Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

*zehra*

YD Üyesi
 
Üyelik Tarihi
24 Eki 2009
Mesajlar
2,258
Aldığı Beğeniler
38
Takım
Diğer
Aşk-ı Gönül...


Dikensiz gül gibi görsede gönül
Ümidi acıyla bilemektir aşk
Kapanınca birgün bütün kapılar
Vuslatı ahrette dilemektir aşk.


Kıvrımlı upuzun öyle bir yol ki
Asırlar içinde noktadır sanki
Belki Züleyha’dır Yusuf’tur belki
Belki de beyhude bir emektir aşk.


Aça dursun bir gül hasret çölünde
Bülbülün nabzıdır atar gülünde
Göçmen kuş misali yarın gönlünde
Birkaç günlüğüne tünemektir aşk.


Kurşun geçmez kılıç kesmez hasreti
Yaşamayan anlatamaz gurbeti
Bazen bir ömürdür aşkın diyeti
Eceli yürekte belemektir aşk.


Âşığın her zaman böyledir hali
Mecnun’u var eden Leylâ hayali
Bîsütün önünde Ferhat misali
Dağları kalburla elemektir aşk.

 

LAZOĞLU

LAZOĞLU
 
Üyelik Tarihi
11 Eki 2010
Mesajlar
1,134
Aldığı Beğeniler
14
Konum
KARADENİZİN FIRTINALI YERİNDEN
Takım
Trabzonspor
İmam-ı Azam Ebu Hanife Hazretleri r.a., hac için yola çıkıp Medine'ye ulaştığında karşılaştığı Seyyid Muhammed Bâkır Hazretleriyle arasında şöyle bir konuşma geçer. Seyyid Muhammed Bâkır:
-Sen kendi aklınca kıyas yaparak, Peygamber dedemin dinini ve hadislerini değiştiriyorsun, der.
-Böyle bir şey yapmaktan Allah'a sığınırım efendim. Lütfen oturunuz. Rasulullah'a olduğu gibi benim size de hürmetim var, der İmam-ı Azam. Seyyid Muhammed Bâkır'a yer gösterir. Her ikisi de yerini aldıktan sonra Ebu Hanife Hazretleri söze başlar:
-Üç mesele soracağım. Birincisi şu: Erkek mi daha güçsüz kadın mı?
-Kadın erkekten güçsüzdür.
-Mirasta adamın payı kaç, kadının kaçtır?
-Erkeğin mirastaki payı iki, kadının birdir.
-İşte bu ceddin Peygamber s.a.v.'in sözüdür. Eğer onun dinini değiştirmiş olsam, benim akıl ve kıyas yoluyla, kadın daha zayıf olduğu için ona iki pay, erkeğe bir pay düşer derdim.
Ebu Hanife Hazretleri tekrar sorar:
-Namaz mı daha üstün, oruç mu?
-Namaz oruçtan üstündür.
-İşte bu da deden Rasulullah'ın sözüdür. Eğer ceddinin dinini akıl ve kıyasla değiştirmiş olsaydım, âdet halindeki kadının kılamadığı namazları kaza et mesini, orucu kaza etmemesini emrederdim.
Ebu Hanife Hazretleri üçüncü soruyu sorar:
-Sidik mi daha pis, meni mi?
-Sidik meniden pistir.
-Eğer deden Peygamber s.a.v.'in dinini kıyasla değiştirmiş olsaydım, sidikten dolayı gusletmek gerektiğini ve meniden dolayı da sadece abdest almak gerektiğini söylerdim. Fakat akıl ve kıyasla bu dini değiştirmekten Allah'a sığınırım.
Seyyid Muhammed Bâkır Hazretleri yerinden kalkar ve Ebu Hanife'yi kucaklar. Tebrik edip ona ikramda bulunur. (1)
 

LAZOĞLU

LAZOĞLU
 
Üyelik Tarihi
11 Eki 2010
Mesajlar
1,134
Aldığı Beğeniler
14
Konum
KARADENİZİN FIRTINALI YERİNDEN
Takım
Trabzonspor
.

"
Benimle röportaj mı yapmak istiyorsun?" diye sordu Hayat.

"Zamanın var mı?" diye sordum.

Gülümsedi ve ‘’Benim sonsuza kadar zamanım var.’’dedi.

Ne sorular var yüreğinde? İnsanlarla ilgili en çok neye şaşırıyorsun? diye sordum.

Hayat başladı anlatmaya:

"Çocukluktan sıkılıp büyümek için acele ediyorlar, sonra yine çocuk olmanın özlemini duyuyorlar. Para kazanmak için sağlıklarını kaybediyorlar, sonra sağlıklarını kazanmak için paralarını kaybediyorlar. Gelecekle ilgili edişelenmaekten şimdiyi unutuyorlar. Sonra da ne şimdiyi ne geleceği yaşayabiliyorlar. Deneyim iyi bir öğretmendir diyorlar ama deneyimin faturasını ödemek istemiyorlar. Hayatlarını kazanmak için eğitim alıyorlar ama yaşam ustası olmayı bilmiyorlar. Bu nedenle de, hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyorlar, hiç yaşamamış gibi ölüyorlar."

Hayat elimi tuttu sıkı sıkı.. Bir süre sessiz kaldık,birşey konuşmadık. Sonra derin bir nefes aldım. Ona, insanların neleri öğrenmelerini istediğini sordum.

Hayat yanıtladı:

"Hiç kimseyi seni sevmeye zorlayamayacağını, yapabileceğin tek şeyin seni sevmelerine izin vermelerini isterdim. Affetmenin affederek öğrenilebileceğini öğrenmelerini isterdim. Başkalarıyla kendilerini kıyaslamamayı öğrenmelerini isterdim. İki insanın aynı şeye bakıp farklı şeyleri görebileceğini öğrenmelerini isterdim."

"Zengin insanın en çok şeye sahip olan değil, en az şeye ihtiyaç duyan insan olduğunu öğrenmelerini isterdim. Bir sevecen yüreği derinden yaralamanın bir anda olduğunu; ama iyileştirmenin çok uzun sürdüğünü öğrenmelerini isterdim.Hayata pozitif bakmanın yaşama sevincini bir kat daha artırdığını öğrenmelerini isterdim..’’
Hayat derin bir nefes verdi. Hayatın nefesi kelimelere dönüştü.

"Söylediklerimi yüreğine kaydet.’’dedi.söylediği cümleyi yüreğime kaydetmiştim..

"Başkalarını affetmek yeterli değil, kendini de affetmeyi öğren".

Yüreğim kuş gibi hafiflemişti. son olarak bir soru daha sordum ’’Hayat benden ne istiyorsun?’’ dedim usulca..

Bütün odayı beyaz bir ışık kaplamıştı ve Hayat yanıtladı.

"Senin kendin olmanı istiyorum, yoksa başkası olurdun. Sana bugün ihtiyacım olduğunu bil, yoksa bugün benimle olmazdın. Kendi eşsizliğini ve biricikliğini bil; çünkü ben kendimi tekrar etmeyecek kadar yaratıcı ve zenginim. ve gerçekten TEK değerli olanım. Değerimi bil."

ALINTIDIR.
 

LAZOĞLU

LAZOĞLU
 
Üyelik Tarihi
11 Eki 2010
Mesajlar
1,134
Aldığı Beğeniler
14
Konum
KARADENİZİN FIRTINALI YERİNDEN
Takım
Trabzonspor
)

347058.jpg





GÜZEL AHLAK
Gülücükler eksik olmaz yüzünde
Üzüntüye mahal vermez özünde
Zorlukları hiç büyütmez gözünde
En mükemmel insan ahlaklı insan
Lekesiz sevgi sende saklı insan


Ayırır iyiyle kötü farkını
Haklının tastamam verir hakkını
Lak-lakla geçirmez ömür çarkını
Asık surat sana yakışmaz insan
Kimseyle boş yere takışmaz insan
 

loreS

"ALLAH dE KaLBiM"
 
Üyelik Tarihi
18 Ağu 2010
Mesajlar
4,445
Aldığı Beğeniler
51
Konum
09
Takım
Galatasaray

LAZOĞLU

LAZOĞLU
 
Üyelik Tarihi
11 Eki 2010
Mesajlar
1,134
Aldığı Beğeniler
14
Konum
KARADENİZİN FIRTINALI YERİNDEN
Takım
Trabzonspor
b-496743-çay.jpg


Çay, günlük hayatımızın başköşesine yerleşti. Sabah kalkıyor, kahvaltımızı onun eşliğinde yapıyoruz. Akşama kadar da yanımızdan yöremizden hiç eksilmiyor. Ziyaretine gittiğimiz eş dost sohbetlerinde baş meşrubat o. Evimize, iş yerimize gelen konuklarımıza öncelikle çay ikram ediyoruz.
Çaykolik değilim… Dost sohbetlerinde, aile ortamında, iki bardak demli çayı, peş peşe, yanında pasta, bisküvi- türünden yiyecekler olmadan –bazıları çayın yanında mutlaka yiyecek bir şeyler isterler- içmeyi severim. Sabahları çorba içme alışkanlığımızı ortadan kaldırdığı için biraz kırgınımdır çaya; bunu da belirtmek isterim.
Bu yazıyı yazmamın sebebi, şahsımın çay ile olan alış verişini anlatmak değildir. Asıl sebep “Kemahlıların çay sevgisini” sizlerle paylaşmaktır ki bir Ramazan sohbeti olarak yerinde olacaktır diye düşünüyorum.
“Kemahlıların çay sevgisi”ni, bir dost, internet aracılığı ile bana gönderdi. Çay ile ilgili bu küçük metni, milletimizin bazı özelliklerini anlatması bakımından önemli buldum. Demlikleri, bardağı, şekeri, çay kaşığını ve tabağını aile fertleriyle özleştirmesi, mizahi açıdan mükemmel benzetmeler içeriyor.
Kemahlı Değirmenci Halil Ağanın eşi, Efsane kahraman Aziz Ağanın Annesi HANIM AĞA” da bir çay tiryakisiymiş. Ona;
-Çayı niçin bu kadar çok seviyorsunuz? diye sormuşlar.
Hanım Ağa şöyle cevap vermiş:
Çayın Alt Demliği Evdeki Kaynanadır ; Devamlı Kaynar Durur...
Üst Demlik Evdeki Gelindir ; Alt Demlik Kaynadıkça O Olgunlaşır, Demlenir...
Damat ise Bardaktır ; Biraz Gelin Doldurur Onu Biraz da Kaynana...
Çocuklar Çayın Şekeridirler ; Tat Verirler...
Görümce de Çay Kaşığıdır ; Arada Bir Gelir ve Karıştırır Gider...
Kaynataya Gelince O da Çay Tabağıdır ; Dökülenleri Bir Araya Toplar...

Nasıl, beğendiniz mi? İftardan sonra harareti gidermek için çayınızı yudumlarken hane halkınızla yapacak olduğunuz sohbetin bir konusu da “Kemahlıların çay sevgisi” olsun.
Afiyet olsun…
Hürmetlerimle.
 

LAZOĞLU

LAZOĞLU
 
Üyelik Tarihi
11 Eki 2010
Mesajlar
1,134
Aldığı Beğeniler
14
Konum
KARADENİZİN FIRTINALI YERİNDEN
Takım
Trabzonspor
Uzaklarda Bir Köy...

Kocası, çocuğu doğmadan önce ölmüş, tek başına yaşayan hamile bir kadın.. Kendisine arkadaş olması açısından, dağda yaralı olarak bulduğu bir gelinciği evinde beslemeye başlar. Gelincik, kadının yanından bir an bile ayrılmaz olur. Her ne kadar evcil bir hayvan olmasa da, oldukça uysallaşmıştır.
Birkaç ay sonra kadının çocuğu doğar. Tek başına bütün zorluklara göğüs germek ve yavrusuna bakmak zorundadır.
Günler geçer ve kadın bir gün birkaç dakikalığına da olsa evden ayrılmak zorunda kalır. Gelincikle bebek evde yalnız kalmışlardır.
Aradan biraz zaman geçer ve anne eve döner. Kapıda gelinciğin kanlı ağzını görünce; "Korktuğum başıma geldi." diye düşünür. Çıldırmışcasına gelinciğe saldırır ve oracıkta öldürür hayvancağızı. Tam o sırada içerdeki odadan bebek sesi duyulur. Anne odaya yönelir. Ve odada beşiği, beşiğin içindeki bebeği ve bebeğin yanında duran parçalanmış yılanı görür... (Gelincik yılanı parçalamış ve bebeği yılanın tehlikesinden korumuştur.)

Einstein'in söylediği rivayet edilen bir söz vardır:

"İnsanlardaki önyargıyı parçalamak, benim atomu parçalamamdan çok daha zor."​
 

LAZOĞLU

LAZOĞLU
 
Üyelik Tarihi
11 Eki 2010
Mesajlar
1,134
Aldığı Beğeniler
14
Konum
KARADENİZİN FIRTINALI YERİNDEN
Takım
Trabzonspor
Güneş Ve Rüzgar
GÜNEŞ VE RÜZGAR

Güneş ve Rüzgarhangisinin daha güçlü olduğu konusunda tartışırlar.
Ve Rüzgar"Sana benim daha güçlü olduğumu kanıtlayacağım "der.
"Şuradaki yaşlı adamı görüyor musun hani şu üstünde palto olan.Bahse girerim o paltoyu üstünden senden çok daha çabuk söküp alabilirim."
Bu denemeye razı olan güneş bir bulutun arkasına gizlenir ve rüzgar bir fırtına gücüyle esmeye başlar. Ancak rüzgar şiddetini ne kadar artırırsa yaşlı adam da paltosuna o kadar sarınır.Sonunda rüzgar pes edip durulur ve güneş bulutun arkasından çıkarak yaşlı adama sıcacık gülümser.Bunu gören yaşlı adamın yüzünde bir hoşnutluk ifadesi belirir. Ve paltosunu çıkarır.
İddiayı kazanan Güneş Rüzgara;

"Dostluk ve Naziklik her zaman haşinlik ve zorbalıktan daha güçlüdür."der.


6a00d83451e35069e200e54f61e46d8834-500wi.jpg
 

LAZOĞLU

LAZOĞLU
 
Üyelik Tarihi
11 Eki 2010
Mesajlar
1,134
Aldığı Beğeniler
14
Konum
KARADENİZİN FIRTINALI YERİNDEN
Takım
Trabzonspor
Peygamber efendimiz;

1.Abdest alırken misvak kullanırmış
2. Teheccüd namazına kalkınca ilk işi euzubesmele sonra mişvakla dişlerini ovusturmak.
3.birisi Resulullaha geldi konuşmaya basladı , Resulullah ona dedi ki : " git sararmış dişlerini misvakla temizle öyle konuşalım."
4.Vefaatine yakın bir zamanda hz Aise anamızdan misvakı yumusadıp vermesini istemiş.
Onunla dişlerini ovuşturmuş.

Hazreti muhammed Sallallahu Aleyhi ve sellem Diş temizlemeyi çok seven ve tavsiye edendir.

Günde 1 defa diş fırcalayabiliyorum.

temsili olarak abdest alırken misvak biraz sürteliyorum. ( Nadiren )

Diş temizliğine dikkat etmemiz gerekli fazla dikkat edemiyorum ama dişlerim ak daha
 
Üst Alt