Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz.. Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız.
Susmak...En Büyük Yalnızlık... Bütün kelimelerim tüm söyleneceklerim ve söylenmemişlerim suskunluğa bürünüyor karşında. İstesem de konuşamıyorum seninle. Susmaktan başka da bir şey de gelmiyor elimden. Susup gülümsemekten başka.. İçimde çığlığa dönüşmüşken söylenememişlerim susturmak öylesine zor ki.. Bu sessizliğimde de anlarmısın beni yine?
Bugün yine geldim sana.. Yine konuşamadım. Oysa boğazımda düğümlenen ertelenmiş bütün sözcüklerim "keşke" lere sebep olacaklar biliyorum. Günlerdir böyle oluyor zaten.. Tam dökülmek üzere iken kelimeler dilimden... susuyorum. Ardıma bakmadan hızlı adımlarla uzaklaşıp gidiyorum.. Ya da uzaklaştığımı zannediyorum. Belki ardımda bıraktığım sen, en yakınımen iyi bilenim anlayanımsın.
Ne vakit seninle ilgili bu çaresiz gidişinle ilgili bir şeyler düşse aklıma kovalıyorum beynimin içinden. Hiç bir sesi dinlemiyorum. Ya da ürkekçe bir yerlere saklanıp gizleniyorum. Gelip beni gizlendiğim yerlerden bulacağını bile bi...le..
Sen ardımda kalıyorsun ben yürüyorum. Hep geride kalanlar yalnızlığa mahkum olmuyor. Ben kendi yalnızlığıma kendi yokluğuma hiçliğime yürüyorum.
Artık kulaklarım sesleri duymaktan daha da yoksun.. artık hangi kelimeye atsam elimi hepsi birbirinden kırık birbirinden yarım. Gözlerimse denizi gökyüzünü eskisi kadar mavi görmüyor. Hani ne yapsan çıkmazdı denizin lekesi?
Hiç bir şey eskisi gibi değil. Her yeni gün birşeyler daha eksiliyor. Sen de gideceksin sen de eksileceksin.. Ne bir dost doldurabilecek dünyan/mdaki yokluğun/mu ne de bir sevda.. Issız kaldığın/mda kimselere sığınamayacak yüreğin/m. Korkularımdan daha bir korkar oldum. Sen de gidince içimden ya unutursam gülmeyi? En büyük korkum da bu ya..
Ben gideceğim sen SuSacaksın yine.. Sen gideceksin ben yine USacağım....İçimdeki ses çığlık atarken ben yine bastıracağım.
Son sözcüklerimi sen yine duymayacaksın. Sonra pişman olacağım "keşke" diyeceğim "keşke söyleseydim"... "Belki anlayabilirdi beni belki tanımlayamadıklarımı tanımlayabilirdi"..
Bütün sırlarımı yaşanmışlıklarımı, yarım kalmışlıklarımı hiç düşünmeden paylaştım seninle. En umutsuz anlarımda bile sığındığım oldun. Hiç sevmedim suskunlukları biliyorsun.. Ama susmak zamanıdır şimdi. Bazı şeyler var ki dillenmiyor söylenmiyor.. Söylenemiyor.
Sana gülümserken bile bir bulut çöküyor yüzüme adeta... Farkediyorum ki susmak en büyük yalnızlık.
Yendin mi zalim nefsini
Benim için bir aşk besledin mi
Yalana, dolana alışan o gönlüne
Gerçekleri anlatabildin mi
Gördün mü nankör beşeri
Bu aymazlığa katlanabildin mi
Sen kendini bildin bileli
Hiç böyle bi’ film izledin mi
Ben çok zor bilirim, zor çok, zoru görüp de katlanabilmek
Çok tükendin, çok yok, çoklukta yoklukla can vermek
Tok değildin, tok, zor açlıkta tokluk hayal etmek
Günler bilirim az çok, çokluk yokluk hep imtihan demek
Sevdin mi fani yarini
Onu elinle ellere verdin mi
Sen kim ben kim biz kimiz ki
Hiç akıl, sır erdirebildin mi
Bildin mi dünya halini
Çabucak geçsin istedin mi
Gördüklerin hayalden ibaret
E zaten bu bir oyun değil mi
Ben çok zor bilirim, zor çok, zoru görüp de katlanabilmek
Çok tükendin, çok yok, çoklukta yoklukla can vermek
Tok değildin, tok, zor açlıkta tokluk hayal etmek
Günler bilirim az çok, çokluk yokluk hep imtihan demek
Tutmuşum şu koca dünyayı, sığdırmışım da şarkılara
Kapatmışım yorgun kalbi, yorulmak nedir anlamayanlara
Bezmişim cahil adetinden, sığınmışım kuytulara
Ve de kalmışım hep dünle bugün, hayal ve gerçekler arasında
Ben çok zor bilirim, zor çok, zoru görüp de katlanabilmek
Çok tükendin, çok yok, çoklukta yoklukla can vermek
Tok değildin, tok, zor açlıkta tokluk hayal etmek
Günler bilirim az çok, çokluk yokluk hep imtihan demek
Ben, geçmiş dönemlerimde yani örtü öncesi dönemlerimde Joan Baez den dinleyerek sevmiştim bu şarkıyı... Bu yıl ekim ayında Nobel Edebiyat ödülü aldırmış şarkının- şiirin asıl sahibi Bob Dylan 'a meğer.
Sözler o kadar bugünü yansıtıyor ki bu güne damgasını vursun istedim...
Hakikaten bişeylere cevap arayan herkes esen "popüler rüzgarların" yönüne bakmalı diye düşünüyorum kimden kimlere... nereden nereye nerelere esiyor diye,cevap orada çünki....
Vatan yasta... kimin samimi olduğu, kimin gerçek üzüntü ve kederine, kimin başkasını yeterince vatansever olmamakla üzerinden suçladığı Şehidine/Şehitlerine vefalı olduğu bu gece belli olacak... 31 aralık hep bir mihenk hep bir turnusol gibidir çünki..
Bekliyorum bakalım, hep beraber göreceğiz..
“Blowing in the Wind”...(Cevabı Esen Rüzgarda)
Daha kaç köyden sürülsün insan, adam oluncaya dek?
Daha kaç deniz dolaşsın martı, bulsam diye bir tünek?
Daha kaç gülle atılsın, savaş tamamen kalkıncaya dek?
Cevabı dostum, rüzgarda bunun. Cevabı esen rüzgarda...
Daha kaç yıl kök salsın ağaç, bahar açıncaya dek?
Daha kaç yıl kök söksün bu halk, yerini bulsun diye hak?
Daha kaç aydın ışığı görüp, görmezlikten gelecek?
Cevabı dostum, rüzgarda bunun. Cevabı esen rüzgarda..
Daha kaç can canından geçecek, cana yetinceye dek?
Daha kaç el boş açılsın göğe, göğermedikçe yürek?
Daha kaç tel kopsun sazlardan, bu ses duyuluncaya dek?
Cevabı dostum, rüzgarda bunun. Cevabı esen rüzgarda...”
Herkesin kendi cevaplarını bulması dileklerimle...