Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

YaRêN

GüIefşaN
 
Üyelik Tarihi
16 May 2012
Mesajlar
5,191
Aldığı Beğeniler
11,197
Konum
Olduğum Yerden
Takım
Galatasaray
16. KAPI İKTİSAT KAPISI

Cenab-ı Hak, rızkını göndermediği hiçbir canlıyı dünyaya göndermemiştir. Atalarımızın dediği gibi, “Ağılda oğlak doğsa, ovada otu biter.” Dünyanın kaynakları israf edilmezse, herkesi doyurmaya yeter. Cenab-ı Hak, “Yiyin, için fakat israf etmeyin” buyuruyor. (A’raf suresi, 31)
İnsan için en büyük zenginlik kaynağı, kanaat ve iktisattır. “Mal istersen kanaat yeter. Evet, kanaat eden iktisat eder; iktisat eden bereket bulur.” (Mektubat, 23. Mektub)
İktisat, Cenâb-ı Hakk’ın verdiği nimetlere karşı bir mânevî şükür olduğu gibi, aynı zamanda İlâhî rahmete karşı bir hürmet, hem bereket, hem bedene perhiz olduğu için bir sıhhat, hem insanı başkalarına muhtaç olmaktan kurtaran bir izzet, hem de farkında olmadığımız lezzetleri hissettiren bir sebeptir.
Ramazan’da insan hem maddî, hem de manevi nimetlerde azamî derecede bir iktisat yaptığı için, bütün bu nimetlerin farkına varır, nimet içindeki lezzeti hisseder. İktisat kapısından giren israftan kurtulur, hem izzet, hem lezzet, hem sıhhat bulur.
 

YaRêN

GüIefşaN
 
Üyelik Tarihi
16 May 2012
Mesajlar
5,191
Aldığı Beğeniler
11,197
Konum
Olduğum Yerden
Takım
Galatasaray
17. KAPI ZİYAFET KAPISI

Ziyafet, misafirlerle birlikte yemek, içmek, onlara güzel ikramlarda bulunmaktır. İnsan da bu dünyada Cenab-ı Hakk’ın bir misafiri olması hasebiyle, dünya sarayında Rahmanî sofralara ziyafete davet edilmiştir.
İnsan normal zamanlarda böyle bir sofrada olduğunu fazla hatırlamaz. Serbestçe yiyip içtiği için, sofrada bulunan nimetlerin de fazla farkında olmaz.
Oruçlu bir insan iftar saatinde boş mide ve susuzluktan kurumuş dudaklarla “Buyurunuz” emrini beklerken, dünya sarayında misafir olduğunun farkına varır. Sofrasındaki nimetlerin ne kadar kıymetli olduğunu idrak eder. Açlığın verdiği iştahla, nimetlerin lezzetini derinden hissederek yer içer ve sofra sahibine de minnetle teşekkür eder.
Beden midesi taam sofrasından nimetlendiği gibi, kalp ve ruh midesi de iman sofrasındaki ziyafetten beslenir. Ruhun, Ramazan’ın manevi sofralarından aldığı gıda ve lezzet, midenin aldığı lezzet çok daha fazladır.
Oruçla ziyafet kapısından girenler, maddi ve manevi nimetlerin lezzetleri ile lezzetlenmiş olurlar.
 

YaRêN

GüIefşaN
 
Üyelik Tarihi
16 May 2012
Mesajlar
5,191
Aldığı Beğeniler
11,197
Konum
Olduğum Yerden
Takım
Galatasaray
18. KAPI VUSLAT KAPISI

Gelişini kandillerle karşılarız. Gönül hanelerimizi mümkün olduğunca paklamaya, kalplerimizi kandillerin nurları ile parlatmaya çalışırız. Zira hasretle yolunu beklediğimiz “mübarek misafir” gelmektedir. Giderken “Elveda” diye gözyaşı döktüğümüz “on bir ayın sultanı” tekrar gönüllerimizi şereflendirmeye, hanelerimizi şenlendirmeye, sofralarımızı bereketlendirmeye gelmektedir.
Minareler arasına dizdiğimiz ışıktan harflerle “Hoş geldin ya Şehr-i Ramazan” diye gelişini hoşâmedilerle karşılarız. Onun gelişi, Hızır ile İlyas’ın buluşması, âşık ile mâşukun kavuşması gibi mü’minlere sevinç gözyaşları döktürür. O gelirken öyle bir vuslat kapısı açılır ki, gönüllerimiz sürura, kalplerimiz nura gark olur.
 

YaRêN

GüIefşaN
 
Üyelik Tarihi
16 May 2012
Mesajlar
5,191
Aldığı Beğeniler
11,197
Konum
Olduğum Yerden
Takım
Galatasaray
19.KAPI MEDET KAPISI

Hayat bir imtihan meydanı olduğundan, insan çeşitli dertlere düçar olur, çeşitli musibetlere maruz kalabilir. Maddi ve mânevi, ruhi ve kalbi hastalıklara düşebilir. Böyle durumlarda öyle birisinden medet ister ki, hem bütün zamanlara ve mekânlara sözü geçsin, hem her türlü dertleri ve musibetleri ortadan kaldırsın, hem de ruhi ve bedeni yaralarına ilaç verebilsin. Cenab-ı Hakk’ın kapısından başka medet verecek, çare olacak kapı yoktur.
Âşıklar, “Medet ya tabîbe’l-kulub” diye imdat isterken, dertliler “Medet ya sahibe’l-imdad” diye feryat ederler. Kalplerin tabibi ve imdat sahibi, yalnız Cenab-ı Hak olduğunu idrak ederek medet beklerler.
İnsan bu medet kapısını, yalnız ve yalnız “İyyâke na’budü ve iyyâke neste’în” ifade-i kudsiyesinde bulabilir. O medet kapısı ki, “Yalnız Sana kulluk ederim” diye ibadet ve ihlas ile çalındığı zaman çare olmayacağı dert, def etmeyeceği musibet yoktur.
Ramazan’da insan beşerî sıfatlarından kısmen de olsa sıyrılıp, melekî bir vaziyet aldığı için, daha derinden, daha samimi ve daha içten bir yakarışla, ”İyyâke na’budü ve iyyâke neste’în” diye medet kapısını çalanlar, her türlü dertlerine deva, her çeşit hastalıklarına şifa bulabilirler.
 

YaRêN

GüIefşaN
 
Üyelik Tarihi
16 May 2012
Mesajlar
5,191
Aldığı Beğeniler
11,197
Konum
Olduğum Yerden
Takım
Galatasaray
20. KAPI TECDİD KAPISI

Üç ayların başlamasıyla camilere ve namaza karşı bir ilgi başlar. Ramazan’la birlikte bu ilgi zirveye çıkar. Başta çocuklar olmak üzere, camiler cemaatle dolup taşar. Bu durum, Ramazan ayının küllî bir tecdid-i iman ayı olduğunu gösterir.
Ramazan ayından sonra yavaş yavaş insanda bir gaflet, ülfet ve atalet baş gösterir. İbadetlerdeki şevk ve lezzet, kısmen de olsa azalır. Ramazan boyunca camiye sığmayan ve sokaklara taşan cemaat sayısında ciddî bir azalma meydana gelir. Bir süre sonra, standart cemaat beş vakit namazına devam ederken, “Ramazan Cemaati“ camilerde görünmez olur. Gelecek üç ayların başlangıcına kadar bu atalet dönemi devam eder.
Kalbinde iman çekirdeği taşıyan, fakat gaflet ve ülfetten dolayı imanı ameline yansımayan Müslümanlar, Ramazan’la birlikte uyanışa geçer. Baharda çekirdeklerin filizlendiği gibi, kalplerdeki ölü toprağı atılır, imanlar inkişaf eder, ibadetlere bir canlılık gelir. Âdeta her Ramazan, yeni bir diriliştir. Bir haşir sabahıdır.
Ramazan, ülfet gafletten dolayı kararmış kalpleri parlatan, imanları tazelendiren, amelleri canlandıran, kalplere ve gönüllere saykal vuran bir tecdid kapısıdır.
 

YaRêN

GüIefşaN
 
Üyelik Tarihi
16 May 2012
Mesajlar
5,191
Aldığı Beğeniler
11,197
Konum
Olduğum Yerden
Takım
Galatasaray
21. KAPI DAVET KAPISI

Ramazan, rahmet sofrasına bir davettir. Bu rahmet sofrası ki, her türlü nimet o sofrada mevcuttur. Evvelâ, en büyük nimet olan, iman nimeti bu sofrada hazır bulunur. İnsan sair zamanlarda fazla fark etmediği imanın lezzetini Ramazan sofrasında çok daha derinden hisseder. Elemsiz lezzetin yalnız imanda olduğunu fark eder.
Ramazan, huzura ve sevince davettir. Oruçlunun iki sevinci vardır: Birisi iftar vaktinde orucunu açtığı zamanki sevinci, birisi de Rabbine kavuştuğu zamanki sevincidir.” (Buhari, Savm: 9)
Ramazan, cehennemden âzad olmak, cennete davettir. Böyle bir davete icabet etmemek ise, en büyük gaflet ve dalâlettir.
 

YaRêN

GüIefşaN
 
Üyelik Tarihi
16 May 2012
Mesajlar
5,191
Aldığı Beğeniler
11,197
Konum
Olduğum Yerden
Takım
Galatasaray
22. KAPI TİCARET KAPISI

Cenab-ı Hak insanın eline ömür diye belli bir sermaye vermiş, ahiret için ticaret yapmak üzere dünyaya göndermiştir. Ticarette amaç kâr etmek olduğundan, akıllı insan en az sermaye ile en çok kâr elde eden insandır. Herkesin elindeki ömür sermayesi aynı değildir. Kimi insanın ömrü kısa, kiminin uzundur. Ama kısa ömürde, yani az bir sermaye ile de çok büyük kazançlar elde etmek mümkündür.
İşte Ramazan ayı, az sermaye ile çok büyük kazanç elde etmek için büyük bir fırsattır. Zira bu ayda yapılacak ibadetlerde ve hayırlı işlerde kazanç oranı bire bindir. Mübarek gecelerde ise (Kadir Gecesi gibi) otuz binleri geçmektedir.
Bediüzzaman Hazretleri, “Ramazan-ı Şerif adeta bir âhiret ticareti için gayet kârlı bir meşher, bir pazardır. Ve uhrevî hasılat için gayet münbit bir zemindir. Ve neşvünemâ-i a’mâl için, bahardaki mâ-i Nisandır.” diyor.
Ramazan gibi kârlı ve bol kazançlı bir kapıdan içeri adım atmayanlar, ömür sermayesi biterken Niyazi-i Mısrî gibi Bir ticaret yapmadım, nakd-i ömür oldu hebâ diye feryat ederler ama Pazar sona ermiş, bedestenin kapısı kapanmış olur.
 

YaRêN

GüIefşaN
 
Üyelik Tarihi
16 May 2012
Mesajlar
5,191
Aldığı Beğeniler
11,197
Konum
Olduğum Yerden
Takım
Galatasaray
23. KAPI METANET KAPISI

İnsan çeşitli sıkıntılara karşı koyabilmek, bir takım zorluklara göğüs gerebilmek için güçlü bir bedene sahip olmak ister. Bedenen güçlü olmak gerektiği gibi, ruhen de güçlü ve dayanıklı olmak gerekir. Zayıf bedenler küçük bir zorluk karşısında âciz kaldığı gibi, zayıf ruhlar da az bir sıkıntı ve musibet karşısında çaresiz ve perişan kalabilirler.
İnsan hayatta sadece maddi musibetlere maruz kalmaz. En büyük musibet, kalbe ve ruha gelen musibetlerdir. İnsanın asıl bunlara karşı dayanıklı olması gerekir. Bunun için de oruç gibi bir idmanla kalbin ve ruhun güçlendirilmesi gerekir. İşte oruç, insanın sabır ve tahammül gücünü artıran manevi bir idmandır.
“Ramazan-ı Şerifteki oruç, on beş saat, sahursuz ise yirmi dört saat devam eden bir müddet-i açlığa sabır ve tahammül ve bir riyazettir ve bir idmandır. Demek, beşerin musibetini ikileştiren sabırsızlığın ve tahammülsüzlüğün bir ilâcı da oruçtur.”
 

YaRêN

GüIefşaN
 
Üyelik Tarihi
16 May 2012
Mesajlar
5,191
Aldığı Beğeniler
11,197
Konum
Olduğum Yerden
Takım
Galatasaray
24.KAPI HASENAT KAPISI

“Hasenat günahları yok eder”

(Hud Sûresi: 115)
Ramazan ayı, hayır ve hasenatta yarışma ayıdır. Bu ayda yapılan hayırların bereketi ve makbuliyeti bilindiği için, insanlar başka zamanlarda olmadığı kadar bu ayda hayır yapmaya gayret ederler. Bir fakire verilen sadaka, bir yolcuya verilen iftar yemeği, muhtaç olanlara dağıtılan Ramazan paketleri, çeşitli yiyecek ve giyecek yardımları gibi hayır ve hasenatlar, bu ayda daha fazla yapılır.
Ramazan ayında yapılan iyilik ve ibadetlerin mükâfatı kat kat fazla olduğundan, fitre ve zekât gibi dinî vecibeler de bu ayda yerine getirilmeye çalışılır.
Ramazan ayı gelince, ‘Ey hayır ehli, hayra koş! Şer ehli, sen de kötülüklerden el çek’ denir”. [Nesai]
Bu ayda mü’minler yukarıdaki Hadis-i Şerif’in gereğini yerine getirmek için âdeta hayra koşarlar. Zira hayır kapısı sonuna kadar açılmış, güzel amellerle hayır ve hasenat işleyen mü’minleri beklemektedir.
 

YaRêN

GüIefşaN
 
Üyelik Tarihi
16 May 2012
Mesajlar
5,191
Aldığı Beğeniler
11,197
Konum
Olduğum Yerden
Takım
Galatasaray
25. KAPI SAADET KAPISI

İnsanın hayattaki en büyük gayesi, iki cihan saadetini kazanabilmektir. Hem bu dünyada, hem de ahiretteki ebedî hayatında, her türlü sıkıntıdan uzak, mutlu ve huzurlu olabilmektir.
Bu dünyada mutlu ve huzurlu olmak için dünyevî zenginlikler ve sahip olunan imkânlar yeterli değildir. Para, mal, mülk hatta sıhhat gibi en büyük zenginliklere sahip olduğu halde, aradıkları mutluluğu bir türlü bulamayan pek çok insan vardır. Ramazan ayında ise, açlıktan kazınan mide ve susuzluktan çatlayan dudaklarla iftar sofrasında ezan saatini bekleyen insanın sahip olduğu huzurun tarifi mümkün değildir. Bu öyle bir saadettir ki, hem akla, hem kalbe, hem ruha, hem bedene sonsuz bir lezzet verir. Ramazan’da açılan saadet kapısı, insana dünyevî saadeti sağladığı gibi, ebedî saadetin de kapısını açar.
 
Üst Alt