İsmail olmak mı zor, yoksa İbrahim olmak mı?
Yaratıcının rüya ile gelen ilahî emrine boyun eğip
bıçağı evladının boynuna dayamak mı daha büyük bir teslimiyet,
babaya gelen o emre karşı, “Babacığım sakın mahzun olma!” diyerek bıçağa boyun uzatmak mı?
Bıçak olmak mı zor bu kıssada, şakağın dayandığı taş olmak mı?
İbrahim olmak kulluğun zirvesiyse İsmail olmak itaatin ve sabrın zirvesidir.
İbrahim olmak bir gül bahçesine girercesine ateşe girmekse,
İsmail olmak o bahçeden gül derercesine ateşe el uzatmaktır.
İbrahim olmak vaadi yerine getirmenin şahikasıysa,
İsmail olmak söze can vaat etmenin şahikasıdır.
İbrahim olmak malı ve canı (evladı) ile Allâh yolunda olmak demekse,
İsmail olmak canı hiçe sayarak, “Ben de yolundayım Allâh’ım” demektir.
Peki, ya boyun üstünde bıçak olmak, ya şakak altında taş olmak?
Ya kurban olmaya gidenin ayakları altında bir kum tanesi olmak?
Hele nefes olmak bu uğurda harcanan?
Hele bir de teslimiyetle kumlara dökülen gözyaşı olmak!
Ya pırpır atan bir İsmailî kalp olmak veyahut güp güp atan İbrahimî bir yürek olmak?
Hangisi olmak isterdiniz sevgili dostlar?
Garip gelmiş garip gidecek bir davanın erleriyiz.
Kimimiz bu davada İbrahimce yürürüz, kimimiz İsmailce.
Kimimiz boyun uzatırız bıçağa, kimimiz bıçağı tutan el oluruz.
Biliriz ki bu dava İbrahimsiz olmaz ama İsmailsiz de olmaz.
Bu davanın bıçak tutan ellere ihtiyacı var ancak bıçağa uzanacak boyunlara da!
Öyleyse ey Müslüman, gel uzat şu bıçağı
ve Allâh ile arana giren ne varsa kes at.
Anadolu Gençlik
Yaratıcının rüya ile gelen ilahî emrine boyun eğip
bıçağı evladının boynuna dayamak mı daha büyük bir teslimiyet,
babaya gelen o emre karşı, “Babacığım sakın mahzun olma!” diyerek bıçağa boyun uzatmak mı?
Bıçak olmak mı zor bu kıssada, şakağın dayandığı taş olmak mı?
İbrahim olmak kulluğun zirvesiyse İsmail olmak itaatin ve sabrın zirvesidir.
İbrahim olmak bir gül bahçesine girercesine ateşe girmekse,
İsmail olmak o bahçeden gül derercesine ateşe el uzatmaktır.
İbrahim olmak vaadi yerine getirmenin şahikasıysa,
İsmail olmak söze can vaat etmenin şahikasıdır.
İbrahim olmak malı ve canı (evladı) ile Allâh yolunda olmak demekse,
İsmail olmak canı hiçe sayarak, “Ben de yolundayım Allâh’ım” demektir.
Peki, ya boyun üstünde bıçak olmak, ya şakak altında taş olmak?
Ya kurban olmaya gidenin ayakları altında bir kum tanesi olmak?
Hele nefes olmak bu uğurda harcanan?
Hele bir de teslimiyetle kumlara dökülen gözyaşı olmak!
Ya pırpır atan bir İsmailî kalp olmak veyahut güp güp atan İbrahimî bir yürek olmak?
Hangisi olmak isterdiniz sevgili dostlar?
Garip gelmiş garip gidecek bir davanın erleriyiz.
Kimimiz bu davada İbrahimce yürürüz, kimimiz İsmailce.
Kimimiz boyun uzatırız bıçağa, kimimiz bıçağı tutan el oluruz.
Biliriz ki bu dava İbrahimsiz olmaz ama İsmailsiz de olmaz.
Bu davanın bıçak tutan ellere ihtiyacı var ancak bıçağa uzanacak boyunlara da!
Öyleyse ey Müslüman, gel uzat şu bıçağı
ve Allâh ile arana giren ne varsa kes at.
Anadolu Gençlik
