Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

nakşi_bendi

Ya BAKİ Entel BAKİ!
 
Üyelik Tarihi
18 Eki 2007
Mesajlar
1,421
Aldığı Beğeniler
7
Konum
TOKAT
Nefsin Çeşitleri

1-) Nefs-i Emmâre

Kulu, Rabbinden uzaklaştırarak kötülükleri işlemeye tahrîk eden en süflî durumdaki isyankâr nefstir. “Emmâre” çok emredici demektir. Bu sıfatı hâiz olan nefsin yegâne maksadı, hevâ ve heveslerini ölçüsüzce tatminden ibarettir. Şehvetin esîri, şeytanın avânesi olmuş; keyfine, zevkine, günâha düşkün olan nefstir.

Nefsin düşkünlükleri ve aşırı istekleri demek olan şehvetlere karşı her hangi bir mücâdele göstermemek, onun arzularına tabî olarak şeytanın yoluna uyup gitmek de, nefs-i emmâre seviyesinde bulunan kimselerin ahvâli cümlesindendir.

2-) Nefs-i Levvâme

Nefs-i emmâresini pişmanlıkla hesaba çekip, onun çirkin hâl ve hareketlerinden kurtulmak için gayret gösterenler, nefs-i levvâmeye doğru mesafe alırlar.

Böyle kimseler, nefs-i emmâredeki gibi “nasıl olsa ALLAH affeder” düşüncesiyle avunma gafletinden nisbeten arındıkları için, kendilerini tesellî edemezler. Bu sebeple de nefslerini kınar, pişmanlıkla tevbe-istiğfâr ederler. İlmiyle âmil olamadığı için pişmanlık duyanlarla, ilim ve irfan meclislerinde gözyaşı döküp tevbe-istiğfâr ettikten sonra yine aynı kötülüklere dönenler de bu sınıfa dâhildirler.

Levm etmek, kınamak ve ayıplamak demektir. Nefs-i levvâme; yaptığı kötülüklerden, ALLAH’ın emir ve yasaklarına karşı gösterdiği ihmâl ve kusurlardan pişmanlık duyarak vicdanı muazzeb olan ve bu sebeple de kendisini şiddetle kınayan nefstir. Bu mertebede olan kişi, nefs-i emmâredeki fiillerin bâzılarından tevbe edip kurtulmuştur. Yâni gafletten bir nebze sıyrılmış ve günah arzusu azalmıştır. Ancak bu hisler yeterince olgunlaşmadığı için dayanamayıp tekrar günahlara düşmekten de kendini kurtaramaz.

3-) Nefs-i Mülheme

Nefs-i emmâreden pişmanlık duyarak levvâmeye yükselen mümin, bu merhalede de tevbe, istiğfar, günahlardan sakınmak, manevî irşada gönül vermek ve bâzı nefs mücâhedeleriyle mülheme mertebesine vâsıl olur.

Bu mertebede kul, ALLAH’ın lutfuyla hayır ve şerri hassas bir surette ayırd edebilme ve şehevî duygularının aşırılıklarına direnebilme dirayetine kavuşur. Kalbi ALLAH’tan gafil kılan her şeyden uzaklaşır. Artık halk nazarındakinden çok, Hakk katındaki mevkiinin endîşesiyle dolar, îmânın hakîkatleri kalbde inkişâf halindedir.

Nefsin bu mertebesinin “mülheme” tabiriyle ifâde olunması da Kur’ân-ı Kerîm’deki:

“Nefse ve onu yaratılış maksadına uygun olarak şekillendirip, ona fücur ve takvasını ilham edene andolsun!” (eş-Şems, 7_ 8 âyetlerinden gelmektedir.

Kötü ve çirkin huylar, çoğu kez fiiliyata geçmese de hâlâ mevcûddur. Zahirî sebep ve illetler âleminden hakikat iklîmine henüz geçilememiş ve bu sebeple de tereddüd, kuruntu, gönül darlıkları, vehim ve ihtiraslar tamamen atılıp, teslîmiyetin huzur ve saadetine kavuşulamamıştır. Gönüller, geçim ve ikbâl kaygıları gibi çeşitli tûl-i emellerle muzdariptir.

4-) Nefs-i Mutmainne

Cenâb-ı Hakk’ın emirlerine lâyıkıyla uyup, men ettiklerinden titizlikle sakınmak suretiyle manevî hastalıklardan kurtulmuş, hakîkî ve kuvvetli bir îmân ile de huzur, sükûn ve itmi’nâna kavuşmuş nefstir. Kalb, zikrullâh bereketiyle şüphe ve tereddüdlerden arınmış, her an şükür ve sena halindedir.

Bu mertebede kötü ve çirkin vasıflar, yerini güzel ahlâka terk etmiştir. Davranış olgunluğunda zirveyi teşkîl eden ve bütün beşeriyyete numune olan Hazret-i Peygamber -Sallâllâhu Aleyhi ve Sellem-’in yüksek ahlâkı, tarifsiz bir zevk ile güzelce yaşanmaktadır. Kulun kalbi, sabır, tevekkül, teslîmiyet ve rızâ ile taçlanmıştır. Mutmainne, ârif-i billâh olan, takva ve yakîn ehlinin nefsidir. Böyle kimselerin gönülleri dâima Hakk’ın zikriyle meşguldür. Ahkâm-ı şer’iyyenin bâtınına da vâkıf olmuşlardır

5-) Nefs-i Râdıye

Dâima Hakk’a yönelmek suretiyle ALLAH ile beraber olma şuuruna erişmiş, hikmetine ve hükmüne ram olarak Rabbinden razı ve hoşnud hâle gelmiş olan nefstir. Bu mertebeye yükselen kul, kendi irâdesinden vazgeçip Hakk’ın irâdesinde fânî olmuştur.

Kur’ân-ı Kerîm’deki: “Sen O’ndan, O da senden razı olarak Rabbine dön!” (el-Fecr, 28 âyetindeki “Sen O’ndan razı olarak” hükmünün bu makama işaret ettiği beyân olunmaktadır.

Bu rızâ hâli, Hak’tan gelen bütün çileli imtihanlara karşı sabır göstermek ve bu hususta O’nun irâdesini can u gönülden kabullenmektir

6-) Nefs-i Mutmainne

İmân esaslarına inanan, İslâm’ın emir ve yasaklarına uyan, bu konularda hiç bir şüphe ve tereddüdü olmayan, neticede ALLAH ile manevî bir bağ kuran ve bunun lezzetine ulaşan nefistir.

7-) Nefs-i Kâmile/Sâfiye

Nefs-i kâmile, tezkiye neticesinde arınmış, saf, berrak, ulvî ve olgun nefstir. Bütün marifet sırlarının tahsîl edildiği ve ancak Cenâb-ı Hak tarafından vehbî olarak lütfedilen bir makamdır; Hak vergisidir, sırf çalışmakla elde edilmez​
 

H ü z ü n

SuLar Durulursa..
 
Üyelik Tarihi
29 Eki 2005
Mesajlar
483
Aldığı Beğeniler
0
Konum
İstanbul..
Takım
Galatasaray
bunları biliyordum..Tekrar hatırlattığın için Allah razı olsun..
6-) Nefs-i Mutmainne

İmân esaslarına inanan, İslâm’ın emir ve yasaklarına uyan, bu konularda hiç bir şüphe ve tereddüdü olmayan, neticede ALLAH ile manevî bir bağ kuran ve bunun lezzetine ulaşan nefistir.
Allah bize bu nefsi nasip etsin..
 

Hafız_70

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
29 Eyl 2007
Mesajlar
8,243
Aldığı Beğeniler
6,432
Takım
Fenerbahçe
Paylaşımınız çok güzel ve önemli.Her kardeşimiz okur inşaAllah.

Allah razı olsun kardeşim.
 

HAFIZ nadre perdaz

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
18 May 2008
Mesajlar
392
Aldığı Beğeniler
2
Konum
İstanbul..
Takım
Fenerbahçe
Kur'anda dört sınıf geçiyor ama yazınız çok güzel açmış konuyu...allah razı olsun..
 

Bayram

LA İLAHE İLALLAH
 
Üyelik Tarihi
1 Eyl 2005
Mesajlar
7,283
Aldığı Beğeniler
51
Konum
Ankara
Takım
Galatasaray
Allah razı olsun bu güzel bilgiler için
 
Üst Alt