Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

fatmabeyza

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Tem 2013
Mesajlar
1,421
Aldığı Beğeniler
716
HZ. ALİ'YE BIRAKILAN VASİYET

Hz. Fatıma bütün rahmet meziyetIeri karşısında fevkalade nazlı bir gönül yapısına sahipti. Nitekim bunu dünyasını değişirken göstermiştir. Dünyasını değişirken ikindi üzeri Hz. Ali Efendimizi yanına çağırmış "VEDA İÇİN GEL BAKALIM" demiştir. Hz. Ali, Fatıma annemize "FATIMA BEN NASIL DAYANACAGIM RASULULLAH'TAN SONRA SENİN HASRETİNE. RASULULLAH GİTTİ DAHA ONUN ACISINI HAZMEDEMEMİŞKEN SENA NASIL DAYANIRIM? NASIL DAYANIRIM BU ACIYA? dediği zaman Hz. Fâtıma annemiz: "BU MANANIN ÇOK ÖZEL BİR SIRRIDIR. SAKIN GÖNLÜNE BİR ŞEY GETİRME. HEM BEN SENİN İÇİN BİR EŞ BİLE SEÇTİM. Hz. ESMA. (Hz. Esma Hz. Cafer'in eşiydi) Hz. CAFER'İN ŞEHADETİNDEN SONRA DUL KALAN EŞİ ESMA'YI SANA EŞ OLARAK SEÇTİM. BEN AKŞAM ÜZERİ DÜNYAMI DEGİŞECEĞİM. ALLAH BANA ÇOK ENGİN BİR RAHMET LÜTFETTİ. HEM SENİN BANA OLAN AŞKINDAN, TUTKUNDAN, COŞKUNDAN BİR NOKTAYI KIRMAK İSTİYORUM. BENİ ESMA YIKAYACAK, SUYU MU SEN DÖKECEKSİN (Buradaki inceliğe bakınız. Gönlünde ki en zor, içerisine girilmez noktada bizzat eliyle getirip sokuyor. Hz. Esma'yı) YANLIZ BİR RİCAM VAR, CENAZEMDE DÖRT KİŞİDEN FAZLASINI İSTEMEM" diyor.

CENAZEMDE DÖRT KİŞİ İSTERİM

Tasavvuf tarihinde bunu hiç kimse anlamamış. Hz. Fâtıma'nın cenazesinde niçin dört kişi vardı? Zaten akşamdan sonra dünyasını değiştirmesinin hikmeti de buydu. Çünkü Hz. Fâtıma eğer dünyasını gündüz değişirse bütün Medine cenazeye sökün edecek. Ama akşamdan, yatsıdan sonra değişirse, İslami gelenek gereği cenazeyi fazla bekletmek, gömmek icap ettiğinden kalabalık olması mümkün değil. Dolayısıyla da Hz. Fâtıma'nın verdiği listenin dışında kimse yoktu cenaze namazında. Bu dört kişi Hz. Dıhye, Hz. Selman, Hz. Ebuzer, Hz. Ammar ve Hz. Ali'nin bizzat kendisiydi. Peki başka sevenleri yok muydu? Bunu kimse bilememiş.

DÖRDÜN SIRRI

Biliyorsunuz hikmetler ağacında bu dört şahsın dört ayrı istisnai gönül sırrı vardır. Hz. Ebuzer'in akıl almaz cömertliği vardır. Hz. Ammar'ın akıl almaz cesareti vardır. Bunlar hep ayrı ayrı tesis edilmiş ayrı ayrı ışıklar. Gönül sigortalarını Fahr-i Kainat Efendimizin sırrıyla Hz. Fâtıma'ya tamir ettiren kimselerdir. Hz. Dıhye'nin de tasavvur edilemeyecek kadar şiddetli çalışan bir gönül makinası vardır. Hz. Dıhye'nin

gönül makinası o kadar şiddetli çalışırdı ki, kime İslamiyeti teklif etmişse hemen Müslüman olmuştur.

Peygamber Efendimiz'in "Selman ehli beytimizdendir" buyurduğu hepimizin malumudur.

Diğer İslam büyükleri, Ashabın diğer yüceleri bir kavime İslamiyeti tebliğ ettiklerinde üçü beşi kabul eder, diğerleri etmeyebilirdi ama Hz. Dıhye kime tebliğ etse, emredersiniz demiştir. Bu onun özel bir sırrıdır. Hz. Ali Efendimizin her an savaşta olması nedeniyle, Hz. Fâtıma annemizin iki çocukla, ev işleriyle yorulduğu çok dar zamanında, en zor günlerinde Hz. Hasan ve Hüseyin Efendilerimizi size çok yük oluyor diye alır gezdirirdi. Hz. Dıhye bu davranışıyla Hz. Fatıma annemize öyle bir rahatlık verirdi. Bir gün Fatıma annemiz "ALLAH'DA ONUN GÖNLÜNE RAHATLIK VERSİN" diye dua etti. Hz. Dıhye gönlündeki bu rahatlıkla .kime tebliğ etse Müslüman olurdu.
 

fatmabeyza

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Tem 2013
Mesajlar
1,421
Aldığı Beğeniler
716
HERAKLİUS'A MEKTUP

Efendimiz çeşitli ülkelere elçi gönderirdi. Heraklius'a bizzat Dıhye'yi gönderdi. Çünkü söyler söylemez Müslüman yapacak tek kişi Dıhye idi. Nitekim Dıhye Heraklius’a İslami mesajı getirdiğinde evvela Heraklius itiraz edecek oldu. "BİZ BÜYÜK BİR MEDENİYETİZ. SİZ BİZİ NASIL BÖYLE DİNE DAVET EDİYORSUNUZ" gibisinden bir şeyler söyledi. Dıhye teklif etsin de o itiraz etsin. Olacak şey değildi. Dıhye'nin üzerinde büyük bir şaşkınlık vardı, tam kapıdan çıkacaklardı ki, Heraklius'un adamı geldi ve "AKŞAM YEMEGİNE BEKLİYORUZ" dedi. Heraklius akşam yemeğinden sonra Dıhye'ye "EFENDİNE SÖYLE, BEN MÜSLÜMAN OLDUM. AMA AÇIKLAMAYACAGIM, AÇIKLARSAM BENİ ASARLAR YERİME ÇOK ŞER BİR KUMANDANI İMPARATOR YAPARLAR, O DA SİZİ YOK ETMEK İÇİN MEDİNE'NİN ÜZERİNE ORDULAR GÖNDERİR. ONUN İÇİN BEN MÜSLÜMANLIĞI GÖNLÜMDE YAŞATACAGIM. YANLlZ FAHR-İ KAİNAT BİLSİN Kİ; BEN MÜSLÜMANLIĞI KABUL ETTİM. NİTEKİM BEN ONUN MEKTUBUNU KALDIRIYORUM SAKLAYACAGIM. HİÇ BİR SAYGISIZLIK GÖSTERMEYECEGİM. YANLIZ GÜNEYDEN GİDİP (ÜRGÜP GÖREME CİVARI) ORALARDA BİZİM HERAKLİT DİYE BÜVÜK BİR İLİM ADAMIZ VAR. ONA İSLAMİYETİ TEBLİG ET. ONUN BÜVÜK BİR HATIRI VARDIR. EGER KABUL ETTİREBİLİRSEN BÜTÜN YÖRE HALKI MÜSLÜMAN OLUR" dedi.

Hz. Dıhye dönüşte uğradığında Heraklit'e rastladı. Heraklit Dıhye'den teklifi alıp İslamiyeti kabul eder etmez halk onu linç etti. Bu olayı Hz. Fatıma'nın bir sırrını daha anlatabilir miyim diye aktardım. Hz. Dıhye, Hz. Fatıma'nın gönlünü rahatlattı diye, onun işlerini kolaylaştırdı diye Cenab¬ı Hakkın verdiği sırra bakın ki, otomatik bir ilahi şartel gibi nereye düşerse oraya iman mührünü basıyor. İşte bu sır Hz. Dıhye'nin şahsına ait bir sır değil, Hz. Fatıma'nın sırrı. Onun için Hz. Dıhye'yi. bir örnekleme olarak anlattık. Bu dört kişinin Hz. Fatıma'nın cenaze namazını kılmaktaki hikmeti budur.

GÖNÜL İSTİKAMETİNDE NAMAZ

Hz. Fâtıma'nın cenaze namazından söz açılmışken çok önemli bir cenaze sırrı vermek istiyorum. Fahr-i Kainat Efendimize cenaze namazı nasıl kılınır diye sorduklarında "BUNUN KOLAYINI FÂTIMA BULUR" buyurdular. Resulullah Efendimiz dünyasını değiştiğinde, Fatıma annemiz.: "RASULULLAHIN CENAZE NAMAZINI HERKES KENDİ KILSIN, BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM ÖNCE BEN KILIYORUM" dedi. Hz. Fâtıma kıldı, sonra Hz. Ali kıldı sonra. bütün İslam hanımları, erkekleri sırayla tek tek kıldılar. Fahr-i Kainat Efendimizin cenaze namazını kılma operasyonlar sırasında Allah Resuluyla, Fatıma arsında çok şiddetli bir ceryan geçti. Bu ceryan dolayısıyla o andan itibaren cenaze namazları cenazenin gönle istikametinde kılınmaya başlandı. Yani imam cenazenin kalbi hizasında durarak cenaze namazı kıldım. Bu İlahi ceryana bir daha rastlanır mı, rastlanmaz mı derseniz, elbette rastlanmaz. O ayrı bir mesele ama ona benzetmek kafidir.

EFENDİMİZLE YAŞAMA SIRRI

Bu vesile ile bir şey daha anlatmak istiyorum. Peki Hz. Fatıma niçin dayanamadı Efendimize? Bir çokları sanır ki çok seviyordu, onun için doyamadı hasretine. .~ki, o bizim gibi sıradan biri mi ki Resulüllah'a hasret duysun. O, Resulüllahı her an görüyordu. Efendimiz Alem-i Cemale teşrif ettikten sonra da görüyordu.
 

fatmabeyza

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Tem 2013
Mesajlar
1,421
Aldığı Beğeniler
716
SONSUZLUGA İNTİKAL SIRRI

Binaenaleyh Hz. Fâtıma babasına hasret değildi. Peki niye dayanamadı? Dayanamadığı şey neydi? Dayanamadığı özellik neydi? Bu çok önemli bir şeydir. Hz. Fatıma'nın dünyasını değişmesine ait çeşitli tahminler var. Kırk gün diyenler var, üç ay diyenler var. Efendimizden sonra en uzun dört ay sonra dünyasını değişti diyenler var. Hz. Fâtıma'nın çözülmezliklerinden biri de budur. Hep Efendimizle beraber olduğu halde, her şeyi anlayabildiği halde, Efendimize dayanamamasının sırrı, sebebi nedir? Bu dayanamamanın hikmeti Fahr-i Kainat Efendimizin sonsuzluğa intikal sırrıdır.

ONSEKİZ BiN ALEME iNTiKAL'iN HASRETi

Hz. Fâtıma. annemiz, Efendimizin yeryüzündeki hayatındaki şerit içerisinde hep onunla beraber, hep onu seyrediyordu. Onun dayanamadığı şey Efendimizin bu dünyadan ayrıldığı platformundaki sır değildi. Efendimizin Alem-i Cemale intikalinden sonra bütün mana alemlerinin, onsekiz bin aleme intikal eden manasının hasretine dayanamadı. O hasrete karışmak için mecburi olarak kendi kendini o kanal içerisinde yok etti. Yani Efendimizin manadaki sırrına intikal etmek için yok oldu. Fahr-i Kainat Efendimiz o kadar ağır bir cazibeydi ki, Fâtıma annemizin bu intikalini, manada ki intikalini büyük bir hasretle bekledi. Bu sevginin muayyen safhalarını bilmeyenlere bazı şeyleri anlatmak çok zordur, Alemlerin her birisinde, cin aleminde, melekler aleminde enva-i çeşit esrar vardır, Bütün bu esrarlara Fahr-i Kainat bir gelse de onun hikmetinden biraz ceryanlansak diye hasretle bekler bütün hadisat...

MÂNÂ'NIN BAYRAM GÜNÜ

Biliyorsunuz, Efendimiz oniki Rebiul evvel de yeryüzüne teşrif etti. Oniki rebiul evvelde de yeryüzünden ayrıldı. Teşrif ettiği tarih şemsi takvimle 22 Nisan'dır. Ama dünyadan ayrıldığı tarih 8 Hazirandır. Çünkü 63 senelik yaş şeridi üzerinde kameri ayla, şemsi ay üst üste çarpışmaz. 8 Haziran mana aleminin bayram günüdür. Efendimiz ayrıldığı 'için bizim hüzün günümüz olması lazım. Fakat Efendimiz ince bir espri yapmış, onun için matem yapamıyorsun. Çünkü 8 Haziran aynı zamanda dünyaya teşrif ettiği gün. Efendimizin dünyaya teşrif ettiği günde nasıl matem yaparsın? İkisi de oniki rebiul evveldi. Şemsi seneye parçalarsak farklılık görebiliriz. Bakınız bu incelik Hz. Fatıma'nın kimsede olmayan gönlünde sonsuz ceryanın, sonsuz sevdanın bir hikmetidir.

AYİNE-İ MUHAMMEDÎ

Fahr-i Kainat Efendimizin diğer alemlere yansıması halindeki yalnızlığa dayanamadı. Çünkü Efendimiz diğer alemlere, Alem-i Cemale yansıdıktan sonra, Efendimizin başka bir noktada kendini seyretmesine tahammül edemiyor, onun için çekip gidiyor Hz. Fâtıma."AYINESİYİM BEN ONUN, ARKASINDAN GİTMEK ZORUNDAYIM" diyor. Bu bizim bildiğimiz sıradan bir ayrılık değil, bunu ifade etmek için Hz. Fatıma'nın güzel bir şiiri vardır. Hz. Fâtıma çok büyük bir şairdir. Soyu itibariyle şairlikte en büyük yakını Hz. Amine idi. Hani soya çekim diyorlar ya, Hz. Amine de çok büyük bir şairdi. Hz. Fâtıma da şairliğini ninesinden almıştı. Hz. Fâtıma annemizin Efendimizin Alem-i Cemale intikaliyle söylediği bir söz vardır ki, şiirde ve .edebiyatta bunun üzerine ölümün tarifi yapılmaz. Bir acının tarifi yapılamaz. Hz. Fâtıma diyor ki, "RASULULLAH'IN YERYÜZÜNDEN AYRILMASINDAN SONRA GÖNLÜME ÖYLE BİR HÜZÜN ÇÖKTÜ Kİ, EĞER O HÜZÜN KARAALIĞA ÇÖKSEYDİ KARANLIĞIN RENGİ DEGİŞİRDİ"
 

fatmabeyza

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Tem 2013
Mesajlar
1,421
Aldığı Beğeniler
716
KARANLIĞIN RENGİ!

Bu bildiğiniz bir hasret, bildiğimiz bir dostluk değil, aşkı tarif ediyor. Gönül aşkını tarif ediyor. Efendimizin ölümüyle kendi gönlü arasındaki aşk cereyanının şiddetini tarif diyor. Eğer karanlığın üstüne çökseydi karanlığın rengi değişirdi ne demektir? Karanlığın renginin değişmesi demek, maddenin yok olması demek. Hz. Fatıma annemizin yeryüzünden ayrılışı da bu sevdanın mevcudiyeti gibi.

TOPLUMA HZ. FÂTIMA OPERASYONU

Unutmayınız niçin alem-i İslama karşı bu kadar müşfik? Niçin her bulduğu mü'mine hanımı dünyanın pisliğinden, şerrin kucağından kurtarıyor? Siz sanıyor musunuz ki Hz. Fâtıma operasyonunda değil bu toplum, çocuklar Hz. Fâtıma'nın çok sevdiği bir nesildir. Bunları dört tane uyduruk kimsenin eline, kendini bilmeyen şaşkının eline bırakır mı? Bu kadınların geleceğine el atmıştır. Bakınız gönüller perde perde Hz. Fâtıma'ya nasıl akacak. Bu günkü kadir gecesinin hürmetine ki, kadir gecesinin sırrı Fâtımadır. Efendimizin emridir bu. Bu sırra eremeyenler Hz. Fatıma'nın secdesini göremez, eşyanın Allah dediğini göremez, Cebraille selamlaşamaz. Çünkü Hadis-i Şerif var. "BÜTÜN MÜ'MİNLER BU GECE CEBRAİLLE SELAMLAŞAMAZ. BÜTÜN MELEKLER EY MÜ'MİNLER MÜJDELER OLSUN BU GECENİN SONSUZLUGUNU Y AŞADIGINIZ İÇİN Dİ YECEK". Ancak Hz. Fâtıma kanalından geçen bir ceryana kapılmakla bu güzellikleri yaşamak mümkün olur ki, işte o ceryanın sırrından uzak kalmak demek, karanlığın renginin yok olması gibi yok olmaya bedeldir.

“FÂTIMA'YA SÖYLEDİM”

Hz. Fâtıma annemiz bu mübarek günde Hz. Ali Efendimize kadir gecesinin hikmetinin müjdesini verdiği için bunu da bu günde mutlak dile getirmemiz lazım. Çünkü bu müjde Hz. Ali'yi tasavvur edilemeyecek kadar mutluluk hudutlarına götürmüştür. Hz. Ali, Hz. Fatıma'ya " RASULULLAHTAN SONRA SENİN DE YOKLUĞUNA NASIL TAHAMMÜL EDERİM" derken, bu müjde dolayısıyla tahammül etti.

Çünkü Hz. Ali çok büyük bir savaşçı, çok kuvvetli ve cesur olduğu için büyük bir endişesi vardı. Bir gün Efendimize "YA RASULULLAH BEN NASIL ŞEHİT OLACAĞIM? HANGİ KAFİRE NAZAR ETSEM ELİNDEN KILICI DÜŞÜYOR" diye büyük bir üzüntü ve intizarla sorduğunda Efendimiz "FÂTIMA'YA SÖYLEDİM. SENİN NASIL ŞEHİT OLACAĞIN KADİR SÜRESİNDE GİZLİDİR" diye cevap verdi. Bunu Efendimiz Fatıma annemize söylemiştir. Ama Sûre-i Kadiri beşyüz defa okusanız Hz. Ali'nin nerede şehit olacağını yazmıyor.

BİN AYDAN HAYIRLI ŞİFRESİ

Ama Hz. Fâtıma Kur'an'ın enfüs manasını yorumlarken bir metodla açıklıyor (Hz. Ali'nin NECH-ÜL BELÂGÂ adlı büyük yorum kitabında vardır) Hz. Fatıma Kur'an'daki kelimelerin çok özel özelliğini yakalardı. Mesela Kadir gecesi için emredilen BİN AYDAN DAHA HAYIRLIDIR sözü üzerine şifreyi kapmıştı. Bin aydan hayırlıdır Allah tarafından kadir gecesi için normal bir benzetme olmasaydı bin aydan efdaldir diye gelirdi. Bin aydan efdaldir demiyor da, bin aydan güçlüdür demiyor da, bin aydan hayırlıdır diyor. Efdal yerine hayırlıdır diyor. Yıl yerine de ay diyor. Fatıma annemiz bu yorumla Hz. Ali Efendimize "YA ALİ MÜJDELER OLSUN SEN KADİR GECESİ ŞEHID OLACAKSIN, ONDAN SONRA EMEVİLER GELECEK BİN AY KALACAK" demiştir. (Yani seksen üç sene dört ay) Gerçekten Emeviler 83 sene 4 ay kalmış ve ondan sonra defolup gitmişlerdir. Kemikleri de Ebu Müslim Horasani tarafından yakılmıştır. Fatıma annemizin ayetleri yorumlamasındaki hikmetlerden biri de budur.

VAHDET'TEN KESRETE GEÇİŞ NOKTASI

Sure-i Kadir'den sonra Cenab-ı Hak'kın çok hikmetli bir sırrı başka bir surede Fâtıma annemizin esrarını açıklayacaktır. Sure-i Tin'de maddenin nasıl yaratıldığını, anlatırken Hz. Fâtıma'yı tanımlamaktadır. Çünkü mana bilimlerinde aynen kabul edilen hadise şudur ki, Hz. Fâtıma annemiz vahdetten kesrete geçiş noktasıdır. Yani teklikten çokluğa geçiş noktasıdır. Teklik nedir? İlahi sevdadır. Bir tek neyi yaratmıştır? Fahr-i Kainatı yaratmıştır. Bunun çokluk alemine, insanlara geçebilmesi için gönüllerden gönüllere çeşit çeşit kanal vardır. Biri aşk-ı İlahi, bir diğeri asıl ana hattı da Ehl-i Beyt kanalıdır. Bu kanaldan geçen Hz. Fâtıma kanalından gönüllerden gönüllere geçer. Gönüllerden gönüllere geçen sevda Hz. Fâtıma'nın sırrı ile intişar etmiştir.

NEREDESiN ÜSTADIM?

Biliyorsunuz Hz. Şems bıçaklandıktan sonra ortadan kayboldu. Soruyorlar nereye gidebilir diye? O zamanın Asesbaşısı, yani emniyet müdürü Hz. Mevlana bir şair, bir filozof diye değil aynı zamanda bir prens imparatorun dostu olduğu için olayla bizzat yakından ilgileniyor ve diyor ki, bu kadar kan aktıktan sonra bir metreden fazla yürüyemez. Hz. Mevlana manadan soruyor Hz. Şems'e. "ASESBAŞı BÖYLE DİYOR. NERDESİN ÜSTADIM? KANIN AKTI YAŞAMAIDIĞIN ANLAŞILDI". AMA SEN YOKSUN ORTADA. ÖLDÜ DESEK BEDENİN NEREDE? ÖLMEDİ DESEK BU KAN NE?

Hz. Şems Hz. Mevlana'ya: "GÖNÜLDEKİ AŞKIN HESABI SORULMAZ. BİZ Ali AŞKIYLA YIKANMIŞ BİR GÖNÜL TAŞIYORUZ. O DA KENDİ BEDENİNİ KAYBETTİ. BEN DE ONUN SÜNNETİNE UYARAK BEDENİMİ KAYBETTİM. BİZ GÖNÜLLERİN AŞKINI GÖNÜLLERDEKİ AŞKI KURUMAZ BİR KAN ŞEKLİNDE LEDİK" diye sesleniyor...

AŞK ŞEHİDİ

İşte Hz. Fâtıma'nın vahdet sırrını alıp kesret sırrına çevresindeki hikmet, aşkın kanıdır. aşkın kanı akmadan kesret doğmaz.Bu aşkın kanını kesret sırrına akıtacak kadar yüreğinde büyüten Hz. Fatıma, aslında mana aleminde aşk şehididir. Gönlü Fahr-i Kainatın sevdasına tahammül edemediği için dünyasını değiştiğinden ismi aşk şehididir. Bu aşk şehidi olayını bir çok tasavvuf ehlinin hayatında seyrederiz. Hz. Şems'in de aşk şehidi oluşu bu hikmeti taşır. İşte Fâtıma annemizin bu aşk şehadeti olayı, vahdet aleminin kırılıp kesret alemine, çokluğa dönmesine vesile oluyor ki, bir anlamda Fahr-i Kainatın akıl almayan büyük bir ünü, büyük emanetini, hücrelerini gelecek kuşaklara taşımasıdır. İşte kevser sırrının bir hikmeti de budur. Yani gelecek kuşaklara taşımasıdır. Yani Hz. Fatıma taşınması mümkün olmayan bir yükü minicik hücreler gibi nesilden ile, Fahr-i Kainat Efendimizin evvela bedensel sırrını sonra hak aşıklarının Fahr-i Kainat aşıklarının sırrını da en gönülden gönüle bir tarz nesil gibi yansıtmıştır.
 

fatmabeyza

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
17 Tem 2013
Mesajlar
1,421
Aldığı Beğeniler
716
KERBELA'DA ŞERRE DARBE

Hz. Fâtıma'nın o sırından sonra Hz. Hüseyin'in bela'da şerre indirdiği büyük bir darbe vardır. Bütün m2ma alimleri Levh-i Mahfuz der. Tarihini incelemişler 've görmüşlerdir ki, şerrin ebterleşme sebebi Hz. Hüseyin'in Kerbelada şerre HAYIR demesidir. Hayır kendi ceryanını kendi üretir. Gönlünden sevdalandıkça, Allah'ı düşündükçe, Rasulullahı düşündükçe ceryanını üretir ve büyük bir potansiyel olur, büyük bir güç olur. Şer ise ceryan üretemez, ceryanını hayırdan çalar. Hayrın ceryanını çalması ne demektir? Onu kendisine ithal etmesi demektir. Şer hayırdan ceryan alamadıkça belli bir süre sonra ölür ki, işte, Fatıma annemizi tarif eden Kevser suresi bu hikmeti taşır.

Yanlız aşkta vardır sonsuzluk ve kesret. Bunun zıddı olan şeyde ebterlik vardır, ölüm vardır, sonluluk vardır. Bunun en müstesna örneği şerrin hayırdan ceryan alarak hayatını bir müddet daha uzatmak istemesidir. Onun içindir ki, bütün ısrarlara rağmen Hz. Hüseyin Efendimiz "EVET DİYEMEM BEN NE HALİFELİK İSTİYORUM NE DE BAŞKA BİR ŞEY AMA SİZİN İÇİN HAYIRLIDIR DİYEMEM" demiştir.

KERBELA'DA EVET DENSEYDİ?

Neden? Çünkü hayırlıdır dediği an şer öyle bir kuvvet kazanacaktı ki, hayır altüst olacaktı. Eğer Hz. Hüseyin Efendimiz Kerbelada evet deseydi, bugün ne Rusya yıkılırdı, ne İslamiyet ayakta kalırdı, ne de bu millet olurdu. Özellikle bu milletin cesareti, bu milletin yürekliliği şerrin ebter kalmasındandır. Şer, Kerbelada ebter kalmıştır. Zahirde Hz. Hüseyin Efendimiz şehid olmuştur ama şer ebter kalmıştır. Bu ebter kalış iki alanda İslamiyeti yüceltmiştir.

SIRRIN ÖZÜ

Biri Hz. Sümeyye'nin hayır demesiyle Ebu Cehil ve şürekası ebt':!r kalmıştır. Bedir savaşında hepsi pislik halinde atılmış telef olmuştur. ikincisi de Kerbelada Hz. Hüseyin'in hayır demesiyle bütün şerler Hz. Fatıma'nın yüzü suyu hürmetine ebter kalmıştır, güdük kalmıştır

Kadir gecesinin bin aydan daha hayırlı olarak zikredilmesinin sebebi de bin ay yani 83 sene aşağı yukarı bir insan ömrüdür. Bütün servet, bütün şaşaalar, gelip geçer ama, Hz. Ali'nin şehit olduğu o kadir gecesi anı bir ömürlük saltanattan önemlidir. Çünkü kadir gecesinde Alem-i vahdetin alem-i kesrete dönüşümün bilimsel hali zuhur etmiştir ki işte Fatıma sırrının özü de budur.

FAHR-i KAİNATA ÇIKIŞ KAPISI

Allah Fâtıma sırrından hepinizi yoğursun. Çünkü Fahr-i Kainata çıkış kapısı, ondan Allah'a varış kapısı böyledir. Başka kapı yoktur. Hiç kimse yanlış kapı aramasın, uydurma ilimlerin peşine takılmasın Hz. Fatıma ve ehli beyt gönlünde mekan kurmadıkça hiç kimse Resulullah'a gidemez. Resulullah'a gitmeyenin ise değil Allah'a gitmesi, mümkün değildir.

Bazı gaflet sahibi insanlar Allah'a varmak kafidir derler. Mümkün değil. Allah adeta küsmüş, "BENİM SEVGİLİMİ TANIMAYI BEN HİÇ TANIMAM" diyor. Sen kendine niçin bulurum diye hüccet çıkarıyorsun.

KEVSER SIRRIYLA DiRiLiK

Hz. Fâtıma'nın rahmetiyle canımızı kurtarıp inşaallah Ruz-i mahşerde hem de cennet'te onun sırrıyla ebedi hayata intikal edeceğiz. Hakiki dirilik yani kesretin dirilip tekrar vahdet bahçesine gitmesi kevser sırrıyladır. Kevser Hz. Fâtıma demektir. Allah gönlümüzden Hz. Fâtıma sevgisini almasın. Onun himayesini bütün Alem-i İslama lütfetmiştir zaten.

Ya Rabbi! Bir kez daha heyecanla niyaz ediyoruz. Özellikle Çeçenistanlı, Keşmirli, ve Bosnalı kardeşlerimize bir kez daha Hz. Fâtıma yüzü suyu hürmetine rahmetini lütfet. Hz. Fatıma'nın ruhuna bir Fatiha hediye ediyoruz.

YA RABBİ SEVGİLİ HABİBİNİN, GÖNÜL AYİNESİ Hz. FÂTIMA'NIN RUHUNA HEDİYE EDİYORUZ. KEREM BUYUR KABUL ET. BİZE DE EN SONUNDA DAHİ OLSA KERV ANIN'A KABUL ET YA RABBI. ONUN YÜZÜ SUYU HÜRMETİNE ALEM-i İSLAMIN BOĞAZINI SIKMAK İSTEYENLERİ
HAİNLERİ İSLAM DÜŞMANLARINI KAHHAR İSMİ ŞERİFİNLE
KAHRU PERİŞAN EYLE
 
Üst Alt