Vasıflı, Güçlü, Üstün Gençler Nasıl Yetiştirilir?
Ülkemizi, halkımızı, devletimizi yükseltecek, yapılması gereken hizmetleri hakkıyla yapacak VASIFLI, GÜÇLÜ, ÜSTÜN Türkiyeliler nasıl yetiştirilebilir? Bu konudaki fikir ve görüşlerimi arz etmek istiyorum. Her zamanki gibi gayet açık, gayet anlaşılır, gayet kesin bir dil ve üslûb ile...
(1) Temiz bir üniversite öğrencisine ayda (meselâ) 100 lira burs vermekle adam yetiştirmek arasında hiçbir bağ yoktur. Bir gence para vererek, burs bağlayarak onun yetişeceğini sanmak saflıktır, ahmaklıktır, gaflettir.
2) Bazı büyük belediyelerimiz, resmî veya özel kurumlar, vakıflar, cemaatler şu anda on binlerce gence burs veriyorlar. Bu burslar sadece maddî yardımdır, çocuklara geçim parası veya cep harçlığı sağlamaya yöneliktir.
Verilen bu bursların yekûnu yılda milyarlarca dolar olsa bile, bu şekildeki harcamalarla bir tek VASIFLI, GÜÇLÜ, ÜSTÜN genç yetiştirilemez.
(3) Vasıflı, güçlü, üstün Türkiyeliler ancak ve ancak paralel/alternatif bir eğitim ile yetiştirilebilir. Bu eğitimin üç vechesi, üç boyutu olacaktır:
(a) Bilgi ve kültür boyutu, (b) Aksiyon, ahlâk, fazilet, yüksek karakter ile ilgili boyut, (c) Estetik, sanat, güzellik ile ilgili boyut.
(4) Türkiye"nin bütün çocukları ve gençleri VASIFLI, GÜÇLÜ, ÜSTÜN olarak yetişmek istidadına sahip değildir. Böyle gençler 1000"de bir, hattâ 10 binde bir yetişebilir. Bunlar aranmalı, bulunmalı ve yetiştirilmelidir.
(5) Bu adaylar nasıl aranılacak ve bulunacaktır? Bunun da ilmî ve ilim ötesi metodları vardır. Böyle gençler, Tibetlilerin Dalay Lama olacak çocuğu aramaları ve bulmaları gibi aranılıp bulunacaktır. Bu iş nasıl yapılacaktır? Konu çok geniş ve derindir, açıklanmasına bu sütunların tahammülü yoktur.
(6) Bilgi, aksiyon ve estetik yönleriyle küçük kişiler, büyük kişi yetiştiremez. Böyle çocukları ve gençleri yetiştirmek için EHLİYETLİ, LİYAKATLİ, VASIFLI GERÇEKTEN BÜYÜK mürebbiler, mürşidler, muallimler (öğretmenler), üstadlar, kılavuzlar bulunması gerekir. Böyle kişiler Türkiye"de var mıdır? Varsa kaç kişidirler ve kimlerdir? Bu da ayrı mesele...
(7) Vasıflı, güçlü, üstün bir tek genci yetiştirmek için liseden üniversiteye, ondan sonra yüksek lisans ve doktora tahsiline kadar en az bir milyon doların yerli yerinde harcanması gerekecektir. Dikkat buyurulsun, en az...
(8*) Bu bir milyon dolardan çocuğa veya gence geçim ve cep harçlığı olarak bir lira bile verilmeyecek, paranın tamamı onun yetişmesi için en uygun, en verimli şekilde harcanacaktır.
(9) Türkiye"yi yüceltecek, gerçekten büyük hizmetler edecek bu gibi gençlerin yetişmemesi için dış düşmanlarımız ve onların içerideki yardakçıları seferber olacaklardır. Bu hususta gereken tedbirlerin alınması gerekir.
(10) Türkiye"CAHİLLİKLE TERBİYE EDİLMEKTEDİR". Bu konuyu hatırınızdan bir an bile çıkartmayınız.
(11) Yetiştirilecek gençlerin en az 25 konuda çok güçlü olmaları, seviyelerinin çok yüksek olması gerekir. Bunların bazısı aşağıda sayılmıştır:
(12) Yazılı ve edebî zengin kültür Türkçesini ÇOK İYİ derecede bilecek. Uzmanlığı iktisatçı, işletmeci, medyacı, siyasetçi de olsa eski Osmanlıca divanları orijinal baskılarından veya yazmalarından kolayca okuyacak, mânalarını kolayca anlayacak, bu kıraatten zevk ve haz alacak, bu metinleri şehr edecek derecede Türkçe bilecek. Türkçeyi bu şekilde bilmeyen kişiler VASIFLI, GÜÇLÜ, ÜSTÜN TÜRKİYELİLER olamaz.
(13) Bu gençler Türkiye kimliğinin esas maddesini teşkil eden İslâm dinini, İslâm kültürünü çok iyi derecede bileceklerdir.
(14) Bu gençler kesin bir şekilde EHL-İ SÜNNET VE CEMAAT dairesi içinde ve çizgisi üzerinde bulunacaklar; en ufak şekilde bile reformculuk, dinde yenilik, dinde değişiklik, Selefîlik, Necdîlik, Afganîlik hastalıklarına ve mikroplarına bulaşmayacaklardır.
(15) Bu gençler, zâhir bakımından ŞERİATA SIMSIKI BAĞLI bir tasavvuf ve tarikat terbiyesi ve eğitimi alacaklar, manevî bakımdan devamlı şekilde kontrol altında tutulacaklardır. Bu gibi vasıflı, güçlü, üstün gençlerin tasavvuf ve tarikat tarafı olmazsa kolayca gurura kapılır, sapıtır ve canavarlaşırlar.
(16) Bu gençlere, özel hocalar tutularak Türkiye"nin bilhassa yakın çağın GERÇEK TARİHİ okutulacak ve öğretilecektir. Gerçek tarihi bilmeyen kişi kaliteli bir Türkiyeli olamaz.
(17) Bu gençlere MANTIK DERSLERİ verilecektir. Doğru dürüst mantık bilmeyen kişi ne okumuş olur, ne aydın olur, ne yüksek tahsilli olur.
(18*) Bu gibi gençleri, ailelerinin, toplumun, medyanın, eğitimin bulaştırmış olduğu para, madde, zenginlik, lüks, aşırı tüketim, gösteriş, refah sevgisinden ve bağımlılığından kurtarmak için özel rehabilitasyon ve arındırma tedavisi tatbik edilecektir. Onlara paranın değer olmadığı, amaç olmadığı, sadece kirli ve tehlikeli bir araç ve vasıta olduğu iyice anlatılacaktır.
(19) Bu gibi gençlerin, ne kadar ahlâkî fazilet varsa, bunların hepsine sahip olmaları, ne kadar ahlâkî rezilet ve alçaklık varsa, bunların da hepsinden uzak kalmaları için yıllarca sürecek bir eğitim verilecektir.
(20) Bu gibi gençler çok kudretli hocalardan ve mürebbilerden HİKMET, FİRASET, FETANET dersleri alacaklardır.
(21) Bu gibi gençlerin "ÖLMEDEN ÖNCE ÖLÜNÜZ" makamına çıkmaları için ne yapılmak gerekiyorsa yapılacaktır. Bunlar nefislerini öldürecekler, nefis bakımından hiçleşmeye çalışacaklardır.
(22) Bu gibi gençlerin herbirinin birer gizli hazine haline gelmesi için çalışılacaktır.
(23) Onlara Selahaddin Eyyubî"nin, Şeyh Şâmil"in, Emîr Abdülkadir"in ahlâkı, karakteri aşılanacaktır. Bu aşıyı kabul etmeyenlere, bu konuda istidadı olmayanlara yatırım yapılmayacak, yetiştirilmelerinden derhal vazgeçilecektir.
(24) Bu gibi gençler şarlatanlıktan, soytarılıktan, popülizmden, arivizmden uzak kalacaklardır.
(25) Bu çocuklar fütüvvet (gönül yiğitliği) ahlâkı ile yetiştirilecektir. Onlara eski ahîlik ahlâkı aşılanacaktır.
(26) Bu gençler kendilerine en büyük örnek ve model olarak Peygamberi seçecekler; ellerinden geldiği, güçlerinin yettiği kadar O"nun ahlâkı ile ahlâklanmaya çalışacaklardır.
(27) Onlara Eyyub Peygamberin sabrı kazandırılacaktır.
(28*) Son derece ihlaslı olacaklar, bu dine, bu ülkeye, insanlığa yapacakları hizmetler için yaratıklardan kesinlikle ücret, hediye, mükafat kabul etmeyeceklerdir.
(29) Bu gençlerden birisi ileride mesela Nobel armağanını kazansa, bunu kabul etmeyecektir.
(30) Bu gibi gençler yetişip hayata atıldıkları zaman onların vicdanlarını, lisanlarını, kalemlerini, hizmetlerini BATIL GAYELER için hiçbir güç kiralayamayacak veya satın alamayacaktır. Kendilerine bir milyar dolar rüşvet veya ücret teklif edilse bile kabul etmeyeceklerdir.
(31) Bu gibi gençler, şöhretten kaçacaklar, kesinlikle riyasetlere tâlip olmayacaklar; halkın övgü ve alkışlarının onların gözünde hiçbir değeri olmayacaktır.
(32) Bu gibi gençler idealleri, emelleri, hedefleri, hizmetleri uğrunda her türlü çileye, cefaya, eziyete, işkenceye göğüs gerecek bir azme ve iradeye sahip olacaklardır.
(33) Bu gençler dünya kemiklerine, dünya rantlarına tâlip olmayacaklardır. Gönüllü olarak fakrı, zühdü, tevâzuu seçeceklerdir.
(34) Bu gençler VASIFLI, GÜÇLÜ, ÜSTÜN oldukları için kendilerini halktan yüksek görmeyecekler; bil"akis kendilerini derece itibarıyla insanların en gerisinde göreceklerdir. Bu gençler, benliklerinden, kibir ve gururdan kurtulmaları ve anlattığım mertebeye ve rütbeye çıkmaları için kâmil mürşidler tarafından eğitileceklerdir.
(35) Böyle gençler, yaptıkları hayırlı hizmetler dolayısıyla hakarete uğrayıp yüzlerine tükürüldüğü zaman "Ya Rabbi rahmet yağıyor..." diyecek kadar gönülsüz ve olgun olacaklardır.
(36) Bu gençlere, bir kardeşi tokat attığı zaman, yüzünün öbür tarafını çevirecektir.
(37) Soru: Böyle gençler yetiştirilebilir mi? Elbette yetiştirilebilir. Böyle bir şey mümkündür. Arşimed ne demiş? "Bana gereken uzunlukta bir manivela verin, bir de uygun bir istinat (dayanak) gösterin, dünyayı yerinden oynatırım..."
(38*) Böyle birkaç bin genç Türkiye"nin şu anda batmış olduğu bataklıktan ve düşmüş olduğu tuzaktan kurtulup çıkması için büyük hizmetler yapacaktır.
(39) Burs olarak ayda değil 100 lira, bin lira veya on bin lira verseniz bile böyle VASIFLI, GÜÇLÜ, ÜSTÜN Türkiyeliler yetiştiremezsiniz. "Biz, ayda 100"er lira vererek şu kadar genç yetiştiriyoruz. Bu gençlerin hepsi de elmastır, pırlantadır, yirmi dört ayar altındır, yakuttur, zümrüttür..." diyenlere sesleniyorum: Uyanın, uyanın, uyanın!..
Milli gazete-Mehmet Şevket EYGİ
Ülkemizi, halkımızı, devletimizi yükseltecek, yapılması gereken hizmetleri hakkıyla yapacak VASIFLI, GÜÇLÜ, ÜSTÜN Türkiyeliler nasıl yetiştirilebilir? Bu konudaki fikir ve görüşlerimi arz etmek istiyorum. Her zamanki gibi gayet açık, gayet anlaşılır, gayet kesin bir dil ve üslûb ile...
(1) Temiz bir üniversite öğrencisine ayda (meselâ) 100 lira burs vermekle adam yetiştirmek arasında hiçbir bağ yoktur. Bir gence para vererek, burs bağlayarak onun yetişeceğini sanmak saflıktır, ahmaklıktır, gaflettir.
2) Bazı büyük belediyelerimiz, resmî veya özel kurumlar, vakıflar, cemaatler şu anda on binlerce gence burs veriyorlar. Bu burslar sadece maddî yardımdır, çocuklara geçim parası veya cep harçlığı sağlamaya yöneliktir.
Verilen bu bursların yekûnu yılda milyarlarca dolar olsa bile, bu şekildeki harcamalarla bir tek VASIFLI, GÜÇLÜ, ÜSTÜN genç yetiştirilemez.
(3) Vasıflı, güçlü, üstün Türkiyeliler ancak ve ancak paralel/alternatif bir eğitim ile yetiştirilebilir. Bu eğitimin üç vechesi, üç boyutu olacaktır:
(a) Bilgi ve kültür boyutu, (b) Aksiyon, ahlâk, fazilet, yüksek karakter ile ilgili boyut, (c) Estetik, sanat, güzellik ile ilgili boyut.
(4) Türkiye"nin bütün çocukları ve gençleri VASIFLI, GÜÇLÜ, ÜSTÜN olarak yetişmek istidadına sahip değildir. Böyle gençler 1000"de bir, hattâ 10 binde bir yetişebilir. Bunlar aranmalı, bulunmalı ve yetiştirilmelidir.
(5) Bu adaylar nasıl aranılacak ve bulunacaktır? Bunun da ilmî ve ilim ötesi metodları vardır. Böyle gençler, Tibetlilerin Dalay Lama olacak çocuğu aramaları ve bulmaları gibi aranılıp bulunacaktır. Bu iş nasıl yapılacaktır? Konu çok geniş ve derindir, açıklanmasına bu sütunların tahammülü yoktur.
(6) Bilgi, aksiyon ve estetik yönleriyle küçük kişiler, büyük kişi yetiştiremez. Böyle çocukları ve gençleri yetiştirmek için EHLİYETLİ, LİYAKATLİ, VASIFLI GERÇEKTEN BÜYÜK mürebbiler, mürşidler, muallimler (öğretmenler), üstadlar, kılavuzlar bulunması gerekir. Böyle kişiler Türkiye"de var mıdır? Varsa kaç kişidirler ve kimlerdir? Bu da ayrı mesele...
(7) Vasıflı, güçlü, üstün bir tek genci yetiştirmek için liseden üniversiteye, ondan sonra yüksek lisans ve doktora tahsiline kadar en az bir milyon doların yerli yerinde harcanması gerekecektir. Dikkat buyurulsun, en az...
(8*) Bu bir milyon dolardan çocuğa veya gence geçim ve cep harçlığı olarak bir lira bile verilmeyecek, paranın tamamı onun yetişmesi için en uygun, en verimli şekilde harcanacaktır.
(9) Türkiye"yi yüceltecek, gerçekten büyük hizmetler edecek bu gibi gençlerin yetişmemesi için dış düşmanlarımız ve onların içerideki yardakçıları seferber olacaklardır. Bu hususta gereken tedbirlerin alınması gerekir.
(10) Türkiye"CAHİLLİKLE TERBİYE EDİLMEKTEDİR". Bu konuyu hatırınızdan bir an bile çıkartmayınız.
(11) Yetiştirilecek gençlerin en az 25 konuda çok güçlü olmaları, seviyelerinin çok yüksek olması gerekir. Bunların bazısı aşağıda sayılmıştır:
(12) Yazılı ve edebî zengin kültür Türkçesini ÇOK İYİ derecede bilecek. Uzmanlığı iktisatçı, işletmeci, medyacı, siyasetçi de olsa eski Osmanlıca divanları orijinal baskılarından veya yazmalarından kolayca okuyacak, mânalarını kolayca anlayacak, bu kıraatten zevk ve haz alacak, bu metinleri şehr edecek derecede Türkçe bilecek. Türkçeyi bu şekilde bilmeyen kişiler VASIFLI, GÜÇLÜ, ÜSTÜN TÜRKİYELİLER olamaz.
(13) Bu gençler Türkiye kimliğinin esas maddesini teşkil eden İslâm dinini, İslâm kültürünü çok iyi derecede bileceklerdir.
(14) Bu gençler kesin bir şekilde EHL-İ SÜNNET VE CEMAAT dairesi içinde ve çizgisi üzerinde bulunacaklar; en ufak şekilde bile reformculuk, dinde yenilik, dinde değişiklik, Selefîlik, Necdîlik, Afganîlik hastalıklarına ve mikroplarına bulaşmayacaklardır.
(15) Bu gençler, zâhir bakımından ŞERİATA SIMSIKI BAĞLI bir tasavvuf ve tarikat terbiyesi ve eğitimi alacaklar, manevî bakımdan devamlı şekilde kontrol altında tutulacaklardır. Bu gibi vasıflı, güçlü, üstün gençlerin tasavvuf ve tarikat tarafı olmazsa kolayca gurura kapılır, sapıtır ve canavarlaşırlar.
(16) Bu gençlere, özel hocalar tutularak Türkiye"nin bilhassa yakın çağın GERÇEK TARİHİ okutulacak ve öğretilecektir. Gerçek tarihi bilmeyen kişi kaliteli bir Türkiyeli olamaz.
(17) Bu gençlere MANTIK DERSLERİ verilecektir. Doğru dürüst mantık bilmeyen kişi ne okumuş olur, ne aydın olur, ne yüksek tahsilli olur.
(18*) Bu gibi gençleri, ailelerinin, toplumun, medyanın, eğitimin bulaştırmış olduğu para, madde, zenginlik, lüks, aşırı tüketim, gösteriş, refah sevgisinden ve bağımlılığından kurtarmak için özel rehabilitasyon ve arındırma tedavisi tatbik edilecektir. Onlara paranın değer olmadığı, amaç olmadığı, sadece kirli ve tehlikeli bir araç ve vasıta olduğu iyice anlatılacaktır.
(19) Bu gibi gençlerin, ne kadar ahlâkî fazilet varsa, bunların hepsine sahip olmaları, ne kadar ahlâkî rezilet ve alçaklık varsa, bunların da hepsinden uzak kalmaları için yıllarca sürecek bir eğitim verilecektir.
(20) Bu gibi gençler çok kudretli hocalardan ve mürebbilerden HİKMET, FİRASET, FETANET dersleri alacaklardır.
(21) Bu gibi gençlerin "ÖLMEDEN ÖNCE ÖLÜNÜZ" makamına çıkmaları için ne yapılmak gerekiyorsa yapılacaktır. Bunlar nefislerini öldürecekler, nefis bakımından hiçleşmeye çalışacaklardır.
(22) Bu gibi gençlerin herbirinin birer gizli hazine haline gelmesi için çalışılacaktır.
(23) Onlara Selahaddin Eyyubî"nin, Şeyh Şâmil"in, Emîr Abdülkadir"in ahlâkı, karakteri aşılanacaktır. Bu aşıyı kabul etmeyenlere, bu konuda istidadı olmayanlara yatırım yapılmayacak, yetiştirilmelerinden derhal vazgeçilecektir.
(24) Bu gibi gençler şarlatanlıktan, soytarılıktan, popülizmden, arivizmden uzak kalacaklardır.
(25) Bu çocuklar fütüvvet (gönül yiğitliği) ahlâkı ile yetiştirilecektir. Onlara eski ahîlik ahlâkı aşılanacaktır.
(26) Bu gençler kendilerine en büyük örnek ve model olarak Peygamberi seçecekler; ellerinden geldiği, güçlerinin yettiği kadar O"nun ahlâkı ile ahlâklanmaya çalışacaklardır.
(27) Onlara Eyyub Peygamberin sabrı kazandırılacaktır.
(28*) Son derece ihlaslı olacaklar, bu dine, bu ülkeye, insanlığa yapacakları hizmetler için yaratıklardan kesinlikle ücret, hediye, mükafat kabul etmeyeceklerdir.
(29) Bu gençlerden birisi ileride mesela Nobel armağanını kazansa, bunu kabul etmeyecektir.
(30) Bu gibi gençler yetişip hayata atıldıkları zaman onların vicdanlarını, lisanlarını, kalemlerini, hizmetlerini BATIL GAYELER için hiçbir güç kiralayamayacak veya satın alamayacaktır. Kendilerine bir milyar dolar rüşvet veya ücret teklif edilse bile kabul etmeyeceklerdir.
(31) Bu gibi gençler, şöhretten kaçacaklar, kesinlikle riyasetlere tâlip olmayacaklar; halkın övgü ve alkışlarının onların gözünde hiçbir değeri olmayacaktır.
(32) Bu gibi gençler idealleri, emelleri, hedefleri, hizmetleri uğrunda her türlü çileye, cefaya, eziyete, işkenceye göğüs gerecek bir azme ve iradeye sahip olacaklardır.
(33) Bu gençler dünya kemiklerine, dünya rantlarına tâlip olmayacaklardır. Gönüllü olarak fakrı, zühdü, tevâzuu seçeceklerdir.
(34) Bu gençler VASIFLI, GÜÇLÜ, ÜSTÜN oldukları için kendilerini halktan yüksek görmeyecekler; bil"akis kendilerini derece itibarıyla insanların en gerisinde göreceklerdir. Bu gençler, benliklerinden, kibir ve gururdan kurtulmaları ve anlattığım mertebeye ve rütbeye çıkmaları için kâmil mürşidler tarafından eğitileceklerdir.
(35) Böyle gençler, yaptıkları hayırlı hizmetler dolayısıyla hakarete uğrayıp yüzlerine tükürüldüğü zaman "Ya Rabbi rahmet yağıyor..." diyecek kadar gönülsüz ve olgun olacaklardır.
(36) Bu gençlere, bir kardeşi tokat attığı zaman, yüzünün öbür tarafını çevirecektir.
(37) Soru: Böyle gençler yetiştirilebilir mi? Elbette yetiştirilebilir. Böyle bir şey mümkündür. Arşimed ne demiş? "Bana gereken uzunlukta bir manivela verin, bir de uygun bir istinat (dayanak) gösterin, dünyayı yerinden oynatırım..."
(38*) Böyle birkaç bin genç Türkiye"nin şu anda batmış olduğu bataklıktan ve düşmüş olduğu tuzaktan kurtulup çıkması için büyük hizmetler yapacaktır.
(39) Burs olarak ayda değil 100 lira, bin lira veya on bin lira verseniz bile böyle VASIFLI, GÜÇLÜ, ÜSTÜN Türkiyeliler yetiştiremezsiniz. "Biz, ayda 100"er lira vererek şu kadar genç yetiştiriyoruz. Bu gençlerin hepsi de elmastır, pırlantadır, yirmi dört ayar altındır, yakuttur, zümrüttür..." diyenlere sesleniyorum: Uyanın, uyanın, uyanın!..
Milli gazete-Mehmet Şevket EYGİ