Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

ihda

Edep_Ya_Hu
 
Üyelik Tarihi
7 Kas 2007
Mesajlar
378
Aldığı Beğeniler
2
Takım
Galatasaray
Sebepler zincirinde bir şeylere tutunarak tüketiyoruz ömrümüzü. Her canlının ve farklı birer dünya olan insanoğlunun tutunmaya çalıştığı noktalar var şüphesiz. Kalben bağlandığımız, zaman zaman maddiyatın ötesine de uzandığımız, kimi zaman ise mânâsına tam olarak eremediğimiz birçok şey... Hep bir uyum ararız, yahut kendimizi uyduracak bir sebep… Bazen cismen, bazen de ruhen teyakkuzda kaldığımız, belki de gün içinde en çok konuştuğumuz şeydir, uyum adını verdiğimiz bağlanma şekli.
Peki, neye uyum? Kime uyma? Yahut nedendir insanın uyumlu olma isteği? Önce cisimdeki tezahürüne bir bakalım: “Kişi kıyafetiyle karşılanır, liyakatiyle uğurlanırmış.” Bu ifadenin tesir alanına göre uyum, belki de giyim ve kuşamda aradığımız kıstas... Ağaların, paşaların hassasiyeti gibi olmasa da, özen ister elbet giyim kuşam. Ve uyumlu olmalıdır birbiriyle, kuşanılan her bir parça. Üstteki gömlek, alttaki eteğin rengini karşılamalı, ayakkabılar hiç değilse, kola takılan çantayla benzeşmeli. Etek, gömlek işi de değil sadece. Kulaktaki küpe, kol düğmesiyle uyumlu olmalı… Parmakta yüzük varsa, iki tektaş yan yana gelmemeli. Aman ha, yüzüklü eli taşıyan kol da, mutlaka uyumlu bir bilezikle ziynetlendirilmeli… Mantoda da uyum dışına çıkılmasın! Mantoyla gören de uyumlu desin, mantoyu çıkarınca da uyum aksın ılgıt ılgıt… Değil mi ki insan kıyafetiyle karşılanır? Peki, liyakati de var mı bunun? “Uyumlu giyinmek sünnettir…” liyakatse, ölçüyü kaçırmamak da, herhalde yanıbaşında olması gereken diğer bir sünnettir. Dolaplardan taşan kıyafetin haddi hesabı yoksa, israf kapımıza dayanmış da bizler onu tanıyamıyorsak, ne olur acaba uyumlu hâlimizin adı? Bir yazma bağlamışım başıma, anamın gül yüzü gibi. İçine de istediğimden, gönlümün uyumundan olur almış bir bone. Kimseler bakmamış da kime uyduğuma, kimseler merak etmemiş de Fatıma’ya (r. anha) mı, Aişe’ye (r. anha) mi benzemeye çalıştığıma; ama herkes görmüş uyumsuz oluşunu bonemin renginin… Eyvahlara götürmez mi bu renk körlüğü?
Giydiğimiz kıyafetlerin en küçük noktalarında bile uyum ararken, uyum anlayışımıza uymayanı tahkir edip gıybete batarken, nicedir diye sorduk mu hiç mânevî uyumumuz? Ayakkabıların etek, gömlekle uyumunu ayna karşısında saatlerce ölçerken, aklımıza geldi mi hiç az önce kıldığımız namazın miraca uyup uymadığı? Baktığımız yüzlerin, gördüğümüz gözlerin, oturup kalkmalarımızın mü’min sıfatına uyup uymadığını kaç kere düşündük acaba? Boş yere tüketilmiş vakitlerin, yarım kalan kitapların, duası edilmemiş namazların, tilâveti tamamlanmamış Kur’ân-ı Kerîmlerin Resulullah’ın (sas) çizdiği âsûde çizgiye hiç uymadığını söyleyebildik mi nefsimize? “Mânevîyata uyum bilmez nefsim, günahlara bu uyum nereye kadar?” diyebildik mi aynalara bağıra bağıra? “İyi hâl üzere yaratılmış benliğim, Rahmân’a ait olan ruhum, ötelere uyumumuz ne kadar?” diye akıttığımız ince yaşlar ömrümüzün neresinde? Bir hassas ruhlar vardı içimizde, bir de hissiz ruhlar… Öyle söylüyordu bağrı yanık münadi… Hassasiyetlerimizi o Sevgili’nin iklimine uyumlu kılıp, ruhumuzu onun yağmurlarında yıkayarak; “Sana uydum ey Allah’ın Habibi…” dediğimiz vakit ne zamandı? İşlediğimiz günahları hangi mazeret kılıfına uydurup da unuttuk? En son günahı hangi dünyalık uyum adına işledik? Yahut hangi şikemperver yanımızla yıktık ibadet neşvesindeki ruh dinamiklerimizi? Hangi yalancı uyumlar kandırdı Resulullah’a (sas) uyma yolunda ilerlerken? Hangi yalancı göze baktı gönül gözümüz? Helâl dairesi keyfe kâfi iken, hangi uykular girdi teheccütle aramıza? Hangi dünya meşgaleleri çaldı namaz insanı oluşumuzu? Hangi lezzetler unutturdu pazartesi-perşembe orucumuzu? Hangi zaaflarımız kaptı kaçtı, O’nun adını anlatmaya sevdalı vakitlerimizi? Nelere aldandık, kimlere uyduk?
Böyle işte asıl uyum mülâhazası, uyumlu olma sevdalısı olana… Kaşın, gözün; ipeğin, astarın; eteğin, gömleğin değil gönlün uyumuna bakmalı kalb aynasında. Ukbaya bakan yüzüyle dünyaya sırtı dönük gönül eri olabilmekte marifet… Marifet, kul olup, Allah ve Resulü’ne (sas) uyumu cennetlere, ebedlere ve rıza-ı ilâhiye kadar taşımakta… Velhasıl asıl uyumlu olmak, kulluğa uyum sağlamakta.
 

ihda

Edep_Ya_Hu
 
Üyelik Tarihi
7 Kas 2007
Mesajlar
378
Aldığı Beğeniler
2
Takım
Galatasaray
kardeşlerim ben bu yazıyı okudugumda hemen kıyafetime uygun olan bir aksesuarımı çıkarttım.
insan nefsinin uyumuna daha çok düşkün...
Rabbim muhafaza buyursun...
hayatımızı Kur'an-ı Kerime uyarlamaya çalışalım...
Kur'an ahlakıyla ahlaklanmış Efendimiz(s.a.v) in davranışları ile ne kadar uyumlu bizim davranışlarımız acaba...
ya da sahabelerle....
 

fzehra

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
25 Ağu 2005
Mesajlar
9,365
Aldığı Beğeniler
1,490
Konum
İstanbul
eline sağlık RABBİM amil olmamızı nasip eylesin..
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
Cenab-i Hak razi olsun herdaim kardesim paylasan yüregine saglik
Selam ve Dua ile......
 

Acizane

hizmet..hicret..sehadet..
 
Üyelik Tarihi
15 Eki 2007
Mesajlar
3,148
Aldığı Beğeniler
27
Konum
ankara
Takım
Diğer
Hassasiyetlerimizi o Sevgili’nin iklimine uyumlu kılıp, ruhumuzu onun yağmurlarında yıkayarak; “Sana uydum ey Allah’ın Habibi…” dediğimiz vakit ne zamandı? İşlediğimiz günahları hangi mazeret kılıfına uydurup da unuttuk? ruh Hangi zaaflarımız kaptı kaçtı, O’nun adını anlatmaya sevdalı vakitlerimizi? Nelere aldandık, kimlere uyduK

… Marifet, kul olup, Allah ve Resulü’ne (sas) uyumu cennetlere, ebedlere ve rıza-ı ilâhiye kadar taşımakta… Velhasıl asıl uyumlu olmak, kulluğa uyum sağlamakta.

Rabbim ebeden razı ve hosnut olsun ablam ibret alınacak bir yazı idi:alkis:
 

NEŞV-Ü NEMA

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
23 Eki 2008
Mesajlar
159
Aldığı Beğeniler
2
Konum
SAMSUN
Takım
Galatasaray
Gerçekten hakikatli bir yazı İHDA kardeşim...
Hanımların en büyük zaafı bu olsa gerek. Giyim, kuşam ve uyum. Bu hassasiyet ve çabalayış manevi değerlerimize, uhrevi vazifelerimize yönlenebilseydi ahirette köşeyi dönmüştük, cennete düşmüştük bile..
Cenab ı Mevla bizi binlerce hissiyatla donaymış, fakat bunları kendi hesabına, yani Allah namına kullanmamızı istiyor.. bundan razı oluyor... Fakat bizler ısrarla dünya ve nefis hesabına kullanmaya çabalıyoruz. farkında olmadan aklımızı, hayalimizi, nefsimizi, ruhumuzu, ve sair duygularımızı ne de çok yoruyoruz.. bir işe de yaramıyor.. zail oluyor .. fani oluyor..
paylaşımın için teşekkür ederim... rasulullaha:sav: ittiba duasıyla.. amin
 

NEŞV-Ü NEMA

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
23 Eki 2008
Mesajlar
159
Aldığı Beğeniler
2
Konum
SAMSUN
Takım
Galatasaray

Bir de beyler açısından bakarsak mevzuya.. vallahi yazık.. onlarca para harcanıyor bunca süse eşyaya.
HELAL PARAMIZI İSRAFLA BERABER HARAMA SARFEDİYORUZ hiç farkında olmadan..
"İKTİSAT FARZ, İSRAF HARAMDIR." R.Nur dan
" HAYIRDA İSRAF OLMADIĞI GİBİ, İSRAFTADA HİÇ BİR HAYIR YOKTUR." R.Nur dan
Selamet ve muhabbetle...
 
Üst Alt