Aslında bu nur suresi 31.ayeti kerime durumu çok güzel açıklamıştır,görünen kısımlar hariç ziynet yerlerini açmasınlar cümlesi ile bundan sonraki cümlede çok güzel bir uyumluluk vardır ve yukarıda bahsettiğim araf suresi 26.ayetin tefsiri yani açıklaması mahiyetindedir.görünen kısımlara gelince görünen kısımlar,el,ayaklar ve başta bu kapsama girer.ziynet kelimesi ile kastedilen şeyin ne olduğu ise islam alimleri arasında tartışmalı bir konudur.O zamanki Arap toplumunda ve şimdiki toplumumuzda ziynet yani süs takıları genellikle göğüslere takıldığına göre ziynet yerlerini açmasınlardan kastedilen büyük ihtimalle göğüslerdirki ondan sonraki gelen cümle ile çok güzel uyumluluk sağlanmış ve göğüs örtülerini yakalarından itibaren kapatsınlar denmiştir.Bu kadar açıklığa rağmen maalesef bu cümledeki cüyub kelimesi başörtüsü şeklinde tercüme edilmiş ve mesele tamamen çarpıtılmıştır.oysaki İslam Alimlerinden Mustafa Sağ'ında belirttiği gibi cüyub kelimesi yaka veya göğüs anlamına gelir.Çünkü, aynı kelime 'cuyub' bir başka ayette (28:32) Hz. Musa'nın 'göğsüne/koynuna elini soktuğu' şeklinde geçer. Yani, 'cuyub' kelimesi, 'hımar' örtmek kelimesi ile kullanıldığı zaman 'bihumûrihinne ala cuyubihinne' başını örtmek değil, 'göğsünün üzerini örtmek' anlamına gelmektedir. Geleneksel tüm yorumcular, Kur'an ayetini bilimsel bakışla değil de, birbirlerini taklit edip, 'Başörtülerini yakalarının üzerine kadar örtsünler' diyerek 'Felyedribne' fiilini de 'örtsünler' diye tercüme etmişlerdir. Bu geleneksel yorumcular 'DaRaBe' kökünden gelen bu kelimeyi burada, 'Başörtülerini örtsünler' derken, bir başka yerde aynı 'DaRaBe' kelimesini 'Kadınları DÖVÜN' (Bak. 4:34) diye çevirmişlerdir. Özetle, Kuran'ın orijinal ayeti tüm açıklığı ile ortadayken, elverişli bir siyasal kullanım malzemesi olarak, sürekli gündemde tutulan başörtüsü, Kuran'ın değil, geleneklerin, kişisel görüşlerin dinleşmesinden kaynaklanmaktadır." (S. 373)