Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Hekimoglu

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Ağu 2005
Mesajlar
1,861
Aldığı Beğeniler
191
Konum
Amerika
Seyyid Abdülkadir GEYLANİ

KALPLERİN GIDASI VE YOLCULUĞUN AZIĞI

Her mümine her hal-u karda üç şey lazımdır: Tutacağı emirler, kaçınacağı yasaklar ve razı olacağı kaderidir. Hemen hemen hiçbir mümin bu üç halin dışında kalamaz. Bunlar, onun kalbinden çıkmamalı, içinde hep bunlar fısıldamalı. Aza ve cevarihleri (organları) ile bunları yerine getirmelidir.

ÖZENECEK ŞEYLER AMELLE ELDE EDİLİR

Şeyh Abdülkadir-i Geylani (r.a.) Hazretleri buyurdu ki: Allahın yoluna tabi olun, bidat işlemeyin. Allaha tabi olun, emrinin dışına çıkmayın. Allahı bir bilin, Ona şirk koşmayın. Hakkı sübhan (kusursuz) bilin, Onu itham etmeyin. Ondan isteyin, usanmayın. Rahmetini bekleyin, umun, şüphe etmeyin. Sabredin, telaş etmeyin. Ayağınızı sağlam basın kaçmayın. Kardeş olun, düşman olmayın. Allaha itaatte birleşin, ayrılmayın. Birbirinize muhabbet besleyin, nefret etmeyin. Günahlardan arının, kirlenmeyin, bulaşmayın. Rabbinize itaatle süslenin. Mevlanızın kapısından ayrılmayın. Hep Ona yönelin, Ona arkanızı dönmeyin. Tövbe edin, geciktirmeyin. Gece gündüz Rabbinize özür dileyin, usanmayın.

O zaman umulur ki Allahın merhametine nail olur, mutlu olursunuz. Cehennemden uzaklaştırılır, cennete girdirilirsiniz. Allaha vasıl olur, selamet yurdu olan cennete girer, nimet ve hurileriyle zevk sürersiniz. Orada ebedi kalırsınız. Nimetlere gark olursunuz. Hurilerle, türlü türlü nimetlerle, ilahi nağmelerle haz alırsınız. Enbiyaların, sıddıkların, şehitlerin ve salihlerin derecelerine yükselirsiniz.

İBTİLA (MUSİBETLER) İLE RUHLAR AYRILIR, BASİRET GÖZLERİ AÇILIR

Şeyh Abdülkadir-i Geylani (r.a.) Hazretleri buyurdu ki: Bir mümin bir beleya mübtela olursa, onu kendisi haletmek için içinden düşünür. Eğer ondan kurtulamazsa, sultan gibi, mevki sahipleri gibi, doktorlar gibi başkalarından yardım arar. Bundan da çare bulamazsa, o zaman döner Allah Tealaya tazarru ve niyaz eder, ağlar sızlar. Kendisi hallettiği sürece başka insanlara gitmez. İnsanlardan yardım görmediği sürece Allah Tealaya baş vurur. Allahtan yardım görmediği zaman kendini Allahın önüne atar; devamlı ister, tazarru ve dua eder, ağlar, fakirliğini dile getirir. Ondan korkar, Ona umut bağlar. Allah duasını kabul etmez de cevap vermezse, bütün imkanları tükenir. İşte o zaman kader devreye girer, yapacağını yapar. Kulun, bütün sebep ve ve imkanları yok olur, sırf ruh halini alır (ruh kesilir). Artık Allahın fiilinden başka bir şey görmez. Yakini artar, ister istemez mümin-i muvahhid olur. Hakikatte Allahtan başka bir şey yapan olmadığına kesin kanaat getirir. Yapanın, çatanın Allah olduğunu, hayr ve şerrin Ondan geldiğini görür. Zarar ve ziyan Ondan olduğunu bilir. Artık vermek, vermemek, rızk kapılarını açmak, açmamak, ölüm ve hayat, izzet ve zıllet, zenginlik ve fakirliğin Allahın elinde olduğuna inanır. O zaman sütannenin kucağındaki bir çocuk, ölü yıkayıcısının elinde ölü ve polo oyuncusunun elindeki top gibi olur. Evirenin çevirenin, var ve yok edenin Allah olduğunu; Ondan başka ne kendisinde ne başkasında güç olmadığını görür. Kendisinden geçer, kendisini Mevlasına teslim eder. Mevlasından başkasını ve fiilini görmez. Ondan başkasından istemez, başkasını düşünüp anlamaz.

Eğer görürse Allahın işini görür, işitir ve bilirse, Allahın kelamını işitir ve ilmini bilir. Allahın nimetiyle haz duyar ve Ona yaklaştığı için mutlu olur. Onun yaklaştırması ile zinetlenir ve şeref duyar. Onun vadi ile rahatlar ve sükunete erer. Onunla huzur bulur. Onun sözüne alışır, diğerlerinkinden kaçar ve ürker. Onun zikrine sığınır, Ona (celle celalüh) güvenir, Ona tevekkül eder. Onun marifet nuru ile yolunu bulur, kalbi hikmetle aydınlanır. Onun gizli ilimlerine muttali olur, kudret sırlarından haberdar olur. Duyduğunu Ondan duyar ve kavrar. Sonra da bunlara hamd-ü sena eder, şükür ve dua eder.

ŞEHVETİNİ SÖNDÜR; YOKSA YANARSIN

Şeyh Abdülkadir-i Geylani (r.a.) Hazretleri buyurdu ki: Fakir olduğun halde içine evlilik isteği düşer de masrafını karşılayamadığın için sabredersen, Allahtan içinden bu duyguyu atmasını beklersen sana yardım eder, seni masraf külfetinden kurtarır, yahutta sana seni dünyada bu ağır yükün altından kurtaracak ve ahirette de sormayacağı imkanlar verir.

Bunlara sabrettiğin ve taksimine razı olduğun için allah sana şükredici sıfatını verir. Korunmanı ve gücünü artırır. Eğer bu senin kısmetin ise onu sana bolluk ve rahatlıkla gönderir, sabır da şükre dönüşür. Çünki Cenab-ı Allah şükredenlere bol vereceğini vadetmiş ve: Eğer şükrederseniz nimetimi artırırım. demiştir. (İbrahim Suresi 14/7) Eğer o şey kısmetin değilse, nefsin istese de istemese de onu gönlünden söker atar.

Öyle ise sabra sarıl, hevana muhalefet et. Emrine itaat et, kazaya razı ol. Böylelikle Allahın lütfunu ve sevgisini ümid et. Allah Teala: Sabradenlere mükafatları hesapsız verilir. buyurmuştur. (Zümer Suresi, 39/10)

NİMETLE MEŞGUL OLUP SAHİBİNİ UNUTMA

Şeyh Abdülkadir-i Geylani (r.a.) Hazretleri buyurdu ki: Allah sana mal verir de onunla meşgul olarak Ona itaati unutursan, onu dünya ve ahirette kendisine perde yapar, çoğu zaman da onu elinden çeker alır, seni tökezletir, fakir kılar. Nimetle meşgul olup nimeti vereni unuttuğun için seni cezalandırır. Eğer mala takılmaz da Allah itaatle meşgul olursan onu sana bağışlar; bir habbesini dahi eksiltmez. Mal senin hizmetçin, sen de Mevlanın hizmetçisi olursun. Dünya nazlı, ahirette ikramlı ve hoş yaşarsın. Sıddıklar, şehidler ve salihlerle beraber meva cennetine dahil olursun.
 

Hekimoglu

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Ağu 2005
Mesajlar
1,861
Aldığı Beğeniler
191
Konum
Amerika
HAYIR ALLAHIN DİLEDİĞİ ŞEYDİR

Şeyh Abdülkadir-i Geylani (r.a.) Hazretleri buyurdu ki: Ne nimeti celbetmeyi ne de belayı defetmeyi düşün. Eğer nimet kısmetin ise, hoşlansan da hoşlanmasan da eline ulaşır. Bela da başına gelecek ise hoşlansan da defi için dua etsen de, yehut Allahın rızası için sabretsen de mutlaka başına gelir. Bunları bırak herşeyde Allaha teslim ol; o zaman senin adına kendi yapar.

Eğer nimete kavuşursan şükürle meşgul ol; eğer belaya düçar olursan sabret, yahut sabretmeye çalış. Allahın takdirine uymaya, ona razı olmaya gayret et. Nimet yahut mahrumiyetten hangisi olursa ona razı ol. Sana hangi hali layık görmüşse onu kabul et. Sen o hallerden intikal edecek, Allahın yolunda menziller katedeceksin. Allah sana kendisine itaat etmeni, Onun tarafını tutmanı emretmiştir. Çölleri ve yabanı Onunla geçip makamata varacaksın. Refik-i Alaya (en yüce dosta) vasıl olacaksın. O zaman önden giden ve ileri geçen sıddıklar, şehitler ve salihler makamına konacaksın. Bu makam ise Yüceler Yücesine yakın bir makamdır. Orada oraya senden önce varanlar, Ona yaklaşanların makamlarını müşahade edeceksin. Onun yanında büyük zerafeti, neşeyi, emniyeti, ikramı ve nimetleri bol bol göreceksin.

Bırak bela kapını çalsın, onu serbest bırak. Dua ederek yüzüne durma. Gelmesinden, yaklaşmasından endişelenme. Onun ateşi cehennem ateşinden daha sıcak değildir. Yaratıkların en hayırlısı, yerlerin taşıdığı ve göklerin gölgelendirdiği en hayırlı insan Muhammed Mustafa (s.a.v.) buyurmuştur ki: Cehennemin ateşi mümine, geç ya mümin, senin nurun benim ateşimi söndürüyor, diyecek. Müminin cehennem ateşini söndüren o nuru dünyadaki yüzünün nuru değil midir? O nur idi ki Allaha itaat edenle isyan eden ayrılır.

Bırak bu nur bela ateşini söndürsün; sabrın ve Mevlaya itaatin soğukluğu başına gelen va sana yaklaşan o belanın yalın ateşini dindirsin.

Bela sana seni helak etmek için gelmemiş, fakat seni denemek; imanının sağlamlığını test etmek, yakinin temelini sağlamlaştırmak, Allahtan korkarak içine müjde sevinci vermek için gelmiştir. Allah Teala şöyle buyurmuştur:

Andolsun ki içinizden cihad edenlerle sabredenleri belirleyince ve haberlerini açıklayıncaya kadar sizi deneyeceğiz. ( Muhammed Suresi 47/31)

Hak Telaya olan imanın sabitleşip de Onun yaptıklarına tereddütsüz muvafakat edince, ki bunların hepsi Allahın tevfiki, lutfu ve ihsanı iledir, Ona sonsuza dek sabret, Ona uy ve Ona teslim ol. Onun emrinin dışında, hiç bir hadiseden ne kendine, ne de başkasına bahsetme. Aziz ve celil olan Allahın emri gelince ona uy ve ona koş, yiğitleş, güçlen, hareket et; durma. Kadere ve Allahın işine bahane etme. Tam aksi emrini yerine getirmek için var gücünü harca. Eğer yapamazsan aziz ve celil olan Mevlaya sığın, Ona yalvar. Ondan özür dile. Onun emrini yerine getiremediğinin sebebini araştır. Taatiyle teşerrüf etmediğinin sebebi nedir? Belki de güzel dua edememen ve itaatinde su-i edep etmendir. Kendi güç ve kuvvetine güvenmen, ilmine mağrur olman, nefsini ve mahlukları araya sokmandır. O nedenle seni kapısından çevirmiş, seni itaat ve ibadetinden azletmiştir. O, neden muvaffakiyet imdadını senden kesmiş, güzel yüzünü senden çevirmiştir. Sana buğz etmiş ve sana darılmıştır. Bela, dünya, heva, istek ve temennilerinle seni oyalamıştır.

Bilmezmisin ki bunlar seni Mevladan alıkor, seni yaratanın ve terbiye edenin sana bunca nimet verip besleyenin gözünden düşürür.

Allahtan gayrileri seni Allahtan çevirmesin, Allahtan başka her şey Onun gayridir; gayrileri Ona tercih etme. Çünki seni kendisi için yaratmıştır. Nefsine yazık edip de başkalarıyla oyalanarak Onun emrinden geri durma. Yoksa seni yakıtı insanlar ve taşlar olan cehennem ateşine atar da pişman olursun. Pişmanlık da fayda vermez. Özür dilersin, özrün kabul edilmez. Medet dilersin; medet etmez. Rızasını talep edersin; talebin kabul olunmaz. Geçmişi telafi etmek ve durumunu düzeltmek için dünyaya dönmek istersin; dönemezsin.

Kendine merhamet et, acı. Mevlana itaat etmek için sana verilen akıl, iman, marifet ve ilim gibi bütün imkanları kullan. Ta ki bunların nuru ile aydınlanasın, kader karanlıklarını yarasın. Allahın emir ve yasaklarına sarıl. Allahın yolunda bunlarla yürü. Bunlardan başka ne varsa seni yaratan ve inşa eden Mevlana teslim et. Seni topraktan yaratıp besleyen, sonra yeniden yaratan, en sonunda da seni eliyüzü düzgün bir adam yapan Mevlana nankörlük etme. Onun emrinden başka bir şey isteme, Onun yasağından başka bir şeyden ikrah etme.

Dünya ve ahiretten bu kadar muratla yetin. Dünya ve ahirette bu mekruhları kerih gör. Ne kadar istenen şey varsa bu murattan dolayı istenmiş, ne kadar kerih görülen şey varsa o mekruhtan ötürü kerih görülmüştür.

Sen Onun emrinde olursan, kainat da senin emrinde olur. Onun mekruh gördüğü şeyleri sen de kerih görürsen, nerede olursan ol ve nerede konaklarsan konakla bütün kötülükler senden kaçar.

Allah Teala eski kitapların birinde şöyle demiştir: Ey Ademoğlu, ben Allahım, Benden başka ilah yoktur. Bir şeye ol derim, oluverir. Bana itaat et ki, sana da bir şeye ol dediğin zaman oldurma gücü vereyim. Aziz ve Celil olan Allah hadis-i kudside şöyle buyurmuştur: Ey dünya, kim bana hizmet ederse, sen de ona hizmet et. Kim de sana hizmet ederse onu yor! Bana hizmet edene hizmet et; sana hizmet edeni hizmetlerinde kullan.

Allahın emirlerinde kulağını aç ve hızlan, yasaklarda hep geri dur, kaderde ölü ve fani gibi ol.

Bu şurupları iç, bu ilaçlarla tedavi ol, bu gıdalarla beslen. Perhiz yap şifa bulursun. Günah hastalıklarından ve heva illetlerinden sağlığına kavuşursun; Allahın izniyle, inşaallah-u teala.
 

Hasbi

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
5 Eyl 2005
Mesajlar
317
Aldığı Beğeniler
1
Orjinal Yazarı Hekimoglu
HAYIR ALLAHIN DİLEDİĞİ ŞEYDİR


Allahın emirlerinde kulağını aç ve hızlan, yasaklarda hep geri dur, kaderde ölü ve fani gibi ol.

Bu şurupları iç, bu ilaçlarla tedavi ol, bu gıdalarla beslen. Perhiz yap şifa bulursun. Günah hastalıklarından ve heva illetlerinden sağlığına kavuşursun; Allahın izniyle, inşaallah-u teala.



Allah(c.c.) razı olsun abim..
 

Hekimoglu

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Ağu 2005
Mesajlar
1,861
Aldığı Beğeniler
191
Konum
Amerika
Orjinal Yazarı Hasbi
Orjinal Yazarı Hekimoglu
HAYIR ALLAHIN DİLEDİĞİ ŞEYDİR


Allahın emirlerinde kulağını aç ve hızlan, yasaklarda hep geri dur, kaderde ölü ve fani gibi ol.

Bu şurupları iç, bu ilaçlarla tedavi ol, bu gıdalarla beslen. Perhiz yap şifa bulursun. Günah hastalıklarından ve heva illetlerinden sağlığına kavuşursun; Allahın izniyle, inşaallah-u teala.



Allah(c.c.) razı olsun abim..

Ecmain insa'Allah...
Rabbim sizlerdende razi olsun... :)
 

AskSairi

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Ağu 2005
Mesajlar
924
Aldığı Beğeniler
14
Konum
Samsun
Takım
Fenerbahçe
Gönlümdeki garip sizi
Çıldırtacak bana akli
Alevler içinde kalbim
Yakıp kavuruyor cani

Sıçrıyor şiirlerime
Yazdırtıyor ateşimle
Tükenmek bilmez kalemim
Su dinmeyen hasretimle

Yeniden açılır yaram
Yarsiz yasamam haram
Gülleri uzak tutunuz
Su nefsime sahip çıkam


AskSairi 01/06/04
 

Başak

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
1,488
Aldığı Beğeniler
5
Hak Tela'ya olan imanın sabitleşip de Onun yaptıklarına tereddütsüz muvafakat edince, ki bunların hepsi Allah'ın tevfiki, lutfu ve ihsanı iledir, Ona sonsuza dek sabret, Ona uy ve Ona teslim ol. Onun emrinin dışında, hiç bir hadiseden ne kendine, ne de başkasına bahsetme. Aziz ve celil olan Allah'ın emri gelince ona uy ve ona koş, yiğitleş, güçlen, hareket et; durma. Kadere ve Allah'ın işine bahane etme. Tam aksi emrini yerine getirmek için var gücünü harca. Eğer yapamazsan aziz ve celil olan Mevla'ya sığın, Ona yalvar. Ondan özür dile. Onun emrini yerine getiremediğinin sebebini araştır. Taatiyle teşerrüf etmediğinin sebebi nedir? Belki de güzel dua edememen ve itaatinde su-i edep etmendir. Kendi güç ve kuvvetine güvenmen, ilmine mağrur olman, nefsini ve mahlukları araya sokmandır. O nedenle seni kapısından çevirmiş, seni itaat ve ibadetinden azletmiştir. O, neden muvaffakiyet imdadını senden kesmiş, güzel yüzünü senden çevirmiştir. Sana buğz etmiş ve sana darılmıştır. Bela, dünya, heva, istek ve temennilerinle seni oyalamıştır

Rabbim hatalarımızı af eylesin! Paylaşım için teşekkür ederiz...
 

Kendiniarayanadam

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
12 Ocak 2026
Mesajlar
249
Aldığı Beğeniler
430
Takım
Galatasaray
Şehveti terk etmenin yada azaltmanın faydası nedir?

Harama bakmak iyilik hücrelerini öldürür ve kötü düşünceleri artırır. Tayfadan bir cin şeytanı kişiye musallat olur. Şeytan ve şeytani cinlerin terk etmesi için günahlar bırakılmalıdır. En fazla hayal olarak harama bakılsada gerçekte harama bakılmaktan elden geldiğince uzak durulmalıdır. Müstehcen filim ve resimlerde tehlikelidir. Bu tür uygulamalara sık bakanın başına belirli sıkıntı ve dertler gelebilir. Özellikle haftada bir defedan daha sık harama bakmak tehlikeli boyutu ve zararı olan birşeydir. Şehveti gereksiz kullanmaktan sakınmalıdır.

Harama bakmak ve müstehcen filim ve resim gibi uygulamalara,15 ile 20 gün arası,ara verilerek bakılırsa, görülen tahribat azalır ve zamanla yok olmaya başlar. Bunun için,şehveti elden geldiğince az işlemek faydalı olur.

Mevlâna sözü:"Ali cenaplık yap, şehvetten uzak dur..Şehvetle düşen bir daha kalkamaz."

Mevlana sözü:"Şehveti terk edersen,nerden geldiğini ve nereye gideceğini apaçık görürsün."

Hadis:"Şehvetle bakanın gözüne eritilmiş ateş dökülüp şeytanla beraber cehenneme atılacaktır."

Hadis:"Harama bakanın gözüne eritilmiş ateş dökülüp şeytanla beraber cehenneme atılacaktır."

Hadis:"Kıyamet günü herkes ağlar, harama bakmayan ağlamaz."
 

Kendiniarayanadam

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
12 Ocak 2026
Mesajlar
249
Aldığı Beğeniler
430
Takım
Galatasaray
Şehveti terk etmek daha yararlıdır ama içinden bırakmak gelmiyor ise miniminize etmek bu durumu yararlı olur. Mesela; 15 gün ile 20 gün arası mühtehcenlikten yani özelliklere uzun süre harama bakmak gibi uygulamalardan uzak dur, buda yarar sağlar. Görülen tahribatı yani iyilik hücrelerinin zarar görmesi ve bu nedenle kötü düşünceleri önler.

Sağlıkla, esen kalın.
 
Üst Alt