TARÎKAT - ŞERİ'AT MÜNÂSEBETİ
SORU:
Tarikat nedir? Tarikat ile şeri'at arasında bir ayrılık
var mıdır? Şeri'atsız tarikat düşünülebilir mi?
var mıdır? Şeri'atsız tarikat düşünülebilir mi?
CEVAP :
Ehl i sünnet ve'1-cemâ'at akidesine göre, İslâm Fıkhının dört asıl kaynağı (Kitap, sünnet, icmâ'-ı ümmet, kıyâs-ı fukahâ)'na sımsıkı sarıldıktan, farz, vâcip ve sünnetleri eksiksiz ifâ ve icrâdan sonra, kötü ahlâk ve alışkanlıklardan kaçınıp, güzel ahlâklarla donanmaya, zikrullah, fikrullah, nâfile ibâdet ve tâ'at ile meşgûl olmaktan ibâret olan tarikat ile, tarikatın aslı durumunda bulunan şeri'at arasında bir ayrılık ve aykırılık yoktur. Şeri'atsız tarikat küfrün ve inkârın
ta kendisidir.
ta kendisidir.
Muhakkak tarikat, şeri'at-ı ğarra-yı Ahmediyyeye sımsıkı bağlanmak, sünnet-i seniyye-i Muhammediyye edebi ile edeplenmek, ehl-i sünnet ve'1-cemâ'at akidesine kuvvetlice sarılmak, kitap, sünnet, icmâ-yı ümmet ve kıyâs ı fukahâ dediğimiz İslâm fıkhının dört ana esasının dışına çıkmamak, çokça Allah'ı zikretmek, amellerin en faziletlisi «Nerede olursan ol, Allah seninle berâberdir.» ve «Nerede olursanız olun Allah sizinle berâberdir» âyetlerine uygun olarak dâimi
bir huzûr ve murâkabeye devam etmektir. Bu konuda ileri geri konuşmak isteyenlerin yersiz konuşmalarına imkân yoktur. Tarikata karşı çıkan kimsenin elinde itiraz edebilmesi için sağlam bir delil yoktur. Bu hususta Fetâvâ-yı Halîli'de şöyle bir açıklama yer almaktadır:
bir huzûr ve murâkabeye devam etmektir. Bu konuda ileri geri konuşmak isteyenlerin yersiz konuşmalarına imkân yoktur. Tarikata karşı çıkan kimsenin elinde itiraz edebilmesi için sağlam bir delil yoktur. Bu hususta Fetâvâ-yı Halîli'de şöyle bir açıklama yer almaktadır:
«Muhakkak dervişler yolu olan tarikat, şu beş temel esas üzerine kurulmuştur. Tâ'at, zikir, başkalarını kendine tercih etmek, tevhîd, kanâat, tevekkül, teslimiyet, düşünüp-taşınarak hareket ve davranışlarında şu'urlu olmak, şükür ve Hakk'ın azamet ve yüce kudretini oldukça çok düşünmek, bütün bunları içerisinde toplayan bir ifâde ile söylecek olursak, bir kelime
ile: «istikâmet ve dosdoğru olmak, kötü fiil ve niyyetleri gönlümüzden tahliye etmek ve en güzel ahlâkî hasletlerle donanmaktır.» Bu sıfatlar ve özelliklere sâhip olan kimse derviş (fakir) aksi ise ancak zındık olur. Zira, itâati olmayanın ibâdeti, ibâdeti olmayanın da dervişliği (fakrı) yoktur. Böyle biri değil mürid, olsa olsa zındık olabilir. Dervişliğin (fakr sahibi olmanın) başı Kur'ân-ı Kerim, rûhu ise hadistir. Ya'ni Kur'ân-ı Kerim ve sünnet-i seniyyeye istikâmet ölçüsü içerisinde kesin bir bağlılıktır. Dervişliğin bedeni,- Tarikat meşâyihinin işâretleri, namazı; şeri'at, guslü, tarikat; kıblesi ise hakikattir. Fakr ve dervişliğin esası; güzel ahlâk ve muhabbet, anahtarı; doğruluk ve istikâmet, meyvesi; ma'rifet, hazinesi; meskenet, özü ise nefsini bilmektir. Kulun Hakk'a karşı kulluk görevlerini bilmesi, icâbını eksiksiz icrâ etmesidir. Sana senin her şeyinden daha yakın olan ve seni içten vuran nefsini tanımazsan, senden daha uzaklarda olan yol kesicilerini nasıl tanıyabilirsin?