Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
Bu yitik kelimeler mevsiminde en çok yalnizligim tekerrür ediyor
Ve münevvereden yüregime düsüyor nisan yagmurlari hadra hadra
Kekeme birakilmis kelamlarin ana dil'i gibi suretim
Simdi Ayri Yönlere Akan Iki Nehrin Kavusmasi Gibi Milyonda Bir Ölesim Var.
Mahzûn’luk vaktidir Diye En Mücrim Ezgileri Gelin Edesim Var Kendime .
serhâ , serhâ yarilasim ,
ve En Sadik Dua Ile Ellerinden Yüregine Emanet Edilesim Var.
Tekbir veren imamin arkasindan Kiyama Duran âh'imin Kalbine Yelken Açarken melek sûretiyle Hüznüm , bir hicret Deryasiyla agitlar yakan kölelere Satasim Var Akreple Yelkovani ..
ASK Hasatiyle beni tercüme eden bir yürekte demlenirken kalbim
Yakub’un Sabrina Züleyha Kelamlari Döküp Yusuf’u Ifsa Edesim Var.

Ah Yâr ..
Kiblesi Tavaf Edilen ASK’lari Yad Ederken Ben
Marazi Sözleri Mahkum Eder Güncem ve Sah Damarimdan Tutar Meryem …

Ey Ikbalimin Ebedine sakli Yazgim
Ben Bir Sana Aldandim.Bir Sana Yandim
Bu tekrari yasaklanmis ask’lari bir senle yakin ettim kendime
ruzi Ezel’den halvetime mana ettigim
Simdi Çorak Bir Mevsimde, Buldukca Aklimi Üsüyen Yanimla Caddeler Boyu Susasim var
Bir tutam Rest Cekip Hayata Pervasizca Gözlerinin amaligina kanayasim,
ömrüme serpistirdigim yüregine minareler misali düsesim var.
Ferisiler Çamur atarken Gönlüme Ve Kabiller Ezerken Basimi
Dilim Direnisin Ezgilerini Söyler Gözlerinde.

Ey Benim Sebebi Medden Giryan Oldugum Hemzem ..
Ey Benim Feryad-ü Figan Vaktim.
Ey Benim ASK’in Yürür Vaziyetteki Secde Halim.
Egri Sütunlardan Cümle Alame Iklab eyledigim .
Bilmez misin Görmez misin Halimi ..
Kelami Hadrimi Kiyamete Bürüyenim.
Rahman Askina
Kuran Askina
Muhammed Mustafa Askina Duy Beni..
Mekki Sure Gibi Yeminlerdeyim Inan..
Tefsiri Muhkem Edilenim.
Yar’im, Yar bildigim
Beseri Alemlerden Yüregime Naskseyledigim
Ey Leyl-i Lem- Ey Katre-i Dem.
Söyle Simdi Hangi Narin Firkati Yakacak Bu Sineyi Sensiz.
Hangi Kuyuya Yusuf Olacak Gönlüm ki züleyha Karsiliksiz sevecek Beni
Kim Ibrahim Diye Yakacak Sinemi.
Kim Beni Sen Gibi Hasretinde Yollara Davud edecek ..
ah yar Iste Bu Yüzden Ben Yine Bi'lâl Hükmünde,Bu Sefer Ben Degil, Minareler Benim Üstümde
Haydi Al kusak Takip Gel Hüznünle Geceme, Yüz Görümlügün Ömrümdür,
Tak Beni Boynuna Yar, Rahman ve Rahim Olan ALLAH’in Askiyla …


Kahraman Araz...
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe

Şafak yokluğunla sınıyor yine
Gece ağrılı düşlerimden aldı nasibini
Yıldızlar üşüdü ellerim zemheri
Sevdanı yudumladım kıyılarıma vuran yüreğinden
Oysa çoktan vazgeçmiştin canımdan can !
Kurşunladın düşlerimi
Sinemde hançerinin sızısı kaldı işte o an…

Ağladı Ekim
Sam yeli savurdu hoyratça, yaprakları talan
Yetim bir gönül taşıyorum şimdi
Yitik şehrin yalnızlar sokağında
Kaldırımlarında ıslaklığı gözlerimin
Yalancı teselliler dökülüyor solgun dudaklarımdan
Hissediyor musun?
Cehennemsi bir sensizlikteyim şimdi…

Kederli yağmurlar yağıyor yoksulluğuma
Hıçkırığıma karışıyor özlemin
Yutkundukça daha bir acıtıyor yarama sızan bu zehir
Nefesinin limanında bulsam yine kendimi
İçsem denizinden
Kansam yeniden masallara inanan bir çocuk gibi..
Destansı bir sevda büyütsem gözlerinde

Hani bir bulut tutuşsa
Bir alev üşüse kalbimizde
Sen baharı getirsen çiçeklensen kapımda
Sersen bin bir renkli umutları
Uçurumun kıyısında bir gelincik olsam
Uzatsan ellerini
Say ki mecburi bir tutunuş benim ki
Ellerin !
Ellerin haziran kadar sıcak hüznüm kadar içli!

Omuzlarımda sensizliğin yükü.
Yokluğun yüreğime vurgun gözlerime sağanak…
Zaman geçtikçe katmerleniyor can sızım!
Yoksun
Issızım…

Züleyha Özbay BİLGİÇ...


Siir Fm'den alintidir...
 

Yusufça

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
6 Ocak 2012
Mesajlar
9,323
Aldığı Beğeniler
30,359
Konum
Bitlis
Takım
Beşiktaş
ve sen benim sunamsın ama ben gidiyorum
çaresiz ellerini kaldırsan da göklere
bu aşkın inancına yeminler ediyorum
ayrılık dua olsun kuşlara böceklere
layya seni bulduğum anda kaybediyorum
ne kadar benziyorsun renkli kelebeklere
doğmamış bebeklere intikam diliyorum

güneşlerin ufkunda tutamayınca seni
aradım hep hülyalı bir mumun ışığında
ve mumlar alevlerde tüketince gölgeni
kaybettim ben kendimi cinlerle kafdağında
bir mezara gömülen hatıralar treni
saklıyor seni beni bir mahşer toprağında
güneş gibi kendime katamayınca seni

ey uyku zalimliği hızla eriyen zaman
dansediyor yumulan gözlerimde yılanlar
yanakları dünyanın layya senin ağlaman
efsane haber taşır artık baylar bayanlar
savurur şapkasını suya bir yavru ceylan
vurulur ceylan gibi canandan ayrılanlar
vurulur ağlamanın ince parmaklarından

bir yudum çay içerek kahvelerde oturmak
seni düşünmek için bahane olmuş bana
ve doğranan yudumdan tatlı vakitler kurmak
girmiş hırsızlık gibi ruhumun arasına
beni beklermiş deniz akıp gidermiş ırmak
katarmış beni kızlar yurdundaki yasına
bir yudum gökyüzüyle ötelerde oturmak

kalmadı lügatimde bu halin kelimesi
nazlı taze günlerden isyana koşuyorum
bir kız gülümsemesi uzak bir bomba sesi
ben bu müphem dünyada acılarla sarhoşum
olmadı hiç rüyamda bir güvercin kafesi
dünyada olamadı benim bir sarı kuşum
kalmadı ceplerimde günlerin kelimesi

layya yenikapıda ruhunu aramasın
aramasın ruhumu çağdaş harabelerde
onu sonsuzluklara bu tek şiirle asın
ceylanlar avcıları düşürsün yine derde
layyalar doğmaz diye anneler ağlamasın
gülümseyecek layya her kızdaki kederde
hayat bende kaybolan huyunu aramasın

ararsa beni layya başlarsa ağlamaya
parlar mı gökkuşağı boynunda mevsim mevsim
koynunda yalnızlığın şehir kapalı aya
tenimin mendilinde dilim dilim bir isim
ben ki minnacık acun güller fışkıran kaya
alıp gitsem ruhumu tanınmasa cesedim
başlarsa ağlamaya ararsa beni layya

ben yeni bir inanca göçerken tek başına
dehşet gözyaşlarıyla bir gece örüyorum
geceler ki yürüyen sınırsızlık taşına
tozlu yollar boyunca hep seni görüyorum
bir cinnet öpüşüyüm çığlığa gözyaşına
bakış ince bir resim durmadan yürüyorum
gök yeni bir intikam biçerken tek başına

alıp dola boynuna kimsesiz odalarda
ta kalbinde kıvranan kıvranan ellerimi
ayrılık ılık evren limansız adalarda
koşturur şafaklara yalnayak seherimi
güneşini al da gel konuş karanlıklarda
kesmesin şu ellerim burada kaderimi
alıp dola boynuna en sessiz adalarda

yorulmam çilelerden çilelerle uyusam
bir ninni şırıl şırıl yatsam su kenarında
bir evren tütsülenir senden bir nefes duysam
ve yıkanır ölüler bengisu pınarında
kandan ve gözyaşından seni damıtıp yazsam
canlanırsın dünyanın en derin duvarında
yokluğunda öteden gölgelerle uyusam

birgün sona erince bu dünya cehennemi
sen de anlarsın artık aynalar yalan söyler
ölüm erken olmasın çok özledim annemi
o yağmurlu türküyü şimdi ancak can söyler
hatırlanmaz sularda neyle sevişir gemi
bir de böyle türküyü yardan ayrılan söyler
eriyince ufukta bu rüya cehennemi

çobanlar kavalları damardan üfleyecek
bakıp bakıp ruhumda kurduğun saltanata
bir buluşma baharı bir gelincik bir çiçek
ağlıyor ötelerden hazan olmuş hayata
her hazan kıvrımında bin bahar dirilecek
baharlar uzar nile ve dicleye fırata
çobanlar kavalları bahardan üfleyecek

uzanır sereserpe parka fakir adamlar
kuşdilini konuşur uzakta bir yabancı
günahkâr yüreğime taze korkular damlar
her yanda dilenciler kaderime duacı
ne bu aşk unutulur ne de o genç idamlar
ne hoca anlar halden ne de çingene falcı
uzanır sereserpe göğe cesur adamlar

ki gökyüzü yeryüzü arasında bu sevda
nasıl yolsun anneler saçını nasıl yolsun
öncesiz ve sonrasız bir açlık ağlamada
sana ey yalan rüya kara yılanlar dolsun
bendedir zalimlikler ve ak gözler layyada
beyaz düşü karartan kara eller kahrolsun
kahrolsun gökyüzüne sıçramayan her sevda

gökkuşağı altında geleceğin koşusu
yıldızlar kanat olsun ve merhamet merhamet
tükensin istiyorum yalan ölüm korkusu
bir gelin bir bebeğe bir genç bir gence hasret
açar artık sırrını çölde saklı kalan su
günahsız bir sevdaya açılır kutlu cennet
ve layyanın alnında geleceğin kokusu

artık veda edemem bavullarımı yaktım
artık veda edemem yandı fırat köprüsü
bütün günahlarımı artık sana bıraktım
giriyor günahına bir kuş bir aşk ölüsü
çocuklar olmasaydı inan ağlayacaktım
son kez söyleyecektim bir buluşma türküsü
bense hain saçlara kanlı çiçekler taktım....


Sıdkı CANEY
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
Fe

Yazarsam, sana yakışsın istedim!

Kıskanmasın kırmızı seni
ne Leylâ, ne Aslı, ne Şirin
sana efsânelerden değil
resimli hâtıralardan bahsediyorum
sen, utangaç mısralarımın
evlâdiyelik bahtiyar melikesi!
içini acıtmadan düşüyorum hayâline
satırlarım kanıyor hançer yarası
sen damlıyorsun âşikâr.

Bütün dikenler batsa en onmaz bir yerime
acıtmazdı bir tel kirpiğin kadar
açsa da bütün güller benim toprağımda
yine de bir bakışına denk düşmezdi!

Sana çıkar arşın arşın yürüdüğüm yollar
yollar ki gergef işler kavuşmak için sana.
beni sen için tutar;
yedi renk, yedi iklim, yedi kıta
yedi kat arz, yedi kat sema
kan çanağı hasretime usûl usûl elvedâ!
dur dememek için mısrâlara
şâirin isyânı da büyük olur aşkı da.

He

Sustum!
gözlerin doyurur imlâ eden kalemimi.

Sana yağmurlardan değil ateşten bahsediyorum
yengiler saklı yenilgilerimde
biriktirdiğim erimler hâlâ zulamda
hadi, çağır ellerimi ateşine
söndürsün içinde yanan beni,
en korkak gecelerimdi
beni yalnız bıraktığın rüyâlar
sus! sana açılır pencerelerim
tanyeli ol, sokul ciğerlerime her sabah
heyecanını büyütür şiirlerimin yakın olduğum hasretler
şâir utansa da kalem şâhika.

Kutsal balıkların üç bin yıldır bulamadığı-
gözlerindi damla damla şehsuvar,
beni benden alan gözlerine hâlâ hicretim var
ki iki denizdir gözlerin
ve iki denizin gerdanında
gönlünden gönlüme akar bengisu
gözlerin ki kalbime pusudur!

Mim

Ve eyvallah!

Bir bûse konar gibi
yağmurlar boşansın efil efil yüreğimize
rakkas saçlarının kıvrımlarından tutunurum hayâta
aşkı aşk gibi kendi dilimizle yaşayalım istiyorum
biraz daha yürü dehlizlerine kalbimin, korkma!
seni gelin etmek için geceyi süsledi yıldızlar
tenini emen rüzgarlar ulaştırır kokunu bana
bu nasıl alev ki içimizde
ne kadar büyüse o kadar üşür ellerimiz!

İki yarımdık seninle, tamamladık birbirimizi
ey Monalizanın kıskandığı kartpostal; nûr-u beyzâ
bir yıldız daha kayar gibi
bir bûse daha konar gibi
uzakları daha yakın eder gibi
______fe
________he
__________mim!
anlarsın
yazarsam, sana yakışsın istedim!



Zafer Şık...
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
bir bereket duasıyla çıkmışken yola
ıslak mabetlere yatırıldı dilim
mahremiyetin tadına ekilen mahkumiyeti
jilet kesikliğine öykünen yaralarıma
tuz basmaya niyetli hikayeleri doladım.
aynalara bıraktığım yüzümden önce eskidim
ben başkasında göremeyeceğin ihanetin belleği
sen sadakati yağmura teslim fotoğraf sararmışlığı.
erken inen geceye yoruldu dinmeyen başkaldırı
ölsen dedim ateş böceğine dikilmişken gözlerim
titrek ve mağrur hüzün
peşpeşe yitirmişlik duygusuyla esir
oysa gündüzden kalamadım hayata hiç
aklımda baykuş tünemeleri
tinerci solukları kalbimin
yitmek için ömrümü beklemedim.
gitmek için diz çöküp ağlamadım
heveslendiğim düşlere çocuk kalmanın
çokca usanılmış kanamaları
az düşünülmüş yarınları vardı.
eskidendi cesetlerin gazeteler altında uyutulması
şimdi ölmeler bile daha modern
bileklerde ceset künyesi
ben öldüğümde tanınmak istemiyorum.
-yakışıklı olurmuş ölü yıkayıcıları-

serbest makamda avuttum bütün masalları
geçmemiş kinleri küllemeden harladım
topraktan yaratılmış guslümü tamamlamadan
kuma batsaydım
dikene gül
saçlarına kül vuracaktım
aşk mağduru kadınların.
firavunlar öptü dudağını ene'nin
binlerce ente'ye hamile kaldı tanrının halifeleri
tırnak diplerimde yanmış etimin haramiliği
avuçlarımda erken doğan çocuğumun kan kokusu
ben seni böyle mi doğurdum anne?
aynaya tutamadığım yüzümden utandım
görmemek için çarşaflara sardım tenimi
kazı istersen etimi
bu günah çıkar mı ki?

topuklarıma battı iğneler
ten dikmece oynarken geçmişimle.
döne döne yüz üstü vurdum toprağa
bıçak yardı göğsümü
anka'nın yalanına inanmaya başlarken
kendi sokağımızın çocukları
üşürken kaldırım kenarında
yola yattım
asfalt sıcaklığının mazot kokusunu özlediğimden
serzeniş elbette dua
yakarıştan ziyade
duymalı tanrı dedim
-aşk küfür değildi-

eğildim toprak yollar üstüne
asfalt sıcaklığını bekleyerek
özleyerek tozun saçlarımda bıraktığı izi
huşuya varan inlemelerde
toprağın altındaki ölüyü çevirdim yüz üstü
secde etsin Rabbine diye
aşkı bilmese bile
meyyit düşü ile.


Cengizhan Konuş...
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
Pervasız düşlerimi,
Yalın ayak gözyaşlarımı es geçiniz lütfen.
İçimdeki çocuğu kaybettiğimde anladım;
Diri iken bile
Omuzlarında kendi cenazeni taşımak zorunda kalındığını.
(S)ağır yaralarıma tekil bir dikiş bile fazla görüldü
Ve gusle zorlandı içime düşmemiş bir kız çocuğunun tebessümü.
Hangi aşk cümlesini kursam, anlatım bozukluğuna denk geliyordu.
Gözlerimde ne zaman bir umut belirse,
Çocuksu yüreğim hep acının kürtajında (k)can kaybından
Ayrılığa hüküm giyiyordu.

Yetim çocukların yüzüne bir şiir vurana kadar tüm harflerimi azat ettim.
Bir ayağı uçurum boşluğuna düşmüş yüreğimi ayaklandırıp
Nihavent bir sesin rengine buladım sevdamı.
Ya bir şiirin ortasında sevda niyetine asın beni
Ya da ulu orta bir yerde kafiyesizliğimden vurun beni.

Sen ne zaman sesini yüreğimden çektin,
Beyin ölümü gerçekleşmiş hayatımın soğuk umutlarımı
Gökyüzüne gelin ettim.
Yokluğunu kapatmaya çalıştıkça,
Yastık altı gözyaşlarımdan ifşa edildi öyküsüzlüğüm.
El ense edildi aşka düşük yapmış mavi sürgünlüğüm.
Ve nefesime revâ görülmüş penceresiz bir ölüm.

Zaman aleyhte biliyorum.
Kavuşmalar, imkansızlığa / sonsuzluğa tehirli.
İçerden üzerimize kilitli bir acıyı ayıkladık hayat sahnemizden.
Sonra da mutlulukların bize kapı duvar olduğunda öğrendik,
Sevdanın konuşulmayan alfabesini.
Ve iki bedende bir sevdayı yaşatmaya çalışırken
Ölü doğmuş binlerce şiiri uyandırdık yüzyıllık uykusundan.

Oysa biz;
Gül’ümsediklerinde her iki yanağında
Peygamber çicekleri açan çocukların dualarında büyüyen sevdaydık.
Bedenlerimize bir ayrılık dikilse de,
Utangaç bakışların arasında sakladığın umutlarını acıya satma sakın.
Hüzünbaz ve işvebaz sancılarına inat sen sakın vazgeçme kendinden.
Aldırma zorluklara, boyun eğme karanlıklara.
Unutma sevgili;
Gül’üşlerindeki umuttan nasiplenip
Afrika çöllerini bile
Çicek bahçesine çevirebilecek kadar sevdalı hücrelerimiz.

“ Ömrüm, ömrüne feda olsun sevgili.”

İsmail SARIGENE...
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe


Yer etti yüzümde acı bir gülüş
Sorma hâllerimi, gerildim! Ey yâr
Ömrümü tüketti umuda dalış
Dizimde takat yok, yoruldum! Ey yâr

Gidişinle arttı gönülde közüm
Kilitlendi dilim, kalmadı sözüm
Can'a ne ettim de gitti can özüm
Ardından yerlere serildim! Ey yâr

Yazık ki kalmamış sevdaya vefa
Dönüpte bakmadın yüze bir defa
Sensizlik zor, bil ki ömrüme cefa
Cebinde defterdim, dürüldüm! Ey yâr

Onulmaz yaramla baş başa kaldım
Ruhumu sırtlayıp zulmete daldım
Oysaki sılanda bir garip kuldum
Sıladan gurbete sürüldüm! Ey yâr

Ya Sabır! Desem de kalmadı sabrım
Mağlup etti hayat bitmedi kahrım
Kucak açsın artık beklesin kabrim
Aklımla ölüme kuruldum! Ey yâr

Saadet Ün...
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
Kalabalık yalnızlıklarla dolu etrafım.
Boş bir kağıt gibi hayat.
Kalemin dokunuşuna hasretken,
değdiğinde kanar bütün isyanları sayfalar.
Kitaplar dolusu cümlelerden,
kendine yakışanı giyinip dikiliyor karşıma zaman.
Ve her saniyenin ucunu sivriltip saplıyor seni umutlarıma.
Hüzünlerden örülme sevinçlerden sıyırıp atıyorum aşkı.
Hani baş ucundaki bayramlıklara sarılıp uyuyan çocuklar olur ya,
işte öylesine sızlıyor kalbim.
Gelişinin arefesinde, sana avuçlar dolusu sevinçler saklıyor yüreğim,
ama gizleyemiyorum hiçbirini..
Sonu belirsiz adımların izleriyle doluyken yollar,
nasıl çıkartır beni huzura, bilmiyorum.
Yüzüme yapışan tebessümlerde gizlediğim adını,
attığım her adıma iz ediyorum.
Yıldızlar dolusu gözlerine çeviriyorum yalnızlığımın rotasını.
Sen güldükçe doğuyor gözlerinde güneş,
söküp atıyorum üzerimden karanlıkları.
Aşkın soluma yazdığı fermanındadır hükmü sensizliğin.
Üzeri karalanmış yazgıların alfabesinde,
adının harflerini aralıyor kelimeler.
Ve silip aşkın araf’ından adımı, alnına yazıyor beni kader…
Şimdi dilime doladığım şarkılardan geriye,
gözümde büyüttüğüm yalnızlığın selâsı yankılanıyor.
Seni, sabahın müjdelediği günler niyetine içime doğuruyorken gece,
uğurluyor sensiz düşlerin uykularını uzaklara.
Gözümün bir damla uykuya hasreti,
özümün sana bir ömür hasretinden olsa gerek..
Aklıma her geldiğinde, gidiyor "sen"den gayrı ne varsa tek tek,
tutamıyorum hiçbirini…


Ahmet KARAKAYA...
 

Âwdil

Dâr Pêlda
 
Üyelik Tarihi
17 Eyl 2006
Mesajlar
142
Aldığı Beğeniler
490
Konum
Simeranya
Takım
Galatasaray
Bu konu da yazarların neredeyse hepsi otuzuncuharf yazarları.Siz de zamanın da otuzuncuharf de yazdınız mı sayın,Geceler.
 

Geceler

Sükut_u Sonbahar
 
Üyelik Tarihi
11 Nis 2007
Mesajlar
24,205
Aldığı Beğeniler
22,175
Takım
Fenerbahçe
Yedisiaralığın


Naz çiçeği/ yusufçuk / karada kelepir naralar

Bir gül attım şiire / ah dönmedi bahtım

Seni
Seni şahit tutuyorum pıhtılaşmamış kanıma
Sarkaçlı hüzünlerin satırlarına düşeli beri dumanı eksik olmuyor başımın!
Belalı sözlerim kamçılıyor öfkemi
Büyüdükçe ölüyor kalbim…
Ah’lar bırakıyorum ardımda
Neşesi kaçmış ömrümün tortusu olarak
Deliksiz uykulara denk gelmiyor gecelerim
Bölük pörçük şiirlerim var
İki satırdan biri mecruh türküler söylemekte!
Mührünü sırtımda taşıdığım bir utanç gibi
Eşeliyor toprağımı güç yetiremediklerim
Bilmiyorsun, kaybolmak istiyorum kaygılarında!
Yağmurlu gözlerim, kor kesmiş bir taşın dibinde
Bir taş bıraksam olmadığın her vakte
Deniz aşırı renklerim olacak…
Ah, dilemma hallerim…
Kalmak ve gitmek arasında kaldığımdan beri, incir kuşları ağırlıyorum
Islak hatıralar çıkıyor mektuplardan
Kendimden haber alamıyorum
Taammüden uzanıyorum dişli şiirlere
Bunlar eksantrik hastalıklar
İçime düşüyor sevgilim ketum yağmurlar
Göynük mevsimlerle arama dalgakıranlar düşürdüm
Alnını düşürdüm alnımdan!
Bir konuşmaya sakladım incilerimi
Dağıldım, gitti!
Hurcuna közlenmiş bakışlar bırakayım,
Tut! Tutabildiğin kadar…
Berfte od kaç yaş eskitebilirse o kadar tut mesela!
Mesela, bir az ben kadar…
İşmarım
Kar üstünde…

Sızdım bir köşede.
Yusufçuk usulca değdirdi sesini kulağıma
Dedi:’naz çiçeği su kokarmış’
Değemedim kanadındaki salkıya
Baktım gürültü yapmadan
Dedim:’ yârim elimin tersinde yazgısını yudumlarmış…
Ondan da öte gül varmış…”

Eda Aktaş...
 
Üst Alt