- Üyelik Tarihi
- 23 Haz 2010
- Mesajlar
- 5,705
- Aldığı Beğeniler
- 14,607
- Takım
- Galatasaray
SUÇLU…
Eski zamanların birinde, bilgeliğiyle ünlü bir kral, mahkûmların şikâyetlerini dinlemek üzere, ülkenin en büyük hapishanesini ziyarete gitmiş.
Herkese teker teker, neyle suçlandıklarını, neden orada olduklarını sormuş.
Cinayetten hapis yatan bir adam, cevap vermiş:
''Kralım, ben masumum.
Boş yere mahkûm edildim.
Karımı bıçakla korkutmak istedim.
Ama birden fark ettim ki, onu yanlışlıkla öldürmüşüm.''
Bir başkası, büküp boynunu mırıldanmış:
''Beni rüşvetten buraya attılar.
Oysa ben sadece, bana verilen bir hediyeyi kabul etmiştim.
Rüşvet değildi o; evet, biraz büyükçeydi; ama sadece bir hediyeydi.
Suçsuz yere burada yatıyorum!''
Hırsızlıktan hapse giren birisi, krala yana yakıla anlatmış:
''Benim, hiç günahım yok.
Gece komşunun evine girdim, sağ mı sıhhatte mi diye bakmak için; ama beni hırsız diye tutukladılar.
Evdeki altınları da, komşum uyurken, gece birisi girer de çalar diye yanıma emanet almıştım.
Burada yatıyor olmam, çok büyük haksızlık!''
Mahkûmlar krala, aslında ne kadar masum olduklarını ve haksız yere hapis yattıklarını bir biri ardına anlatmışlar.
Derken söz sırası, yirmi yaşlarında genç bir adama gelmiş.
Genç adam sakin bir sesle kralı yanıtlamış:
''Ben suçluyum!
Arkadaşımla tartışırken öfkeme yenik düştüm ve onu yumruklayıp yaraladım.
Burada yatarken de, ona verdiğim zararı çok düşündüm; yaptığım hareketin ne kadar yanlış ve şuursuz bir hareket olduğunu gördüm.
Ruhumu terbiye etmem, öfkemi dizginlemem gerektiğini fark ettim.
Şimdi, bunu yapmayı öğreniyorum.''
Kral, yanındakilere dönüp emretmiş:
''Çıkarın derhal bu suçluyu buradan!
Daha fazla kalırsa, burada boş yere yatan bu masum adamların ahlakını bozacak!''
Eski zamanların birinde, bilgeliğiyle ünlü bir kral, mahkûmların şikâyetlerini dinlemek üzere, ülkenin en büyük hapishanesini ziyarete gitmiş.
Herkese teker teker, neyle suçlandıklarını, neden orada olduklarını sormuş.
Cinayetten hapis yatan bir adam, cevap vermiş:
''Kralım, ben masumum.
Boş yere mahkûm edildim.
Karımı bıçakla korkutmak istedim.
Ama birden fark ettim ki, onu yanlışlıkla öldürmüşüm.''
Bir başkası, büküp boynunu mırıldanmış:
''Beni rüşvetten buraya attılar.
Oysa ben sadece, bana verilen bir hediyeyi kabul etmiştim.
Rüşvet değildi o; evet, biraz büyükçeydi; ama sadece bir hediyeydi.
Suçsuz yere burada yatıyorum!''
Hırsızlıktan hapse giren birisi, krala yana yakıla anlatmış:
''Benim, hiç günahım yok.
Gece komşunun evine girdim, sağ mı sıhhatte mi diye bakmak için; ama beni hırsız diye tutukladılar.
Evdeki altınları da, komşum uyurken, gece birisi girer de çalar diye yanıma emanet almıştım.
Burada yatıyor olmam, çok büyük haksızlık!''
Mahkûmlar krala, aslında ne kadar masum olduklarını ve haksız yere hapis yattıklarını bir biri ardına anlatmışlar.
Derken söz sırası, yirmi yaşlarında genç bir adama gelmiş.
Genç adam sakin bir sesle kralı yanıtlamış:
''Ben suçluyum!
Arkadaşımla tartışırken öfkeme yenik düştüm ve onu yumruklayıp yaraladım.
Burada yatarken de, ona verdiğim zararı çok düşündüm; yaptığım hareketin ne kadar yanlış ve şuursuz bir hareket olduğunu gördüm.
Ruhumu terbiye etmem, öfkemi dizginlemem gerektiğini fark ettim.
Şimdi, bunu yapmayı öğreniyorum.''
Kral, yanındakilere dönüp emretmiş:
''Çıkarın derhal bu suçluyu buradan!
Daha fazla kalırsa, burada boş yere yatan bu masum adamların ahlakını bozacak!''
