NAMAZDA REKAT ADEDİNDE TEREDDÜT ETMEK
*Abdullah ibni Mesud (r.a.)un rivayet ettigi bir hadis-i serifte Resulüllah (s.a.v.) Efendimiz söyle buyurmustur:
***Biriniz namazda kac rekat kıldıgı hususunda tereddüde düserse, kac rekat kıldıgını buluncaya kadar kalben düsünüp arastırsın. Sonra namazını kanaat getirdigi rekat üzerine tamamlasın. Ardından da sehiv secdesi yapsın.* (Taberani, Mucemüs-Sagir, 1/67)
*Namaz kılan pekcok kimse, zaman zaman kıldıgı rekat sayısında süpheye düser. Hadis-i serif, bu durumda takip edilecek yolu-usulü göstermektedir. Dilerseniz mevzuu fıkhi bakımdan biraz daha acalım. Söyle ki:
*Bir kimse namazda, *üc rekat mı, dört rekat mı kıldım* diye tereddüt ederek bir rükün eda edecek kadar düsünse veya Fatihadan sonra hangi sureyi okuyacagını bir rükün miktarı yani, allahümme salli ala Muhammedin ve ala ali Muhammed* diyecek kadar düsünse sehiv secdesi yapması vaciptir.
*Yine bir mümin namaz icinde bir rükün miktarı tefekküre dalsa; mesela, iftitah tekbiri aldım mı, almadım mı? diye o miktar düsünse, sonra da tekbir aldıgını hatırlasa veya almamıs oldugunu zannederek tekrar bir tekbir daha alsa, gene sehiv secdesi yapması lazımdır.
*Ancak bütün bu durumlarda, eger bu süphe kendisine ömründe ilk defa arız olmussa, o namazı yeniden kılar. Fakat birkac defa arız olmus ise, arastırır ve kanaatine göre hükmeder, ona göre hareket eder, namazı yeniden kılması icap etmez. Arastırma ve karar verme hususunda kalbin sehadeti kafidir.
*Mesela sabah namazını kılarken, *bir rekat mı kıldım iki rekat mı?* diye süphelenip de bir rekat kılmıs olduguna kalben hükmetse, ihtiyaten buna, bir rekat daha ilave eder. Bu husustaki tereddüdünden ve düsüncesinden dolayı da sehiv secdeleri yapar. Aksine iki rekat kılmıs olduguna hükmettigi takdirde oturur, tesehhütten ve selamdan sonra sehiv secdelerini yapar. Sayet hic birine karar veremezse, en az olanı tercih eder; cünkü az olanda kesinlik vardır. Bu durumda bir rekat daha kılar. Ancak bu takdirde, tereddüt ettigi rekatin sonunda oturup tahıyyatı okur; sonra kalkıp, o bir rekati kılar. Zira evvelce iki rekat kılmıs olması ihtimali vardır. Bu takdirde de gene namazın sonunda sehiv secdelerini yapar.
*Dört rekatli bir namazda, *birinci rekatte mi, ikinci rekatte mi oldugu* hususunda süpheye düsen kimse, sayet bir tarafı tercih edemezse, bir rekat kıldıgını kabul eder ve ihtiyaten her rekatte tahıyyata oturur. Böylece dört defa kade (oturus) yapılmıs ve vacip olan ilk kadeyi de, farz olan son kadeyi de terk etmemis olur. Cünkü birinci sayılan rekatin ikinci ve ücüncü sayılan rekatin dördüncü rekat olması ihtimali vardır. Tabii bu durumun sonunda da yine sehiv secdelerini yapması gerekir.
*Abdullah ibni Mesud (r.a.)un rivayet ettigi bir hadis-i serifte Resulüllah (s.a.v.) Efendimiz söyle buyurmustur:
***Biriniz namazda kac rekat kıldıgı hususunda tereddüde düserse, kac rekat kıldıgını buluncaya kadar kalben düsünüp arastırsın. Sonra namazını kanaat getirdigi rekat üzerine tamamlasın. Ardından da sehiv secdesi yapsın.* (Taberani, Mucemüs-Sagir, 1/67)
*Namaz kılan pekcok kimse, zaman zaman kıldıgı rekat sayısında süpheye düser. Hadis-i serif, bu durumda takip edilecek yolu-usulü göstermektedir. Dilerseniz mevzuu fıkhi bakımdan biraz daha acalım. Söyle ki:
*Bir kimse namazda, *üc rekat mı, dört rekat mı kıldım* diye tereddüt ederek bir rükün eda edecek kadar düsünse veya Fatihadan sonra hangi sureyi okuyacagını bir rükün miktarı yani, allahümme salli ala Muhammedin ve ala ali Muhammed* diyecek kadar düsünse sehiv secdesi yapması vaciptir.
*Yine bir mümin namaz icinde bir rükün miktarı tefekküre dalsa; mesela, iftitah tekbiri aldım mı, almadım mı? diye o miktar düsünse, sonra da tekbir aldıgını hatırlasa veya almamıs oldugunu zannederek tekrar bir tekbir daha alsa, gene sehiv secdesi yapması lazımdır.
*Ancak bütün bu durumlarda, eger bu süphe kendisine ömründe ilk defa arız olmussa, o namazı yeniden kılar. Fakat birkac defa arız olmus ise, arastırır ve kanaatine göre hükmeder, ona göre hareket eder, namazı yeniden kılması icap etmez. Arastırma ve karar verme hususunda kalbin sehadeti kafidir.
*Mesela sabah namazını kılarken, *bir rekat mı kıldım iki rekat mı?* diye süphelenip de bir rekat kılmıs olduguna kalben hükmetse, ihtiyaten buna, bir rekat daha ilave eder. Bu husustaki tereddüdünden ve düsüncesinden dolayı da sehiv secdeleri yapar. Aksine iki rekat kılmıs olduguna hükmettigi takdirde oturur, tesehhütten ve selamdan sonra sehiv secdelerini yapar. Sayet hic birine karar veremezse, en az olanı tercih eder; cünkü az olanda kesinlik vardır. Bu durumda bir rekat daha kılar. Ancak bu takdirde, tereddüt ettigi rekatin sonunda oturup tahıyyatı okur; sonra kalkıp, o bir rekati kılar. Zira evvelce iki rekat kılmıs olması ihtimali vardır. Bu takdirde de gene namazın sonunda sehiv secdelerini yapar.
*Dört rekatli bir namazda, *birinci rekatte mi, ikinci rekatte mi oldugu* hususunda süpheye düsen kimse, sayet bir tarafı tercih edemezse, bir rekat kıldıgını kabul eder ve ihtiyaten her rekatte tahıyyata oturur. Böylece dört defa kade (oturus) yapılmıs ve vacip olan ilk kadeyi de, farz olan son kadeyi de terk etmemis olur. Cünkü birinci sayılan rekatin ikinci ve ücüncü sayılan rekatin dördüncü rekat olması ihtimali vardır. Tabii bu durumun sonunda da yine sehiv secdelerini yapması gerekir.
Rabbim tereddütsüz namaz kilanlardan eylesin ins.