Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

azerin

uhuvvetnur
 
Üyelik Tarihi
13 May 2010
Mesajlar
724
Aldığı Beğeniler
12
Konum
ikamet-İstanbul... / memleket Azerba
Münâzara başka, münâkaşa başkadır. Müzâkere ve fikir teâtisi ise daha başkadır.

Hele ki ölçüsüz ve mizânsız münâkaşa hem söyleyene hem de dinleyene ve de

okuyana zarardır.

Münâkaşa; kısaca ölçüsüz ve mizansız tartışmaktır. Sert tartışma ve ağız kavgası

şimdilerde ise kalem (klavye) kavgasıdır. Bir konu hakkında, hep kendini haklı

göstermek için karşısında konuşan kimsenin kalbini kıracak şekilde sözü uzatmak

ve gönül incitmektir. Elhâsıl kötü bir huydur. Münâkaşada devrede hisler ve

nefisler vardır. Hak, hakîkat ve insaf münâkaşada devre dışıdır. Çünkü akıl, kalb

ve ruh münâkaşa meydanında his, nefis ve şeytana mağlup durumdadır. Neticede

kârlı çıkacak olan nefis ve şeytandır. Çünkü münâkaşa hak namına değil his ve

nefis namına neticelenir. Bu nedenle olsa gerek İmam-ı Şafi "münakaşa câiz

değildir," demiştir. Çünkü münâkaşada kişinin enesi de devreye girip netice menfî

olarak sonuçlanacaktır. Böylece münâkaşa bütün fayda kapılarını kapatmaktadır.

:gul:​

Münâzara ise karşılıklı konuşmadır. Bir konuda karşıt görüşleri savunanların

fikirlerini çarpıştırdıkları bir tartışma platformudur. Münâzaralar birer fikir ve söz

yarışmasıdır. Dahâ sağlıklı ve îtidâllidir. Taraflar karşılıklı olarak fikirlerini ortaya

koyar ve neticeye ulaşmak için fikirlerini karşılıklı tartıştırırlar. Bu tartışmada çok

ölçüsüz ve mizânsın hâl yoktur. Herhangi bir konu üzerinde zıt düşüncelerin

karşılıklı olarak savunulmasıdır. Münâzarada önemli olan savunmadır. Kendi tezini

tam ve hakkını vererek savunan çok kişiyi iknâ edebilir ve kendi fikrine taraftar

kazanabilir.

:gul:​

Bir de müzâkere vardır. Bir konuyla ilgili görüşme, danışma ve konuşmadır.

Müzâkere bir meselenin görüşmeye açılması ve tartışılmasıdır. Taraflar ilmî bilgi ve

belgeleri ile meseleyi görüşür, konuşur ve neticeye bağlamaya çalışırlar. Müzâkere

dahâ sağlıklı ve sıhhatli bir fikir paylaşımıdır.

Şimdi bu girizgâhtan sonra yazılan yazılar ve özellikle yorumlara gelmek

istiyorum. Toptancılık yapmak doğru değil, ancak çok hırpalayıcı ve zararlı

yorumlar ve yazılarla karşılaşıyoruz. Hele ki bunları yapanlar Nûra muhatap

olanlar ise çok daha önemli bir mesele ile karşı karşıyayız diye düşünüyoruz.

Çünkü Nûra muhatap olanların ellerinde İhlâs ve Uhuvvet Risâleleri gibi çok

mühim ve kıymetli eserler var. Bunlardan başka yüzlerce Lâhika mektubu ve

hizmet prensipleri mevcut. Buna rağmen hâlen hissî ve duygusal yazılar ve

yorumların izahı çok zor. Hiç damarımıza dokundu demeden bir defa dahâ Risâle-i

Nûrlarla yüzleşelim. Yazılarımız ve yorumlarımızı Risâle-i Nûr mihengine vuralım.

Altın çıkarsa da bakır çıkarsa da ne yapacağımız belli.

Aşağıya alacağım yerde bakınız nasıl bir ölçü veriliyor bizlere.”Risâle-i Nûr, imân

ve Kur'ân muhaliflerine karşı mücadelesinde cebir ve münâzaa yolunu değil, iknâ

ve ispat yolunu ihtiyâr etmiştir. ” (1). Madem Kur'ân muhaliflerine karşı cebir ve

münâzaa yolunu değil, iknâ ve ispat yolunu ihtiyâr edeceksek, ehl-i imân ve Nûr

kardeşlerimize karşı hangi yolu ihtiyâr etmeliyiz acaba?

Bir meselede haklı olmak kadar o meseleyi anlatma zemin ve şartlarımızın da

haklı olması gerekir. Hiç bir kimse haklı dâvâsını haksız metodlarla neticeye

ulaştıramamıştır. Eğer bir meselede kendimizi haklı addediyor ve hak aramaya

başlayacaksak o meseleyi neticeye götürecek olan vasıtalarımızın ve

metodumuzun da haklı olması gerekir. Meşrû zeminlerde meşrû dâvâmızı

savunmalı ve hakkımızı meşrû yerlerde ve zeminlerde aramalıyız. Yoksa haklı iken

haksız ve neticesiz bir sonuca ulaşırız.

:gul:​

Münâkaşa dostlukları öldürür ve kalbleri kırar. Zarar verir zarar eder. Hiçbir kimse

münâkaşa ile sonuç alamamıştır. Zahiren aldım sanmıştır ancak zımnî bir kin ve

adâvete sebep olmuştur. Bir gün mutlaka karşısına çok daha şiddetli olarak

çıkacaktır. Allah muhâfaza, belki de telafisi mümkün olmayan bir noktaya

gidebilecektir.

Bu mânâda Risâle-i Nûrlardan bir kısım yerler ekleyelim. Bedîüzzamân münâkaşa

ve müzâkere ile ilgili şöyle açıklamalar yapmaktadır.

“Eğirdir'de bir münâkaşa -i ilmiye işittim. O Münâkaşa, hususan şu zamanda

yanlıştır… Bu çeşit mesâili münâkaşa etmenin birinci şartı, insafla, hakkı bulmak

niyetiyle, inatsız bir surette, ehil olanların mabeyninde, sû-i telâkkiye sebep

olmadan müzâkeresi câiz olabilir. O müzâkere hak için olduğuna delil şudur ki:

Eğer hak, muârızın elinde zâhir olsa, müteessir olmasın, belki memnun olsun.

Çünkü bilmediği şeyi öğrendi. Eğer kendi elinde zâhir olsa, fazla birşey

öğrenmedi; belki gurura düşmek ihtimali var. …Avâm içinde müşkülât-ı hadisiyeyi

münâkaşa etmek, izhâr-ı fazl suretinde, avukat gibi kendi sözünü doğru

göstermek ve enâniyetini hakka ve insafa tercih etmek suretinde deliller aramak

câiz değildir. ” (2)

Böylece müzâkere-i ilmiyenin şartlarını Üstad Bedîüzzamân ne kadar güzel izah

etmiş. Münâkaşanın ise bu zamanda zararlarını da şöyle ifade etmiştir.“Hâlbuki bu

zaman kadar, hiç bir zaman, din âlimlerinin ittifakına ve münâkaşa etmemesine

muhtaç olmamış. Şimdilik teferruâttaki ihtilâfı bırakmaya ve medâr-ı münâkaşa

etmemeye mecburuz. ” (3)

Bizleri tenkit edenlere kaşı ise Üstad Bedîüzzamân şu ifadelerle yol göstermiş.”O

vâiz ve âlim zâta benim tarafımdan selâm söyleyiniz. Benim şahsıma olan

tenkidini, itirazını, başım üstüne kabul ediyorum. Sizler de, o zâtı ve onun gibileri

münâkaşa ve münâzaraya sevk etmeyiniz.

Hattâ tecavüz edilse de bedduâyla da mukabele etmeyiniz. Kim olursa olsun,

madem imânı var, o noktada kardeşimizdir. Bize düşmanlık da etse, mesleğimizce

mukabele edemeyiz. Çünkü, dahâ müthiş düşman ve yılanlar var.

Hem elimizde nûr var, topuz yok. Nûr kimseyi incitmez, ışığıyla okşar. Ve bilhassa

ehl-i ilim olsa, ilimden gelen enâniyeti de varsa, enâniyetlerini tahrik etmeyiniz.

Mümkün olduğu kadar, “Boş sözlerle, çirkin davranışlarla karşılaştıkları zaman,

izzet ve şereflerini muhâfaza ederek oradan geçip giderler. " (4) düsturunu rehber

edininiz. ” (5)

Ayrıca Üstad Bedîüzzamân gelen ifadelerle talebelerine ne kadar istikametli ve

muhâkemeli yol göstermiş.“Hem münâkaşa, münâzaa ve mesâil-i dînîyede

damarlara dokunacak tarafgirane mübâhese etmemek lâzımdır ki, Nûr aleyhinde

garazkârlar çıkmasın. ” (6)

“Meşrebimiz münâkaşa ve münâzara olmadığından ve kusurumuzu hakikî olarak

gösterenlerden memnun olduğumuzdan,… ” (7)

Şimdi hâl böyleyken Nûr’un şakirtleri çok dahâ müteyakkız olmalı. Yazdıklarına,

konuştuklarına ve yorumlarına âzamî dikkat etmeli. Münâkaşaya sebep olabilecek

ve dahâ ileri hak ve hukûka girebilecek söz ve fiillerden kaçınmalıdır. Meselelerini

ise müzâkere yaparken “insafla, hakkı bulmak niyetiyle, inatsız bir surette, ehil

olanların mabeyninde, sû-i telâkkiye sebep olmadan” devam ettirmeli ve zarar

vermeden neticelenmesine gayret göstermelidir.

Dipnotlar:
1-Tarihçe-i Hayat - Barla Hayatı,2006,s:246
2-Mektubat,2004,s:586
3-Şualar,2005s:633
4-Furkan Sûresi, 25:72.
5-Kastamonıu Lâhikası,2006,s:357
6-Emirdağ Lâhikası,2006,s:468
7-Emirdağ Lâhikası,2006,s:726

___________________

Alıntı
 

Acizane

hizmet..hicret..sehadet..
 
Üyelik Tarihi
15 Eki 2007
Mesajlar
3,148
Aldığı Beğeniler
27
Konum
ankara
Takım
Diğer
çok güzeldi rabbim münakaşa etmekten ve bu hallere sebep olmaktan cümlemizi korusun
 

dilsitan

Ya HaY
 
Üyelik Tarihi
24 Ağu 2009
Mesajlar
14,031
Aldığı Beğeniler
9,655
Takım
Galatasaray
amin
ALlah razi hosnut olsn bacisi..
 
Üst Alt