Allah insanı,her türlü kabiliyetle techiz eylemiş.hiçbir cihazını eksik bırakmamıştır.
Gören gözleri,tutan elleri,yürüyen ayakları,düşünen beyni faaliyettedir. Bunlarla hayatını kazanır,rahat edebilir,mutlu olabilir...
Ancak bazen bunları yerli yerinde kullandiğı halde istediği sonuca ulaşamaz,nefsinin razı olmayacağı sıkıntıllarla,üzüntülerle,hastalıklar, ekonomik sıkındı,ailevi rahatsızlıklar hatta yokluklarla da karşılaşabilir.
İşte gerçek imtihanlar da bu devrelerde başlamış olur.Bakalım nefsini razı ediyor mu?
Rabbimin takdirine razıyım,bunda da bir hikmet vardır diyebiliyor mu?
Yoksa içinden itirazlar yükseliyor,ben böyle bir takdire razı değilim Rabbim neden böyle birsıkıntıya maruz bırakıyor ümitsizliğine kapılıyor mu?
Kul gerçek imtihanını bu sıralarda verir.Rabbinin rızasını böyle sıkıntılı günlerde kazanır yahut kaybeder.
İhya'daki şu misal de bu gerçeği pek açık şekilde ifade etmektedir.
Musa aleyhisselam münacatında der ki:
_Rabbim,sen kullarından ne zaman razı olursun?
_Kullarım ne zaman benden razı olursa!
Yani haklarındaki takdirlerime ne zaman rıza gösterirlerse işte ben de o zaman o kullarımdan razı olurum!..
Zaten kulun kendi hakkındaki İlahi takdire rıza göstermemesinin hiçbir faydası da olmaz.Çünkü rıza göstermemekle Allah'ın münasip gördüğü takdir değişmez.
Sadece kul takdir sahibinin rızasını kaybeder,hepsi o kadar.
Bundan dolayı Hazret-i Mihran şöyle demiştir:
_Allah'ın hakkındaki takdirlerine rıza göstermeyen adamın ahmaklığına şaşarım.Çünkü şikayetçi adam sabırsızlığıyla hiç bir takdiri değiştiremez.Sadece takdirin sahibinin gazabını celbedecek yeni bir sabırsızlığa daha düşmüş olur hepsi o kadar.
Bu konuda Hazret-i Ömer'den (ra)şu örnek söz nakledilir:
_İster bolluk olsun isterse darlık,Rabbimin takdiri ne ise ona gönülden razı olurum.
Bolluk verince memnun olup,darlık verince müşteki olan bir nankörlüğe düşmekten de yine Allah'a sığınırım.
Bir gün Süfyan-ı SevriYaptığı duasında şöyle demişti:
_Rabbim bizden razı ol yeter!
Sevri'nin bu duasını duyan Rabia Hanım tebessüm ederek:
_Rabbimiz bizden razı olur mu,biz ondan razı olmadıktan sonra?deyince,Sevri Rabbimiz bizden nasıl razı olur?diya sormuş ve şöyle cevap almıştı Rabia'dan:
_Kul Rabbinin kendisi hakkında iyi kötü her türlü tasarruf ve takdirine ne zaman gönülden razı olursa Rabbimiz de işte o zaman o kuldan razı olur!..
İslam büyüklerinde Fdayl bin İyad bu gerçeği şöyle ifade etmiştir:
_Kul,Allah'ın verdiği nimetlerden razı olduğu gibi,musibetlerden de razı olmalı ki,Allah'da o kuldan razı olsun,imtihanı kaybetmemişlerden sayılsın.
İmam Gazalinin naklettiğine göre,Maneviyat büyüklerinden biri rüyasında cennetteki komşusunu görür.
Dağdaki çoban..
Merak edip çobanı gömeye gider.Bulunduğu dağ başında üç gün yanında kalır,ancak çobanda farklı bir amel,dikkat çekici üstün bir hal göremez de sorar:
_Sende üç gündür incelediğim halde farklı bir amel göremedim.Acaba bilmediğim gizli bir halin mi var?der
Çoban şöyle cevap verir:
_Benim öyle farklı ve üstün amelim yoktur.Ancak şöyle küçük bir halim var diyerek şunu anlatır:
_Ben der bollukta nasılsam darlıkta da aynen öyle olurum Rabbime karşı. Nitekim hastalık verse sıhhati istemem,güneşte bıraksa gölgeyi temenni etmem.Neyi takdir ederse gönülden razı olurum,asla şikayetçi olmam!..
Maneviyat büyüğü dudaklarını ısırarak takdirlerini ifade eder:
_Sen der buna küçük amel mi diyorsun? Buna kazaya rıza derler.Vallahi böylesine kazaya rıza duygusuna ulaşanlardan da Rabbimiz razı olur.Şimdi anladım Rabbim seni neden cennetliklere komşu olmaya layık olduğunu!..
Ahmed Şahin
Gören gözleri,tutan elleri,yürüyen ayakları,düşünen beyni faaliyettedir. Bunlarla hayatını kazanır,rahat edebilir,mutlu olabilir...
Ancak bazen bunları yerli yerinde kullandiğı halde istediği sonuca ulaşamaz,nefsinin razı olmayacağı sıkıntıllarla,üzüntülerle,hastalıklar, ekonomik sıkındı,ailevi rahatsızlıklar hatta yokluklarla da karşılaşabilir.
İşte gerçek imtihanlar da bu devrelerde başlamış olur.Bakalım nefsini razı ediyor mu?
Rabbimin takdirine razıyım,bunda da bir hikmet vardır diyebiliyor mu?
Yoksa içinden itirazlar yükseliyor,ben böyle bir takdire razı değilim Rabbim neden böyle birsıkıntıya maruz bırakıyor ümitsizliğine kapılıyor mu?
Kul gerçek imtihanını bu sıralarda verir.Rabbinin rızasını böyle sıkıntılı günlerde kazanır yahut kaybeder.
İhya'daki şu misal de bu gerçeği pek açık şekilde ifade etmektedir.
Musa aleyhisselam münacatında der ki:
_Rabbim,sen kullarından ne zaman razı olursun?
_Kullarım ne zaman benden razı olursa!
Yani haklarındaki takdirlerime ne zaman rıza gösterirlerse işte ben de o zaman o kullarımdan razı olurum!..
Zaten kulun kendi hakkındaki İlahi takdire rıza göstermemesinin hiçbir faydası da olmaz.Çünkü rıza göstermemekle Allah'ın münasip gördüğü takdir değişmez.
Sadece kul takdir sahibinin rızasını kaybeder,hepsi o kadar.
Bundan dolayı Hazret-i Mihran şöyle demiştir:
_Allah'ın hakkındaki takdirlerine rıza göstermeyen adamın ahmaklığına şaşarım.Çünkü şikayetçi adam sabırsızlığıyla hiç bir takdiri değiştiremez.Sadece takdirin sahibinin gazabını celbedecek yeni bir sabırsızlığa daha düşmüş olur hepsi o kadar.
Bu konuda Hazret-i Ömer'den (ra)şu örnek söz nakledilir:
_İster bolluk olsun isterse darlık,Rabbimin takdiri ne ise ona gönülden razı olurum.
Bolluk verince memnun olup,darlık verince müşteki olan bir nankörlüğe düşmekten de yine Allah'a sığınırım.
Bir gün Süfyan-ı SevriYaptığı duasında şöyle demişti:
_Rabbim bizden razı ol yeter!
Sevri'nin bu duasını duyan Rabia Hanım tebessüm ederek:
_Rabbimiz bizden razı olur mu,biz ondan razı olmadıktan sonra?deyince,Sevri Rabbimiz bizden nasıl razı olur?diya sormuş ve şöyle cevap almıştı Rabia'dan:
_Kul Rabbinin kendisi hakkında iyi kötü her türlü tasarruf ve takdirine ne zaman gönülden razı olursa Rabbimiz de işte o zaman o kuldan razı olur!..
İslam büyüklerinde Fdayl bin İyad bu gerçeği şöyle ifade etmiştir:
_Kul,Allah'ın verdiği nimetlerden razı olduğu gibi,musibetlerden de razı olmalı ki,Allah'da o kuldan razı olsun,imtihanı kaybetmemişlerden sayılsın.
İmam Gazalinin naklettiğine göre,Maneviyat büyüklerinden biri rüyasında cennetteki komşusunu görür.
Dağdaki çoban..
Merak edip çobanı gömeye gider.Bulunduğu dağ başında üç gün yanında kalır,ancak çobanda farklı bir amel,dikkat çekici üstün bir hal göremez de sorar:
_Sende üç gündür incelediğim halde farklı bir amel göremedim.Acaba bilmediğim gizli bir halin mi var?der
Çoban şöyle cevap verir:
_Benim öyle farklı ve üstün amelim yoktur.Ancak şöyle küçük bir halim var diyerek şunu anlatır:
_Ben der bollukta nasılsam darlıkta da aynen öyle olurum Rabbime karşı. Nitekim hastalık verse sıhhati istemem,güneşte bıraksa gölgeyi temenni etmem.Neyi takdir ederse gönülden razı olurum,asla şikayetçi olmam!..
Maneviyat büyüğü dudaklarını ısırarak takdirlerini ifade eder:
_Sen der buna küçük amel mi diyorsun? Buna kazaya rıza derler.Vallahi böylesine kazaya rıza duygusuna ulaşanlardan da Rabbimiz razı olur.Şimdi anladım Rabbim seni neden cennetliklere komşu olmaya layık olduğunu!..
Ahmed Şahin