Bazı insanlar kendilerine sığınırlar ve böylece kalabalığın ortasında yalnız kalırlar.
...
Sadelik muhtemelen gerçek, karmaşıklık ise yapaydır.
...
İnsan hem beyni, hem de bütün organları ile düşünür, sever, ıstırap çeker, hayran kalır ve dua eder.
...
Aşağı olanları yükseltmek mümkün olmadığı için, insanlar arasında eşitliği meydana getirmenin tek çaresi, onların hepsini en aşağı seviyeye indirmek idi. Böylece şahsiyetin kuvveti, kayboldu.
...
Çocukluk ve gençlik yaşlarında ölüm oranındaki büyük azalmanın bazı mahzurları olup olmadığını kendi kendimize sormamız gerekir. Gerçekten zayıflar da kuvvetliler gibi korunuyor. Doğal seleksiyonun artık rolü yok.İlimler tarafından böylece korunan bir ırkın geleceğinin ne olacağını kimse bilmiyor... kısacası belirli bir ırkta vücut büyümesinin bugün zannettiğimiz gibi bir ilerleme eseri mi, yoksa bir yozlaşma mı olduğunu bilemiyoruz.
...
Çağımız medeniyeti, kötü durumdadır çünkü bize uygun değildir. Bu medeniyet, bizim gerçek tabiatımız bilinmeden kurulmuştur. İlmi buluşlardan, insan iştihasından, hayalinden, teorilerinden ve arzularından doğmuştur.
...
İlmî buluşların zenginlikleri arasında bir tercih yaptık. Ve bu tercih asla insanlığın yüksek menfaati düşünülerek yapılmış değildir, sadece bizim doğal eğilimlerimizi takip etmiştir. Yeni icadlara başarı sağlayan, en büyük kolaylık ve asgari gayret, bize hızın, değişikliğin ve konforun verdiği zevk,kendimizden kurtulmak ihtiyacı gibi prensiplerdir.Fakat, hızlı ulaşım araçlarının, telgraf ve telefonun, yazı yazan, hesap eden ve evlerde eskiden pek ağır yapılan bütün işleri yapan makinelerin, modern iş tekniklerinin muazzam bir tempoda hızlanmasına insanların nasıl tahammül edeceklerini kimse düşünmemiştir.... Büyük şehirlerin kurulması bizler düşünülerek olmuş değildir. Modern binaların şekli ve büyüklükleri, arsanın metre karesinden azamî gelir elde etmek, kiracılara hoşlanacakları büro ve lojmanlar sunmak fikrinden hareket edilerek verilmiştir. Böylece, dar bir alana çok sayıda insan toplayan dev binalar yapılmıştır...Modern şehir, sakinlerinin iyiliği için kurulmamıştır.
...
Bir başka insan sınıfı da vardır ki, caniler ve deliler kadar uyumsuz olmalarına rağmen, modern toplumlar için gereklidirler. Bunlar dahilerdir. Bu kimseler, psikolojik faaliyetlerinden birinin dev gibi gelişmiş olmasıyla vasıflandırılır. Büyük bir sanatkar, büyük bir filozof, bir fonksiyonu çok gelişip büyümüş alelâde bir insandır. Onu normal bir organizma üzerinde büyüyen bir tümörle kıyas edebiliriz. Bu dengesiz insanlar genellikle zavallıdırlar. Fakat bütün toplumun istifade ettiği büyük eserler meydana getirirler. Onların uyumsuzluğu modernizmin ilerlemesini sağlıyor. İnsanlık, kitlelerin çalışmasıyla hiçbir şey kazanmamıştır. O, birkaç kişinin arzusuyla, onların zekalarının aleviyle, bilim, cömertlik ve güzellik idealleriyle, ileri doğru itilmiştir.
...
Nihayet, medeniyetin gayesi ilmin ve makinenin ilerlemesi değil, insanın ilerlemesidir.
...
Özet olarak uyum, bütün organik ve zihinsel faaliyetlerin bir varlık tarzıdır. O, bir öz, bir cevher değildir. Ferdin devamını en iyi şekilde sağlayan faaliyetlerimizin otomatik olarak birleşmesini ifade eder. Bu, tamamen teleolojiktir. İç çevre onun sayesinde sabit kalır, vücut onun sayesinde birliğini korur ve hastalıklarını iyi eder. Dokularımızın geçiciliğine ve nazikliğine rağmen hayatımızı onun sayesinde devam ettiririz. O, bir görüntüden başka bir şey olmayan beslenim kadar gereklidir. Bununla beraber, modern hayatın organizasyonunda bu çok önemli fonksiyona dair hiçbir hesap tutulmamıştır.
...
Bizler kelimenin tam anlamıyla balçıktan yapılmış bulunuyoruz./Alexis Carrel-İnsan Denen Meçhul