Kalbimizi korumamız gerekir. Çünkü vücudun merkezi durumundadır. Bu merkeziyet yenilen içilen şeylerden uyku düzenine kadar pek çok hususun kalp sağlığını korumaya faydalı olacak şekilde düzenlenmesini de zorunlu kılar.
Sağlık otoriteleri kalp sağlığıyla ilgili pek çok hatırlatmalar ve düzenlemeler yapma ihtiyacı hissederler. Bu önerilere uyulmasıyla sağlıklı ve huzurlu bir yaşam sürüleceğini belirtirler. Çoğumuz da bu önerilere uymaya çalışırız. Uyarsak da iyi olur.
“Vücutta bir et parçası vardır ki o ıslah olursa bütün vücut ıslah olur; o ifsad olursa bütün vücut ifsad olur” mealindeki hadis rivayeti de bu koruma tedbirlerini desteklemektedir.
Bu et parçasının yani kalbin maddi olarak insan bedeni için önemi aynen gönül, fuad, sine, sadr, isimleriyle adlandırılan manevi varlığımız için de geçerlidir. Manevi varlığımızın da merkezi kalbimizdir çünkü…
Bundan dolayı maddi olarak huzurlu ve sağlıklı olmak için kalbimizi korumamız zorunlu olduğu gibi manevi olarak da sağlıklı olmak için kalbimizi korumamız gerekir.
Çünkü yukarıda zikrettiğimiz hadis rivayeti aynı zamanda kalbin manevi ıslah ve ifsadının manevi vücudumuzu da etkileyeceği anlamına gelebilmektedir.
Kuran-ı kerimde kalp kelimesinin geçtiği ayetleri şöyle bir incelediğimizde manevi kalbimizde de bir takım hastalıklar ve arızalar olabileceğini görmekteyiz. Ve bu arızalar iki cihan saadetimizi etkileyebilecek kadar etkili olabilmektedir:
1/Bundan sonra kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı. Çünkü taşlardan öyleleri vardır ki, onlardan ırmaklar fışkırır, öyleleri vardır ki yarılır, ondan sular çıkar, öyleleri vardır ki Allah korkusuyla yuvarlanır. Allah yaptıklarınızdan gafil (habersiz) değildir.(Bakara s. 74.ayet)
2/Sözleşmelerini bozmaları nedeniyle, …kalplerini kaskatı kıldık. Onlar, kelimeleri konuldukları yerlerden saptırırlar…(Maide s. 13. ayetten)
3/…Ama onların kalpleri katılaştı…(Enam s. 43. ayetten)
4/…üzerlerinden uzun bir zaman geçtiği için kalpleri katılaşmış kişiler…(Hadid s. 16. ayetten)
5/…vay o kalpleri katılaşan kimselerin haline…(Zümer s. 22. ayetten)
6/…Musa dedi ki: … Ey Rabbimiz! Onların kalplerine şiddetli bir sıkıntı ver…(yunus s. 88. ayetten)
7/Allah… Kimi de dalalette bırakırsa göğe çıkıyormuş gibi onun kalbini(göğsünü) daraltır... (Enam s. 125. ayetten)
8/…Kalplerinde hastalık olanlar fitne çıkarmak için müteşabihlere tabi olurlar…(Al-i İmran s. 7. ayetten)
9/… Kalplerinde bir hastalık mı var! ... (Nur s. 50. ayetten)
10/Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir… (Bakara s. 7 ayetten)
**************
11/"Ancak Allah'a selim bir kalp ile gelenler başka (Şuara s. 89. ayet)
12/Hiç şüphesiz, bunda, kalbi olan ya da bir şahid olarak kulak veren kimse için elbette bir öğüt (zikir) vardır (Kaf suresi 37.ayet)
13/Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı, böylece onların kendisiyle akledebilecek kalpleri ve işitebilecek kulakları oluversin? Çünkü doğrusu, gözler kör olmaz, ancak sinelerdeki kalpler körelir.(Hacc suresi 46. ayet)
14/ Kuran’ı düşünmezler mi! Yoksa bazı kalpler kilitli mi!(Muhammed s. 24. ayet)
**************
Velhasıl-ı kelam, kalbimiz korumamız lazım. Kalpler paslanır, katılaşır, körelir, kilitlenir. Bu arızalar da bütün maneviyatımızı, ruh sağlığımızı, inancımızı olumsuz etkileyebilir, ifsad edebilir. Kalplerimiz ifsad olduğunda, hastalandığında acaba hangi şeyden bir tad alabiliriz, nerede mutlu ve huzurlu olabiliriz! Ve aslında bugün sebebi ve çözümü belli olmayan hatta mümkün olmayan bütün hastalıklarımızın kalbimizdeki arızalarla alakalı olması uzak bir ihtimal midir?
“Allah, bir adamın kendi (göğüs) boşluğu içinde iki kalp kılmadı…” (Ahzab suresi 4. ayetten)
Göğüs boşluklarımızda iki kalp yok, sadece bir kalbimiz var. Ama geçici sevgiler ve hevesler uğrunda yüzlerce parçaya bölünebilmiş durumdalar. Bu parçaları birleştirip, onarıp, kalbimizi biraz huzura kavuşturduğumuzda inanmalıyız ki bütün vücudumuz sıhhat ve afiyet bulacaktır. Çünkü bütün bu parçalanmalar bizi bizden uzaklaştırmaktadır.
Bizim Yunus’un dediği gibi:
“Bunca varlık var iken gitmez gönül darlığı”
Kalplerimizi korumamız lazım. Hakiki ihtiyaçlarıyla ve hakiki gıdalarıyla besleyip huzura erdirmemiz lazım. Hakiki gıdası ise bizleri yaratan, rızıklandıran, rahmet eden, keremiyle hidayet yollarını gösteren âlemlerin Rabbi Allah’ın anılmasıdır. O’nun rahmet ve kudret nişanelerinin salim kalplerle daha çok tefekkür edilmesidir.
Çünkü
“Peki, sana Rabbinden indirilenin gerçekten hak olduğunu bilen kişi, o kör kişi gibi midir? Ancak temiz akıl sahipleri öğüt alıp-düşünebilirler.
Bunlar, yani bu temiz akıl sahipleri :
Bunlar, iman edenler ve kalpleri Allah'ın zikriyle mutmain olanlardır. Haberiniz olsun; kalpler yalnızca Allah'ın zikriyle mutmain olur.” (Ra’d suresi 19–28. ayetler)
alinti
Sağlık otoriteleri kalp sağlığıyla ilgili pek çok hatırlatmalar ve düzenlemeler yapma ihtiyacı hissederler. Bu önerilere uyulmasıyla sağlıklı ve huzurlu bir yaşam sürüleceğini belirtirler. Çoğumuz da bu önerilere uymaya çalışırız. Uyarsak da iyi olur.
“Vücutta bir et parçası vardır ki o ıslah olursa bütün vücut ıslah olur; o ifsad olursa bütün vücut ifsad olur” mealindeki hadis rivayeti de bu koruma tedbirlerini desteklemektedir.
Bu et parçasının yani kalbin maddi olarak insan bedeni için önemi aynen gönül, fuad, sine, sadr, isimleriyle adlandırılan manevi varlığımız için de geçerlidir. Manevi varlığımızın da merkezi kalbimizdir çünkü…
Bundan dolayı maddi olarak huzurlu ve sağlıklı olmak için kalbimizi korumamız zorunlu olduğu gibi manevi olarak da sağlıklı olmak için kalbimizi korumamız gerekir.
Çünkü yukarıda zikrettiğimiz hadis rivayeti aynı zamanda kalbin manevi ıslah ve ifsadının manevi vücudumuzu da etkileyeceği anlamına gelebilmektedir.
Kuran-ı kerimde kalp kelimesinin geçtiği ayetleri şöyle bir incelediğimizde manevi kalbimizde de bir takım hastalıklar ve arızalar olabileceğini görmekteyiz. Ve bu arızalar iki cihan saadetimizi etkileyebilecek kadar etkili olabilmektedir:
1/Bundan sonra kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı. Çünkü taşlardan öyleleri vardır ki, onlardan ırmaklar fışkırır, öyleleri vardır ki yarılır, ondan sular çıkar, öyleleri vardır ki Allah korkusuyla yuvarlanır. Allah yaptıklarınızdan gafil (habersiz) değildir.(Bakara s. 74.ayet)
2/Sözleşmelerini bozmaları nedeniyle, …kalplerini kaskatı kıldık. Onlar, kelimeleri konuldukları yerlerden saptırırlar…(Maide s. 13. ayetten)
3/…Ama onların kalpleri katılaştı…(Enam s. 43. ayetten)
4/…üzerlerinden uzun bir zaman geçtiği için kalpleri katılaşmış kişiler…(Hadid s. 16. ayetten)
5/…vay o kalpleri katılaşan kimselerin haline…(Zümer s. 22. ayetten)
6/…Musa dedi ki: … Ey Rabbimiz! Onların kalplerine şiddetli bir sıkıntı ver…(yunus s. 88. ayetten)
7/Allah… Kimi de dalalette bırakırsa göğe çıkıyormuş gibi onun kalbini(göğsünü) daraltır... (Enam s. 125. ayetten)
8/…Kalplerinde hastalık olanlar fitne çıkarmak için müteşabihlere tabi olurlar…(Al-i İmran s. 7. ayetten)
9/… Kalplerinde bir hastalık mı var! ... (Nur s. 50. ayetten)
10/Allah onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir… (Bakara s. 7 ayetten)
**************
11/"Ancak Allah'a selim bir kalp ile gelenler başka (Şuara s. 89. ayet)
12/Hiç şüphesiz, bunda, kalbi olan ya da bir şahid olarak kulak veren kimse için elbette bir öğüt (zikir) vardır (Kaf suresi 37.ayet)
13/Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı, böylece onların kendisiyle akledebilecek kalpleri ve işitebilecek kulakları oluversin? Çünkü doğrusu, gözler kör olmaz, ancak sinelerdeki kalpler körelir.(Hacc suresi 46. ayet)
14/ Kuran’ı düşünmezler mi! Yoksa bazı kalpler kilitli mi!(Muhammed s. 24. ayet)
**************
Velhasıl-ı kelam, kalbimiz korumamız lazım. Kalpler paslanır, katılaşır, körelir, kilitlenir. Bu arızalar da bütün maneviyatımızı, ruh sağlığımızı, inancımızı olumsuz etkileyebilir, ifsad edebilir. Kalplerimiz ifsad olduğunda, hastalandığında acaba hangi şeyden bir tad alabiliriz, nerede mutlu ve huzurlu olabiliriz! Ve aslında bugün sebebi ve çözümü belli olmayan hatta mümkün olmayan bütün hastalıklarımızın kalbimizdeki arızalarla alakalı olması uzak bir ihtimal midir?
“Allah, bir adamın kendi (göğüs) boşluğu içinde iki kalp kılmadı…” (Ahzab suresi 4. ayetten)
Göğüs boşluklarımızda iki kalp yok, sadece bir kalbimiz var. Ama geçici sevgiler ve hevesler uğrunda yüzlerce parçaya bölünebilmiş durumdalar. Bu parçaları birleştirip, onarıp, kalbimizi biraz huzura kavuşturduğumuzda inanmalıyız ki bütün vücudumuz sıhhat ve afiyet bulacaktır. Çünkü bütün bu parçalanmalar bizi bizden uzaklaştırmaktadır.
Bizim Yunus’un dediği gibi:
“Bunca varlık var iken gitmez gönül darlığı”
Kalplerimizi korumamız lazım. Hakiki ihtiyaçlarıyla ve hakiki gıdalarıyla besleyip huzura erdirmemiz lazım. Hakiki gıdası ise bizleri yaratan, rızıklandıran, rahmet eden, keremiyle hidayet yollarını gösteren âlemlerin Rabbi Allah’ın anılmasıdır. O’nun rahmet ve kudret nişanelerinin salim kalplerle daha çok tefekkür edilmesidir.
Çünkü
“Peki, sana Rabbinden indirilenin gerçekten hak olduğunu bilen kişi, o kör kişi gibi midir? Ancak temiz akıl sahipleri öğüt alıp-düşünebilirler.
Bunlar, yani bu temiz akıl sahipleri :
Bunlar, iman edenler ve kalpleri Allah'ın zikriyle mutmain olanlardır. Haberiniz olsun; kalpler yalnızca Allah'ın zikriyle mutmain olur.” (Ra’d suresi 19–28. ayetler)
alinti