Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

turangida

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
23 Haz 2010
Mesajlar
5,705
Aldığı Beğeniler
14,607
Takım
Galatasaray
NAZ FASLI

Cemîl (güzel) Allah’ın özel ve güzel nazlılarından biri, bi gün bi gece bi an, Arş-ı Rahmân olan gönlünün tenhâlarında: Yâ Rab! Hay âlemlerin Rabb-i Kerîmi! Hay her şeylerden münezzeh ve müstağni olan Hannân! Hay kullarına ihsan ve ikram ettiği nimetlerin haddi hesabı olmayan Mennân! Sen Ğanisin, her şeylerin tek ve mutlak mâlikisin! Evvelde âhirde, zâhirde bâtında her şey, senden sana senindir amma, ben senden daha zenginim yâ Rab! diye naz ve niyaz edince, hıkmetine ön son ve sınır olmayan Hakîm Allah; sevib de yarattığı nazlı kulunu konuşturmak için: Nedir bu sendeki zenginlik sevgili kulum? diye süâl buyurunca, nazı ve niyazı nahifleşen nazlı kul, ânında secdeye kapanarak: Sübhâne rabbiye âlâ, sübhâne rabbiyel âlâ, sübhâne rabbiyel âlâ! Rabbim âlâ, rabbim âlâ, rabbim âlâ! tesbihatı içinde, seni her şeylerden tenzih ederim yâ Rab amma, söylediğimde ısrarlıyım! Dönüşüm yok sözümden! diye aşk u niyâz ederek: Sende olmayan bir şey var bende yâ Rab! Sen varsın yâ Rab, seeeen! Senin Rabbin yok! Senin Hâlık’ın ve Mâlik’in yok! Sen sana seeeen varsın bende yâ Rab! diye ağlayıp çağlamaya başlayınca, Alîm Allah, Halim Allah: Doğru söyledin kulum! buyurarak, onu cemâli ve kemâliyle ödüllendirmiş!
Şeyhülekber “Fütûhât”ının onyedinci sifirinde sözünü ettiği bu zâtla, vaktiyle Şam’da görüşmüş, kendisiyle hoş sohbetler etmiş.
Bu nazlar ve niyazlar bağlarında sohbet ve muhabbetin tadına doyum olmaz! Belki herkese değil ama, bizim meşrebimizdeki insanlara lâzım olan, hatta vâcib olan asıl mahrem muhtevâ bu nazlarda ve niyazlarda mahfî olsa gerektir!
Söz gelimi, bu nazlıların bilinenlerinden biri olan Bayezîd-i Bestâmî’ye, bi gün birileri: Ârif isyan eder mi? diye sormuşlar. Eder dese olmaz, etmez dese olmaz! Ne demiş biliyor musunuz?
Cevab çok hârika! Kendiliğinden ve kendi kelâmı olarak bir şey söylemiyor! Her şeyi içine alan bir âyetle cevab veriyor: Ve kâne emrullahi kaderan makdûra! Allah’ın emri takdir edilmiş bir kaderdir! (KK 33/38)
Kaderinde varsa eder, demiyor da, aynı anlama gelen âyetle ârif zerâfetiyle cevab veriyor zîra, Allah’ın emriyle murâdı bağlamında tedbir faslında mahrem bir değişme olabilir! Tedbir de Allah’ın takdiri olan şeylerdendir, buyuruyor Efendimiz Aleyhisselâm. Allah’ın hükmü tartışmaya açık değildir, diye meallendiriyor bu âyeti Mustafa Öztürk hoca.
Aynı sûrede, Ahzab 37’de: Ve kâne emrullahi mef’üla! Allah’ın emri gerçekleşti, gerçekleşir!
Allah’ın emriyle murâdı arasında değişme olur mu, olur! Bizim Şevket Baba’nın melâmetiyle Allah dediğini değil, dilediğini yapar! Allah va’dinden caymaz ama vaîdinden cayabilir!
Ârifler ve zarifler tavrına kandil tutan bir âyet daha var: Zâlike takdirül azîzil alîm! İşte bu azîz ve alîm olan Allah’ın takdiridir! (KK 6/96, 36/38, 41/12)
İnsanın bir türlü hazmedemediği ya da en azından hazımda çok zorlandığı, bi türlü olumlayamadığı bir şeyler olduğu zaman, kızıp köpürmeyen, taşıp dökülmeyen ârifler tavrı bu: Zâlike takdirül azîzil alîm! Azîz ve Alîm olanın takdiri bu işte!
Bu sefer de bizzat benim gördüğüm görüştüğüm, yıllarca sohbet ve muhabbetinde beslendiğim bir ârifden söz edeceğim size: Harputlu Kemâl Efendi! Bizim meşhuuuur Kemâl âbimiz!
Bir gün bi sohbette birileri Kemâl âbiye karşı öyle bir terbiyesizlik, öyle bir nâdanlık, öyle bir nobranlık yaptı ki, biz donduk kaldık! Yapabileceğimiz hiçbir şey de yoktu! Biz o donma hâlinde hazımsızlıktan kıvranırken, kemâlât adamı Kemâl âbi, sanki hiç öyle bir şey olmamış gibi, sâkin ve dingin, şunu söyledi: Zorun olmasın; zorlanma darlanma, daralma, darılma; sorun yok! Hazreti Allah’ın hazinesinde bu da varmış; bu gün burada zuhûr etti, açıldı, saçıldı! Hani Yâsin’de bir âyet var ya: Zâlike takdirül azîzil alîm tecellisi bu işte! Azîz ve alîm olan Allah’ın takdiri bu işte! Sabrımızı ve sebâtımızı tartar böyle şeylerle! Test bu test! Ters bir şey yok!
Deli gönül veli gönül, coştu yine taştı yine!
Sohbetin bu kertesinde, az biraz naz niyaz ederek Derviş Ruhullah’ı dinlesek ne dersiniz?
Arş-ı Rahmân olan gönüllerinizden akıp gelen eyvallahınızı duyar gibiyim! Haydin hay den öyleyse!
Naz deminde niyaz, niyaz deminde naz olmaz diyen Osman Bedreddin’in rûhâniyetine selâm ederek, Derviş Ruhullah’ı dinleyelim!
Niyâz ehlindeniz zannetme zâhid,
Meşhûr-u cihândır nazımız bizim!
Sözümüz mutlaka cânâna ait,
Enel Hakk çağırır sazımız bizim!

Erenler bezmidir meydân-ı irfân!
Zulmeti nûr eder, inkârı îman!
Sofu ise olur tilkisi arslan,
Kaplandan müthişdir bazımız bizim!

Kapıdan girmeden düşün derince,
Pek dardır yolumuz sıratdan ince!
Mânâ ustasından okuduk hece,
Benzer muammaya yazımız bizim!

Lâyı unutmuşuz hep deriz illâ,
Bu yolda çekmişiz dehre es salâ!
Kitmândır şâhımız dönmeyiz aslâ!
Açılmaz münkire râzımız bizim!

Bulmuşuz Mevlâyı vicdanımızda!
Edeb müncelidir erkânımızda!
Birdir her bir millet meydanımızda!
Türkümüz Kürdümüz Lâzımız bizim!

Ruhullah bulmuşum bu demde zâtı!
Bir zâtda seyretdik ismi sıfâtı!
Bir elden içtik ki âb-u hayâtı,
Kalmadı kışımız yazımız bizim!

Yâ Selâm!
Mustafa Özdamar
19 Temmuz 2020
 
Üst Alt