Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Bir_Katre

RAHMETLE ANIYORUZ DEĞERLİ KARDEŞİM
 
Üyelik Tarihi
4 Ağu 2006
Mesajlar
5,632
Aldığı Beğeniler
50
Konum
Ağrı
Takım
Galatasaray
İ'lem eyyühe'l-aziz!

Tavus kuşu gibi pek güzel bir kuş, yumurtadan çıkar, tekâmül eder, semâlarda tayerana başlar. Âfak-ı âlemde şöhret kazandıktan sonra, yerde kalan yumurtasının kabuğu içerisinde o kuşun güzelliğini, kemâlâtını, terakkiyatını arayıp bulmak isteyen adamın ahmak olduğunda şüphe yoktur. Binaenaleyh, tarihlerin naklettikleri Peygamberimizin (asm) bidâyet-i hayatına maddî, sathî, surî bir nazarla bakan bir adam, şahsiyet-i mâneviyesini idrak edemez.

Ve derece-i kıymetine vâsıl olamaz. Ancak bidâyet-i hayatına ve levâzım-ı beşeriyetine ve ahvâl-i zahiriyesine ince bir kışır, nazik bir kabuk nazarıyla bakılmalıdır ki, o kışır içerisinden, iki âlemin güneşi ve tûbâ gibi şecere-i Muhammediye (asm) çıkmıştır. Ve feyz-i İlâhiyle sulanmış ve fazl-ı Rabbâniyle tekâmül etmiştir. Binaenaleyh, Nebiy-yi Zîşanın (asm) mebde-i hayatına ait ahvâl-i suriyesinden zayıf birşey işitildiği zaman üstünde durmamalı; derhal başını kaldırıp etraf-ı âleme neşrettiği nurlara bakmalı.

Maahaza, mebde-i hayatına şek ve şüpheyle bakan adam, herhalde masdarla mazhar, menba ile mâkes, zatî ile tecellî aralarını fark edemiyor. Ve bu yüzden şüpheye düşer. Evet, Nebiy-yi Zîşan (asm) tecelliyât-ı İlâhiye mazhar ve mâkestir; masdar ve menbâ değildir. Çünkü, o zat yalnız âbiddir ve ibadetçe herkesten ileridir. Demek, bu kadar görünen terakkiyat, kemâlât onun zatî malı değildir. Ancak hariçten verilen, Rahmân-ı Rahîmin tecellîleridir. Evvelce beyan edildiği gibi, hiçbir şey, bir zerreye bile mânâ-yı ismiyle masdar olamaz. Amma bir zerre, mânâ-yı harfiyle semânın yıldızlarına mazhar olur. Yalnız gafletle o zerrenin masdar olduğu zannıyla bakıldığından, san'at-ı İlâhiyeyi tâğûtî bir tabiata mal ederler.

Mesnevî-i Nuriye, s. 74




Lügatçe:

tekâmül: Olgunlaşma.

tayeran: Uçma.

âfak-ı âlem: Âlemin ufukları.

terakkiyat: İlerlemeler, gelişmeler.

bidâyet-i hayat: Hayatın başlangıcı.

surî: Görünüşte olan, şeklî.

şahsiyet-i mâneviye: Manevî şahsiyet, manevî kişilik.

levâzım-ı beşeriyet: İnsanın ihtiyaçları.

ahvâl-i zahiriye: Görünürdeki haller.

kışır: Kabuk, dış taraf.

tûbâ: Ebedî saadet, Cennetteki bir ağacın adı.

şecere-i Muhammediye: Hz. Muhammed'e ait, onunla ilgili yaratılış ağacı.

mebde-i hayat: Hayatın başlangıcı.

ahvâl-i suriye: Görünürdeki haller.

maahaza: Bununla birlikte.

şek: Şüphe, zan, tereddüt.

mâkes: Akseden yer, yansıma yeri.

tecellî: Görünme, belirme.

mânâ-yı ismî: Birşeyin kendi başına taşığıdı anlam.

mânâ-yı harfi: Birşeyin kendisini değil de sanatkârını, ustasını, sahibini bilip tanıtan mânâ.

tâğûtî: Azgın, sapık.
 
Üst Alt