Ramazan geldi, hoş geldiiii
Elleri kolları dolu geldiiii
On bir ay’ın sultanıııı
Huzur bereket geldiiii
Yattığım yerden hafifçe doğrularak, yarı uykulu gözlerle pencereden seyrettiğim davulcunun; sokak lambası yeterli aydınlatamadığı için, yüzünün bir yanını silüet halinde görebiliyordum.
Ha gayret yanındaki zurnacıya eşlik edercesine, en yüksek oktavdan çıkardığı sesiyle manilerini okuyarak keyifle davuluna vuruyordu.
Zurnacının zaten esmer olan yüzü; zurnayı üflemek için zorladığı gırtlağıyla kırmızıya dönüşüvermiş, boynuna attığı mendili ve giydiği şalvarıyla kızıl tonunu istemeden yakalayıvermişti…
Sahur vakti emindir
Hoşaf suyu serindir
İşlerini ciddiyetle yapan insanların halini taşıyan ama bir o kadar da, keyfini yaşayan - yaşatan davulcu ve zurnacımız; ben On’ları seyre devam ederken, karşılarına gelen iki adet zabıtaya da aynı ciddiyet ve iştahla maniler eşliğinde çalmaya devam ettiler.
Garibanlar... Davulcu ve zurnacı da, zabıtanın kendilerini kontrole gelip, işin seyrindeki ciddiyeti takip ettiğini düşünerek ha bire vuruyor, "Güm güm bede güm bede güm güm bede"…
Zabıta bu… Zurnacı ne kadar üflüyor, davulcu ne kadar vuruyorsa; O’ da, işini yapma babında oraya gelmiş ve yasaklanan bu çevre kirliliğine son vermek istemişti.
Gece tekrar sessizliğe bürünmüş ve zabıta, davul ile zurnaya el koymuştu.
Malum, çevre kirliliği bu, çok önemli…!
(Alıntı/2007 Adana, Bana ait)
Elleri kolları dolu geldiiii
On bir ay’ın sultanıııı
Huzur bereket geldiiii
Yattığım yerden hafifçe doğrularak, yarı uykulu gözlerle pencereden seyrettiğim davulcunun; sokak lambası yeterli aydınlatamadığı için, yüzünün bir yanını silüet halinde görebiliyordum.
Ha gayret yanındaki zurnacıya eşlik edercesine, en yüksek oktavdan çıkardığı sesiyle manilerini okuyarak keyifle davuluna vuruyordu.
Zurnacının zaten esmer olan yüzü; zurnayı üflemek için zorladığı gırtlağıyla kırmızıya dönüşüvermiş, boynuna attığı mendili ve giydiği şalvarıyla kızıl tonunu istemeden yakalayıvermişti…
Sahur vakti emindir
Hoşaf suyu serindir
İşlerini ciddiyetle yapan insanların halini taşıyan ama bir o kadar da, keyfini yaşayan - yaşatan davulcu ve zurnacımız; ben On’ları seyre devam ederken, karşılarına gelen iki adet zabıtaya da aynı ciddiyet ve iştahla maniler eşliğinde çalmaya devam ettiler.
Garibanlar... Davulcu ve zurnacı da, zabıtanın kendilerini kontrole gelip, işin seyrindeki ciddiyeti takip ettiğini düşünerek ha bire vuruyor, "Güm güm bede güm bede güm güm bede"…
Zabıta bu… Zurnacı ne kadar üflüyor, davulcu ne kadar vuruyorsa; O’ da, işini yapma babında oraya gelmiş ve yasaklanan bu çevre kirliliğine son vermek istemişti.
Gece tekrar sessizliğe bürünmüş ve zabıta, davul ile zurnaya el koymuştu.
Malum, çevre kirliliği bu, çok önemli…!
(Alıntı/2007 Adana, Bana ait)