- Üyelik Tarihi
- 28 Tem 2011
- Mesajlar
- 1,123
- Aldığı Beğeniler
- 2,332
- Konum
- tarih kokan şehirden:)
- Takım
- Diğer
Sevda Yitirilmiş Bir Cümledir...
Kalbim büyüdü artık aşkının karşısında…
Kalbime dar gelen aşk, sevincime bol gelen hüzün, nasıl ulaştırır beni vuslatsız yollardan sana?
Kasıp kavuran sevdaydı içimde kopmayan kasırgalar.
Bütün yolları sana çıkartan çıkmaz sokaklardan geldim yokluğunun yangın yeri yüreğime.
Kalbim büyüdü artık…
Aşkın küçük kalıyor kalbimin karşısında.
Hüzün rengi kelimelerle dolduruyorum hayatın boşluklarını.
Hicran koyusu günlerle kovaladım zamanı…
Saatler simsiyah ırmaktan geçiriyor yelkovanını,
akrebi beynimi kemiriyor.
Şubat soğukluğundaki soba yani ısınışlarım,
ağustos sıcaklığındaki mavi suların serinliği var küflenmeye yüz tutmuş beynimde.
Kelepçeli sakinliğim var benim…
Kelepçeli düşlerim, kelepçeli düşüşlerim var!
Ben ne sevdasıyla tanınan Mecnun, ne hakka kendini adamış Yunus, nede acılarıyla şöhret bulmuş Kahraman´ım.
Süpermen´de değilim, kurtaramam dünyayı devrik cümlelerimle…
Yüreğimi giydim üstüme, açtım kalbimin kapısını cümlelere…
Mecnun gibi aşık, Yunus gibi yalınayak, Kahraman gibi yalınkalem gidişim var cümlelerin üstüne…
Bundandır yalınlığı harflerimin, bundandır anlaşılmazlığı öznelerimin…
Ama sevda yitirilmiş cümledir şairin lugatinda…
Peşine düşer harflerin, izini sürer kaybedişin,
kelimeleri yenik düşer hayata,
sessizce dökerler gözyaşlarını beyaz sayfalara…
Sevda kayıp cümledir şairin lugatında…
Uçurumların kenar mahallelerinde konar geceye,
zilzallerle sarsılır ruhu.
Onu bulmak için yazar bir ömür boyu…
Oysa, Sevda siyah cümledir gece karanlığında, bulunmaz kalem oynatmakla.
Hiçbir sevda bulunmaz el yordamıyla…
Kahırdan kararan yüzüm, esmer bir bakış yapıyor gözlerimi kimi zaman.
Kendi bakışlarında kendini kaybeden aynalara bırakıyorum yüzümü.
Yüzsüz gezmek korkaklığımdan değil, kendimi taşıyamamaktan!
Sabırla bekliyorum, kendi yangınında yanan, kendi denizinde boğulan bir “ben” in karşısına çıkıp korkusuzca;
“buradayım, işte buradayım” demeyi…
Kalbim büyüdü artık aşkının karşısında…
Kalbime dar gelen aşk, sevincime bol gelen hüzün, nasıl ulaştırır beni vuslatsız yollardan sana?
Kasıp kavuran sevdaydı içimde kopmayan kasırgalar.
Bütün yolları sana çıkartan çıkmaz sokaklardan geldim yokluğunun yangın yeri yüreğime.
Kalbim büyüdü artık…
Aşkın küçük kalıyor kalbimin karşısında.
Hüzün rengi kelimelerle dolduruyorum hayatın boşluklarını.
Hicran koyusu günlerle kovaladım zamanı…
Saatler simsiyah ırmaktan geçiriyor yelkovanını,
akrebi beynimi kemiriyor.
Şubat soğukluğundaki soba yani ısınışlarım,
ağustos sıcaklığındaki mavi suların serinliği var küflenmeye yüz tutmuş beynimde.
Kelepçeli sakinliğim var benim…
Kelepçeli düşlerim, kelepçeli düşüşlerim var!
Ben ne sevdasıyla tanınan Mecnun, ne hakka kendini adamış Yunus, nede acılarıyla şöhret bulmuş Kahraman´ım.
Süpermen´de değilim, kurtaramam dünyayı devrik cümlelerimle…
Yüreğimi giydim üstüme, açtım kalbimin kapısını cümlelere…
Mecnun gibi aşık, Yunus gibi yalınayak, Kahraman gibi yalınkalem gidişim var cümlelerin üstüne…
Bundandır yalınlığı harflerimin, bundandır anlaşılmazlığı öznelerimin…
Ama sevda yitirilmiş cümledir şairin lugatinda…
Peşine düşer harflerin, izini sürer kaybedişin,
kelimeleri yenik düşer hayata,
sessizce dökerler gözyaşlarını beyaz sayfalara…
Sevda kayıp cümledir şairin lugatında…
Uçurumların kenar mahallelerinde konar geceye,
zilzallerle sarsılır ruhu.
Onu bulmak için yazar bir ömür boyu…
Oysa, Sevda siyah cümledir gece karanlığında, bulunmaz kalem oynatmakla.
Hiçbir sevda bulunmaz el yordamıyla…
Kahırdan kararan yüzüm, esmer bir bakış yapıyor gözlerimi kimi zaman.
Kendi bakışlarında kendini kaybeden aynalara bırakıyorum yüzümü.
Yüzsüz gezmek korkaklığımdan değil, kendimi taşıyamamaktan!
Sabırla bekliyorum, kendi yangınında yanan, kendi denizinde boğulan bir “ben” in karşısına çıkıp korkusuzca;
“buradayım, işte buradayım” demeyi…