu. Ümit aşıladı; ümit oldu.
Osmanlı Devletinin son zamanlarında patlak veren 31 Mart Olayında, yatıştırıcı rol oynamasına rağmen Divan-ı Harpte yargılandı ve beraat etti.
Birinci Dünya Savaşı esnasında, Kafkas Cephesinde Ruslarla savaştı, esir düştü.
Rusyadan yayılıp bütün dünyayı saran ve Anadolu insanını tehdit eden dinsizlik cereyanına karşı, doğrudan Kurandan aldığı bir reçete ortaya koydu. Risale-i Nur Külliyatını telif etti. Bu eserlerle, kalplerde sönmeye yüz tutan iman ateşini yeniden tutuşturdu. Buna karşılık sürgünler ve hapislerle dolu bir hayat geçirdi.
Çok ağır şartların ve dayanılmaz zorlukların ürünü olan Risale-i Nur, ilk ortaya çıktığı andan itibaren imana susamış gönülleri etrafında topladı. Köylüsünden kentlisine, cahilinden âlimine herkes onu okudu, onu yazdı.
Gönüllü Nur Postacıları
Nur Risalelerini okuyanların sayısı her geçen gün arttı. Okuyan, bir başkasına okutma telaşı ve gayretiyle harekete geçti.
Bir dönem yüzlerce el, yüz binlerce risaleyi yazıp çoğalttı.
Elle yazılan eserler, gönüllü Nur Postacıları tarafından yurdun pek çok bölgesine gönderiliyordu. Bunun ardından da çoğaltılan eserler aynı yollardan tekrar Bediüzzamana ulaştırılıyordu. Ülke çapında tam bir posta ağı kurulmuştu. Hemen belirtelim o dönemin zor şartları altında, bu gayretlerin başarıyla sonuçlanmasında kibrit kutuları bile çok büyük rol oynadı. Afyon Mahkemesinde Said Nursîyi itham eden savcı, bu şekilde çoğaltılan ve dağıtılan Risalelerin 600 bine ulaştığını belirtiyordu.
Bin kalemli kâtip, bin kalemli nurcu
Bir dönem teksir makinaları döndü, durmadan risale bastı.
1946 yılında Nur talebeleri tarafından alınan teksir makinesi ile bir nüsha kısa zamanda binlerce nüsha olarak çoğaltılıyordu. Bu yolla yurdun bir çok yerine daha fazla ve daha hızlı bir şekilde ulaşma imkânı doğmuş oldu.
Teksir makinelerinin devreye girmesi bütün Nur talebelerini olduğu gibi Said Nursîyi de çok sevindirmiş, teksir makinesini bin kalemli kâtip, bin kalemli nurcu gibi ifadelerle sıfatlandırmıştı.
Bir dönem de matbaa makinaları Türkiyenin dört bir köşesine risale yetiştirmek için çalıştı.
Bu dönemde matbaalarda, teksir makinelerinden kat kat hızlı olarak basılan Risaleler, çok daha kolay yollarla, binlerce kişinin eline ulaştırıldı.
Yaşanan her bir gelişme Saidler, Hamzalar, Osmanlar, Tâhirler, Yusuflar, Ahmetler ve diğerlerinin sayısını alabildiğine artırdı.
Risale-i Nur 32 dile tercüme edildi
Derken, bu eserleri okuma ve okutma gayretleri ülke sınırlarını aştı. Risale-i Nur 32 farklı dünya diline tercüme edildi. 40 ülkede 100e yakın üniversitede, 500 civarında ilim adamı Risale-i Nur ve Bediüzzaman konusunda akademik çalışmalar yaptı. Bunlar da yetmedi, dünya çapında sempozyumlar düzenlendi. Oliveler, Johnlar, Thomaslar onda kendilerinden birer parça buldular. Onu okudular, ondan ders aldılar.
Said Nursî Newyork Üniversitesinde
İstanbul İlim ve Kültür Vakfınca düzenlenen ve ilki 1991 yılında gerçekleştirilen 7 Uluslararası Sempozyuma, yeryüzünün farklı coğrafya ve ikliminden 500ü aşkın ilim adamı Risale-i Nura çalıştılar ve tebliğlerini sundular. Bunlara ek olarak, tüm sempozyumlarda tebliğ gönderenlerle birlikte, bilim adamlarının sayısı 700ü buldu. Katılımcılar İslam dünyası başta olmak üzere, dili, dini, milleti fark etmeksizin çok geniş coğrafî yelpazeden geldiler. Sempozyumlarda sunulan tebliğler Türkçenin yanı sıra Arapça ve İngilizceye çevrilerek dünya ilim camiasına sunuldu. Gerek kendi içinde, gerekse bir konu başlığı etrafında kitaplaştırılarak ilim ve kültür dünyasına takdim edildi. Bu yayınların yanı sıra sempozyumda sunulan tebliğler, bizzat tebliğci bilim adamlarınca genişletilerek kitaplaştırıldı. Bu bilim adamlarından bazıları kendi üniversitelerinde her seviyeden tez çalışmasına öncülük yaptılar. Dünyanın en ünlü yayınevlerinden biri olan SUNY (State University New York) Pressin yayınladığı Islam at the Crossroads: On the Life and Thought of Bediüzzaman Said Nursi adlı kitabın ilk baskısı 6-7 ay gibi kısa bir zamanda bitti. Risale-i Nur eksenli sempozyumlar zincirine, Türkiyenin dışında da yeni halkalar eklendi. Birçok ülkede, Risale-i Nur konulu sempozyum ve konferanslar yapıldı. Yurt dışında yapılan sempozyumların tamamına yakını, ilgili ülkelerin üniversiteleri tarafından organize edildi. Malezya, Mısır, Ürdün, Endonezya, Fas, Yemen, Almanya, Avustralya ve Cezayir gibi ülkelerde, bazılarında birden fazla olmak üzere çok sayıda sempozyum ve konferans tertip edildi.
...
Meşrutiyet dönemi,
Tek parti dönemi,
Çok partili dönem.
Yaşadığı her dönemde, çözümsüzlüğe düşen insanlara çözümler üretti. Çareler sundu. Ümit aşıladı; ümit oldu.
Osmanlı Devletinin son zamanlarında patlak veren 31 Mart Olayında, yatıştırıcı rol oynamasına rağmen Divan-ı Harpte yargılandı ve beraat etti.
Birinci Dünya Savaşı esnasında, Kafkas Cephesinde Ruslarla savaştı, esir düştü.
Rusyadan yayılıp bütün dünyayı saran ve Anadolu insanını tehdit eden dinsizlik cereyanına karşı, doğrudan Kurandan aldığı bir reçete ortaya koydu. Risale-i Nur Külliyatını telif etti. Bu eserlerle, kalplerde sönmeye yüz tutan iman ateşini yeniden tutuşturdu. Buna karşılık sürgünler ve hapislerle dolu bir hayat geçirdi.
Çok ağır şartların ve dayanılmaz zorlukların ürünü olan Risale-i Nur, ilk ortaya çıktığı andan itibaren imana susamış gönülleri etrafında topladı. Köylüsünden kentlisine, cahilinden âlimine herkes onu okudu, onu yazdı.
Gönüllü Nur Postacıları
Nur Risalelerini okuyanların sayısı her geçen gün arttı. Okuyan, bir başkasına okutma telaşı ve gayretiyle harekete geçti.
Bir dönem yüzlerce el, yüz binlerce risaleyi yazıp çoğalttı.
Elle yazılan eserler, gönüllü Nur Postacıları tarafından yurdun pek çok bölgesine gönderiliyordu. Bunun ardından da çoğaltılan eserler aynı yollardan tekrar Bediüzzamana ulaştırılıyordu. Ülke çapında tam bir posta ağı kurulmuştu. Hemen belirtelim o dönemin zor şartları altında, bu gayretlerin başarıyla sonuçlanmasında kibrit kutuları bile çok büyük rol oynadı. Afyon Mahkemesinde Said Nursîyi itham eden savcı, bu şekilde çoğaltılan ve dağıtılan Risalelerin 600 bine ulaştığını belirtiyordu.
Bin kalemli kâtip, bin kalemli nurcu
Bir dönem teksir makinaları döndü, durmadan risale bastı.
1946 yılında Nur talebeleri tarafından alınan teksir makinesi ile bir nüsha kısa zamanda binlerce nüsha olarak çoğaltılıyordu. Bu yolla yurdun bir çok yerine daha fazla ve daha hızlı bir şekilde ulaşma imkânı doğmuş oldu.
Teksir makinelerinin devreye girmesi bütün Nur talebelerini olduğu gibi Said Nursîyi de çok sevindirmiş, teksir makinesini bin kalemli kâtip, bin kalemli nurcu gibi ifadelerle sıfatlandırmıştı.
Bir dönem de matbaa makinaları Türkiyenin dört bir köşesine risale yetiştirmek için çalıştı.
Bu dönemde matbaalarda, teksir makinelerinden kat kat hızlı olarak basılan Risaleler, çok daha kolay yollarla, binlerce kişinin eline ulaştırıldı.
Yaşanan her bir gelişme Saidler, Hamzalar, Osmanlar, Tâhirler, Yusuflar, Ahmetler ve diğerlerinin sayısını alabildiğine artırdı.
Risale-i Nur 32 dile tercüme edildi
Derken, bu eserleri okuma ve okutma gayretleri ülke sınırlarını aştı. Risale-i Nur 32 farklı dünya diline tercüme edildi. 40 ülkede 100e yakın üniversitede, 500 civarında ilim adamı Risale-i Nur ve Bediüzzaman konusunda akademik çalışmalar yaptı. Bunlar da yetmedi, dünya çapında sempozyumlar düzenlendi. Oliveler, Johnlar, Thomaslar onda kendilerinden birer parça buldular. Onu okudular, ondan ders aldılar.
Said Nursî Newyork Üniversitesinde
İstanbul İlim ve Kültür Vakfınca düzenlenen ve ilki 1991 yılında gerçekleştirilen 7 Uluslararası Sempozyuma, yeryüzünün farklı coğrafya ve ikliminden 500ü aşkın ilim adamı Risale-i Nura çalıştılar ve tebliğlerini sundular. Bunlara ek olarak, tüm sempozyumlarda tebliğ gönderenlerle birlikte, bilim adamlarının sayısı 700ü buldu. Katılımcılar İslam dünyası başta olmak üzere, dili, dini, milleti fark etmeksizin çok geniş coğrafî yelpazeden geldiler. Sempozyumlarda sunulan tebliğler Türkçenin yanı sıra Arapça ve İngilizceye çevrilerek dünya ilim camiasına sunuldu. Gerek kendi içinde, gerekse bir konu başlığı etrafında kitaplaştırılarak ilim ve kültür dünyasına takdim edildi. Bu yayınların yanı sıra sempozyumda sunulan tebliğler, bizzat tebliğci bilim adamlarınca genişletilerek kitaplaştırıldı. Bu bilim adamlarından bazıları kendi üniversitelerinde her seviyeden tez çalışmasına öncülük yaptılar. Dünyanın en ünlü yayınevlerinden biri olan SUNY (State University New York) Pressin yayınladığı Islam at the Crossroads: On the Life and Thought of Bediüzzaman Said Nursi adlı kitabın ilk baskısı 6-7 ay gibi kısa bir zamanda bitti. Risale-i Nur eksenli sempozyumlar zincirine, Türkiyenin dışında da yeni halkalar eklendi. Birçok ülkede, Risale-i Nur konulu sempozyum ve konferanslar yapıldı. Yurt dışında yapılan sempozyumların tamamına yakını, ilgili ülkelerin üniversiteleri tarafından organize edildi. Malezya, Mısır, Ürdün, Endonezya, Fas, Yemen, Almanya, Avustralya ve Cezayir gibi ülkelerde, bazılarında birden fazla olmak üzere çok sayıda sempozyum ve konferans tertip edildi.
...