Fâtih devri âlim ve şâirlerinden. İsmi, Abdürrahîmdir. Afyonkarahisarda doğdu. Doğum ve vefât târihleri bilinmemektedir. Karahisarda vefât etti. Kasımpaşa Câmii bitişiğindeki türbede medfûn olup, dâmâdı Sûfî Çelebi ile yanyanadır.
Abdurrahîm Efendi aslen Mısırlı olup, Afyona yerleşmiş zengin bir ailedendir. O devirde ilim ve irfan merkezi olan Karahisarda tahsîl gördü. Kendisinden önce vefât eden fazilet sahibi kardeşi Muslihiddîn Efendi de âlim ve sâlih bir zât idi. 1436 (H. 840) târihinde Beypazarına gidip, Akşemseddîn hazretlerine talebe oldu. 1453 (H. 857) târihinde hocasıyla birlikte İstanbulun fethine katıldı. Daha sonra Afyona döndü. Kendi adıyla kurduğu vakıfla, câmi ve hayrat eserleri yaptırdı. İlâhî bir aşk ile tasavvufî mâhiyette şiirler söyledi. Eserler yazdı. Eserlerinden bâzıları şunlardır:
1- Münyet-ül-Ebrâr ve Gunyet-ül-Ahyâr: İstanbulun fethi esnasında yazdı. İki kısımdır. Birinci kısımda hak yoluna girenler; ikinci kısımda Halveti yolu âdabı anlatılmaktadır.
2- Tercüme-i Kasîde-i Bürde: Meşhur İslâm şâirlerinden İmâm-ı Busayrînin (rahmetullahi aleyh) Bânet Süâd diye başlayıp Peygamber efendimizi medh ü sena eden kasîdesinin tercümesidir. 57-59 beyttir.
3- Vahdetnâme: 4.250 beyt olup, Mesnevî tarzındadır. ÂşıkpaşanınGaribnâmesine benzemektedir.
4- Risale fî eşrât-is-sâat: Arabî olarak yazılan eser, kıyamet alâmetlerinden bahseder.
5- Işknâme: Nûruosmaniye Kütüphânesinde bulunan bu eser,Vahdetnâmesinden seçilmiş şiirlere yer verir. Vahdetnâmesindeki beytlerden bâzıları şöyledir:
Aşıka vü sâlihe vü zahide,
Bu risalem ola cümle sâlihe.
(Bu risalemin hepsi, hak âşığına, sâlihe ve zahide hayırlı olsun.)
Aslı çün vahdetden oldı muktebes,
Komuşam adını Vahdetnâme bes.
(Onun aslı birlikten alındığı için, adını Vahdetnâme koydum.)
Olmaya vahdetden ursam dem, aceb,
Buna bir sultân-ı dîn oldı sebeb.
(Her zaman birlikten söylesem acâib değildir, bir din büyüğü bunu yazmama sebeb oldu.)
Hizmetinde niceler buldı kemâl.
Niceler dökdi öninde perr ü bal.
(Bir çok kişi hizmetinde kemâle erip olgunlaştı. Bir çok kişi onun önünde koldan kanattan oldu.)
Kapusuna gelen ehl-i ihtiyâç,
Urınur başına şehler gibi taç.
(Onun kapısına gelen ihtiyaç sâhibleri, şahlar gibi başlarına taç giyerler.)
Rûm nolur ger Arabdur ger Acem,
Kamu ol mahdûma otmuşdur hadem.
(Sâdece Rum, Anadolu değil; Arab ve Acemin hepsi, O hizmet edilene hizmet ederler.)
Ol kapudan kimse olmaz bî-nasîb,
Bî-nasîb ola meğer münkir mürîb.
(O kapıdan kimse nasîbsiz kalmaz; ancak inkâr eden ve şüphe edenler nasîb alamaz.)
Vasfın u zâtın çü nur itdi temâm,
Didiler Akşemseddîn adını enâm
(Nûr gibi vasfını ve zâtını tamamlayınca, insanlar adını Akşemseddîn koydu.)
Ben anun âlî makamın bilmezem,
Acizem yirince medhin kılmazam.
(Ben onun yüksek makamını bilmekten âcizim, lâyıkı ile medhini yapamam.)
Çün mürebbî oldı ol pertev bana,
Bahş kıldı bir vücûd-i nev bana.
(O nûr beni yetiştirdi. Bana yepyeni bir hayât verdi.)
1) Türk Klasikleri; cild-2, sh. 172
2) II. Murâd Devri Mevlevî Şâirlerinden Muînüddin Mustafâ ve Mesnevî Şerhi (K. Yavuz)
3) Osmanlı Müellifleri; cild-1, sh. 114
4) Türk Şâirleri; cild-1, sh. 241
5) Abdürrahim Karahisârî-Vahdetnâme (İ. Erünsal Basılmamış Mezuniyet tezi; 1969-Türkiyât Kütüphânesi No: 877
Abdurrahîm Efendi aslen Mısırlı olup, Afyona yerleşmiş zengin bir ailedendir. O devirde ilim ve irfan merkezi olan Karahisarda tahsîl gördü. Kendisinden önce vefât eden fazilet sahibi kardeşi Muslihiddîn Efendi de âlim ve sâlih bir zât idi. 1436 (H. 840) târihinde Beypazarına gidip, Akşemseddîn hazretlerine talebe oldu. 1453 (H. 857) târihinde hocasıyla birlikte İstanbulun fethine katıldı. Daha sonra Afyona döndü. Kendi adıyla kurduğu vakıfla, câmi ve hayrat eserleri yaptırdı. İlâhî bir aşk ile tasavvufî mâhiyette şiirler söyledi. Eserler yazdı. Eserlerinden bâzıları şunlardır:
1- Münyet-ül-Ebrâr ve Gunyet-ül-Ahyâr: İstanbulun fethi esnasında yazdı. İki kısımdır. Birinci kısımda hak yoluna girenler; ikinci kısımda Halveti yolu âdabı anlatılmaktadır.
2- Tercüme-i Kasîde-i Bürde: Meşhur İslâm şâirlerinden İmâm-ı Busayrînin (rahmetullahi aleyh) Bânet Süâd diye başlayıp Peygamber efendimizi medh ü sena eden kasîdesinin tercümesidir. 57-59 beyttir.
3- Vahdetnâme: 4.250 beyt olup, Mesnevî tarzındadır. ÂşıkpaşanınGaribnâmesine benzemektedir.
4- Risale fî eşrât-is-sâat: Arabî olarak yazılan eser, kıyamet alâmetlerinden bahseder.
5- Işknâme: Nûruosmaniye Kütüphânesinde bulunan bu eser,Vahdetnâmesinden seçilmiş şiirlere yer verir. Vahdetnâmesindeki beytlerden bâzıları şöyledir:
Aşıka vü sâlihe vü zahide,
Bu risalem ola cümle sâlihe.
(Bu risalemin hepsi, hak âşığına, sâlihe ve zahide hayırlı olsun.)
Aslı çün vahdetden oldı muktebes,
Komuşam adını Vahdetnâme bes.
(Onun aslı birlikten alındığı için, adını Vahdetnâme koydum.)
Olmaya vahdetden ursam dem, aceb,
Buna bir sultân-ı dîn oldı sebeb.
(Her zaman birlikten söylesem acâib değildir, bir din büyüğü bunu yazmama sebeb oldu.)
Hizmetinde niceler buldı kemâl.
Niceler dökdi öninde perr ü bal.
(Bir çok kişi hizmetinde kemâle erip olgunlaştı. Bir çok kişi onun önünde koldan kanattan oldu.)
Kapusuna gelen ehl-i ihtiyâç,
Urınur başına şehler gibi taç.
(Onun kapısına gelen ihtiyaç sâhibleri, şahlar gibi başlarına taç giyerler.)
Rûm nolur ger Arabdur ger Acem,
Kamu ol mahdûma otmuşdur hadem.
(Sâdece Rum, Anadolu değil; Arab ve Acemin hepsi, O hizmet edilene hizmet ederler.)
Ol kapudan kimse olmaz bî-nasîb,
Bî-nasîb ola meğer münkir mürîb.
(O kapıdan kimse nasîbsiz kalmaz; ancak inkâr eden ve şüphe edenler nasîb alamaz.)
Vasfın u zâtın çü nur itdi temâm,
Didiler Akşemseddîn adını enâm
(Nûr gibi vasfını ve zâtını tamamlayınca, insanlar adını Akşemseddîn koydu.)
Ben anun âlî makamın bilmezem,
Acizem yirince medhin kılmazam.
(Ben onun yüksek makamını bilmekten âcizim, lâyıkı ile medhini yapamam.)
Çün mürebbî oldı ol pertev bana,
Bahş kıldı bir vücûd-i nev bana.
(O nûr beni yetiştirdi. Bana yepyeni bir hayât verdi.)
1) Türk Klasikleri; cild-2, sh. 172
2) II. Murâd Devri Mevlevî Şâirlerinden Muînüddin Mustafâ ve Mesnevî Şerhi (K. Yavuz)
3) Osmanlı Müellifleri; cild-1, sh. 114
4) Türk Şâirleri; cild-1, sh. 241
5) Abdürrahim Karahisârî-Vahdetnâme (İ. Erünsal Basılmamış Mezuniyet tezi; 1969-Türkiyât Kütüphânesi No: 877
