Yeniden Doğuş

  • 》》 Biraz mavi , biraz telaş , biraz bahar , biraz sessizlik ,biraz deniz kokusu, biraz huzur , bir parça turuncu ♧ Hoşgeldin Yaz ♧

ervah

Başyücelik
 
Üyelik Tarihi
14 Eyl 2010
Mesajlar
515
Aldığı Beğeniler
3
Takım
Fenerbahçe
SENİ SEVİYORUM

Okulun koridorlarında yürürken başını yerden kaldırmamanı seviyorum. Ürkek adımlarla dolaşmanı her an başına bir kötülük gelecekmişçesine tedirginlikle yürüyüşlerini. Öğrenci eylemleri başladığında gözlerine biriken korkuyu. İki kızın dışında arkadaş edinememeni seviyorum.

Ablalarına olan saflık derecesindeki bağlılığını seviyorum. Kendi ayaklarının üzerinde kaldığında düşme korkunu. Erkeğinin sana sahip çıkması gerekliliğine ilişkin düşüncelerini. Derslerin bittiğinde kantine takılmayışını. Annenle babana hayatın boyunca yalan söylemeye cesaret edemeyişini ya da aklına bile gelmemesini seviyorum.

Seni seviyorum!

Çantanda gezdirdiğin İslamî kitapların üzerini gazete kağıdıyla kaplamanı. Makyaj değmemiş yüzünün çocuksuluğunu. Notlarını koyduğun dosyayı göğsüne bastırıp taşımanı. Hızlı hızlı konuşmanı. Politikadan anlamayışını. Malayani sayıp müzik dinlemeyişini seviyorum.

Yemekhanede erkeklerle yan yana yemek yememek için uzun uzun oturacak müsait masa arayışını seviyorum. Bir nakışın başında saatlerce oturabilecek olmanı misafirliğe gitmeden saatlerce önce tatlı bir heyecana kapılabilecek olmanı babanın iş dönüşünde yemeğini getirebilecek olmanı seviyorum.

Çocuğunla saatlerce bıkmadan oturup konuşabilecek olmanı seviyorum ben.

Politik ve edebi toplantıların hiçbirinden haberdar olmayışını evinin ve okulunun ve birkaç yakın tanıdığının oturduğu semtler dışında etrafı bilmemeni arkadaşınla bazen alışverişe çıktığında yanından ayrılmamaya özen göstermeni ani bir gürültüde kuş gibi irkilmeni seviyorum.

Memleketteki anneanneni telefonla aradığında yüzünde beliren sahici gülümsemeyi sevinci heyecanı seviyorum ve akrabalarına olan düşkünlüğünü.

Defterlerini özenle tutmanı ve dikkatli yazmanı kırtasiye eşyalarını süslü ve renkli almanı seviyorum. Kalemini defterini kitaplarını asla getirmeyi unutmamanı derslerine devamsızlık etmemeni her söyleneni önemsemeni seviyorum.

Teknoloji ile bir türlü uyuşamayışını ağaçlara böceklere daha fazla ilgi duyuşunu seviyorum.

Erkek arkadaşlarından söz etmeye başlayan arkadaşlarının yanında utanıp konuyu değiştirmeni tavsiyelerde bulunmanı ve sonra içten içe ilgi duymanı seviyorum. Sonra da hemen yüzünün kızarmasını. Evet yüzünün çok çabuk kızarmasını seviyorum.

Sık sık başörtünü düzeltmeni.

Kimseye sözünü etmediğin hayallerini her gece yatmadan tekrar tekrar aklımdan geçirmeni seviyorum. Senden umulmadık ölçüde hayallerini genişletebilmeni annene ne düşündüğünü hissettirecek acemice sorular sormanı yaşlı kadınları usanmadan dinleyebilmeni seviyorum.

Açıkçası seni sadece okulda gördüm ve hakkında hiçbir şey bilmiyorum. Tüm bunların olabileceği hissini uyandırdığın için seni seviyorum. Böyle birini sevmeye ihtiyacım olduğu için seni seviyorum. Böyle birini sevmeye ihtiyacım olduğu için seni seviyorum.

Tarık Tufan
 

ervah

Başyücelik
 
Üyelik Tarihi
14 Eyl 2010
Mesajlar
515
Aldığı Beğeniler
3
Takım
Fenerbahçe
Şimdi böyle bir tedirginlik duygusu tasiyorum kendi içimde. Kimseden emin olamiyorum sirf bu yüzden. Dahasi gök gürültüleri duyuldugunda orada olabilecegimden bile kuskuluyum.

Bu lanet olasi kuskular tek tek tüketiyor hepimizi.


Yagmur yagiyor...
Gök gürlüyor...


Birazdan yildirimlar düsecek kentin sokaklarina...​
 

ervah

Başyücelik
 
Üyelik Tarihi
14 Eyl 2010
Mesajlar
515
Aldığı Beğeniler
3
Takım
Fenerbahçe
" Yalnız Hüznü Vardır, Kalbi Olanın "

Sorun şu ki Tanrım, gömleğim önden yırtıldı. Gömleğim önden yırtıldı ve artık hiç kimseye masumiyetimi ispat edemiyorum. Bu bir kaza sadece ve sonucu değiştirmiyor. Kuyuda saklanıyorum uzun yıllardır. Gelip geçen kervanlardan saklıyorum kendimi. Esir olmak korkusu, pazarlarda satılmak korkusu yapışıyor boğazıma. Kendi karanlığımda boğulmayı seçiyorum. Dışarı çıktığımda gökyüzünü ciğerlerime çekip, çocukları havasız bırakmak endişesi var üzerimde. Böylesi garip ve bir o kadar saçma endişeler taşıyorum. Oysa ne Meryem’in iffetinden şüphe etmişliğim var ne de Magdalena’ya bir tek taş attım.
Gömleğim önden yırtıldı ve artık kimseye anlatamıyorum suçsuzluğumu.

Tanrım bu nasıl bir yorgunluktur?
Uhud az önce sona ermiş gibi nefes nefese yürüyorum. Sözlerin nasıl da yoruyor bedenimi.
Sarsılıyorum, titriyorum, ateş vücudumu sarıyor.
Gözleri çalınmış savaşçılar dolduruyor uykularımı. Kadınların çığlıklarıyla uyanıyorum gece yarıları. Yatağımdan ölü çocukların şarkılarını topluyorum sabahlara kadar. Şeytanın kirli tırnaklarından besleniyor kentliler.

Işık, biraz ışık lütfen!
Mabedlerin karanlığında günaha el açıyoruz.

Biraz inşirah lütfen!
İstatistik tablolarında ölümler düşüyor payımıza. Gazete manşetlerinde tüketiyoruz hayatı. Hayata gözlerimi kapıyorum. Hayata kalbimi kapıyorum. Hayata ruhumu kapıyorum. Sesler ve ışık yok artık. Aşk ve merhamet yok.

Böylesi yoksuluz işte Tanrım!
Kentin büyük ve gösterişli binalarına sıkışmış ruhlarımız.
Bir gün uzaklarda düşeceğim. Kimselerin tanımadığı yerlerde düşeceğim ve öylece kalakalacağım. Bedenimden yayılan kokular rahatsız edecek iyi giyimli insanları. Korkarım bir gün uzaklarda düşeceğim. İşte böylesi korkular düşüyor birden üzerime ve ben ne yapacağımı şaşırıyorum. Kiminle konuşacağımı ve nereden başlayacağımı sözlerime. Kelimelerin, dişlerimin arasında sıkışacağından ve hep yarım kalacağından cümlelerin. Başlayıp da yarım kalmış aşklarım gibi. Tam söyleyecekken dilimin tutulduğu aşk itirafları gibi. İtiraf edilmemiş aşkların mezarlığına dönüyor kalbim. Ya yağmur bastırıyor o sırada ya da bir yaprağın dansına takılıyor gözlerim. Sık sık uzaklara dalıyorum.

Sanırım ben uzaklarda düşeceğim.
Otobanda ölmüş kediler tırmalıyor zihnimi.
Ben en çok ateş böceklerine kanıyorum.

Sorun şu ki Tanrım; gömleğim bir kavgada önden yırtıldı ve ben kimselere anlatamıyorum. Kimseler inanmıyor gözlerimdeki yaraların gerçek olduğuna. Oysa ne Meryem’in iffetinden şüphe ettim ne de Magdalena’ya bir tek taş attım.
Kalbime sıkışmış bir hayvan içimden kemiriyor bedenimi. Sık sık uyanmam bundan gece yarıları. Çalan her telefondan ürküyorum. Yastığımla başımı kapatıp kurtulmaya çalışıyorum. Söyleyebileceğim hiçbir şey yok. Artık buradan gitmelerini ve başka kâbuslara düşmelerini diliyorum.
Bu gecenin hiç bitmeyeceğinden korkuyorum. Yaşlı kadınların hayatlarını çalıyor kargalar. Her sabah evlerin önünde siper tutuyorlar. İşte böylesi endişeler çınlıyor kulaklarımda. Böylesi gereksiz, böylesi saçma.

Tanrım biliyorum senden çok şey istiyorum.
Ve biliyorsun ki artık bir başkası yok.
Ve biliyorsun ki kalbim yarılacak.
Biliyorsun ki geceler uzamaya başladı.
Biliyorsun ki,
“Yalnız hüznü vardır, kalbi olanın.”

Tarık Tufan “Kraliçenin Pireleri”
 

Katre-i Matem

Men câle nâle.
 
Üyelik Tarihi
2 Eki 2009
Mesajlar
4,267
Aldığı Beğeniler
49
Konum
İstanbul
Takım
Fenerbahçe
Ah deli kız!...

Direnişin böylesine hangi yürek dayanır ki?

Hangi acı böylesine sızlatır burun direklerini.

Ağlayacağım...

Ağlamayacağım...

Kullanılmamış bir gençlik bıraktın geride. Kullanılmamış hevesler kaldı ardından. Kirpiklerinden düşen kelebekler kaldı ıssız sokaklarda. Şimdi ihanet fiyakalı dolaşıyor. Şimdi alçak rüzgarlar doluyor apartman kapılarına.

Bir nefes eksildi direnişin soluklarından. Bir kalp eksik atıyoruz. Çabuk yorulacağız artık. Sık sık çöküp bir yerlere içleneceğiz. Şimdi kim açacak mektupları? Hangi yorgun gözler dolaşacak sayfaların arasında? Son satırlar ölüm kokuyor. Gözlerin kızarmış. Yoksa ağlıyor musun?

Ah deli kız!...

İlle de umut ille de yarınlar ille de inat...

Şimdi nereden çıktı bu veda?

Daha uzun kalacağını bekliyorduk. Hangi kavgaya geç kaldın? Kime söz verdin önceden?

Duanın tam ortasındaydık. Şimdi göğsümüzün genişlemesini isteyeceğiz.

Şimdi dilimizin çözülmesini isteyeceğiz.

Şimdi belimizi büken yükün kalkmasını isteyeceğiz.

Şimdi şerefimizin ve onurumuzun yükseltilmesini isteyeceğiz.

Şimdi...

Ağlayacağım...

Ağlamayacağım...

Tanrım lütfen bizi koru.

Azalıyoruz.

Kirli bir işleyişin kıyısından yuvarlanıyoruz bir bir...

Hayatın kenarından düşüyoruz.

Beceriksiz yürüyoruz yalpalıyoruz.

Hiçbir .... kurguya sığmıyor bedenimiz.

Ah deli kız!..

Sen ne dersen de.

Ben yine de ağlayacağım



Tarık Tufan

 

Katre-i Matem

Men câle nâle.
 
Üyelik Tarihi
2 Eki 2009
Mesajlar
4,267
Aldığı Beğeniler
49
Konum
İstanbul
Takım
Fenerbahçe
Her insanın ömrü boyunca ezberinde tutacağı bir yağmur olmalı.
Ansızın ve keskin bir gök gürültüsü sonra şehre düşen bir yağmur ezberinde tutmalı insan.
Damla damla ezberlemeli kendi yağmurunu
Elifbayı ezberler gibi, bir kısa sureyi ezberler gibi
Bir şiir ezberler gibi ezberlemeli yağmuru
Hiç değilse bir şarkı nakaratı kadar kalmalı yağmur
Annenin yüzü kadar, sevdiğinin elleri kadar tutmalı yağmuru
Gece olduğunda, uykuyu bulabilmek için aramadık yer bırakmayıp
Artık vazgeçtiğinde insan; o yağmuru mırıldanmalı kendine
İnsan bir yağmuru tutabilmeli


Tarık Tufan


 

(MaveRa)

Mavera
 
Üyelik Tarihi
27 Şub 2010
Mesajlar
2,351
Aldığı Beğeniler
4,060
Konum
-/-
'..ve Allah yeniden başlayanların yardımcısıdır.'





Tarık Tufan
 

Katre-i Matem

Men câle nâle.
 
Üyelik Tarihi
2 Eki 2009
Mesajlar
4,267
Aldığı Beğeniler
49
Konum
İstanbul
Takım
Fenerbahçe
"Hüzün ve acı bir annenin bakışlarına kadar indiyse onun kat kat fazlasını yaşıyor demektir. Çünkü bir annenin çocuklarına bakarken gizleyebileceği hüznün boyutu çok geniştir."
Tarık Tufan
 

Katre-i Matem

Men câle nâle.
 
Üyelik Tarihi
2 Eki 2009
Mesajlar
4,267
Aldığı Beğeniler
49
Konum
İstanbul
Takım
Fenerbahçe
..
"Modern hayat; otomatik, mekanik, tekdüze, tek sesli, naylon, kokusuz, steril, tek frekanslı aşkları dayatıyor hepimize. Oysa aşk, masa üstündeki kurmalı saattir. Gözlerine bakmayı, ellerine dokunmayı gerektirir."

(Bir Adam Girdi Şehre Koşarak)
Tarık Tufan
 

Katre-i Matem

Men câle nâle.
 
Üyelik Tarihi
2 Eki 2009
Mesajlar
4,267
Aldığı Beğeniler
49
Konum
İstanbul
Takım
Fenerbahçe
biz umudu ceketimizin en fiyakalı yerinde taşırız"

| Tarık Tufan
 

Katre-i Matem

Men câle nâle.
 
Üyelik Tarihi
2 Eki 2009
Mesajlar
4,267
Aldığı Beğeniler
49
Konum
İstanbul
Takım
Fenerbahçe
İnsanlara bir şeyler anlatmaya çalışmak, buharlı bir cama yazı yazmaya benziyor.
Özenle yazıyorsun.
Apaçık belli oluyor yazdıkların.
Sonra silinip gidiyor.

Tarık TUFAN
 
Üst Alt