Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

Acizane

hizmet..hicret..sehadet..
 
Üyelik Tarihi
15 Eki 2007
Mesajlar
3,148
Aldığı Beğeniler
27
Konum
ankara
Takım
Diğer


MESNEVÎ-İ NURİYE
İtizar . . .
Mesnevî-i Nuriye’nin mütercimi olan ve Risale-i Nur’un müellifi Üstat Bediüzzaman
Said Nursî’den on beş sene ders alan küçük kardeşi Abdülmecid Nursî’nin yaptığı tercüme hakkında verdiği bilgileri ihtiva eder.

Mesnevî-i Nuriye’nin Mukaddemesi . . . .
Müellifin Mesnevî-i Nuriye hakkında belirttiği beş noktadan ibaret açıklamalardır.

LEM’ALAR . . .
Her şeyin Allah’ın birlğine nasıl işaret ettiğini izah ve ispat eden son derece güzel bir tevhid dersidir.

REŞHALAR . . . İmanı altı şartının en önemlilerinden biri olan peygamberlere iman hakikatini ve Peygamberimiz Muhammed Aleyhissalâtü Vesselâmın nübüvvetini son derece kesin ve parlak delillerle ispat eder.

LÂSİYYEMALAR . . . .
Altı iman şartının en önemlilerinden biri olan ahirete ve öldükten sonra dirilmeye(haşir) iman hakikatini izah eder. İbni Sina gibi bir dâhînin bile “Akıl bu yolda gidemez” dediği “haşrin” yeryüzündeki binler örneğini, görmek istemeyenlerin dahi gözlerine sokacak derecede açık bir şekilde gösterir. Öldükten sonra dirilmeyi gerektiren Allah’ın pek çok isimlerinden tâ insanın mahiyetine kadar birçok meseleyle haşri ispat eder.

KATRE . . .
Muhtelif bölümlerle birçok meseleye ışık tutan, âdeta denizden bir damla mahiyetindeki son derece önemli bir risaledir.

Mukaddeme . . .
Mana-i ismî, mana-i harfi, niyet ve nazar konularını izah eder.

Birinci Bab . . . . .
“Lâ ilâhe illâllah” kelimesinin ifade ettiği manaları oldukça mükemmel ve tatlı bir şekilde izah eder.

Takriz . . .
Değerli İslâm âlimi Şeyh Safvet Efendinin Katre risalesi hakkındaki medihkâr sözlerinin yer aldığı kısa bir nottur.

Hatime . . . .
Başta ümitsizlik, iyilik ve ibadetlere güvenmek demek olan ucub, gurur ve suizan gibi nefsin hastalıkları olmak üzere, kısa kısa çok mühim farklı meselelerden bahseder.

İtizar . . .
Müellifin Katre risalesi hakkında yaptığı kısa bir açıklamadır.

Katre’nin Zeyli . . .
Namazı vakit girer girmez veya vaktin ilk bölümünde ve hayalen Kâbe’ye yönelmiş olarak kılmanın fazileti gibi her biri bir eserin konusu olabilecek meselelere kısa kısa temas eden kıymetli bir eserdir.

HUBAB . . .
İmanî meselelerin inkârında dinsizlerin birleşmeleri, Peygambere iman, ahirete iman, dua, insanın mahiyeti, içtihat vb. pek çok farklı konunun işlendiği fevkalâde parlak hakikatleri ihtiva eden bir risaledir.

Farisî Münacat . . .

Meclis-i Mebusana Hitaben Yazılan Bir Hutbe . . .

İ'lemler . . . .

Zeylü’l-Hubab
. . .
Allah’ teslimiyet, Onun rızasına uygun hareket, öldükten sonra dirilme, bir tek surenin bütün Kur’ân’ı ihtiva etmesi, insan ve kulluk, vb. değişik konuları izah eder.

HABBE . . .

Tazarru ve Niyaz . . .

Zeylü’l-Habbe
. . .
“Hasbünallahü ve ni’me’l-vekîl” ve “Ni’me’l-Mevlâ ve ni’me’n-nasîr” ayetlerinin gayet parlak bir tefsiridir.

Zeylü’z-Zeyil . . .
Allah inancının karşısında iddia olunan sebepler, kendiliğinden oluş ve tabiatçılık fikirlerini yerle bir eden harika bir eserdir.

ZÜHRE . . .

Notalar suretinde yazılmış muhtelif konuları ihtiva eden mükemmel bir eserdir.
Ele alınan konulardan bazıları şunlardır: İnsanın mahiyeti ve dünyaya ait şeylerin kaybolmasına üzülmenin yersizliği, Allah’tan başkasını büyük görmeme, dünyan›n geçiciliği ve ömrün fânîliği, haşirde insanın cismiyle tekrar dirileceği, Avrupa medeniyeti ve fenleri, insanın kıymeti ve buna bağlı olarak kâfirlerin çokluğunun ehemmiyetsizliği, vs.

ZERRE . . . Şeytan ve dinsizlerin verdiği şüpheleri bertaraf eden imanî ve ahlâkî muhtelif konuların ele alındığı mükemmel bir eserdir.

ŞEMME . . .
Yaratılan her şeyin Allah’ın isimlerini gösterdikleri ve ispat ettikleri, hiçbir kimsenin
Allah’tan şikâyete hakkı olmadığı, Kur’ân’ın bütün insanların zihinlerini okşar derecede insanları muhatap aldığı. Enenin mahiyeti, v.b. muhtelif konuları izah eder.

ONUNCU RİSALE . . .
İnsanı hayvandan ayıran hususlar; kaza, kader ve atânın mahiyetleri; kulluk vazifelerinin mahiyeti; insanın mahiyeti; dünyadaki nizam ve intizamın Yaratıcının bir olduğuna delil olması, v.b. birçok hususu izah eden geniş bireserdir.

On Dördüncü Reşha . . . .
Peygamberimizin risaletinin hakkaniyeti, Kur’ân’ın tarifi, insan›n manevî, ihtiyaçlarının sonsuzluğu gibi muhtelif konuları izah eder.

ŞULE . . .
Kelime-i Tevhid, dua ve Allah’ın isimlerinin hakikatleri gibi muhtelif konuları izah eder.

Şulenin Zeyli . .

NOKTA
. .
Tabiat, maddenin ezeliyeti, Allah’ın varlığını herkesin aklen neden görmediği gibi birçok husustaki sualleri gayet ikna edici cevapları ihtiva eden ehemmiyetli bir risaledir.
 

Acizane

hizmet..hicret..sehadet..
 
Üyelik Tarihi
15 Eki 2007
Mesajlar
3,148
Aldığı Beğeniler
27
Konum
ankara
Takım
Diğer
İman ve Küfür Muvazeneleri


Hidayet ve Dalâlet Mukayeseleri



Mühim Bir Suale Cevap . . .
Birinci Söz . . .
İkinci Söz . . .
Üçüncü Söz . .
Dördüncü Söz . . .
Beşinci Söz . . .
Altıncı Söz . . .
Yedinci Söz . . .
Sekizinci Söz . . .
On İkinci Söz . . .
On Üçüncü Sözün İkinci Makamı . . .
Birkaç Biçare Gençlere Verilen Bir Tenbih, Bir Ders, Bir İhtardır . .
On Üçüncü Sözün İkinci Makamının Haşiyesidir . . . .
Leyle-i Kadirde İhtar Edilen Bir Mesele-i Mühimme . . .
Gafil Kafaya Bir Tokmak ve Bir Ders-i İbrettir . . . .
On Yedinci Söz . . .
Kalbe Farisi Olarak Tahattur Eden Bir Münacat . . .
Birinci Levha . . .
İkinci Levha . . .
Yirmi Üçüncü Söz . . .
Yirmi Dördüncü Sözün Beşinci Dalı . . .
Yirmi Beşinci Sözden İkinci Cilve . . .
Meyve Risalesinden Onuncu Meselenin Hatimesi Olarak İki Haşiye . . .
Yirmi Altıncı Sözden Üçüncü Mebhasın Sonu ve Dördüncü Mebhas . . .
Otuzuncu Sözün Birinci Maksadı . . .
Otuz İkinci Sözden İkinci Noktanın İkinci Mebhası . . .
Birinci Lem'a . . .
On Yedinci Lem'adan Beşnci Nota . . .
Yirmi Dördüncü Lem'a (Tesettür Hakk›nda) . . .
Birinci Mektubun Dördüncü Suali . . .
Dokuzuncu Mektubun Üçüncü Kısmı . . .
Yirmi Dokuzuncu Mektuptan Beşinci Risale Olan Beşinci Kısım . . .
Gençlik Rehberinden İbretli Bir Hikaye . . .
Birden İhtar Edilen Bir Mesele-i Mühimme . . .
Meyve Risalesinden İkinci Meslenin Hülasası . . .
Üçüncü Mesele . . .
Dördüncü Mesele . . .
Sekizinci Meselenin Bir Hülasası . . .
El-Hüccetü'z-Zehranın İkinci Makamı . . .
Yirmi Dokuzuncu Lem'adan İkinci Bap . . .
Lemattan Bir Meclis-i Misalide Şeriatla Medeniyet-i Hazıra, Deha-i Fenni ile Hüda-i Şer'i Muvazeneleri . . .
Hakiki Bütün Elem Dalelette, Bütün Lezzet İmandadır.
Hayal Libasını Giymiş Muazzam Bir Hakikat . . .
 

Acizane

hizmet..hicret..sehadet..
 
Üyelik Tarihi
15 Eki 2007
Mesajlar
3,148
Aldığı Beğeniler
27
Konum
ankara
Takım
Diğer
Sikke-i Tasdik-i Gaybî

Risale-i Nur’dan parlak fıkralar ve bir kısım güzel mektuplar . .

Yirmi Yedinci Mektubun Lâhikasından alınmış mühim parçalar . .
.

Karadağ’ın Bir Meyvesi . . .

Birinci Şua . . .

Sekizinci Şua . . .

Otuz Birinci Mektubun Otuz Birinci Lem'asının otuz bir meselesinden bir meseledir . . .

Sekizinci Lem'a . . .

Risale-i Nur’dan parlak fıkralar ve bir kısım güzel mektuplar . . .

Namaz tesbihatının faziletine ait bir mektup . . .

Üstadımızın ehemmiyetli bir mektubu . . .

Yedinci Mesele (Yirmi Yedinci Mektup'tan) . . .

Hüve Nüktesi . . .

Yirmi Dokuzuncu Mektubun Beşinci Risale olan Beşinci Kısmı . . .

Na'büdü Nüktesi (Yirmi Dokuzuncu Mektubun Birinci Kısmı) . . .

Risale-i Nur hakkında bir takrizname . . .

Medine-i Munevvere'de bulunan bir âlimin mektubu . . .​
 

Acizane

hizmet..hicret..sehadet..
 
Üyelik Tarihi
15 Eki 2007
Mesajlar
3,148
Aldığı Beğeniler
27
Konum
ankara
Takım
Diğer
TARİHÇE-İ HAYAT
BEDİÜZZAMAN SAİD NURSÎ


Hayatı-Mesleği-Tercüme-i Hâli

Ön söz . . .


Medine-i Münevvereli bir âlimin Üstad Bediüzzaman Said Nursî’yi muhtelif yönleriyle
anlatan bir yazısı.


Giriş . . .
Bu Tarihçe’yi hazırlayan Üstadın hizmetkârlarının kaleme aldığı bir takdim yazı
sı olup, Tarihçe-i Hayat’ın hazırlanmasında nasıl bir üslûp ve tarz ihtiyar edildiği, böyle bir eserin hazırlanmasının maksadının ne olduğu izah edilir.

BİRİNCİ KISIM: İLK HAYATI. . . .
Bediüzzaman Hazretlerinin doğumundan ilk sürgün edildiği 1925 yılına kadar geçen hayatına dair kısmı anlatılır. Bu dönemde Üstadın tahsil hayatı, Doğu vilâyetlerinde halkı aydınlatmak için yaptığı çalışmaları ve bu maksatla tesisini düşündüğü üniversitenin gerçekleştirilmesi için İstanbul ve Ankara hükümetleri nezdindeki çalışmalarından bahsedilir. Birinci Dünya Harbi ve Millî Mücadele
yıllarındaki hizmetleri, Büyük Millet Meclisi ile olan çalışmaları anlatılır. Cumhuriyetin
ilânından sonra Doğuda cereyan eden hâdiselerde yatıştırıcı rol oynamasına rağmen,1925’in başından itibaren sürgüne çıkarılır.

İKİNCİ KISIM: BARLA HAYATI. . .
Üstad Bediüzzaman Hazretlerinin şark vilâyetlerinden sürgüne gönderildiği Isparta’nın Barla nahiyesindeki 8,5 yıllık hayatı anlatılmaktadır. Barla’nın Bediüzzaman Hazretlerinin hayatında fevkalâde büyük ehemmiyeti vardır. Zira “Kur’ân’ın manevî bir mu’cizesi” dediği bu asrın Kur’ân tefsiri Risale-i Nur’ların telifine başladığı yer burasıdır.

ÜÇÜNCÜ KISIM: ESKİŞEHİR HAYATI . .
.
1935 senesinin 11 aylık bölümünde bulunduğu Eskişehir hapishanesindeki hayatıdır. Üstad Hazretleri, “Gizli cemiyet kuruyor, rejim aleyhindedir; rejimin temel nizamlarını yıkıyor” gibi bahanelerle Barla’dan talebeleriyle birlikte alınarak
Eskişehir’e sevk edilir. Burada, asıl sebep olan “cemiyetçilik” gibi suçlardan değil, bir eserinde Kur’ân’ın tesettürle ilgili ayetini izah ederken kullandığı iki cümle sebebiyle talebeleriyle birlikte 11 ay hapse mahkûm edilir.

DÖRDÜNCÜ KISIM: KASTAMONU HAYATI. . .
1936 yılının baharında Eskişehir hapsinden tahliye olan Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri, bu sefer de Kastamonu’da gözetim altında ikamete mecbur edilir. Burada uzunca bir müddet polis karakolunda, daha sonra da tam karakolun karşısındaki bir evde kontrol ve gözetim altında tutulur.

BEŞİNCİ KISIM: DENİZLİ HAYATI . . .
Sekiz senelik Kastamonu ikametinden sonra yine “cemiyetçilik, halkı hükümet aleyhine çevirmek, inkılâplar aleyhinde bulunmak” gibi ithamlarla Denizli Ağır Ceza Mahkemesine yüz yirmi altı talebesiyle beraber sevk edilir.1943 baharında geldiği Denizli’de mahkeme safahatı boyunca hapiste tutulan Üstad Bediüzzaman ve talebeleri ,1944 baharında mahkemenin beraat kararı vermesiyle birlikte,hapisten alınıp Afyon’un Emirdağ kazasına götürülür.

ALTINCI KISIM: EMİRDAĞ HAYATI . . .
Üstad Bediüzzaman Hazretleri,1944’ün baharında geldiği Emirdağ’da 1947 senesinin sonuna kadar sıkı bir tarassut altında ikamet ettirilir. Ne var ki, buradan da, yine aynı gerekçelerle, 15 kadar talebesiyle birlikte alınarak Afyon Ağır Ceza Mahkemesine sevk edilir.

YEDİNCİ KISIM: AFYON HAYATI . . .
1948’in Ocak ayında, getirildiği Afyon hapsinde kanunsuz yere tutulan Bediüzzaman Hazretleri,burada son derece sıkıntılı bir hayat geçirir. Mahkeme, Üstada evvelâ 20 ay hüküm vermişse de, karar Temyizde esastan bozulmuştur. Bilâhare Afyon Mahkemesi de bu karara uymuş, ancak karara uymayı 20 ay geciktirerek,Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri, işkence ve sıkıntılar altında kanunsuz yere hapiste kalmak zorunda bırakılmıştır.

SEKİZİNCİ KISIM: ISPARTA HAYATI . . .
1949’unEylül’ünde Afyon hapsinden tahliye olduktan sonra tekrar Emirdağ’a dönen Bediüzzaman Hazretleri,1951’in Eylül’ünde Eskişehir’e, oradan da 1,5 ay sonra Isparta’ya geçmiştir. 1950’nin başından itibaren Isparta’ya yerleşen Üstad Bediüzzaman Said Nursî, vefatına kadar hep burada kalmış, ancak muhtelif sebeplerle ve arzusuyla İstanbul, Emirdağ, Eskişehir, Barla gibi yerlere giderek,oralarda değişik sürelerde bulunmuştur.

RİSALE-İ NUR VE HARİÇ MEMLEKETLER. . . . . . .​
 

Acizane

hizmet..hicret..sehadet..
 
Üyelik Tarihi
15 Eki 2007
Mesajlar
3,148
Aldığı Beğeniler
27
Konum
ankara
Takım
Diğer
MUHAKEMAT

TAHİYYATVE SALÂVAT . . .
Cenab-ı Hakka hamd ve Resulullaha (a.s.m.) salâvat ile birlikte eserin yazılış sebep ve faydaları izah edilir. Ayrıca, müstebitlere ve cehalete karşı İslâmın mutlak galibiyetini engelleyen sebep ve maniler sayılır.

MUKADDEME. . .

Muhakemat’ın muhtevası ve tertip şekli izah edilir.

Unsuru’l-Hakikat
BİRİNCİ MAKALE .
. .
Kısa ve sathî nazar ile bakanların fark edemediği Kur’ân ve imana dair bazı hakikatlerin parlaklığını aklî, mantıkî ve ilmî delillerle gözler önüne seren harika bir bölümdür.

BİRİNCİ MUKADDEME . . .
Kur’ân’ın dört aslî maksadı sayılarak, bunlardan ayrı maksatlar olan kâinatla ilgili bahislerin zikrediliş sebep ve hikmetleri açıklanır.

İKİNCİ MUKADDEME . . .
Kâinata konulan tekemmül kanunu gereğince, insanda da gelişme ve inkişaf meylinin bulunduğu, bu terakkî meylinin fikir alış verişi ve fikirlerin birbiri üzerine ilâvesiyle geliştiği, bunun da maddî ilimlerin gelişimiyle olduğu izah edilir. Ayrıca maddî ve manevî ilimler arasındaki farklar ortaya konularak, Kur’ân’ın her meselesine maddî ilimlerin gözlüğü ile bakmanın yanlış olduğu güzel bir şekilde ispat edilir.

ÜÇÜNCÜ MUKADDEME. . .
Zamanla İsrailiyat ve Yunan felsefesinin bazı İslâmî ilimlerin içine nasıl girdiği,bunların din süsüyle görünerek ve dinin malı gibi gösterilerek fikirleri nasıl karıştırdığı gayet güzel tahlil ve izah edilir.

DÖRDÜNCÜ MUKADDEME . . .
Şöhretin,insanın malı olmayan şeyi insana nasıl mal ettiği; bu yüzden de ne gibi hurafe kapıları açıldığı etraflıca izah edilir.

BEŞİNCİ MUKADDEME . . .
Mecaz ve teşbihlerin, zamanla ilmin elinden cehlin eline geçtikçe nasıl hakikate dönüştüğü ;bunun da hurafelere nasıl kapı açtığı; böylece kısa nazarla Kur’ân ve İslâmın hakikatlerine bakanların ondaki parlaklığı göremediklerinden,yanlış bir biçimde hücum ettikleri beyan edilir.

ALTINCI MUKADDEME . . .
Tefsirde geçen her bir meselenin ve bilginin tefsirden olması lâzım gelmediği;bir tefsir kitabında, tefsir veya ayetin asıl manasından başka, sair ilimlere ait bazı meselelerin de olabileceği; tefsirdeki sair ilimlere ait bilgilerin yanlış olmasının,ayetin veya tefsirin yanlışlığına delil sayılamayacağı, “Bir sanatta mahir olan zat, başka sanatta âmî olabilir,” “Bir şahıs çok fenlerde meleke sahibi ve mütehassıs olamaz,” “Umuma el atmak, umumu terk etmek demektir” gibi kaidelerin ışığında gayet güzel izah edilir.

YEDİNCİ MUKADDEME . . .
İnsanların kötü huylarından olan tezeyyüt, mücazefe ve mübalâğa’nın ne gibi zararlara sebep olduğu açıklanır.

SEKİZİNCİ MUKADDEME .
. .
Bu Mukaddeme, her kemali mahveden ye’si öldürür ve her bir saadetin mayesi olan ümidi hayatlandırır. Ayrıca geçmiş zaman insanları ile zaman-ı hal ve istikbal insanlarının mukayesesi yapılır. Geçmişte bizi geri bırakan kötü hasletlerin, hakikati araştırma meyli sayesinde tedavi edilmesi sebebiyle, istikbalde hakikat-i İslâmiyenin hükümferma olacağı müjdesi verilir.

DOKUZUNCU MUKADDEME . . .
Yaratılışta güzellik, hak ve hayrın asıl, çirkinlik ve şerrin ise tebeî ve şerrin hakka galibiyetinin geçici olduğu; bu yüzden, netice itibarıyla gelecekte hakkın galip olacağı ve âlemi hakikat-i İslâmiyenin aydınlatacağı izah ve ispat edilir.

ONUNCUMU KADDEME. . .

Söz sahibinin, söylediği sözünde muaheze edilip edilemeyeceği noktaların neler olduğu; hadis-i şerifte de belirtildiği gibi, her ayetin bir zahirî, bir de Bâtınî manasının olduğu izah edilir.
ONBİRİNCİ MUKADDEME. .
.
Bir söz veya cümlede muhtelif manaların olabileceği, bu manaların her birinin doğru olabileceği, ancak yalnız o manayı doğru kabul etmenin yanlış olduğu izah edilir.

ONİKİNCİ MUKADDEME. . .
Sadece dış görünüşe göre hareket eden zahirperestleri aldatan noktaların neler olduğu, ülfet ve mübalâğanın ne gibi zararlı neticeler doğurduğu gayet güzel beyan edilir.

BİRİNCİ MESELE. . .
Dünyanın yuvarlak olduğunu ispat ile Kur’ân ve hadiste buna dair hükümlerin bulunduğu izah edilir.

İKİNCİ MESELE. . .
“Arz öküz ve balık üzerindedir” şeklinde rivayet edilen hadisin tahkiki yapılarak,ihtiva ettiği manalar gayet manidar bir şekilde izah edilir.

ÜÇÜNCÜ MESELE. . .
Kaf Dağı hakkında olup, bu hususta ileri sürülen görüş ve tenkitlerin tahkiki yapılır.

DÖRDÜNCÜ MESELE. . .
Ye’cüc ve Me’cüc ile Sedd-i Zülkarneyn hakkında güzel izahlar yapılır.

BEŞİNCİ MESELE. . .
“Cehennem nerededir?” sualinin güzel bir cevabıdır.

ALTINCI MESELE. . .

Kur’ân’ın irşat mesleğinin taşıdığı özellikler ve müfessirlere bu noktada düşen vazifeler gayet güzel izah edilir.

YEDİNCİ MESELE . . .
Bazıların zahir manalarına bakarak tenkit ettikleri birtakım ayetlerin hakikî manalarının ne olduğu harika bir şekilde izah edilir.

SEKİZİNCİ MESELE . . .
İmkânat ve vukuatın karıştırılmasının nelere yol açtığı ve ehl-i zahiri ulûm-u âdiyedeb ile tereddüte sevk eden hususlar izah edilir.

Unsuru’l-Belâgat
İKİNCİ MAKALE .
. .
Kur’ân’ın ifadelerindeki mu’cizeliğin tezahürü olan belâgat ile alâkalı birkaç meseleyi beyan eder.

Birinci Mesele . . .

Acemlerin ve sair Arap olmayanların Arapçanın belâgatıyla meşgul olmaya başlamalarından sonra, mananın nazmı yerine lâfzın nazmını tercih ederek, Kur’ân’ınbelâgatının kaynağını nasıl karmaşık hale getirdikleri izah edilir. Ayrıca, lâfız, üslûp, teşbih, hayal ve kafiye gibi unsurların bir sözde ne kadar yer
alması lâzım geldiği anlatılır.

İkinci Mesele . .
.
Bir sözün canlılık ve hareket kazanmasının nasıl mümkün olacağı izah edilir.
İfadede kullanılan hayalin az da olsa bir hakikat payının olması gerektiği anlatılır.

Üçüncü Mesele . . .
Bir manayı herkesin kendi sanat ve mesleğine uygun üslûplar ile ifade etmesinin sırrı izah edilir. Üslûbun ne olduğu ve mertebeleri anlatılır.

Dördüncü Mesele . . .
Bir kelâmı meydana getiren harf ve kelimelerin, o sözün umumî maksadına yönelmiş olup yardım etmesi için nasıl tanzim edilmesi gerektiği anlatılır.

Beşinci Mesele . .
.
Bir kelâmın telvih, telmih ve manaları ile üslûbundaki işaretlerin insanın kalbini, hayalini ve diğer duygularını nasıl heyecana getirip coşturduğu anlatılır.

Altıncı Mesele . . .

Bir kelâmın meyvelerinin, muhtelif tabakalarda ve farklı suretlerde teşekkül eden manalar olduğu ifade edilir. Ve bir kelâmın meyvedar olması için, bir memurun hükümetişinde kendi kabiliyetine göre vazife alması gibi, kelâm içinde manalarının nasıl tanzim edilmesi lâzım geldiği izah edilir.

Yedinci Mesele . . .
Beyanın felsefesi, diğer bir tabirle “hayat kaynağı”nın ne olduğu ve bunun belâgata nasıl tesir ettiği izah edilir. Eğer bu husus nazara alınmaz ise, beyanın dinleyene hayretten başka bir fayda vermeyeceği ifade edilir.

Sekizinci Mesele . . .

Beyan ilmindeki manaların tesiriyle bir tek kelimenin nasıl pek çok farklı manalar ifade ettiği anlatılır.
Dokuzuncu Mesele . . .
Bir kelâmı en yüksek belâgat derecesine çıkaran dört husus gayet ilmî ve yüksek bir ifade ile izah edilir.

Onuncu Mesele . . .
Bir kelâmın selîs ve akıcı olması için hangi hususiyetlere sahip olması lâzım geldiği anlatılır.

On Birinci Mesele . . .
Kelâmın dört başı mamur ve hiçbir itiraza mahal kalmayacak şekilde selâmetli ve sıhhatli olması için dikkat edilmesi icap eden hususlar anlatılır.

On İkinci Mesele . . .
Kelâmın tam kıvamında ve mutedil olması için, kelâmın kayıtlarına nasıl bir nizam vermek icap ettiği izah edilir. Ayrıca, üslûbun çeşitleri, hususiyetleri ve nerelerde kullanılacağı anlatılır. Belâgatın mühim iki noktasına işaret edildikten sonra,bir şeyin âlimi olmak ile sanatkârı olmak arasındaki ince farkın izahıyla mevzu bitirilir.

Unsuru’l-Akîde

ÜÇÜNCÜ MAKALE .
. .
İslâmın akidelerinin diğer İslâm âlimlerinin eserlerde teferruatıyla izah ve ifade edilmesi münasebetiyle, burada bu akîdelerin bazı hususlarını vuzuha kavuşturan
üçdört unsuru hakkında açıklamalar yapılır.

MUKADDEME. . . .
Kur’ân’ın dört asıl maksadının tevhit, nübüvvet, haşir ve adalet akîdeleri olduğunu beyan eder.

Birinci Maksat . . .
Cenab-ı Hakkın varlığını ve birliğini ispat eden delillerin kâinattaki zerrelerden kat kat fazla olduğu halde neden herkesin aklıyla göremediği hususu izah edilir.

İnsan aklının birçok noktadan Yaratıcıyı unutması mümkün olduğu halde, fıtrat ve vicdanın “nokta-i istinat” ve “nokta-i istimdat” sebebiyle Sâniini unutmadığına işaret edilir.

Kemalâtın mükemmel noktası olan Yaratıcının bilinmesi ve tanınması makamına çıkaracak dört merdivenin olduğu tenbih edilip, bunlardan dördüncüsü olan Kur’ânî miracın iki çeşit delili izah edilir.

Kur’ânî delillerden birincisi olan “inayet delili”nin, kâinattaki mükemmel nizam ve hikmeti nazara vererek Yaratıcının kast ve hikmetini ispat edip, tesadüf vehmini ortadan kaldırdığı anlatılır.

Kur’ânî delillerin ikincisi olan “ihtira delili”nin ise, mahlûkatın her nev’ine ve her ferdine, o nevi ve o fert ile alâkalı hususî eserleri netice veren mükemmel kabiliyetler ile o kabiliyetlere münasip bir vücut verilmesinin her şeyde Yaratıcının birlik mührünü vurduğu izah edilir.

Ayrıca tabiat, tabiat kanunları, maddenin ezeliyeti gibi birtakım hususlar gayet güzel izah edilerek, mutasavvışarın ve maddiyyunların mesleklerinin mukayesesi ile kelime-i şahadetin birinci unsuru hakkındaki açıklamalar bitirilir.

İkinci Maksat . . .

MUKADDEME. . .

Nübüvvet akîdesinin ispat ve izahı ile beraber, Peygamber Efendimizin (a.s.m.)Cenab-ı Hakkın vücud ve vahdetine delil oluşu anlatılır. Nübüvvet akîdesinin çekirdeği “nübüvvet-i mutlaka,” yani peygamberlik müessesesi, esası ise“nübüvvet-i Muhammediye,” yani Hazret-i Muhammed’in (a.s.m.) peygamberliği olduğu ifade edilerek, evvelâ nübüvvet-i mutlakanın ispatı ve insanlık için neden zarurî olduğu, sonra da Peygamberimizin (a.s.m.) doğruluğu izah ve ispat edilir.

MUKADDEME. . .

Nübüvvet akîdesinin kübrası olan nübüvvet-i Muhammed’in (a.s.m.) sıdkına ve peygamber oluşuna delil olan bazı hususların “Beş Meslek” halinde ispat olunacağı beyan edilir.

BİRİNCİ MESLEK . . .
Resul-i Ekrem’in (a.s.m.) güzel ahlâk ve seciyelerinin onun nübüvvetine nasıl delil olduğu izah edilir.

İKİNCİ MESLEK . . .
Peygamberimizin(a.s.m.) ümmîliği ile beraber, geçmiş peygamberlerin bütün hallerini ve sırlarını izah etmesiyle, bütün zekâ sahiplerinin nazar-ı dikkatlerini çekecek şekilde çekinmeden ve sonsuz bir cesaretle söylemesi, önceki semavî kitapların birleştikleri noktaların doğrulayıcısı, ihtilâf noktalarının ise musahhihi olarak bütün peygamber kıssalarını zikretmesinin, onun sıdk ve nübüvvetini nasıl ispat ettiğini izah eder.

ÜÇÜNCÜ MESLEK . . .
Resulullah’ın(a.s.m.) zaman-ı haldeki, yani Asr-ı Saadetteki icraatının, onun nübüvvetinin hakkaniyetine nasıl delil olduğu izah edilir.

DÖRDÜNCÜ MESLEK . . .
İstikbalin, yani Asr-ı Saadetten günümüze kadar geçen ve bundan sonra gelecek olan zamanın Resulullah’ın (a.s.m.) doğruluk ve haklılığına nasıl delil olduğu Dört Nükte halinde beyan edilen küllî kaidelerle izah ve ispat edilir.

BEŞİNCİ MESLEK . . .

Resulullah’ın(a.s.m.) mu’cizeleri hakkında mühim bir ölçü zikredilerek, bu ölçü dahilinde altı nevi mu’cize sıralanır. fiakk-ı Kamer mu’cizesine yöneltilen bir itiraza gayet güzel ve ikna edici cevap verilir.

Üçüncü Maksat . . .
Kur’ân’ın dört maksadından biri olan haşr-i cismanî, yani öldükten sonra dirilme akîdesinin izah ve ispatı yapılır.

BİRİNCİ MAKSAT . . .
Haşr-i cismanî hakkındaki deliller on bir madde halinde özetlenir.

İKİNCİ MAKSAT . . .
Muhakemat’ın telifinden otuz sene sonra telif edilen Dokuzuncu Şua ve Onuncu Sözün iki zeyli olup, oradan alınarak buraya da derç edilmiştir.

Dokuzuncu Şua . . .
 

Acizane

hizmet..hicret..sehadet..
 
Üyelik Tarihi
15 Eki 2007
Mesajlar
3,148
Aldığı Beğeniler
27
Konum
ankara
Takım
Diğer
BARLA LÂHİKASI

LÂHİKA MEKTUPLARININ TAKDİMİYEDİNCİ RİSALE OLAN YEDİNCİ MESELE
Tahdis-i nimet suretinde birkaç sırr-ı inayeti izhar eden “yedi sebep”i beyan eder.
MAHREM BİR SUALE CEVAPTIR
Risale-inur’daki sözlerin kuvvetine dair suale cevap verir
.
MUKADDEME
Hulûsi bey ve sabri efendinin mektuplarının risale-i nur içine dahil edilmesinin sebepleri

MEKTUPLAR(SIRA NO)

YİRMİ YEDİNCİ MEKTUB VE ZEYİLLERİ
(hulûsi bey ve sabri efendinin risaletü’n-nur’da yazılan mektupları hakkında).1.Kur’ân hakikatlerini risale-i nur göstermiştir, üstadımız buna vesile olmuştur.
2.Risale-i nur kur’ân eczanesinden verilen ilâçtır
3.Risale-i nur hizmetinde bulunmak kur’ân hesabına bir hizmetkârlıktır
4.Zaman iman ıkurtarmak zamanıdır
5.Risale-i nur’un, nur ism-i aziminin tecellisi olduğu
6.Risale-i nur’un kıymetini anlamak için insan olmak yeterlidir
7.Bizler kur’ân hizmetinde âciz hizmetkârınız bulunuyoruz
8.Her geçen gün dünyanın fena ve fâni yüzü bütün açıklığı ile gözükmektedir
9.Sözler yanında yazılan yazılar sözler’e nazaran çok sönük kalır
10.Sözler’le zulmetten nura, girdaptan selâmete, felâketten saadete çıkmak
11.Hulûsi bey ve fethi beyin on dokuzuncu mektubu birlikte okuduktan sonra hissedilenler
12.Bu sözler altın ile yazılsa lâyık iken nakıs hattımla istinsah ettim
13.Sözler’le nur yolunu irşat etmek
14.Lafzî bir üstadı kaybettimse de, manevî müteaddit mürşitleri buldum diye kendimi tebşir ettim
15.Sözler vasıtasıyla daima sohbet-i maneviyede bulunuyoruz
16.Risale-i nur manevî bir güneş gibidir
17.Her işimde allah’a dayandığım için ümitsizliğe düşmüyorum
18.Nurlar ayak altında kalamazlar acımak
20.Mübarek nurlu pencerelere koşuyorum
21.Nurların komşuluğundan, âyinedarlığından hissemend olarak nisbî bir parlaklık arz edebilecektir
22.Bu eserler bütün sınışara ve cemaatlere daima mazhar-ı takdir oluyor
23.Abdurrahman’ın vefatından iki ay önce yazdığı mektup
24.Onuncu söz onun hakkında bir mürşid-i hakikî hükmüne geçmiştir

YİRMİ YEDİNCİ MEKTUBUN ZEYLİ VE İKİNCİ KISIM

25.Risale-i nur’un insanlar üzerinde bıraktığı etki
26.Bu gibi kıymettar eserleri işittikten sonra görmek iştiyakı gittikçe artıyor
27.Yirmi dokuzuncu sözden nasihat almak
28.Müşrik ve münkirleri mağlûp eden otuzuncu sözden nasihat almaya muvaffak oldum
29.Sözlerle beraber olmaktan duyulan memnuniyet
30.Sözler hazık bir doktordur
31.Nur fabrikasından her nevi teçhizatı almanın farz olduğunu bilmek
32.Her bir kelimesi elmas mahzeni olan nurlar hakkında
33. Sözlerdeki güzel üslûp ve gayelere duyulan hayranlık
34.Yirminci mektup hakkında hissedilenler
35.Birinci sözün ne kadar manidar olduğunu insan olan hisseder
36.Sözleri okurken mücevher definesinde olduğunu hissetmek
37.On dokuzuncu mektubu yazarken olanlar
38.Bütün zararlı şahıslara karşı ilân edilen manevî cihattaki başarı
39.Altın yaldızla yazılması gereken bu eserdeki başarı
40.Yirmi İkinci bahr-i hakaiki inayet-i İlâhiye ile istinsaha muvaffak oldum
41.Risale-i nur’u okumak ve ondan faydalanmak çok büyük bir nimettir
42.Bu eser tahsil olunmuş ilmin üzerindedir
43.Yirmi beşinci söz kur’ân’ı çok güzel tarif eder
44.Risale-i nur’dan nasihat almak
45.Otuz üçüncü sözün kalpleri tedavi etmesi
46.Otuz üçüncü mektubun üç penceresinden ayrı ayrı lemean eden nurânî ziyalar
47.Umarım cenab-ı kibriyadan ki, karin bulunduğu nevvar sözlerin nur veziyalarından müstefit ve ziyadar ola
48.Ümit ve iman gibi pek âli sermayemiz var
49.Risalâtü’l-envar her biri ayrı ayrı mevzularda, hadd ü hesaba gelmeyen müşkülleri halleder
50.Risalelerinizin her biri birer deryayı azîmdir
51.Sözleriniz mürşidâne ve çok yüksek olduğundan, gayet dikkatli ve tahlil ederek okumak icap ediyor
52.Bu eserler bize cennetten gönderilen meyvelerdir
53.Acz ve fakrdaki lezzet, şefkat ve tefekkürdeki ulviyet, hakikaten hiçbir şeyle kabil-i kıyas değilmiş

İKİNCİ ZEYL
54.Bu eserler başlı başına ayrı ayrı birer fatihtir
55.Nurların hazinedarı olan sözler dahi, hakaik-ı eşyada en ufacık zerreleri bile görmekve göstermek hassasına haizdir
56.Bu güzel ve yüksek sözler’i birden bire kavramak herkese müyesser olamayacağı için affımı rica ediyorum
57.Risalelerin güzelliğine, yüksekliğine ve lâtişiğine hayrette kaldım.
58.Nur bahçesinin nurlu meyvelerinden iki tanesini daha koparmaya muvaffak oldum
59.Bu gün o yüksek kitabın ikmaline muvaffak oldum
60.Bu eser tarik-ı hakikati arayanlara bir refik-i hayat olsun
61.O muhteşem temsillerinizi defalarca okumak istiyorum
62.Mezarıma kadar dinî akidelerinizin esiri ve kurbanıyım
63.Bu fakir-i pür taksir kardeşinizde üstadın bazı hasletlerinden denizde katre nispetinde vardır.
64.Risale-i nur deryasındaki lezzet ve saadetin dünyada hiç emsalini görmedim
65.İ’caz-ı kur’ân’ın yüksekliği hakkında ne yazsam azdır
66.Kalp ve gönlüme âciz kalemim ve kalbim tercüman olamıyor
67.Yirmi yedinci mektup bir meclis-i nuranîdir

YİRMİ YEDİNCİ MEKTUBUN ÜÇÜNCÜ ZEYLİ
68.Nur risalelerine çok müştak ve onların mütalâasından intibaha düşen bir doktora yazılan mektuptur
69.Nurların şu mu’ciznüma kerametlerini, ancak ve ancak
Mir’at-ı muhammediye (a.s.m) ile müşahedeedebiliriz
70.Bazen nurları düşünüp, hakikaten pek çok hakaik ve hikmetleri ihtiva ettiklerini görüyordum
71.Yirmi yedinci söz, müslümanları say u gayretin ve bu ulvî dinin hizmetine teşvik ediyor
72.On yedinci söz ki, mefhumu, namütenahi yükselen hakikatlerdir
73.Risale-i ahmediye berahinini yazarken, çok defalar kalemimi elimden bırakıp, o asr-ı saadetin anlarının tahassürüyle, hicranıyla yandım
74.Küçük sözler kısa oldukları halde mefhumları büyük. Büyük hisler ve ulvî fikir bahşediyor.
75.Hiç mümkün mü ki, karşımda billûrî sular akıtan ulu pınarın suyundan kanakanaiçmek için acele etmeyeyim
76.Bizi maddî ve manevî tenvir eden, yükselten ve erişilmez feyizlere müstağrak kılan risaleler.
77.Hüsrev’in sözler’i yazmaya başladığı zaman yazdığı mektuptur
78.Okuduğum her söz, neşr ettiğiniz o ulvî hakikatler için âciz lisanım tavsif ve takdirden âciz kalıyor
79.Çiçekleri görmek için baharı beklemek zarureti vardır; biz de onu şiddetle ve sabırsızlıkla intizar etmekteyiz
80.Ruhum sizinle yaşadığı hâlde, cismen uzak bulunduğumuzdan ağlıyorum
81.Her risaleden ruhum ayrı ayrı gıdasını alıyor
82.Üstadımın fikirlerine haddim olmayarak yine üstadımdan aldığım kuvvet ve cesaretle iştirak ediyorum
83.Kur’ân’ın bir ma’kesi olan yazdığın bu risaleler, senin ne kadar büyük bir üstat olduğunu kabul ve teslime kâfidir
84.Muhterem üstadım! Vaziyetimden çok memnunum. Artık emr-i âlîleri mucibince hiçbir şey düşünmüyorum
85.Envar-ı imaniyeye muhtaç ümmet-i muhammed’i medyun-ı şükran eylemiştir
86.Nur deryasının askerleri beyninde, bir nevi müsabaka vazifesini gördü
87.Ne zaman nurlardan bir risale görsem, bu gibi veyahut daha ziyade bir zevk-i hakikî ve sürur-i namütenahi görüyorum
88.Biz ölmüştük, lehülhamd bize hayat bahşedildi. Gücenmeye, hiçbir vakit hakkımız yok. Vazifemiz olan duaya devam ve teşekkür borçluyuz
89.Hatem-i i’caz, hizmet-i kur’ân’daki kıymettar kardeşlerimi tanıttırdı
90.Binbaşı asım beyin risaletü’n-nur sözleri hakkında temsil ettiği bir fıkradır
91.Mübarek sözlerinizde öyle kudsî feyizler var ki, talebenizin elinden tutuyor
92.Bu dünya mü’mine zindandır derler. İşte neşrine, izharına, beyanına vasıta olduğunuz nurlar, bize bu karanlık dünyamızı aydınlattı
93.Nur deryasının nuranî talebeleri de, nerede olursa olsun hepsi birgayede
94.Son neşrettiğiniz söz, fakirde çok derin ve tesir ve intibalar bıraktı
95.Üstadımın hadim olduğu çığırı takip ile hizmet etmek emelinde isem de, yalnız ettiğim hizmet kâfi değildir
96.Kardeşlerimin,risaletü’n-nur ve mektubatü’n-nura gösterdikleri âteşin muhabbetle, kalbi iştiyaklarını gösteren kalemleri beni de heyecana düşürmüştü
97.Şimdiye kadar böyle hakikatler hiç bir eserde görünmemiş ve işitilmemiştir
98.Yirmi dokuzuncu mektubun sekizinci remzini din kardeşlerimle birlikte okuduk
99.Neşirbuyurulan işbu risaledeki tevafukat, şimdiye kadar emsali namesbuk bir sırrına koymuş
100.Bu nur risalelerinin her birisi, birbirinden nurlu; hele i’caz-ı kur’ân, nurun âlâ nur.
101.Ahmed galib’in sözler hakkında bir fıkrasıdır
102.Ahmed galib’in sözler hakkında arabî fıkrasıdır
103.Coşan deryanın ka’rından, sahil-i beyana baha takdir edilemeyen cevahir geliyordu
104.Kur’ân-ı mu’cizül beyan’ın müfessir ve mümessili olan nur deryası.
105.Ondan daha güzel ve ondan daha parlak ve onlardan daha nurlu, hiçbir şey olamaz
106.Risalenin dinsizleri iskâta kâfi geleceğine hepimiz kanaat ve iman getirdik
107.Ümmet-i muhammedin kulüb-i mecruhalarını kur’ân-ı mu’cizü’l-beyân’ın âb-ı hayatıyla ihya buyuruyorsunuz
108.O sözlerin kıymetini tariften âcizim. Ne kadar yazsam, o eserlerin kıymetinden binde bir nebzesini gösteremez
109.Nisan yağmuruna şiddetli bir alâka ile ihtiyaç gösteren balıklar gibi, benim de bu risaleye ihtiyacım şiddetli
 

aydilge

Bana Seni Gerek ,Seni !.
 
Üyelik Tarihi
8 Ocak 2008
Mesajlar
1,867
Aldığı Beğeniler
12
Konum
Tokat'ta doğdum,Bursa'da doydum...
Takım
Galatasaray
Allah razı olsun kardeşim...Çok güzel bir özetleme olmuş...Zaman zamanda yine faydalanacağız...Böyle bir şeye ihtiyaç vardı sitemizde sağolasın...selametle...
 

Acizane

hizmet..hicret..sehadet..
 
Üyelik Tarihi
15 Eki 2007
Mesajlar
3,148
Aldığı Beğeniler
27
Konum
ankara
Takım
Diğer
BARLA LAHIKASININ DEVAMI
110.Bütün dünya kur’ân’ın beyan ve esrarından manen sizi dinliyor, inşaallah her vakit dinleyecek
111.Yirmi dokuzuncu mektubun yedinci kısmıdır. Bunu yedi işaretle beyan eder.
112.Nazirsiz şuleleriyle asr-ı hâzırı ihya ve tenvir eden ve istikbalin krokisini bihakkın tanzim eden tahkim eden nurlar, ilelebet payidar olsun
113.Üstadımız bize söylemekte, hiç bir şeyden çekinmediğini biliyoruz. İşte bu hâl bize kâfidir
114.Korku denilen mevhum kuvvet, talebelerinizin hak uğrunda gösterdikleri cesaretten korkmaktadır
115.Nasuhizade mehmed, söyledi heman bu sırları. Hazine-i kur’ân’ın bir miftahıdır,hazret-i üstad
116.Ben öldüğümde sizi arkamda vâris bırakarak ferah ile kedersiz kabrime girmek rahmet-i İlâhiyeden ümit ederim
117.Hafız ali’nin bir fıkrasıdır ki, küçük bir meselede, “gücendin mi?” diye istifsar münasebetiyle yazılmıştır
118.Bu nurlu eserler hem okşamak, hem korkutmak gibi iki zıt tesiri haizdir
119.Sizler benim için çok ehemmiyetlisiniz. “sıddık-ı vefiy bu zamanda yoktur,”diyenlere karşı sizleri gösteriyorum
120.Hayat,vahdet ve ittihadın neticesidir. İmtizaçkârâne ittihat gittiği vakit, manevî hayat da gider
121.Üstadımın duası gibi çok büyük kuvvetlerle hâsıl olduğuna, ben değil, bu hale şahit,karyemizin ekserîsi iman edip tasdik ediyorlar
122.İki haftadır bu kıymettar risaleyi okuyor ve elimizden bırakamıyoruz
123.Bu kudsî hizmete iştirak eden zevatı bilmek bana en büyük müjde oluyor
124.Asım beyin fıkrasıdır. Telvihat-ı tis’a münasebetiyle yazmış
125.Kur’ân-ı hakîmin envarını ne kadar okursam okuyayım, def-i cu’ edemiyorum
126.Aldığımız manevî feyzi, benim gibi yoksul bir talebenizin kalp ve kaleminin haddi değildir ki, tarif etsin
127.Aziz üstadım! Fiu hicrana ve firaka, muvakkat olduğu için tahammül ediyorum.
Ayrılığımız her ne kadar muvakkat olsa, yine beni müteessir ediyor
128.Bu mektubun mühim bir hususiyeti var. O da, tarik-ı velâyet ser levhasını taşıyan ve çok ehemmiyetli bir mevzuu ihtiva etmesidir
129.Üstadı,yıldırım gibi seri hatvelerle ilerlerken, hiç olmazsa karınca yürüyüşü takip edeyim,irtibat kesilmesin
130.Bu risale, kat’î bir varlıkla ümmete necat kapılarını açıyor
131.Kardeşlerim,bu zamanda dalâlet ve gaşete karşı pek çok manevî kuvvete mhtacız
132.Kuleönlü sarı bıçak mustafa hulûsi’nin, on fıkra yerine geçecek tek birinci fıkrasıdır
133.Nadire-i cihan, hadim-i kur’ân said nursî (r.A.) hakkında hissiyatımdan binden birini beyan ediyorum
134.Her işaretin nihayetinde o işaretteki hakaik, birkaç ensep ve âlâ kelime ile ifade edilmiştir ki, bundan daha kuvvetli beyan olamaz
135.Bu kıymettar risale, kendi kendini lâyık olduğu bir tarzda beyan ediyor
136.Dereli hafız ahmet efendinin çok manidar rüyalı bir fıkrasıdır
137.Fihristelerin telifi çok musîb ve hayırlı, hem hadsiz hakikatlere anahtar olmuştur
138.Bulunduğumuz asrın yaralarından, manevî doktora muhtaç bir gencin fıkrasıdır
139.Ey kardeşlerim,istifade edelim, bu risalelerden istifade etmeyenler ne kadar akılsızdırlar
140.Üstadımızın hakkımızda ne kadar şefkatli olduğunu anladık. O teessüratımız sürura kalboldu
141.Bütün söz ve mektubatın birer mürşid-i kâmil vazifesini gördüklerine dair hatıra gelen mektuptur
142.Şamlı Hafız Tevfik’in risale-i nur’un hakkaniyetine dair yazdığı istihracî bir fıkrasıdır
143.Risale-inur’un Isparta’ya ne derece rahmet olduğuna delâlet eden bir tevafuk-u acibe
144.Isparta’dakikardeşlerimizin fıkrasındaki davayı ispat eden kuvvetli iki delili gösteriyor
145.Feyyaz-ı mutlak’ın kelâmı olan kur’ân-ı mu’cizü’l-beyâna hadim ol ki, o elmas kılıcı elinde tutasın
MEKTUBAT’INÜÇÜNCÜ KISMI
146.Her kapının içerisinde bulunan kapılar ve pencerelerden bakarak, gördüğü hakikatler karşısında hayran oluyor
147.“Zararın neresinden dönersen kârdır” ders-i ikazını vererek, hamden sümmehamden, zulümat vadisinden çıkararak şahika-i nura yetiştirmişti
148.Osman Nuri’nin bir fıkrasıdır
149.Bu ser-i âlî, bütün ehl-i iman ve zîşuura, menba-ı hakikîsi olan kur’ân-ı hakîm gibi, nurları ile âb-ı hayat serpiyor
150.Kalplerimiz serâpa sürur ile doluyor. Rabb-i kerîm’imize karşı taşımakta olduğumuz muhabbetimiz tezayüt ediyor
151.Bu risaleleri okudukça ruhum güller gibi açılıyor, hayat-ı fâniyeden gelen âlâm ve meşakkati, kaldırıp atıyor
152.Ehl-i iman için mucib-i teessür şeyler, kendisini ıslah-ı hâle irca etmek üzere
153.Kur’ânî elmas müdaafalar, o kabîl emraz-ı nefsaniyeyi çabuk çürütüyor
154.Bu işareti yazarken, vücut âlemine seyahate çıktım. İşarattaki noktalar bir müfettiş hükmüne geçti
155.Bu defa rüyada fahr-i âlem (a.S.M.) efendimiz hazretlerini gördüm
156.Bazı cümleler oluyor ki, namazdan evvel ve sonra fakirhaneye gelen ihvana müteaddit defalar okuyup feyizleniyoruz
157.İstifadem pek çok, siz üstadımın manevî feyizlerini her vakit risalelerden alıyorum
158.Hafız Ali’nin dersini ne tarzda anladığını gösteren bir fıkrasıdır
159.O zat şahsımı görmemiş. Risaleleri gördüğünden haddimden pek çok fazla olan sena ve medhi, risalelere ve esrar-ı kur’ân’a ait olduğu için kabul ettim
160.Ahmed Hüsrev’in otuz birinci mektubun, on dördüncü lem’asının, ikinci makamı münasebetiyle yazdığı fıkradır
161.Sözlerinizin her satırı, bir kitap teşkil edecek kadar şümullü ve manidardır. İstenildiği kadar izah olunabilecektir
162.Risale-i nur eczaları gibi feyiz ve marifet güneşlerinin haberlerini işittik çeruhum güller gibi açılıyor, huzur ve ibtihace müstağrak oluyor
163.Osman Nuri’nin bir fıkrasıdır
164.Bu rüya bana çok zevk vermekle beraber, dua ve himmetlerinin hizbü’l-kur’ân üzerinde,her zaman mevcut bulunduğuna daha ziyade yakîn hâsıl ettirdi
165.Risalelerin derece-i kıymetlerini ve bahşettiği feyzi ve fevzi arz etmek, lisan ve kalemin fersah fersah iktidarının fevkindedir
166.Umum risalelerin her parçasına ihtiyacımız olduğu gibi, her parçayı da birden görmeye şiddetle ihtiyaç varmış
167.Kardeşim abdülmecid’in fıkrasıdır. Hulûsi beye yazdığı mektuptandır
168.Sözlerin ve mektubatın ve pencerelerin fihristesi hakkında re’fet beyin bir fıkrasıdır
169.Hulûsi beyin Eğridir’de bir kardeşimize gönderdiği mektuptandır
170.Eğridir müftüsüne son ihtar. Hakkı efendinin hatırı için lâyık olduğu şiddeti bırakıp gayet mülâyim bir surette ihtar edildi
171.Ehl-i bid’anın şiddetli hücumuna maruz kalan süleyman hakkındadır
172.Bu nuranî mektup hakkındaki, muhtasar tahassüsatımı âcizâne arzettim
173.Nurlar hey’etini umum ehl-i hak ve hakikat manevî elektrik âyinelerine hedef etmişlerdir
174.Bu hakikatler gösterilen dokuz-on delil ile ispat edildikten sonra, bu risale-i şerife ile ilân ediliyordu.
175.Zat-ı âlileri gibi bir üstadı bulduğumuzdan, zaman ne olursa olsun bizi me’yus etmiyor
176.Eserler birbirini takiben neşrolundukça, kıymetleri de mebsuten tezayüt etmektedir.Bize cennet hayatı yaşatmaktadır
177.Bu zamanın kör ve sağırları, dünyanın en azgın firavun ve nemrutları da olsa, yine korkacakları ve ağız açamayacakları bedihîdir.
178.İstidadımın fevkinde şöyle bir kaç beyit kalbime ve kalemime geldi. Müşfik üstadımın aşarına istinaden yazıyorum
179.Kalemi kerametli mesut’un ehemmiyetli bir rüyasıdır
180.Risale-i nur’a karşı hissiyatımı dilim ile ifade edeyim. Fakat inşaallah sadâkatte ve muhabbette ve irtibat-ı ruhîde kardeşlerime yetişmeye çalışacağım
181.Kur’ânî bahçede her zaman başka renkte, başka letafette, başka tesirdeki hakikî cennet çiçekleri açılıyor
182.Bir an evvel hâlık’ına ulaşmak isteyen ruhumda, azîm bir galeyan hissediyorum
183.Hakiki Said’den bir muhabbetnâme aldım ki, o da üstadım efendimin mektubudur
184.Ne zaman ki, tahribat ve istibdat haddini aştı. Uçurum kendini gösteriyor.
185.Kalbim derin bir ihtiyaç ve iştiyak içinde, şu mübarek günlerde, üstadımın ziyaretini arzu ediyor
186.Yine eskisi gibi ahiret kardeşlerimizin, sizi ziyaret etmekten mahrum olmadıklarından memnun oldum
187.Ehl-i gaşet gülerken, ehl-i ilhad nefsî müştehiyatları arkasından koşarken, biz ne acı hayatla karşılaşıyoruz.
188.Dün eğirdir’e gittim. Hûlusî beyin ihlâslı ve sadâkatli mektubunu getirdim
189.Sizin tatlı sözlerinizi yazmaya başladığım anda ruhumda bir ferahlık hissediyorum
190.Aydın’da doktor Şevket’in fıkrasıdır. Nuranî ve çok kıymettar eserlerinizi okuduk
191.Hulûsi beyin suallerine verilen cevaplara ait cihan değer kıymetli, nurlu,feyizli sözlerinizi iki gün evvel aldım
192.Ben başka memlekette dünyaya gelmişim. Fakat cenab-ı hak beni bu memleketin evlâdına hizmet kâr etmiş
193.Bizim yaralarımıza deva olacak semavî eczane-i kudsiyeden ilâçları bize gösteriyor ve istimal ediyorsunuz
194.Galip beyin keramat-ı gavsiye münasebetiyle yazdığı farisî fıkrasının tercümesi
195.Otuz birinci mektubun dördüncü lem’ası olan (minhacü’s-sünne) çok kıymettar ve emsali bulunmayan bir risale-i şerifedir.
196.Muhyiddin-i Arabî’nin meşrebini izah edip, noksaniyetini beyan eden nurlu beyanatınızdan çok istifade ettim
197.Onurları yazdıkça kalemim ve kalbim gayet şirin ve ruhanî bir sevinç hissediyorum
198.Risale-i şerifeler hakikat fışkıran, nurlar saçan bir feyizdir
199.Mesleğinize ve neşrettiğiniz risale-i nur’a karşı, hissiyatımı dilimle beyan edemiyorum
200.Risalelerde umumiyetle bir kitle-i i’caz ve şems-i sermedînin sönmez bir ziya-yı hakikati görünüyor
 

Acizane

hizmet..hicret..sehadet..
 
Üyelik Tarihi
15 Eki 2007
Mesajlar
3,148
Aldığı Beğeniler
27
Konum
ankara
Takım
Diğer
BARLA LÂHİKASI Devamı

201.Zaten şu zamanın pek şiddetli zülûmatını yırtacak, zındıkanın pek fevkinde bir nur-u lâyezalî, cenab-ı hakkın rahmetinden ümit edilirdi
202.Esasen emel ve gayelerimiz birdir
203.Sözler ve mektubat namındaki nur eserlerle ehl-i imanı irşada çalışıyor
204.Üstadım,beka-yı ruh ve haşir hakkında cenab-ı hak tarafından bize o hakaika giden yolu göstermiş
205.Sözlerin hakikatini firavunlar ve nemrutlar anlasalardı iman ederlerdi, dedim ve size çok dua ettim
206.Yirmi beşinci söz, İ’caz-ı kur’ân’ı çok parlak bir tarzda ispat eder
207.Haber almışım ki, arabî olarak eski huruf ile matbaa-i evkafta tab edilmek izni varmış.
208.Siz sabah ve akşam duamda dâhilsiniz. Siz dahi beni duanızda dâhil ediniz
209.Ümit ediyorum ki, cenab-ı hak kabul etse, tevfik verse, yazılanlar dalâlet bulutlarını dağıtmaya kâfîdirler
210.Kader-i İlâhî beni bu yerlere göndermesi, sizleri şu vazife-i kudsiye de uyandırmak içinmiş
211.Şu hastalığın sırrı, insanlardan istiğnaya dair sana yazdığım mektubun kerametidir
212.Kitapların parçaları ve hediyelerin nevileri birbirine tevafuk ediyor. Öyle ise her bir nevi, bir nevi kitaba işareti var,münasebeti var
213.Hulûsî beyin sorularına cevap olarak yazılmış bir fıkradır
214.Mesleğimizde firak yok. Sen nerede bulunsan, şu kardeşin ile ellerinizdeki sözler vasıtasıyla sohbet edebilirsin
215.Şimdi yüz tabakalık fıtrî bir sarayın, en yukarı menzilinde bulunuyorum. Sende manen burada hazır ol. Bir parça sohbet edip konuşacağız
216.Mektubat’tan sekizinci mektubu başı ve İkinci mesele-i mühimmedeki sualin cevabına bir zeyildir
217.Hulûsî’nin ikinci sualinin cevabına bir zeyildir
218.Yirmi İkinci mektubun hatimesindeki bahse bir zeyildir
219.Benimle görüşen veya görüşmek arzu eden dostlara bir düsturdur ki uzakta bulunan bir kısım kardeşlere yazılmıştır
220.Mesail-i müteferrika (altı mesele hâlinde bazı suallere cevap verirve bazıkonuları açıklar
221.Dişlerin kaplanması hakkındaki suale cevaptır
222.Şu sözler bittecrübe yazılmasıyla, umum kardeşlerimizi ikaz ediyor
223.Sözlere başlamadan evvel gördüğün mübarek rüya çok güzeldir, hem hakikatlidir
224.Maşaallah yirminci mektubun kıymetini güzel anlamışsınız ve güzel de yazmışsınız
225.Buramazan-ı fierif’te size âlem-i nurdan bahisler açmak arzuları var idi. Maalesef, bir hâdise zulmet âleminden bahsetmeye beni mecbur ediyor.
226.Nurun eskiden beri hiç sarsılmayan muhlis bir kahramanı elbette dünyanın geçici, kıymetsiz, fânî vaziyetleri karşısında telâş etmez, mağlup olmaz, inşaallah
227.İnayet-i rabbaniye devam ediyor. Maişet cihetinde kanaat ve iktisat beni ihtiyaçtan kurtarıyor
228.Maddî rütbenizden çok yüksek manevî rütbeniz iktizasıyla ayrı ayrı yerlere gönderiliyorsun
229.Size cemaziyel âhir ayında vuku bulan bir hâdise-i semaviye münasebetiyle bir mesele beyan edeceğim
230.Kenzü’l-arş’ın üç nüktesinde yazılan tevafukat, küsuratın değişmesiyle değişmezler
231.Yeni yeni meyveler ve fâkihelerle tegaddi suretiyle takviye-i ezhara, hem dedef’-icû sureti ile ıztıraplarımızı teskine vasıta oluyorsunuz
232.Yirmi altıncı ve onuncu cüzleri ve kur’ân-ı kerîm’in tamamen yazılmasından mütevellit sürurlarımı ifade eden, şu arizamı takdim ediyorum
233.Kalbimde galeyan eden manalar çoktur. Lâkin her nedense, lisan hissiyatımın tercümanı olamıyor
234.Sû-i ihtiyarımızla bozmazsak, bu himayet ve sahabet elbette devam edecektir, kat’î kanaat ve imanındayım
235.Mu’cizat-ı ahmediyeyi yaldızla yazan doktor abdülbaki beyin fıkrasıdır
236.Ehl-i dünyanın üstadımız hakkında asılsız üç vehimleri münasebetiyle bir kardeşimizin ettiği sualine karşı cevaptır
237.Bu esma-i mübarekenin vird edilmesine müsaade ve ne surette devam iktiza ettiğine emrinizi istirham ederim
238.Manevî yaralarınıza ilâç ararsanız risale-i nur’da vardır
239.Şu zaman çöken zulmet ve gaşet perdelerini sözleriniz yırtıyorlar, parçalayıp o zulmeti ve gaşeti dağıtıyorlar
240.Bugünlerde af var dediler, üstad İstanbul’a gidiyor. Bu nurlu ve kıymetli risalelerin sahibi bizden uzaklaşmasına gönül razı olmuyor
241.Onuncu sözün hurufatındaki sır hiç kimsenin sun’ ve ihtiyarıyla olmadığını herkes tasdik ettiği için daha ehemmiyetli göründü
242.Onuncu söze nazar-ı dikkat-i ammeyi celp etmek için ihtiyarsız olarak onunla meşgul edildim ve baktım
243.Saadet-i uhreviyemin, sizin duanızla olacağı teskin edilmiştir ve duanıza muhtacım
244.Cinnî şeytandan ders alan insan şeytanları, dünyevî meşgaleleri ile seni çember içine alıp, nurlara hizmetini tahdit etmek için, sezdirmeyerek perde altında çalışmışlar
245.Geçmiş ömrü israf ettik, zayi ettik. Çok mübarek zatlar, ahbaplar kaybettik, yalnız kaldım
246.Sözlerdeki o nevi tevafukat, o dereceye gelmiş ki, dikkat edenlere kat’î kanaat verir ki, beşerin düşünüşü değil ve ihtiyarı ile de olmamıştır
247.En muannit münkirden, tâ en halis bir mü’mine kadar herkes, her hakikatten hissesini alabilir
248.Her bir saat hastalıklı ömrü, bir gün ibadet hükmündedir. Şu zamanda hayatın en iyi sureti böyledir
249.Yirmi dokuzuncu mektubun dördüncü kısmı doğrudan doğruya i’caz-ı kur’ân’ın bir âyinesidir ve çok da mühimdir
250.Bu birbiri içinde üç nevi mahlûkatın ömürleri, saatin içindeki dakika, saniye, saatleri sayan çarkların nispeti gibidir
251.Madem sana verilen hayat ve hayatın levazımatı temlik değil, ibahadır.Elbette ibahanın düsturuyla hareket etmek lazımdır
252.Sözler namındaki, envar-ı kur’âniye ise, en mühim ibadet olan ibadeti tefekkürîye nev’indendir
253.Bu defaki mektubun çok güzeldir. Arkadaşlarının fıkraları içinde “yirmi yedinci mektup” içine derç edeceğim
254.Biliniz ki, iki sene evvel mabeynimizde hararetli bir uhuvvet başladı.
Sonra bazı arızalarla ileri gitmedi. Müjde, şimdi ileri gidiyor
255.Müşkilât çoğaldıkça, ehl-i himmet fütur değil, gayret ve sebatını ziyadeleştirir. İnşaallah siz de öyle metin ve sebatkârlardansınız
256.Siz beni bulduğunuzdan bir şükretseniz, ben sizi bulduğuma bin şükrediyorum
257.Bu defa istinsah ettiğiniz risaleler çok güzel olmuştur. Senin gayret ve samimiyet ve ciddîyetini bana gösterdiler ve re’fet tembel değildir, ispat ettiler
258.O hatta ihtiyacımı sizin gibi kalem kahramanlarının muavenetleri temin ediyor
259.Şimdi mevsim değişmiş; huruftan ziyade, hakaike ihtiyaç var
260.Mu’cizat-ı ahmediye risalesi olan on dokuzuncu mektup ile mu’cizat-ı kur’âniye risalesi olan yirmi beşinci sözün tevafuklu olarak çoğaltılması
261.Bu kur’ânî risaleler, sair risaleler gibi tefekküh nev’inden değil ki,usanç versin. Belki tegaddidir
262.Bu ahir zaman çok çalkalanıyor, bu fitne-i ahir zaman acip şeyler doğuracağını ihsas ediyor
263.Bir şeyi çok muhtelif eşyaya çevirmek ve birçok muhtelif eşyayı da bir tek şey yapmak, ancak hâlik-ı küll-i fiey’e mahsustur
264.Hulûsî, abdurrahman’ın yerine çendan geçmiş. Şu yazı müşabeheti bana müjde ediyorki, bir abdurrahman re’fet’ten çıkacak
265.Sizler çokların medar-ı intibahı oldunuz ve hüsn-i misal oldunuz
266.Senin çok antika iki mu’cize-i kudret, müzahanemi tezyin etti
267.Her risalede herkesin hissesi var, fakat herkes her şeyini bilmek lâzım değildir
268.Küçük bir âlem olan insanda kuvve-i hayaliye olduğu gibi, büyük bir insan olan âlemde dahi, bir âlem-i misal var ki, o vazifeyi görüyor
269.Senin bende bir üstadın, bir kardeşin, bir dostun var. Üstadını her risale içinde görüp görüşürsün
270.Kâinat, nazar-ı kur’ânî ile bütün mevcudatı huruftur; mana-i harfiyle başkasının manasını ifade ediyorlar
271.Senin faik zekân ve dikkatin, sorduğun suallerin çoğuna cevap verebildiği için, muhtasar cevap veriyorum,gücenme
272.Onlara cevap vermek lâzım geliyor; çünkü böyle meselelerde onlara dinsizler ilişiyor
273.İki ramazan içinde bir kefaret kâfidir. Müteaddit vakıalara bir kefaret kifayet eder. Çünkü tedahül var
274.Hüsrev, üstadının kendi hakkında hiddetini zannedip, bir meseleye dair, müteessiren yazdığı mektubundan bir fıkradır
275.Daha binler ihsan-ı İlâhî ve rahmet-i sübhanî olsa, yazılsa, ihtiyaç görünüyor
276.Benim ihtiyacım olmadığından ve kaideme muhalif olduğundan, kabul edemedim
277.Isparta’ya nakl-i mekân, hem tulûat-ı kalbiyeyi, hem sizinle muhabereye bir derece fütur verdi
278.Mesleğimizin bir medar-ı şevki ve zevki olan tevafuk letaifinden üç-dört numune
279.Isparta cumhuriyet müdde-i umumîliğine yazılan bir mektuptur Bundan sonraki kısım hazret-i üstadın kastamonu ve emirdağ hayatında iken yazılan ve el yazma nüshalarda bizzat kendileri tarafından barla lâhikası’nın sonuna derç edilen mektuplardır.
280.Risale-i nur’un faal bir şakirdi olan, ahmet nazif çelebi’nin bir istihracıdır ve bir fıkrasıdır
281.Bayram münasebetiyle kabul edilmeyen bir hediye için yazılmıştır
282.Sehil ve muvaffakiyetime hayırlı dualarınızı rica ederim
283.Maddî ve manevî borcumuz olan hizmetleri ifadan kendimizi çekmek, hissizlik ve bigânelik fıtratımızda ve yaratılışımızda yoktur ki, kalalım
284.Hakaik-ı âliye-i imaniyeyi tamamıyla risale-i nur ihata etmiş, başka yerlerde arama ya lüzum yok
285.Türlü türlü evhamın açtıkları menfezlerden, rahnedar kalan ruhumu tamam ve muvafık buldum
286.İrşadat-ı aliyenize muhtaç bulunduğumu arz ederim
287.Küçük hüsrev mehmet feyzi’nin bir fıkrasıdır
288.Sizin bayramınızı ve nurlarla ciddî iştigalinizi ve daima birinciliği nur dersinde ve sadâkatinde muhafaza etmenizi, bütün ruh-i canımla tebrik ederim
289.Siracünnur perde altında daha ziyade tenvir edecek diye bir işaret-i gaybiye telâkki ediyoruz
290.Lillâhilhamd, nurların her tarafta fütuhatları var. En ehemmiyetli yerlere sizin gibi kahramanlar gönderiliyor
291.Cenab-ı hakkın inayeti devam ediyor. Hem de dünya madem geçer, meraka değmiyor
292.Kasr-ı namazda ne esas alınmalı? Zahmet olmadığı hâlde tayyare ve tirende namaz kasredilir mi?
293.Bu hâdise dahi, Abdurrahman hâdisesi gibi bir hüccettir ki, bize şimdiki tarz-ı hayat yaramaz
294.ONUNCU LEM’A (ŞEFKATTOKATLARI RİSALESİ)
Kur’ân hizmetinde bulunan nur talebelerinin sehiv hatalarına mukabil yedikleri şefkat tokatlarını anlatır
 
Üst Alt