Birlikte bir çay içsek belki adam olurum yine...
Hiçbir şeyine olmasa bile trajedisine acıyıp, gözünü, burnunu kapar gelir insan bu asırlık davete.
Ben yasa olsun diyorum.
Misal birini 3 yıl bekledin, o kişi gelmedi diyelim.
Bu işe el atsın devlet.
Tutuklama kararı çıkarsın, zorla çay içirtsin bu iki insana.
İz bırakmadan gitmek vatan hainliği sayılsın.
Gel gör ki hep daha mühim meseleleri oluyor.......
Suyunu çıkardığını düşünmüyor musun?
Bir insan bekletilir,bir insan reddedilir,bir insan görmezden gelinir,
bir insan öldürülür hatta ama bir insan başka bir insanı böyle yaralamaz.
Yara, her ne kadar edebi ve müzikal ağırlığı olan çekici bir kelime gibi görünse de oldukça ağrılıdır.
Bisikletten düşüp dirseğimde oluşan ya da asfaltta düşüp dizimi parçalayan
ve kabuğunu kaldırırken haz duyduğum yaralardan değil bu.
Nasıl biliyor musun, hani ilmik ilmik hücrelerimi örüp daha sonra açıkta kalan bir tanesinden başlayıp sökmek gibi.
Fiyakası olmuyor acının,daha iyi anlatan daha çok acı çekiyor şeklinde gelişmiyor acı çekmeler.
Öyle duruyor orada, ikram ediliyor ve kıramıyorsun o eli.
Ben bekliyorum. Karadeniz,başını koymuş göğsüme ve saçlarını okşuyorum.
Daha önce okuduğum kitaplardan tercüme ediyorum bu anı.
Bir gözetlenme hissi var ensemde.
Sadece farklı zamanda bulunmuşuz ama biz aynı yerde olmuşuz.
Senin orada olduğun o anlar yok olmuş olamaz ya.
Kaderin belleğinde duruyor öylece.
Tek farkla, dokunulmuyor.
Ve, fakat gelmezsen anlarım ama haber ver öyleyse ben geleyim. Unutamadığın sevgililerin vardır geride, bileyim.Geleceğin yok,geçmişini…
ey rakip! ayrılık köşesinde bizi yalnız kaldı sanma.
eğer yar senin koynunda yatıyorsa,
elemi de bizim koynumuzda yatmaktadır..


