Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

(Kun Fe Yekun)

Liva-ül Hamd
 
Üyelik Tarihi
30 Eyl 2010
Mesajlar
1,233
Aldığı Beğeniler
22
Konum
İstanbul-Malatya
28290_426196817153_320285362153_5451847_4951447_n.jpg


lisânı ağızda olanı değil,
lisânı gönülde olanlara yâr et bizi...
tebessümü simâsında olanı değil,
tebessümü gönülde olanlara kat bizi..
aşkı tende sananı değil, aşkı ruhunda can bilenlere arat bizi. . . !
 

LAZOĞLU

LAZOĞLU
 
Üyelik Tarihi
11 Eki 2010
Mesajlar
1,134
Aldığı Beğeniler
14
Konum
KARADENİZİN FIRTINALI YERİNDEN
Takım
Trabzonspor
Ahlâk, insanın kötü işlerden korunması, iyi ve güzel davranışlar kazanması için gereken yolları göstererek ruhu temizler, kötülükleri iyiliklere çevirir.



İslâm ahlâka büyük önem vermiş, Kur’an-ı Kerim ve Hadis-i şerifler birey ve toplumun gelişmesinde en önemli yere sahip olan bu konuya dikkatlerimizi çekmiştir. Gerek Kur’an-ı Kerim ve gerekse Peygamberimiz (s.a.v.) itikât, ibâdet ve ahlâk konuları üzerinde önemle durmuştur. İslâm bilginleri de bu konular üzerinde sayısız eserler vererek gelecek nesillere ışık tutmuşlardır. İslâm, insanı, yalnız Allah’a (c.c.) karşı sorumlu tutmamakta, hayatta insanı ilgilendirecek maddî ve manevî bütün hadiselere karşı sorumluluk taşımasını gerekli kılmaktadır.



Sağlıklı bir vücut, sahibini nasıl dinamik yapıyorsa, sağlıklı aileler de toplumu güçlü ve dinamik hale getirirler. Toplumu oluşturan bireylerin güzel ahlâklı olması bu açıdan büyük önem taşımaktadır. Toplumsal ahlâk, bireyin

ahlâklı olmasıyla mümkün hale gelir. Bireylerin eğitilmesi ise küçük yaştan başlar ve olgunlaşıncaya kadar sürer. Çocuğun yetişmesinde ve karakter sahibi olmasında yetiştiği çevrenin ve eğitimin etkisi olmakla birlikte, en önemli kişilik ailesi tarafından kazandırılır. Bu nedenle bireyin iyi ahlâk sahibi olması için çocukluktan başlayıp gençlik çağıyla devam eden ve insanın hayatının sonuna kadar süren bir disiplin ve eğitim görmesi gereklidir.



İslâm ahlâkının güzel olarak gördüğü her eylem, Kur’an’ın insanlardan yapmalarını istediği eylemlerdir. Yine İslâm ahlâkının kötü gördüğü her eylem, Kur’an’ın insanlardan kaçınmasını istediği eylemlerdir. İslâm’ın insanlara yüklediği görevlerin başında gelen ‘iyilikleri sunmak ve teşvik etmek, kötülüklerden sakındırmak’ prensibi, İslâm’ın ahlâka verdiği önemi gözler önüne sermektedir.



“İçinizden (insanları) hayra çağıran, iyiliği buyurup kötülükten sakındıran bir topluluk olsun; işte onlar kurtuluşa erenlerdir.”(1)

“Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmet oldunuz. İyiliği emreder, kötülükten sakındırır ve Allah’a inanırsınız.”(2)



Ayet-i kerimelerin de belirttiği gibi ‘iyilikleri sunmak, kötülüklerden sakındırmak’ müslümanların temel görevleri arasındadır. Kur’an-ı Kerim iyilik yapmaya çok önem vermektedir.



İslâm dini ahlâka neden bu kadar önem vermiştir, niçin ahlâkı dinin ayrılmaz bir parçası olarak görmüştür Bu sorunun cevabını tam olarak verebilmek için İslâm’ın temel kaynakları olan Kur’an ve sünnet’i dikkatlice incelemek gerekmektedir. Ahlâk, insanın Allah (c.c.) ile olan bağlarının düzenlenmesinde önemli bir etken olduğu gibi, insanın toplumla olan ilişkilerinde de belirleyici bir özelliğe sahiptir. Çünkü İslâm’daki bütün ahlakî emirler dini temellidir.



Peygamber Efendimiz (s.a.v.)’in hadislerinde de ahlâk’ın ne kadar önemli bir yer tuttuğunu görmekteyiz:



“Güzel ahlâk, Allah’ın yüce ahlâkıdır.” (3)

"Sizin en hayırlınız, ahlâkça en güzel olanınızdır.” (4)

“İman bakımından mü’minlerin en olgunu, ahlâkı en güzel olup, ailesine karşı en yumuşak, en cömert davranandır.” (5)

“Ben güzel ahlâkı tamamlamak için gönderildim.” (6)



Yukarıda sıraladığımız âyet-i kerimeler ile hadisi şeriflerden de çok iyi anlaşılmaktadır ki, İslâm dini ahlâka büyük önem vermiştir. Ahlâk ile din iç içedir. İslam’ın ahlâka verdiği önemi hiçbir düşünce sistemi vermemiştir. Ne Hristiyan düşüncesi, ne materyalizm, ne de liberalizm vs. Ahlâkı din’den bağımsız bir kurum olarak ele alan bu ve benzeri düşünce sistemleri fert ve toplum hayatlarında sorunlardan kurtulamamışlardır. Özellikle modern çağda batı dünyası büyük bir ahlâkî çöküntü yaşamaktadır. Bunun sebebi din’in ve dolayısıyla ahlâkın belirleyici özelliğini terk etmeleridir.
 

LAZOĞLU

LAZOĞLU
 
Üyelik Tarihi
11 Eki 2010
Mesajlar
1,134
Aldığı Beğeniler
14
Konum
KARADENİZİN FIRTINALI YERİNDEN
Takım
Trabzonspor

Yorgunum sevgili
Yorgunum.....
Duygularım....
Ümitlerim....
Dileklerim yorgun....
Her defasında kırılıp
Parçalanmaktan yorgun yüreğim....
Aldatılmaktan
Kırgın umutlarım....
Yarım kalmaktan aşka
Yorgunum.....
Geceyi uykusuz
Günü karanlık yaşamaktan
Yorgunum...
Yoruldum sevgili...
Her ümidin peşinden
Koşmaktan
Solan gençliğim..
Yoruldum..
Yalancı bahar yaşamaktan...
Gül değil hep diken avuçlamaktan
Kırılıp parçalara ayrılmaktan....
Yoruldum....
Yorgunum sevgili.... BU GECE DAHA BİR YORGUNUM...
 

LAZOĞLU

LAZOĞLU
 
Üyelik Tarihi
11 Eki 2010
Mesajlar
1,134
Aldığı Beğeniler
14
Konum
KARADENİZİN FIRTINALI YERİNDEN
Takım
Trabzonspor
:gul::gul:Kimi bakar elbisenin rengine , kimi bakar yüzüne ve gözüne ,kimi de bakar cebindekine .

Gerçek dost ise ;bakar sadece yüreğine
:gul::gul:

dostlukresimlerikankalaky3.jpg
 

LAZOĞLU

LAZOĞLU
 
Üyelik Tarihi
11 Eki 2010
Mesajlar
1,134
Aldığı Beğeniler
14
Konum
KARADENİZİN FIRTINALI YERİNDEN
Takım
Trabzonspor
k13.jpg
* *Öyle ucuz değil GÜL koklamak.. GÜL tutan ele diken batmalı,..Bir AŞK ' a gönül veren ...O AŞK ' ının kapısında yatmalı...**..
 

LAZOĞLU

LAZOĞLU
 
Üyelik Tarihi
11 Eki 2010
Mesajlar
1,134
Aldığı Beğeniler
14
Konum
KARADENİZİN FIRTINALI YERİNDEN
Takım
Trabzonspor
O, bir tane idi... O, şahane idi... O, güzel idi...

O, güzeller güzeli idi... O, mükemmel idi... O, eşsiz idi..

. O, "nûr" idi... O, "duâ" idi... O, "müjde" idi... O, "rüyâ" idi...

O, "Muhammed" idi... O, "Ahmed" idi... O, "el-Emîn" idi..

. O, "kul" idi... O, "Rasûl" idi... O, "Habîb" idi...
 

LAZOĞLU

LAZOĞLU
 
Üyelik Tarihi
11 Eki 2010
Mesajlar
1,134
Aldığı Beğeniler
14
Konum
KARADENİZİN FIRTINALI YERİNDEN
Takım
Trabzonspor
Zengin adamın biri yemek yiyordu, sofrasında pişmiş tavuk vardı. Bir dilenci gelip, kendisinden bir şey istedi. Dilenciye bir şey vermeyip, onu eli boş geri çevirdi. Adam çok mal ve servet sahibi idi.

Bir gün karısı ile arası açılıp, boşandılar. Karısı başka kocaya vardı. Kadının ikinci kocası yemek yerken bir dilenci ondan bir şeyler istedi. Sofrasında pişmiş tavuk bulunan adam karısına:

- "Pişmiş tavuğu alıp dilenciye verdi. Kadın dilenciyi görünce, kendisine yabancı gelmedi. Biraz düşündü ve ilk kocası olduğunu anladı. Durumu ikinci kocasına bildirdi.

İkinci kocası:

"Allah a yemin ederim ki, o adamdan bir şeyler isteyen fakir dilenci ben idim. Allah da onun mal ve servetini alıp, bana verdi" dedi.


yalniz-amca.jpg
 

LAZOĞLU

LAZOĞLU
 
Üyelik Tarihi
11 Eki 2010
Mesajlar
1,134
Aldığı Beğeniler
14
Konum
KARADENİZİN FIRTINALI YERİNDEN
Takım
Trabzonspor
Saliha bir kadının, münafık ve cahil bir kocası vardı. Bu kadın Bismillahirrahmanirrahim diye besmele çekmeden hiçbir işine başlamazdı. Münafık kocası, onun bu haline çok kızar, kadıncağıza yapmadığı eziyeti bırakmazdı. O saliha kadın ise, kocasının eza ve cefalarına sabreder ve onun doğru yola gelmesi için, Allah a dua ederdi.

Bir gün, o zalim adam iyice öfkelenmişti. Karısına yapacağı eziyet ve kötülük için bir bahane arıyor ve kendi kendine:

Şuna bir oyun çevireyim de görsün. Bakalım onu rezil olmaktan kim kurtaracak diye söylenip duruyordu. Başkalarına açıkça söylemediği inkarcılığı, artık bütün çirkinliğiyle, içinde dolup taşmıştı.

Hanımını çağırdı. Ona bir kese altın vererek:

Bunu iyi sakla! diye tembih etti. O saliha kadın da, kocasının emri üzerine hemen gitti. Besmele yi çekerek keseyi iyice sakladı. Fakat kocası olan münafık adam da onu gizlice takip ediyordu. Sonra, karısının haberi olmadan keseyi ordan aldı. İçindeki altınları boşaltarak keseyi derin bir kuyuya attı. Aradan çok geçmeden, yine hanımını çağırdı:

Sana verdiğim bir kese altını hemen getir dedi.

Kadın koştu, keseyi sakladığı yere;

Bismillahirrahmanirrahim diyerek elini uzattı. Tam o anda, Allahü Teala Hazretleri nin emriyle melekler tarafından kese kuyudan çıkarılıp, yerine kondu. Yanlız ıslanan keseden sular damlıyordu. Kadın, kesenin neden ıslandığını anlayamadı, getirdi. Kocasına teslim etti. Adam, içi altınla dolu ıslak keseyi görünce çok şaşırdı. Karısının söylediklerinin ne kadar doğru olduğunu anladı.

Sonra karısına:

Sana çok zulmettim, cok canını yaktım, beni affet diye yalvarmaya başladı. Allah a tevbe ve istiğfar etti. Allah ın salih kullarından biri oldu. O günden sonra, dua ve yakarışlarında hep şöyle derdi.

Ya Rabbi! Bana dünyam ve ahiretim icin hayırlı, saliha bir kadını eş olarak verdiğin için, sana hakkıyla şükretmekten acizim, beni affet Allah ım.

O saliha kadın ise:

Ya Rabbi! Sana şükürler olsun ki, duamı kabul edip, kocamı salihlerden eyledin . Diye dua ediyordu.
 
Üst Alt