Diyelimki sen herşeye muhalefet birisisin.
Sitede ilk neye muhalefet olurdun?
Bu sadece bir sorudan ibaret. Çekinmeden yapın. En azından buraya yorum yaparsanız kıyamet kopmaz
Benim üstteki sorumuda hala cevaplamamış
İşlerden dolayı pek bakamadım açıkçası. Kusura bakmayın.
Hemen cevaplıyorum:
Soruyu şu şekilde cevaplayacağım: "Site de en çok hangi konuya muhalif olursun?" Bu şekilde cevaplamamın sebebi nedir diye sorarsanız; Çaktırmadan muhalefet ettiğim konular oldu bu nedenle "ilk"lik kalmadı artık
En fazla muhalefet edeceğim konu ise; Son günlerde tartışılagelen İslamiyette kadın-erkek ilişkileri. (Bu konuya muhalif olmamın veya buraya yazmamın sebebi konuyu tekrar gündeme getirmek ve hararetli bir şekilde tartışmak değil, hem soruyu cevaplamak hem de konu hakkındaki fikrimi söylemektir. Düşüncelerime muhalif olanlar çıkacaktır elbet. Yada sert bir şekilde eleştirenler. Başımız gözümüz üstüne, saygı duyarız.
Bu konuda öncelikle şunu belirtmek isterim; hani klişeleşmiş bir söz vardır: "hepimiz müslümanız". "Hepimiz müslümanız kardeşim" demek isterdim ama demiyorum
Herkes inandığı şekilde yaşar. Bahsettiğim uzun yazıyı paylaşmıştım. Göz atan arkadaşlar olmuşsa eğer konu hakkındaki düşüncelerimi az buçuk anlamışlardır. İslamiyetin kadını dışlayacak bir yapısı olduğuna inanmıyorum. İslamiyette insanlar arasındaki üstünlük "takva" ile ölçülüyorsa eğer başka türlü şeylerin kadın-erkek arasında üstünlük ölçüsü olacağına da inanmıyorum.
Cenneti kadınların ayakları altına koyan İslamiyet nasıl olur da, kadını toplumdan ve toplumdan hayattan izole etmeye çalışan bir yapıya sahip olabilir. Bunun mümkün olmadığı ve bu şekilde düşüncenin oluşum temelinin erkek egemen toplumsal yapıyla özdeş bir mantık olduğunu düşünüyorum.
Hepimiz biliriz ki, İslamiyetten önce (antik çağlar da veya daha yakın bir zaman da) kadınların toplumda hiçbir değeri yoktu. Kadınlar üremeyi sağlamada kullanılan bir araç olarak görülürdü. Erkeğin toplumsal yaşayışın her alnında sözü geçer, erkek ne derse o olurdu. Kadına fikrini sormak mı? “Kadın kim oluyor ki” anlayışı mevcuttu.
İslamiyet bu yapıyı tersyüz etmiştir. İslami kurallar toplumda kadını ön plana çıkararak “cenneti” onların ayakları altına koymuştur. Ömrünü ibadetle geçiren bir insan anasının rızasını alamazsa cennete giremeyecektir. Bu anlayış kadının toplumdaki değerini kat ve kat artırmıştır. Erkeğin takva konusunda üstün gelmesi hususu kadının (ananın) rızasına bağlanmıştır. Bu anlamda şunu söylemek yanlış olmaz; Kadının (ananın) rızasını almamış bir erkek İslami ölçülere göre üstün değildir, hatta çok altlarda yer almaktadır.
Bu durum bize şunu göstermektedir, kadın İslami ölçülere göre -doğal olarak- erkekten üstündür (takva anlamında). Kadının bu doğal üstünlüğünü yine İslamiyetin kadın için koymuş olduğu kurallara göre güçlendirmesi-devam ettirmesi gerekir. Bu kurallar nelerdir? (Konunun tartışılmasının sebebi işte bu noktada ortaya çıkmaktadır).
Erkeklerle kadınların bir arada bulunmaması konusu bir İslami kural mıdır, yoksa pratikle işlerlik kazanarak dinsel motiflerle süslenmiş bir erkek egemenliğini tesis etme-yeniden kurma çabası mıdır?
Kur’an-ı Kerim’de erkeklerle kadınların bir arada bulunamayacağına dair bir hüküm şu ana kadar yaptığım incelemelerde yoktur (daha bitiremedim). Konu ile ilgili daha çok hadislere başvurularak kadın-erkek ilişkileri düzenlenmiştir. Peki bu hadislerin ne kadarı doğrudur. Hadislere inanmıyorum demiyorum. Hadislerin güvenilirliği ne kadar diye soruyorum. Günümüzden herhangi bir kimsenin zamanda yolculuk yaparak geri gidip Peygamberimizin sözlerine, davranışlarına şahit olmasına imkan yoktur. Bizler çeşitli hadisçilerin kaynaklarını referans alarak diyoruz ki; “Peygamberimiz bu konuda şöyle demiştir, böyle yapmıştır vs.”. Yani bize öğretilenlerle hareket ediyoruz. Bize öğretilen dogmatik şeyleri doğru mu yoksa doğru değil mi veya anlamlı mı yoksa anlamlı değil mi diye sorgulama cüretinde bulunamıyoruz. Niye? Çünkü din dogmatiktir.
Ben sorguluyorum kardeşim!!!
Bana kimin ne dediği çok anlamlı değil nazarımda. Çünkü Kur’an dır bizim rehberimiz. Hadisçilerin önümüze koydukları değil, benim rehberim!! “Kur’an” adı üzerin de arapça garae kökünden geliyor. Okumak fiilinden geliyor. Ve Kur’an’ın ilk emri: igra’. Ben okunulması gereken kitabı yani Kur’an’ı okumalıyım. Ve onu kendime rehber edinmeliyim. Hadisçilerin kendi şahsi düşüncelerini, değerlerini vs karıştırdıkları kitapları değil. Kur’an Allah kelamıdır. Allah kelamı dururken kul kelamına mı itibar edeyim.
Hadislerin ortaya çıkışı Peygamberimizin vefatından sonra ortaya çıkmıştır. İslamiyetin yeryüzüne iniş tarihine dikkat ederseniz eğer ortaçağın kilise egemenliğinin tesis edildiği bir döneme denk gelmektedir. Bildiğimiz gibi M.Ö. 300’lü yılların ortalarında Doğu Roma İmparatorluğunun hristiyanlığı kabul etmesiyle başlayan süreç ve M.S. 850’li yıllara ve hatta aralığı daha da genişletirsek M.Ö. 395-M.S. 1.453-M.S. 1.700’lü yıllar kabaca incelendiğinde dönemin hakim düşüncesinin din (kilise) destekli skolastik düşünce olduğu görülecektir.
İslamiyet dinin yozlaştığı ve insanların din adına sömürüldüğü bir dünya düzeni üzerine gelerek yanlışları düzeltmeyi amaç edinmiştir. Hristiyanlık yanında özellikle arap yarım adasında gelenekselleşmiş bulunan putperestlik ve Mecusilik gibi çeşitli batıl dinlere tapmaktaydı. Gerek hristiyanlık olsun gerekse de batıl inançlar (o dönemin şartlarında) olsun hepsinde kadın ikinci sınıf insan bile değildi.
2.000 yıllık sürecin (öncesini saymıyorum bile) neredeyse tam ortasında gelmiştir İslamiyet. Bu anlamda yaklaşık 1.000 yıl (ve daha öncesinde) insan yerine konulmayan kadın; İslamiyetle birlikte erkekten üstün hale gelmiştir. Bu durum doğal olarak erkeklerin hoşuna gitmemiştir. Ve toplum İslamiyeti kabul etmekle birlikte bu değişime direnmeye başlamıştır. Belki Peygamberimiz döneminde ses çıkarılamamıştır ama Onun vefatından sonraki süreçte bu direniş yeniden başlamış ve hadislere yapılan ilaveler veya uydurma hadislerle erkek, toplum içerisindeki gücünü dinsel yönden sağlamlaştırmıştır.
Bir erkeğin bu şekilde sözler söylemesi yadırganabilir belki. Yadırgayanlarda yukarıda bahsettiğim gelenekçi yapıya sıkı sıkıya bağlı olanlardır diyebilirim. İslamiyet hoşgörü, tevazu, gibi ahlaki değerleri bünyesinde barındırıyorsa eğer bizlerde ailemizdeki, çevremizdeki, toplumdaki, (forumdaki) bayanlara karşı hoşgörülü olmalıyız.
Velhasıl kelam İslamiyetin erkekleri veya kadınları sırf cinsel arzularıyla-dürtüleriyle hareket eden bir obje, bir sapık gibi gördüğüne ve göreceğine ihtimal bile vermiyorum. Ki, çoğu zaman dini anlamda erkek-kadın ilişkileri konuşulduğu zaman telaffuz edilen cümleler veya kelimeler şunlardır: “Ateşle barut bir arada durmaz”, “arzu ve şehvetine, nefsine yenik düşer”, “cinsellik”, vs. (daha fazla açmayayım ağzım bozulmasın). Ya kardeşim böyle bir saçmalık olabilir mi? Bu düşünce sistemi sapkın-sapık olan bir düşünce sistemidir. Bir erkeğin veya bir bayanın bir arada bulunmaları veya karşılaşmaları durumunda neden hemen akla “şehvet”, “cinsellik” gelsin. Zaten bu şekilde düşünenlerle bir araya gelmek değil mümkün olduğunca uzak durmak gerekir. Sadece bayanlar değil erkeklerde
Yazdıkça söz uzuyor konu dağılıyor. Saçmalamaya başlıyor insan. Bu nedenle sözü daha fazla uzatmanın bir anlamı yoktur. Eğer bahsi geçen konuya muhalefet etmek isteseydim yukarıdakileri yazmak isterdim. Ve sonuna kadar muhalefet ederdim. Ama öyle bir niyetim olmadığı için yukarıda yazmış olduklarım söyleme gereği duymuyorum. (Farkında olmadan da söyledim galiba

)
Mustafa Bey,
Size güvendim muhalif olacağı konuyu belirttim. Umarım kimse alınmaz. Alınan olursa sizin muhatabınızdır artık. Benim değil
.gif)
Sürç-ü lisan ettiysek affola
