BARLA LÂHİKASI Devamı
201.Zaten şu zamanın pek şiddetli zülûmatını yırtacak, zındıkanın pek fevkinde bir nur-u lâyezalî, cenab-ı hakkın rahmetinden ümit edilirdi
202.Esasen emel ve gayelerimiz birdir
203.Sözler ve mektubat namındaki nur eserlerle ehl-i imanı irşada çalışıyor
204.Üstadım,beka-yı ruh ve haşir hakkında cenab-ı hak tarafından bize o hakaika giden yolu göstermiş
205.Sözlerin hakikatini firavunlar ve nemrutlar anlasalardı iman ederlerdi, dedim ve size çok dua ettim
206.Yirmi beşinci söz, İ’caz-ı kur’ân’ı çok parlak bir tarzda ispat eder
207.Haber almışım ki, arabî olarak eski huruf ile matbaa-i evkafta tab edilmek izni varmış.
208.Siz sabah ve akşam duamda dâhilsiniz. Siz dahi beni duanızda dâhil ediniz
209.Ümit ediyorum ki, cenab-ı hak kabul etse, tevfik verse, yazılanlar dalâlet bulutlarını dağıtmaya kâfîdirler
210.Kader-i İlâhî beni bu yerlere göndermesi, sizleri şu vazife-i kudsiye de uyandırmak içinmiş
211.Şu hastalığın sırrı, insanlardan istiğnaya dair sana yazdığım mektubun kerametidir
212.Kitapların parçaları ve hediyelerin nevileri birbirine tevafuk ediyor. Öyle ise her bir nevi, bir nevi kitaba işareti var,münasebeti var
213.Hulûsî beyin sorularına cevap olarak yazılmış bir fıkradır
214.Mesleğimizde firak yok. Sen nerede bulunsan, şu kardeşin ile ellerinizdeki sözler vasıtasıyla sohbet edebilirsin
215.Şimdi yüz tabakalık fıtrî bir sarayın, en yukarı menzilinde bulunuyorum. Sende manen burada hazır ol. Bir parça sohbet edip konuşacağız
216.Mektubat’tan sekizinci mektubu başı ve İkinci mesele-i mühimmedeki sualin cevabına bir zeyildir
217.Hulûsî’nin ikinci sualinin cevabına bir zeyildir
218.Yirmi İkinci mektubun hatimesindeki bahse bir zeyildir
219.Benimle görüşen veya görüşmek arzu eden dostlara bir düsturdur ki uzakta bulunan bir kısım kardeşlere yazılmıştır
220.Mesail-i müteferrika (altı mesele hâlinde bazı suallere cevap verirve bazıkonuları açıklar
221.Dişlerin kaplanması hakkındaki suale cevaptır
222.Şu sözler bittecrübe yazılmasıyla, umum kardeşlerimizi ikaz ediyor
223.Sözlere başlamadan evvel gördüğün mübarek rüya çok güzeldir, hem hakikatlidir
224.Maşaallah yirminci mektubun kıymetini güzel anlamışsınız ve güzel de yazmışsınız
225.Buramazan-ı fierif’te size âlem-i nurdan bahisler açmak arzuları var idi. Maalesef, bir hâdise zulmet âleminden bahsetmeye beni mecbur ediyor.
226.Nurun eskiden beri hiç sarsılmayan muhlis bir kahramanı elbette dünyanın geçici, kıymetsiz, fânî vaziyetleri karşısında telâş etmez, mağlup olmaz, inşaallah
227.İnayet-i rabbaniye devam ediyor. Maişet cihetinde kanaat ve iktisat beni ihtiyaçtan kurtarıyor
228.Maddî rütbenizden çok yüksek manevî rütbeniz iktizasıyla ayrı ayrı yerlere gönderiliyorsun
229.Size cemaziyel âhir ayında vuku bulan bir hâdise-i semaviye münasebetiyle bir mesele beyan edeceğim
230.Kenzü’l-arş’ın üç nüktesinde yazılan tevafukat, küsuratın değişmesiyle değişmezler
231.Yeni yeni meyveler ve fâkihelerle tegaddi suretiyle takviye-i ezhara, hem dedef’-icû sureti ile ıztıraplarımızı teskine vasıta oluyorsunuz
232.Yirmi altıncı ve onuncu cüzleri ve kur’ân-ı kerîm’in tamamen yazılmasından mütevellit sürurlarımı ifade eden, şu arizamı takdim ediyorum
233.Kalbimde galeyan eden manalar çoktur. Lâkin her nedense, lisan hissiyatımın tercümanı olamıyor
234.Sû-i ihtiyarımızla bozmazsak, bu himayet ve sahabet elbette devam edecektir, kat’î kanaat ve imanındayım
235.Mu’cizat-ı ahmediyeyi yaldızla yazan doktor abdülbaki beyin fıkrasıdır
236.Ehl-i dünyanın üstadımız hakkında asılsız üç vehimleri münasebetiyle bir kardeşimizin ettiği sualine karşı cevaptır
237.Bu esma-i mübarekenin vird edilmesine müsaade ve ne surette devam iktiza ettiğine emrinizi istirham ederim
238.Manevî yaralarınıza ilâç ararsanız risale-i nur’da vardır
239.Şu zaman çöken zulmet ve gaşet perdelerini sözleriniz yırtıyorlar, parçalayıp o zulmeti ve gaşeti dağıtıyorlar
240.Bugünlerde af var dediler, üstad İstanbul’a gidiyor. Bu nurlu ve kıymetli risalelerin sahibi bizden uzaklaşmasına gönül razı olmuyor
241.Onuncu sözün hurufatındaki sır hiç kimsenin sun’ ve ihtiyarıyla olmadığını herkes tasdik ettiği için daha ehemmiyetli göründü
242.Onuncu söze nazar-ı dikkat-i ammeyi celp etmek için ihtiyarsız olarak onunla meşgul edildim ve baktım
243.Saadet-i uhreviyemin, sizin duanızla olacağı teskin edilmiştir ve duanıza muhtacım
244.Cinnî şeytandan ders alan insan şeytanları, dünyevî meşgaleleri ile seni çember içine alıp, nurlara hizmetini tahdit etmek için, sezdirmeyerek perde altında çalışmışlar
245.Geçmiş ömrü israf ettik, zayi ettik. Çok mübarek zatlar, ahbaplar kaybettik, yalnız kaldım
246.Sözlerdeki o nevi tevafukat, o dereceye gelmiş ki, dikkat edenlere kat’î kanaat verir ki, beşerin düşünüşü değil ve ihtiyarı ile de olmamıştır
247.En muannit münkirden, tâ en halis bir mü’mine kadar herkes, her hakikatten hissesini alabilir
248.Her bir saat hastalıklı ömrü, bir gün ibadet hükmündedir. Şu zamanda hayatın en iyi sureti böyledir
249.Yirmi dokuzuncu mektubun dördüncü kısmı doğrudan doğruya i’caz-ı kur’ân’ın bir âyinesidir ve çok da mühimdir
250.Bu birbiri içinde üç nevi mahlûkatın ömürleri, saatin içindeki dakika, saniye, saatleri sayan çarkların nispeti gibidir
251.Madem sana verilen hayat ve hayatın levazımatı temlik değil, ibahadır.Elbette ibahanın düsturuyla hareket etmek lazımdır
252.Sözler namındaki, envar-ı kur’âniye ise, en mühim ibadet olan ibadeti tefekkürîye nev’indendir
253.Bu defaki mektubun çok güzeldir. Arkadaşlarının fıkraları içinde “yirmi yedinci mektup” içine derç edeceğim
254.Biliniz ki, iki sene evvel mabeynimizde hararetli bir uhuvvet başladı.
Sonra bazı arızalarla ileri gitmedi. Müjde, şimdi ileri gidiyor
255.Müşkilât çoğaldıkça, ehl-i himmet fütur değil, gayret ve sebatını ziyadeleştirir. İnşaallah siz de öyle metin ve sebatkârlardansınız
256.Siz beni bulduğunuzdan bir şükretseniz, ben sizi bulduğuma bin şükrediyorum
257.Bu defa istinsah ettiğiniz risaleler çok güzel olmuştur. Senin gayret ve samimiyet ve ciddîyetini bana gösterdiler ve re’fet tembel değildir, ispat ettiler
258.O hatta ihtiyacımı sizin gibi kalem kahramanlarının muavenetleri temin ediyor
259.Şimdi mevsim değişmiş; huruftan ziyade, hakaike ihtiyaç var
260.Mu’cizat-ı ahmediye risalesi olan on dokuzuncu mektup ile mu’cizat-ı kur’âniye risalesi olan yirmi beşinci sözün tevafuklu olarak çoğaltılması
261.Bu kur’ânî risaleler, sair risaleler gibi tefekküh nev’inden değil ki,usanç versin. Belki tegaddidir
262.Bu ahir zaman çok çalkalanıyor, bu fitne-i ahir zaman acip şeyler doğuracağını ihsas ediyor
263.Bir şeyi çok muhtelif eşyaya çevirmek ve birçok muhtelif eşyayı da bir tek şey yapmak, ancak hâlik-ı küll-i fiey’e mahsustur
264.Hulûsî, abdurrahman’ın yerine çendan geçmiş. Şu yazı müşabeheti bana müjde ediyorki, bir abdurrahman re’fet’ten çıkacak
265.Sizler çokların medar-ı intibahı oldunuz ve hüsn-i misal oldunuz
266.Senin çok antika iki mu’cize-i kudret, müzahanemi tezyin etti
267.Her risalede herkesin hissesi var, fakat herkes her şeyini bilmek lâzım değildir
268.Küçük bir âlem olan insanda kuvve-i hayaliye olduğu gibi, büyük bir insan olan âlemde dahi, bir âlem-i misal var ki, o vazifeyi görüyor
269.Senin bende bir üstadın, bir kardeşin, bir dostun var. Üstadını her risale içinde görüp görüşürsün
270.Kâinat, nazar-ı kur’ânî ile bütün mevcudatı huruftur; mana-i harfiyle başkasının manasını ifade ediyorlar
271.Senin faik zekân ve dikkatin, sorduğun suallerin çoğuna cevap verebildiği için, muhtasar cevap veriyorum,gücenme
272.Onlara cevap vermek lâzım geliyor; çünkü böyle meselelerde onlara dinsizler ilişiyor
273.İki ramazan içinde bir kefaret kâfidir. Müteaddit vakıalara bir kefaret kifayet eder. Çünkü tedahül var
274.Hüsrev, üstadının kendi hakkında hiddetini zannedip, bir meseleye dair, müteessiren yazdığı mektubundan bir fıkradır
275.Daha binler ihsan-ı İlâhî ve rahmet-i sübhanî olsa, yazılsa, ihtiyaç görünüyor
276.Benim ihtiyacım olmadığından ve kaideme muhalif olduğundan, kabul edemedim
277.Isparta’ya nakl-i mekân, hem tulûat-ı kalbiyeyi, hem sizinle muhabereye bir derece fütur verdi
278.Mesleğimizin bir medar-ı şevki ve zevki olan tevafuk letaifinden üç-dört numune
279.Isparta cumhuriyet müdde-i umumîliğine yazılan bir mektuptur Bundan sonraki kısım hazret-i üstadın kastamonu ve emirdağ hayatında iken yazılan ve el yazma nüshalarda bizzat kendileri tarafından barla lâhikası’nın sonuna derç edilen mektuplardır.
280.Risale-i nur’un faal bir şakirdi olan, ahmet nazif çelebi’nin bir istihracıdır ve bir fıkrasıdır
281.Bayram münasebetiyle kabul edilmeyen bir hediye için yazılmıştır
282.Sehil ve muvaffakiyetime hayırlı dualarınızı rica ederim
283.Maddî ve manevî borcumuz olan hizmetleri ifadan kendimizi çekmek, hissizlik ve bigânelik fıtratımızda ve yaratılışımızda yoktur ki, kalalım
284.Hakaik-ı âliye-i imaniyeyi tamamıyla risale-i nur ihata etmiş, başka yerlerde arama ya lüzum yok
285.Türlü türlü evhamın açtıkları menfezlerden, rahnedar kalan ruhumu tamam ve muvafık buldum
286.İrşadat-ı aliyenize muhtaç bulunduğumu arz ederim
287.Küçük hüsrev mehmet feyzi’nin bir fıkrasıdır
288.Sizin bayramınızı ve nurlarla ciddî iştigalinizi ve daima birinciliği nur dersinde ve sadâkatinde muhafaza etmenizi, bütün ruh-i canımla tebrik ederim
289.Siracünnur perde altında daha ziyade tenvir edecek diye bir işaret-i gaybiye telâkki ediyoruz
290.Lillâhilhamd, nurların her tarafta fütuhatları var. En ehemmiyetli yerlere sizin gibi kahramanlar gönderiliyor
291.Cenab-ı hakkın inayeti devam ediyor. Hem de dünya madem geçer, meraka değmiyor
292.Kasr-ı namazda ne esas alınmalı? Zahmet olmadığı hâlde tayyare ve tirende namaz kasredilir mi?
293.Bu hâdise dahi, Abdurrahman hâdisesi gibi bir hüccettir ki, bize şimdiki tarz-ı hayat yaramaz
294.ONUNCU LEM’A (ŞEFKATTOKATLARI RİSALESİ)
Kur’ân hizmetinde bulunan nur talebelerinin sehiv hatalarına mukabil yedikleri şefkat tokatlarını anlatır