AH İSTANBUL, VAH İSTANBUL…
Üstad Necip Fazıl “Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar/ Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar; Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar/ Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar...” dizleriyle İstanbul’a olan sevgisini, tutkusunu ifade etmiştir. Seyyid Abdulhakim Arvasi Hazretleri de Eyüp’de set kenarında oturduğu yerden İstanbul’a doğru bakarak bu güzide şehirle ilgili şunları söylemiştir: “Şu İstanbul ne garip belde!.. İnsan, mümin olmak için de, kafir olmak için de burada her vasıtayı, her imkanı bulabilir…” ( O ve Ben; N. F. Kısakürek) (!)
Üstad Necip Fazıl “Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar/ Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar; Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar/ Güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar...” dizleriyle İstanbul’a olan sevgisini, tutkusunu ifade etmiştir. Seyyid Abdulhakim Arvasi Hazretleri de Eyüp’de set kenarında oturduğu yerden İstanbul’a doğru bakarak bu güzide şehirle ilgili şunları söylemiştir: “Şu İstanbul ne garip belde!.. İnsan, mümin olmak için de, kafir olmak için de burada her vasıtayı, her imkanı bulabilir…” ( O ve Ben; N. F. Kısakürek) (!)